Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Mesleki vesayet!

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Can Paker'in kulakları çınlasın, benim için demokrasinin cevabı, kurumların mı yoksa bireylerin egemenliğinden mi yanasın sorusunda saklı.
Ben bireyden yanayım.
C şıkkını seçip "Toplumdan yanayım" diyenlerin de kaçak dövüştüklerini düşünüyorum.
Zira örgütlendikleri alanlarda, bireyden yana olmadıklarını gizlemek için sığındıkları "kolektif irade" mitinde de kurumların egemenliğinde olduğu gibi, birey ve tercihleri "tali mesele".
İktidara karşı, üye bireylerinin oluşturduğu zümrenin (hadi sınıf diye genişletelim) haklarını kollama hedefiyle yola çıkan "sivil toplum kuruluşlarının" da günün sonunda iktidarların hegemonyasını aratır hale geldiklerini görüyoruz.
Çünkü tıpkı STK görünümlü devlete bağlı ideolojik aygıtlar gibi, onlar da kendi ideolojilerini, kadrolarını, hiyerarşisini tekrar tekrar üretiyorlar.
Gündemdeki Türk Tabipleri Birliği gibi...

***


Bugün başlamış gibi konuşuluyor ama aslında pandemi sürecinin başından beri hekimlik üzerinden devam eden tartışmaya bir de bu yönden bakmanızı tavsiye ederim.
Pandemide "sağlık ordusu" vs. türünden ajitatif bir kalıba koyulan hekimlerin ve örgütlerinin dilinde "sivillikten" eser kalmadı.
İki gündür grevde olan "beyaz önlüklü sağlık ordumuzun" eylemini eleştirenleri savuşturmak için kullandıkları argümanlar ortada...
Gerçi pandemide adıyla sanıyla hekimlerin "Aşı karşıtı mısın, elimize düşme yanarsın" tehditleriyle muhatap olmuş insanlarız, şaşırmıyoruz ya... Grev sırasında hastanelerden geri çevrilen vatandaşların itirazları bile sanki siyasi bir tartışmaymış gibi "doktor düşmanlığı" diye yaftalanıyor.
İşe bak...



Sen grev yapıp şalteri indirerek hayatı sekteye uğratmak hakkını kullanacaksın... Ama anayasal ve insani hakkını kullanması aksayan bireyler de itiraz edince "Tehlikenin farkında mısınız" diye feveran edeceksin.
Ayrıca hastayla doktorun "çıkar çatışması" sınıfsal falan değil ki...
Bu ilişkide örgütlü, avantajlı olan da hekimler, hastalar değil. Önce onlar gözetilmeli.
Hizmet alan vatandaş, birey, daha fazla ücret ve özlük hakkı için greve giden, hizmet veren hekim diye haklarından seve seve feragat etmek zorunda mı?
Her şeyden önce, "diğerlerinin" (the others) doktor olamadıkları için kendilerine başka meslek seçtiklerini düşünecek kadar özgüven sahibi kimi hekimlerimize, pop yazarları gibi "Doktor düşmanlığı da nedir anlamıyorum abi" sığlığını tercih etmek yakışıyor mu?

***


Nerede üniversite sınavına endekslediğiniz ve lafa başlarken hatırlattığınız zekânız?
Görmüyor musunuz geçti o günler... Yıllardır darbe dönemlerinde askerden, OHAL'de polislerden çok çeken bireylerin, yeni mesleki vesayet denemelerine karınları tok.
Hayır, yazımı "Mesleğiyle meşgul doktorlarımızı tenzih ederim" falan diye bitirmeyeceğim. Zaten bu eleştirilerimin çoğunu yıllardır kendilerinden dinliyorum.
Tanıdık tanımadık, hepsine saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA