Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ŞEBNEM BURSALI

Hepimiz Esra Albayrak’ız...

Yeni medya düzeninden söz ederken sosyal medyayı ayrı tutmanız mümkün değil. Yazılı, sözlü ve görsel geleneksel medyanın en yeni ve etkin paydaşı sosyal medya, bugünlerde hiç olmadığı kadar çok tartışılıyor.
Sosyal medya kullanıcı sayısı ve mecrasının günden güne arttığı dünyada; ünlü ünsüz, küçük büyük her kesim; emin olun ki bu platformda mağduriyeti yaşamıştır ya da yaşayacaktır. Bu mağdurlardan biri olarak bu güne değin hem yazılarımda hem televizyondaki yorumlarımda sıkça bu platformda bir yasal düzenleme yapılmasının zorunluluğundan söz ettiğimi, bu konudaki çağrılarımı beni okuyan ve izleyen dostlar hatırlayacaktır.
Şimdi; bazılarının itirazlarını duyar gibiyim; "Sosyal medya kişisel özgürlüğün en geniş alanı olarak sınırlanmamalı, kısıtlanmamalı. Yasakçı zihniyete hayır" diyenlere kısa bir hatırlatma yapmak isterim.
Bir gazeteci olarak 27 yıldır siyaset izliyor ve yorumluyorum.
1990'lı yıllardan bu yana sürdürdüğüm mesleğimde yaptığım haberler ve yorumlardan alınan, gücenen, kızan ve hatta tehdit eden o kadar çok kişi ile karşılaştım ki; sayısını hatırlamıyorum. Ancak; bunlar bizim mesleğimizin olağan sonuçları olduğundan bugüne kadar mahkemeye bile verdiğim bir eleştiri olmadı. Ancak; bütün bunlar bir yana; 2000'li yıllardan sonra hayatımıza giren internet ve sosyal medya platformları ile birlikte; yazdıklarım ve yorumlarıma katılmayan belli bir azgın güruhun sistemli ve seviyesiz saldırı, iftira, hakaret ve küfürlerine karşılık; açtığım davalar ve şikayetler; seviyesizliğin türüne göre epey oldu. Kendimden yola çıktım, şimdi son tartışmaya geleyim. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile eşi Esra Albayrak'ın yeni doğan bebekleri Hamza Salih'e yönelik (Hamza Salih'e sağlıklı güzel bir ömür dilerim) Twitter üzerinden yapılan seviyesiz, alçakça ve iğrenç mesajlar; sosyal medyanın kişiler üzerinde (ki; daha yeni doğmuş küçücük bir bebek de bu iğrençliğe muhatap kılınabiliyor ki bunu anlayabilmek mümkün değil) kelimenin tam anlamıyla terörden farklı olmayan bir saldırıya muhatap kılınması; bütün kesimlerin tepkisini çekti. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Hanım'ın Esra Albayrak'ı telefonla araması, muhalefetteki kadın siyasilerin sosyal medya hesapları üzerinden konuyla ilgili tepkilerini dile getirmesi gayet olumlu tepkilerdi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, konuya dikkat çekmek adına ve sosyal medya terörü bitene, yasal düzenleme yapılana kadar kendi hesaplarını geçici olarak askıya alması, MHP'nin bütün mensuplarının bu protestoya katılması da hayli anlamlı. Sosyal medya üzerinden yapılan yorumlarla ilgili yasal işlem başlatılmasına yönelik eleştirilere karşı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun söylediği şu söz de başka yorum gerektirmiyor aslında; "Eğer internetten tanışıp aşık olabiliyorsanız ve bu gerçekse, internetten işlediğiniz suç da gerçek demektir!"
Gelelim işin özüne; özgürlük alanı demek, bir başkasının şeref, haysiyet ve namus değerlerine fütursuzca saldırmak ve insanlık onuruna zarar veren boyuta erişmek anlamına kesinlikle gelmiyor. Bu itibar suikastının karşılığı muhakkak ki yasal boyutta olmalıdır. Bunun hiçbir özgürlük kıstası ile ilgisi olamaz. Bu durum ne genel anlamda özgürlüklerin kısıtlanması ne de evrensel medya özgürlüğü kısıtlanması anlamına gelmez, gelemez. Kişilerin değil toplumun ruh sağlığını artık bozma noktasına varan bu durumun; tümüyle yasaklama yoluyla değil; bilimsel olarak ele alınarak sağlıklı bir çerçevede yeniden yasal olarak tanımlanmaya ihtiyaç vardır ve bu gerçekten hem zaruri hem ivedidir. İtirazı olan?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA