Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FİLİZ TUTKU AYDIN BEZİKOĞLU

Kırım’ın İşgalinin Onuncu Yılında Ukrayna Savaşı’nda Son Durum

Kırım'ın işgalinin ardından on yıl ve Ukrayna'nın işgalinin ardından iki yıl geçtiğini idrak ettiğimiz Şubat'ın bu kasvetli günlerinde bir durum tespiti yaparken, bir taraftan da içinde bulunduğumuz durumun sebeplerini aradan geçen senelerin ışığında tekrar bir değerlendirmek niyetindeyiz.

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı Kırım'ın işgalinin aslında daha büyük bir işgalin başlangıcı ve habercisi olduğunu, o zaman bu duruma yeterli tepki göstermeyen tüm dünya devletlerine gösterdi. Nitekim Kırım'ın yasadışı ilhakı önce Donbas'ın bir kısmının hibrit taktiklerle ele geçirilmesine ve en sonunda tüm Ukrayna topraklarına saldırılmasıyla sonuç veren olaylar zincirini başlattı.

Kırım'ın işgali pek çok yönden Rusya için bir şablon oldu. Hibrit savaş taktikleriyle ele geçirilen veya de facto Rus hakimiyetine geçen Ukrayna'nın güney ve doğu bölgelerinde sahte referandumlar düzenlenip baskı ve korkutma rejimleri tesis edildi. Büyük çapta tutuklamalar ve insan hakları ihlalleri uygulandı. Çok sayıda insanın toprakları terk etmesi sağlandı ve buralara büyük sayıda Rus askerleri ve sivil bürokratları yerleştirilerek askeri yönetim kuruldu. Rus para birimine geçildi ve devlet kurumları Kırım örneğindeki gibi Ruslaştırıldı. Rus yönetimine geçen Ukrayna topraklarından binlerce kadar çocuk öksüz ve yetim olmadığı halde Rusya topraklarına götürüldü ve Rus ailelere evlatlık olarak verildi. Her ne kadar Devlet Başkanı Vladimir Putin, bir Amerikan gazetecisine verdiği mülakatta savaşın başındaki hedeflerin vazgeçmediğini dile getirse de Rusya'nın artık Ukrayna'da ekonomik, askeri ve siyasi nedenlerle ilerleyemediği ve bir savunma taktiği izleyerek ele geçirdiği bölgeleri korumak istediği anlaşılıyor.

Bilindiği gibi savaş tehdidinin yaklaştığı dönemde, Batılı devletler Ukrayna'nın bir nükleer güç olan Rusya'nın işgaline dayanamayacağını, en fazla bir gerilla savaşı yürüteceğini sanmışlardı. Ukrayna ise ekonomik zorluklarına ve Rusya'yla kıyaslandığında daha az nüfuslu ve kurumları oldukça yeni bir devlet olmasına rağmen varlığını korumayı başardı ve Rusya'nın topyekûn işgalini durdurdu. Hiçbir şüpheye yer yok ki bu başarısının en önemli sebebi halkının kuvvetli bir milli kimliğe ve vatan sevgisine sahip olmasıdır. Ukrayna halkının vatanları, Batı'nın demokratik sisteminin bir parçası olma hedefleri ve asırlar süren Rus sömürgecileri sırtlarında atmak için verdiği bu özgürlük mücadelesi Batı ve dünya kamuoyunda hayranlıkla karşılandı. NATO ülkelerinin askeri desteğini alan, içinde Kırım Tatarları, Çeçenler, Ahıska Türkleri gibi Müslüman askerlerin de yer aldığı Ukrayna ordusu Kyiv'in savunması dahil pek çok muharebeyi galibiyetle sonuçlandırdı. Hatta Harkiv bölgesinin tamamı ile Herson ve Dnipropetrovsk bölgesinin önemli bir kısmını geri aldı. Bütün bu başarılara rağmen Ukrayna ordusu, Rusya'ya kıyasla insan gücünün daha sınırlı olması, yeterli silah ve mühimmat üretme kapasitesinin olmaması ve bunları Batı'dan yeterli oranda temin edememesi sebebiyle Rusya'yı tamamen topraklarından atamadı.

Zaman geçtikçe Batı ülkelerinde Ukrayna'ya maddi yardımı sürdürme konusunda kamuoyu desteği azalmakta ve başka gündemler ön plana geçmekte. Batılı devletin de Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarını karşılayacak savaş ekonomisine geçmekte ve mühimmat üretmekte yetersiz kalmasının yanında, halen Rusya'nın nükleer gücü sebebiyle bazı uzun menzilli silahları Ukrayna'ya sağlamakta çekinceleri olduğu görülüyor.

Bütün bunlara rağmen Batı'nın Ukrayna'ya yardımının Rusya'nın beklentilerine aykırı olarak halen devam ettiğini göz ardı edemeyiz. Avrupalı müttefiklerin içerden bazı itirazları aşarak Ukrayna'ya 50 milyar Euro'luk maddi yardım paketlerini onayladıkları, NATO'nun askeri ve kurumsal olarak işgale karşı birliğini ve kararlılığını sürdürdüğünü ve İsveç ve Finlandiya'yı da üyeliğe alma süreciyle genişleme yolunda olduğuna şahit olduk. Temmuz'daki NATO'nun 75. Yıl törenlerinde Ukrayna'ya da NATO bünyesinde üyelik olmasa bile bir yer açılacağı anlaşılmaktadır. ABD'den gelecek 90 milyar dolarlık yardım paketi ise Amerikan Senatosu'ndan geçti ve kanun yapıcılar Temsilciler Meclisi'nden paketi geçirmek için çabalarını sürdürüyorlar. Fakat ABD'deki seçim süreci bu konuda en büyük engeli teşkil ediyor. Rusya, Ukrayna'ya saldırısıyla hem Ukrayna'nın bağımsız ve güçlü bir devlet ve millet olarak ortaya çıkmasına, hem de misyonunun kalmadığı söylenen NATO'nun yeni bir misyonla ortaya çıkıp daha da güçlenmesine sebep oldu.

Kırım'ın yasadışı ilhakıyla başlayan ve zaten dünyadaki herhangi bir ülkeye uygulanan en ağır örnek olan Rusya'ya yönelik ekonomik ve siyasi yaptırımlar, Ukrayna'nın işgaliyle doruk noktasına ulaştı. Avrupa ülkeleri Rusya'ya olan enerji bağımlılıklarını büyük oranlarda azalttılar, hatta Almanya bu sene itibariyle tamamen kurtuldu. Ne Kırım'ın ilhakı ne de işgal edilmiş toprakların ilhakı dünya devletlerinin büyük çoğunluğu tarafından tanındı. Hatta işgalden kurtarılan topraklarda ortaya çıkan, daha evvel değindiğimiz Ukraynalı çocukların Rusya'ya götürülmesi gibi, savaş suçu sayılabilecek bulgular Putin'in Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanması için arananlar listesine eklenmesine sebebiyet verdi. Rus işgalinden kurtarılan Buça, İrpin ve Hostomel'de ortaya çıkarılan toplu mezarlar ve başka ihlaller de Rus yetkililerin ilerde soykırım suçu ile yargılanma ihtimallerini ortaya çıkardı. Savaş, Rusya'nın uluslararası ilişkilerde izolasyonu giderek artırdı. Nitekim Rusya'nın Çin ve Hindistan gibi Batılı olmayan ülkeleri kendi yanına çekmekte çok büyük başarı kaydedemediği ve sadece iki aşırı otoriter devlet olan İran ve Kuzey Kore'den askeri yardım gördüğü ortadadır.

2014'den beri ne tesadüftür ki en güçlü üç rejim muhalifinin katillerinin kim olduğu bilinmeden Kızıl Meydan'da öldürüldüğü, uçak kazasına kurban gittiği, zehirlendiği ve sonrasında hapishanede öldüğü Rusya giderek otoriterleşmekte. Otoriter rejimler güçsüzleşir ve istikrarsızlaşır, çünkü insanları baskı ile bir yere kadar susturabilirsiniz. Her ne kadar Rus resmi organları açıklamasa da, Ukrayna'ya karşı savaşta Rusya'daki Müslüman ve Türki halkların isteklerine aykırı olarak büyük sayılarda orduya alındığına dair birçok tanıklık ve beyanat vardır. Ayrıca çok sayıda da protesto gerçekleşti. Kırım Tatarları ve Kuzey Kafkas halklarından birçoğu bu haksız savaşta topun ağzındaki mermi olmamak ve kardeşlerini ve dost bir milletin fertlerini öldürmek zorunda kalmamak için Türkiye'ye sığınmıştır.

Türkiye'nin kuzeyimizdeki savaşta en çok ilgilendiği konulardan biri soydaş Kırım Tatarlarının durumudur. Kırım Tatarları daha baştan itibaren Kırım'ın yasadışı ilhak ve işgaline toplu olarak en güçlü şekilde karşı çıkan grup olmuştur ve bugün de bu tutumlarını sürdürmektedirler. Bugün Kırım ve Ukrayna'dan ele geçirilen topraklarında, tıpkı Çeçenistan gibi Rusya'nın geri kalanında bile olmayan baskı ve insan hakları ihlalleri uygulanmaktadır. Buna rağmen Kırım'da ve az sayıda olsa da Herson ve Zaporojye'de bulunan soydaşımız Kırım Tatarlarının rejime mukavemet etiklerinin altını çizmeliyiz. Bu yüzden birçok Kırım Tatarı kayboldu, faili meçhul cinayetlere kurban gitti ve 250 kadarı da halen hapishanelerde birçok insan hakları ihlaline maruz kalmaktadır. Daha 2022'nin son aylarında Rusya işgalini desteklediklerini açıkça ilan etmedikleri için 30'dan fazla Kırım Tatar akademisyen işlerinden uzaklaştırıldı.

Kırım'ı ilhak ederken Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944'deki sürgün sırasında ellerinden alınan mal ve topraklarına karşılık toprak ve tazminat verileceğini, kendilerinin "rehabilite edileceğini", "Ukrayna'nın şimdiye kadar vermediği tüm hakları"nın verileceğine söz veren Rusya halen bu sözlerini yerine getirmedi. Tam tersi on yıldır Kırım Tatar sürgününü 18 Mayıs günü Kırım topraklarında anmak yasak. Kırım Tatar Milli Meclisi on yıldır yasaklanmış bir kurum ve Meclis Başkan Yardımcısı Neriman Celal de 17 yıl hapse mahkum edildi. Vatanına dönebilmek için 15 yıl Sovyet ceza kamplarında mücadele vermiş olan efsanevi lider Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun Kırım'a girmesi on yıldır yasak. Diğer pek çok Meclis vekili ise yine sürgünde. Zorla Rusya vatandaşlığı almak zorunda kalan Kırım Tatarları, bütün bunlara rağmen, elli yıl mücadele vererek geri döndükleri vatanlarında yaşamaya kararlı. Hiç bir yere gitmiyorlar ve hiç değilse kültürlerini devam ettirmek için anavatanlarında mücadele veriyorlar.

Ukrayna bu süreçte Kırım Tatarları'nın Kırım'ın yerli halkı olduğunu tanıdı ve Kırım Tatar sürgününü soykırım olarak ilan etti. Ukrayna anakarasında sürgünde olan Kırım Tatar Milli Meclisi ve Ukrayna parlamentosundaki Kırım Tatar milletvekilleri ve dostları, Kırım'ın Rusya işgalinden kurtulması sonrasında Kırım'da Kırım Tatarlarının self-determinasyonuna yer verecek yeni bir siyasi yapı kurulması konusunda hukuki bazı çerçeveler oluşturmaya çalışıyorlar. Rusya işgalinin bir başka neticesi de Ukraynalılar ve Kırım Tatarlarının oldukça yakınlaşması, Kırım Tatarlarının Ukrayna toplumuna entegrasyonunun artması ve ilginç olarak Ukrayna halkının da hem Kırım, hem de Kırım Tatarlarını ilk defa tanıyarak benimsemesi ve önyargılarından kurtulması oldu. Yeni Ukrayna tarihi yazılırken Ukrainlerin köklerinin dayandığı Kazakların etnik ve kültürel olarak Deşt-i Kıpçak'taki Türki halklardan ve Kırım Tatarlarından oldukça etkilendiklerinin altı çiziliyor.

Belki de Ukrayna'nın özgürlüğü seven ve otoriteye isyan eden etnik Kazak kökenleri, süregiden savaşa rağmen devletin temelde demokratik yapısını korumasını sağladı. Ukrayna halkının güçlü sivil toplumu ve enerjik genç nüfusu ile devleti sırtladığını, demokrasiyi savunduğunu söyleyebiliriz. Ukrayna ordusu ise Rus ordusuna göre daha yatay örgütlenmiş, esnek yapısı ve yaratıcı taktikleriyle Rusya ordusunun sanıldığı kadar güçlü olmadığını gösterdi ve NATO'yu da şaşırttı. Yine de görevden alınan Genelkurmay Başkanı/Başkomutanı Zaluzhnyi ve Devlet Başkanı Zelenskiy arasındaki tartışma, savaşın geldiği tıkanmışlık durumunu ve bu konuda yeni bir fikir, yeni bir çıkış kapısı gerektiğine delalet. Ukrayna'nın bu kadar insan feda ettikten sonra Kırım ya da herhangi bir toprağından vazgeçmesi mümkün görünmüyor. Herhangi bir toprağı Rusya'ya vermenin, Rusya'yı durdurmayacağı hem İkinci Dünya Savaşı'nda, hem 2014'de yaşanan tecrübeyle sabittir. Unutulmaması gereken Putin'in, Ukrayna'ya ve Batı'ya dayanmaktan ve savaşmaktan başka seçenek bırakmadığıdır. Hem Batılı güçler hem de Türkiye'nin unutmaması gereken, maalesef yayılmayı milli kimliğinin ve varlığının sebebi addeden bir komşuya karşı Ukrayna'nın hepimiz yerine kaleyi tuttuğudur. Bu durumda en azından insani, siyasi, askeri ve ekonomik olarak zafere kadar Ukrayna'yı desteklemeye mecburuz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA