Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hıncal Uluç "Tartışmaya nokta koyalım" demişti. Ama devam ediyor. Perşembe günü şunları yazdı:
"...Sevgili Melih kardeşim.. Korktuğun oldu.
Memleket kışlaya döndü. Anayasamız gereği, aynı zamanda 'Başkomutan' olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gün ve çok haklı olarak yeni kısıtlamalar, yeni önlemler açıklıyor...
Senin deyişinle 'Kışlaya dönen' bu vatanda sen ne yapacaksın?.
Kararın ne olacak?.
Gitsen, seni alacak ülke, götürecek taşıt bulacak mısın, aşısız olarak?."
O da bir şey mi Hıncal Abi...

Teksas'a falan gitmek istesem uçak bileti de bulamayacağım...
Baksana, Pegasus, uçaklarına bindireceği yolcuların içinden sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanları koronadan sorumlu tutacağını açıklayarak fitili ateşledi.
Evet işim zor. Her şey aleyhime görünüyor...
Ama PCR testi istenmeyen aşılıların da hastalığı aşısızlar gibi yayabildiğini ve yoğun bakımdaki hastaların yarısının aşılılar olduğunu düşününce Sağlık Bakanı'yla uygun adım nizami yürüyüşe geçemiyorum.
Memleketimden hiçbir yere gitmeye de niyetim yok tabii.
Ben o bildiğin taifeden değilim.
Bu arada kahve davetini yinelemişsin. "Asistanım Yasemin'den randevu al" diyorsun. Tamam, en kısa zamanda asistanım Ayşe'ye yazılı talimatla ileteceğim. Bir görüşme planı hazırlamak için temaslara başlasınlar. Birkaç ay sürer herhalde.
Ancak istikşafi görüşmeler sürerken kardeşin olarak senden bir ricam olacak...
Zıt görüşlerin aynı gün Sabah'ta yer bulması da bir çelişki değil, olsa olsa gazetemizin farklılığının, fikir özgürlüğünü lafta bırakmadığının kanıtıdır. Burası Sözcü değil...
Eğer bu konuda yazmaya devam edeceksen lütfen başkalarına değil, kahvede konuşacağın meslektaşına anlat.
Çünkü her yazında vurguladığın, "Yetkililer böyle söylerken sen Sabah'ta nasıl aksini söylersin" mesajların, sorularıma cevap vermediği gibi bence kimseyi de etkilemiyor.
Kaldı ki, merak etme, o işi yapan sürüyle...
Habertürk'ün küfürbazı bile "Üstelik Sabah'ta yazıyor" diye gün aşırı beni, 28 Şubat'tan beri saldırdığı ilgili mercilere şikâyet ediyor.

***


ZEKİ MÜREN SİZİ GÖRECEK OLSA...
Bir bankanın reklamında Çağlar Çorumlu'nun Zeki Müren karakterini canlandırmasına takmışlar.
En başta Zeki Müren'in anısına karşı saygısızlıkmış. Reklam derhal geri çekilmeliymiş. Her şey para değilmiş. Çorumlu da özür dilemeliymiş...
Reklamı izledim.
Tek söyleyebileceğim...

Söylenenlere Allah akıl fikir versin.
Çorumlu'yu da, reklamı hazırlayan ekibi de tebrik ederim.
Bu yasakçı kafaya, üretmedikleri yetmiyormuş gibi yaratanlara kulp takarak yolunu bulan bu toplumsal tortuya, "vicdan kuaförlerine" aldırmasınlar.
Gülen, eğlenen insanların neşesinden mutsuz olanlara en büyük ceza zaten kendileri.

***


ORAL ABİ UYUMASIN DA NE YAPSIN?
NTV'deki bir yayında evinden Skype bağlantısı yapan Sevgili Oral Çalışlar'ın uyuyakalmasını dillerine dolaşmışlar.
Ne yalan söyleyeyim... Yayının, Oral Abi'nin dalıverdiği bölümünü izlerken dahi benim de göz kapaklarım ağırlaştı.
Haber kanallarının prime time'ını işgal eden konuşan kafaları izlerken size de olmuyor mu?

Bu gece bir deneyin...
Işığı kısın. TV'deki haber programlarından birinin sesini ninni kararında açın. Uzanın kanepeye... 10 dakikalık sorulara verilen 20 dakikalık cevapları, klişeleri tekrarlamaktan ibaret atışmaları, içe doğru esneyen adamları, kadınları seyrederken bir de bakmışsınız ki mışıl mışıl uyuyorsunuz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA