Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ermenistan'ın 'a saldırması bir kez daha Rusya-Türkiye ilişkilerinin önemini gözler önüne serdi. Bu süreçte Rusya'nın arka planda ne planladığı soru işareti yaratsa da küresel dünyanın gidişatı bu iki ülkeyi birçok alanda yan yana getirdi.
Zaten Rusya'nın Suriye üzerinden Akdeniz'e inişiyle bu süreç hızlanmış ve daha önemli hale gelmişti. Arkasından Astana ve Soçi süreçleri geldi. Kısaca birçok ortak noktada bu iki ülkenin çıkarları buluştu. Bunu hızlandıran unsurlardan biri de her iki ülkeyi de, ABD'nin sıkıştırmasıydı.
Dahası ABD bununla da yetinmemiş Rusya-Türkiye ilişkilerini koparmak için terör örgütünü bile devreye sokmuştu.
2015 yılında Rus uçağının düşürülmesi, Büyükelçi Karlov suikastı bunun en açık örnekleri.
Ancak Türkiye ve Rusya buna izin vermedi ve kurulan tuzakları bertaraf ederek ilişkileri sürdürdü.
Bunda tabii bir üyesi olan Türkiye'nin çok yönlü dış politika izlemesinin katkısı çok büyüktü.
ABD'nin itirazlarına rağmen Türkiye, S-400'leri aldı, anlaşmasını imzaladı ve Mavi Akım devreye girdi.
Artık iki ülke arasında güçlü siyasi, askeri ve ekonomik ilişkiler vardı ve gelişiyordu.

"Liderler diplomasisi"nden lobiciliğe
Bütün bu ilişkiler biraz da Rusya'nın yakın tarihi ve siyasi durumu nedeniyle daha çok "liderler diplomasisi" üzerinden yürüdü. Ama artık bu dönemin sonu geldi. Artık Rusya'da da Batı başkentlerinde görülen "lobi" faaliyetleri çok daha öne çıktı. Lider merkezli de olsa artık Kremlin çevresinde de Batı destekli, Yahudi ve Ermeni lobileri, hatta terör örgütü bile görüldü.
İşin siyasi boyutu böyle ama ekonomik boyutu çok daha farklı.
ABD ve AB ülkeleri, Rusya'yla her türlü soruna rağmen, Rusya'nın ekonomik doğal kaynaklarından, savunma sanayiindeki köklü tecrübesinden, astronomi ve uzay bilimlerindeki başarılarından faydalanmanın yolunu bulmak için inanılmaz bir lobi yürüttü, yürütüyor.
Peki, Türkiye'nin Kremlin üzerinde etkili olacak bir lobi gücü var mı?


100 milyar dolarlık ticaret
Kısa bir hatırlatma yapalım. Perestroyka sonrası Rusya'ya giden ve çok farklı alanlarda iş yapan Türk firmaları, iş adamları oldu ama lobicilik yapacak kadar etkili oldukları söylenemez. Ticaret hacmi de inanılmaz düşük. 140 milyonluk Rusya'yla ticaret hacmimiz 20-25 milyar dolar civarında. Bu da büyük oranda Rusya'dan ithalat ağırlıklı.
Peki, bu değişemez mi?
Genç bir işadamı şu tespiti yapıyor: "Teknolojiden doğal kaynaklara Rusya'da iş yapmayı en çok hak eden, Rusya'nın en yakın komşusu ve Rusya nüfusunda çok sayıda akraba toplulukları bulunan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye, Rusya ile tam mutabakat ve dürüst ortaklık amacıyla kelimenin tam anlamıyla Kremlin'de şube açmalıdır. Çünkü Kremlin, Türkiye aleyhine yapılan propagandalarla manipüle edilmektedir."
Bunun için Türkiye'deki iş adamlarının, sivil toplum örgütlerinin elini çabuk tutup harekete geçmesi gerektiğini söyleyen genç iş adamı sözlerini şöyle noktalıyor:
"Türk dizisini, Türk baklavasını, Türk kahvesini Rus'un masasından kaldırmamak vatan borcudur. Türkiye kapıdan çıkıp bacadan girerek, İsrail'in vaat ettiği pembe panjurlu evi, Türk müteahhit hızıyla Kremlin'in bahçesine dikmelidir."
Çünkü bu iki ülke, savunma sanayiinden uzay çalışmalarına, turizmden şehirlerin yenilenmesine birçok alanda büyük ortaklıklar yapabilir. Belki de işe, Başkan Erdoğan'la Putin'in koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hedefiyle başlanabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA