Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ankara Altındağ'da yaşanan, Türk- Suriyeli çatışması şeklinde farklı illere yayılması tetiklenen hassas olay bizleri çok boyutlu düşünmeye zorluyor. CHP'nin izlediği sığınmacı karşıtı politikanın, sosyoekonomik faktörlerle de bezenen şekli başlı başına bir mesele. Bu noktada, iktidar karşıtlığından beslenen siyasi veya diğer nitelikli kurumları kimlerin manipüle ettiğini de bilmek durumundayız.
Her şeyden önce...
Üzerinde durulması gereken öncelikli konu, Suriyeli sığınmacılarla hangi yollarla temas kurulduğu ve maddi ilişki biçimi kullanılarak ne tür faaliyetler yürütüldüğü olmalı. Hatırlanacağı üzere Suriyelileri Türkiye içinde tutmaya dönük AB yaklaşımı, 6 milyar Euro'luk finansman paketiyle de ilişkilendirildi. Ama durun bir dakika! Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesinde yer alması asla söz konusu olmayan bu kaynak transferinin, Türkiye'deki resmi kurumlar aracılığıyla sığınmacılara ulaştırılmasına da engel konuldu. İşte bu kritik ayrıntı, Suriyelilere yardım adı altında hangi örgütlerin iş başında olduğunu öğrenmemizi gerektiriyor. Yani... Suriyelilere yardım çalışması yürüten, yabancılar eliyle kurulan ama Türkçe isim taşıyan dernekleri... Yabancı finansmanıyla sığınmacılara dönük proje üstlenen aktörleri mercek altına almalıyız.
Bu dernekler şeffaf olmalı... Yardım gönüllüsü, proje yöneticisi olarak görünen kişilerin özgeçmişleri bilinmeli.
Özetle...
İnsani gerekçeleri öne alarak Suriyelilerle ilişki kuran fakat eş zamanlı olarak bir başka ajanda takip ettiği izlenimi veren kişi ve kurumların tespiti ile amacı dışında faaliyet gösterenlerin ayıklanması artık zaruret.
Aynı şekilde...
AB, Dünya Bankası, BM veya diplomatik misyon üzerinden fonlanan bütün projelerin uygulandığı merkezler, projelerin Türkiye'nin çıkar ve öncelikleri ile örtüşme biçimi ile proje yürütücüsü yabancıların da resmi bir merkezde kayıtlarının tutulması, hesap ve işlemlerinin denetimi de bir ihtiyaç.
Hatta...
TBMM'nin, yabancı sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütlerin Türkiye'deki faaliyetleriyle ilgili bir "çerçeve yasa" çıkarmasında da büyük fayda var.

***

AK PARTİ... ERDEMLİLER... VE ARAYA KARIŞANLAR...

Bugün AK Parti'nin 20. yılı. AK Parti'nin özü, "Erdemliler Hareketi'dir!" Geçen yirmi yılda her neviden darbe girişimine, sokak olaylarından terör saldırılarına, stratejik kuşatmalardan ekonomik operasyonlara kadar onlarca badirenin atlatılması, AK Parti'nin siyasi genetik kodları sayesinde oldu. Yani... Milletle bütünleşen, devletleşmeden devleti millet için yöneten, kibirden uzak, harbi ve hasbi duruş, yerli ve milli politikalar, vesayetle mücadele, demokratik siyasetin yeniden inşası...
Evet...
Çoğu bireysel hırs ve hesaplarla AK Parti'nin ana gövdesinden kopan dallar da oldu. Zaman neyi gösterir bilinmez!
İlaveten...
Halen yangından sele, depremden salgına kadar her biri sarsıcı, her biri yüksek direnç gerektiren felaketlerle boğuşan bir Türkiye var. Ülkenin dört bir yanını saran "acılı hat", devlet-millet dayanışmasının önemini bir kez daha göstermekte...
Ancak gelinen noktada...
AK Parti'li olan, AK Parti ile görüntü veren, AK Parti'den nasiplenenlerin farkını fark etmek durumundayız. Bilhassa doğal afetlere müdahale anlarında gördük ki samimiyetle, Allah rızası, millet duası için çalışanların yanında, sırf "Cumhurbaşkanı bizi bir şekilde görsün" kabilinden sosyal medyaya oynayanların sayısı azımsanmayacak düzeyde.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı ben, "Organik, yani doğal siyasetçi" olarak görüyorum. Erdoğan'a ve AK Parti'ye sirayet eden yapay unsurların budanması bu hareketin sürdürülebilirliği için ön şart!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA