Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Allah korudu!

Gezi Parkı üzerinden kurgulanan iç ve dış muhalefetin oyunu, 1 Haziran 2013'te bozuldu. Parktaki gençlere polisin orantısız güç kullanarak, şafak vakti düzenlediği operasyondan sonra, bir yerden düğmeye basılmışçasına, insanlar Taksim Meydanı'na akın etti. Tam bu sırada CHP, Kadıköy Mitingi'ni iptal ederek, Beşiktaş üzerinden Taksim'i adres gösterdi. İşte o anda kritik karar aşamalarından geçildi. "Taksim açılsın mı, açılmasın mı?"
"Açılmasın" diyenler, "Hükümet zafiyeti yaratılır" derken, "Açılsın" görüşünde ısrar edenler, "Alanda provokatif bir olay yaşanabilir. İşte o zaman ülkenin dört bir yanındaki meydanlar birer Taksim'e dönüşebilir" uyarısında bulundu.
Tarihi, siyasi ve insani açıdan tercihte bulunulması gerekiyordu. Üstelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Taksim'deki dalgayı lehine çevirmesi, hatta önderi konuma gelmesi de ihtimal dahilindeydi. Sonunda, "sağduyu" ağır bastı. Taksim, o gece kitlelere açıldı. Gezi Parkı'ndaki barikat kaldırıldı. Bu sayede, alandaki yüksek tansiyon düşürüldü. Aktivistler, marjinal gruplar ve iktidar karşıtları ortak alanda buluştu. Oldukça hassas neticeler verebilecek çok yönlü gerilim odaklarının bir noktada kontrol altına alınması hedeflendi. Ardından, Park'taki gençlerin profili çıkarıldı. Sosyopsikolojik reçete üretilmesine fırsat yaratıldı. Arkasındaki sermaye bağlantısı ile küresel ilişkiler deşifre edildi.

***

Taksim Gezi Parkı, siyasi tarihimize özellikli bir örnek olarak geçti. Ülke tam anlamıyla "stres testine" tabi tutuldu. Toplumsal ve politik fay hatlarındaki hareketlenme gözlendi. Kırılma yaşanabilecek zayıflıklar belirlendi. Kuşkusuz, ustalık döneminin ikinci yılındaki hükümet de aşırı özgüvenli tutumun risklerini yaşadı ve demokratik safları sıklaştırma gereğini gördü.
***

Allah'tan, Türkiye "Çözüm Süreci'ne" girmişti. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, siyasi faturasını göze alarak başlattığı o "barış süreci" olmasaydı, Doğu ve Güneydoğu'da Kürt kalkışması için bir kıvılcım yetecekti. Hatta Alevi-Sünni ayrışması için uygun ortam da yaratılmak istendi.
***

Tayyip Erdoğan'ı hedef tahtasına oturtan, iktidarın uygulamalarından memnuniyetsizlikle şekillendirilen, masum gençlerle koruma altına alınan, iki yüzlü işadamlarınca finanse edilen, yabancı medya ile desteklenen bu karmaşık tabloya Kürt-Alevi eksenli yerel çıkışlar da eklenseydi, senaryo tamamlanmış olacaktı.
***

Başbakan Erdoğan ve ekibinin Gezi Parkı hadisesine tam anlamıyla teşhis koyması ve çare geliştirmesi belki zaman aldı. Ama bedeline rağmen yine de hayırlısı oldu. Başbakan'ın bugün ve yarın düzenleyeceği mitingler hem "güven tazelemesi" niteliği kazanacak ve daha çok dışarıya mesaj olacak hem de AK Parti tabanında biriken tepkinin meşru yollarla dışa vurumu sağlanarak muhtemel çatışmaların önüne geçilecek.
Gezi Parkı deneyimi gösterdi ki bu memlekette meselesini demokratik yöntemlerle halledemeyen hastalıklı zihniyet mensupları genç bir annenin başörtüsüne el uzatacak kadar gözü dönmüş hale gelebiliyor. Yine aynı şekilde bu ülkenin güvenlik unsurları da görev sınırlarını aşarak öteki diye gördüğü kesimlerin üzerine acımasızca gidebiliyor.
Yani; demokratik kültür, birlikte yaşama ve hoşgörü adına daha çok mesafe kat edilmesi gerekiyor.
Ve son husus. Türkiye'nin imajının düzelmesi için "Yeni Anayasa'dan" başka bir enstrüman da bulunmuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA