Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yani son yılların en güzel Bayram'ını yaşadım ve en unutulmaz Bayram Tatilini geçirdim.. Yaşadığım güzellikleri, mutluluğu anlatmam mümkün değil.. Gerçekten mümkün değil.. Çünkü duygularımı ifade edecek kelimeler sözlüklerde yok..
Bayramımı eşsiz yapan iki şey vardı..
Ailem ve dostlarım..
Kemaller (Kardeşim ve eşi Nükhet) Ankara'dan geldiler.. Kızları Zeynep ve damat Tolga zaten bizim Alkent'e 100 metredeler.. Serpiller de her yaz olduğu gibi Tuzla'ya taşındılar.. Oğulları Ömer, eşi Başak ve ailenin göz bebeği küçük Leylüş de gelecekti, ama evlerinde fare çıkmış, elektrik kablolarını yiyor ve kontak yaptırıyormuş. Onlar evde fare beklediler bayram boyu.. Bahçemde bu yaz doğan kedi yavruları da Leylüş'ü beklediler..
Bizim bahçede doğan kedilere isim vermek Leylüş'ün görevi.. İkisine Gamziş ve Minnoş demişti. Bu yaz başı doğan ikisi hâlâ adsız.. Fare ele geçerse onlar da isimlerine kavuşacak inşallah!.
Üç kardeş bir aradaydık, şeker gibi Şeker Bayram'ında.. İki de dost..
Birisi Kanlıca'da, 'ın sahibi Erdoğan.. Öteki, Kuruçeşme'deki o çok şirin mekanı Baca 6'yı, Lüleburgaz'a taşıyan ve hanım köylü olan Rahmi!.
Yani bizi merkez alırsanız, Kanlıca, Tuzla, Lüleburgaz üçgeninde geçen bir tatil yaşadık. Plansız, programsız..
"Hadi bugün şuraya gidelim" diyerek.. İlk davet Erdoğan'dan geldi. İkinci Bahar bizim zaten geleneksel brunch yerimiz. Kemaller, Zeynepler, Ercan ve Caner gittik ki, Erdoğan o dünya güzeli çiçeklerle renklendirdiği bahçesinde harika bir yemek menüsü sundu bu defa.. Dana inciği yedi saat fırında pişirmiş.. İç pilavıyla servis ediyor.. Ama bir hata yaptı.. Öyle çeşitli ve lezzetli iştah açıcılar hazırlamış ki, öncesine.. "Onu da, bunu da" diye tadarken bizim mideler doldu.. "Bizim" derken Ercan hariç. Onun midesinin dolduğunu tarih yazmadı.. Nasıl keyifle yemek yer. Bu yüzden masamda olmasını en istediğim adamdır o.. Hele bu "Aman diyet.. Ona dokunmam.. Bunu ellemem" devrinde, iştahlı biriyle masada olmak çok mutlu ediyor beni.. Caner'in de ondan aşağı kalır yanı yok ya..
Nasıl neşeyle, sohbetle geçirdik saatleri..
Ertesi gün Lüleburgaz'a Rahmi'nin Baca 6'sına gideceğiz. Bu defa Erdoğan'ı biz davet ettik, Rahmi'ye.. Düşünmeden "Gelirim" dedi. "Dükkanı kaparız, bizim çocuklar da tatil yapar.." Dost böyle olur işte..
Bir öğlen yemeği için 160 kilometre gitmeye ve 160 kilometre gelmeye "Çılgınlık" diyorsanız, dostluğu da, yaşamayı da bilmiyorsunuz demektir.
Kemaller, Erdoğan, Ercan'la Caner, altı kişi çıktık yola.. Bulgar sınırına 35 kilometre mesafedeki Lüleburgaz'a gitmemiz 3 saati aştı ama ne gam.. Bir defa yol muhteşem.. Trakya'da bütün yollar muhteşemdir zaten.. İkincisi, sonunda bir dosta kavuşmak var..
Lüleburgaz şirin bir kasaba.. İçinden geçtik.. Çıktık beş kilometre falan, baktık ki Rahmi bizi bir bahçe kapısında bekliyor..
Ama ne bahçe.. Kuruçeşme'de avuç içi kadar yeri olan Rahmi, bu defa, Babil'in Asma Bahçeleri gibi bir mekana sahip olmuş.. Yazlık kısmı kat kat.. Kapalı yeri salon salon.. Yani İstanbul'da zor bulursunuz böyle bir yer..
"Yahu Lüleburgaz minnacık bir kasaba.. Burda zaten kaç kişi dışarda yemek yer ki" diye düşündüm.. "Öyle değil" dedi Rahmi.. "Hafta sonları rezervasyonsuz gelen zor yer buluyor.."
Bütün Trakya'dan gelenler varmış.. Şaşmam.. Öyle bir cennet ve öyle bir lezzet ki, nam-ı dünyayı sarmıştır..
Harika da müzik seçmiş internetten sevgili kardeşim, gün boyu eşlik eden.. Müzik dedim de.. Canlısını da yapıyor, Baca 6!.. gelmiş söylemiş, tıklım tıklım bahçede.. Kıyamet kopmuş.. Şimdi 26 Haziran'da bir Coşkun Sabah gecesi daha var, cennette..
Rahmi'yle bizi karşılayan ve ağırlayan çok cici çok şirin eşi Sinem'e sarıldım.. "İyi ki onu ikna edip buraya getirmişsin" dedim.. Sinem de harika bir eş.. Ne demiş Tagore..
"Aleve aydınlığı için teşekkür et.. Ama tükenmeyen bir sabırla gölgede durarak lambayı tutanı da unutma.."
Lambayı tutan Sinem işte..
Masa upuzun ve bahçeye kurulmuş.. Oturdum ki.. Rahmi'nin bahçesi yamaçta.. Önümde ufka kadar bir yeşil deniz uzanıyor adeta.. Bu manzarayı daha evvel Mardin'de, gene yamaçtaki bir terasta, önümde uzanıp ufukta gökyüzü ile birleşen Mezopotamya'ya bakarken yaşamıştım.. Bir dalmış kalmışım.. Yediklerimizin pek çoğu bahçeden ve civardan gelme.. Salatalara ayrı yemek gibi dalmamız bu sebepten.. Dalından kopmuş, masaya gelmiş ve hiçbiri suni gübre, hormon yememiş.. Domatesin, hıyarın tadını yıllar sonra hatırladım..
Tabii ilk siparişim, Rahmi'nin icat ettiği ve resmen patentini alıp, duvarına astığı .. Tam bir Japon servisi içinde çubuklarla sunuyor, Rahmi.. Enfes..
Ki kendisi de fevkalade bir restoran sahibi ve mutfak ustası Erdoğan "Ben hayatımda böyle şey yemedim" dedi ve Adana Suşileri temizledi..
Neler neler yedik, hepsi enfes.. Ama en büyük sürpriz yemeğin sonunda geldi.. Koca bir sepet dolusu erik.. Bahçedeki erik ağacından toplamışlar, üzerinden bir su geçirmişler o kadar..
Çocukluğumda Çavuşköy'de, babaannemin evinin bahçesinde bir erik ağacı vardı. Köy evinin ikinci katındaki yatak odamda uyanınca pencereyi açar ve camı yalayan dallardan kopardığım erikleri ağzıma atardım. 70 yıllık lezzeti yeniden yaşattı Rahmi bana.. Abartmıyorum, dolu mideyle nerdeyse bir kilo yedim.. Rahmi arabaya bir sepet erik, bir kavanoz özel ora pekmezi, bir kavanoz da gene ora balı koymamış mı?.
Gece Zeynep yeni evinde bahçe daveti veriyor. Ona yetişmek için fazla kalamadık Lüleburgaz'da.. Sarmaş dolaş olup, veda ettik..
Bakar mısınız.. Öğle yemeği için 160 kilometre.. Sonra akşam yemeği için bir 160 daha..
Ama değdi.. Hepsi değdi.. Bayram demek, Kilis'teki çocukluk bayramlarından beri, aile ve dostların toplandığı masadır benim için.. Ne kadar kalabalık, o kadar muhteşem..
Bayramı bayram yapan, aile ve dostlar değil mi?.
Ne mutlu bana, böyle bir ailem, böyle harika dostlarım var!.
Yarın devam edeceğiz..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN