Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Son günlerde iki kişiyi çok yanlış tanımış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum.. Yanılmış olmayı ne kadar istediğimi tahmin edemezsiniz..
Birisi İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu.. İkincisi Merkez Hakem Komitesi Başkanı Zekeriya Alp..
İkisi de dostları olmaktan gurur duyduğum insanlardı.
Okurlar bilir, ikisini de nasıl destekliyordum..
Beylikdüzü'nde harikalar yaratan İmamoğlu'na, İstanbul 3 beden büyük geldi herhalde.. Ya da her büyük başın etrafını anında saranlar, onu da boğdular.
de durum daha da değişik.. O bu görevi daha önce de yapmış ve aklının yatmadığı ilk noktada da "İstifa etmek" erdemini göstermişti.
Bu defa büyük bir skandalın göbeğinde yer aldı. Yer yerinden oynarken sustu.. Sustu.. Sonunda "Keşke hiç konuşmasaydı" dedirten bir basın toplantısı yaptı.
Bugün Fenerbahçe dışında her kulüp Alp'i, hem de en ağır şekilde eleştiriyor. Onu savunan gazeteci nerdeyse kalmadı.
Ama Alp, ilk başkanlığında, üstelik böyle bir skandalın kahramanı falan da değilken, minnacık sebeple basıp giden Zekeriya Alp, yıllarca kaptanlığını yaptığı Beşiktaş'ın bile güvenini kaybettiği halde, MHK'nın başında kalmakta ısrar ediyor..
Göstermelik Federasyon Başkanı Nihat Özdemir, Ali Koç gibi fanatik Fenerli bir eski kulüp yöneticisi.. Hadi onun Zorlu toplantısına, aklım eriyor.
Ama Zekeriya Alp'in de bile bile oraya gitmesi. "Ali Koç'u ikna ettim" diye çıkması.. Nasıl ikna ettiğini de, Fener- Beşiktaş maçında görmemiz..
Bu rezillikten sonra onu MHK'nın başında tutan şeyin İş Adamı Zekeriya Alp ile iş Adamı Ali Koç arasındaki ticari ilişkiler olduğuna inananların sayısı hayli fazla bugün..
Ne yazık ki, yapacak bir şey de yok artık..
Göstermelik Başkan ve işadamı öteki başkanla, ligin ikinci yarısına haftaya başlayacağız..
Seyir zevki sıfır olan lige.. Adını "Süper" den "Sahtekârlar Ligi"ne çevirdiğimiz, lige..
İşadamı Zekeriya Alp ve onun Zorlu hakemleri kimi isterlerse şampiyon yaparlar artık. Ona gücümüz yetmez..
Ama hiç değilse, bu ülkede milyonların tek ve ucuz eğlencesi futbolu izlemeyi biraz keyifli hale getirebilirler..
Ülkemize gelen dünya hocaları alenen alay ediyorlar..
"Ben futbolcuları bu kadar yerde yatan ülke görmedim" diyorlar..
Başta Ömer ve Âdem gibi iki "Yüzünü tutarak düşme ustası"na sahip Galatasaray'ın hocası Fatih Terim bile kendini yere atanlardan şikâyet ediyor anlayın..
Maçlarda yerde yatarak geçirilen süreleri toplasın Zekeriya Alp bir hafta..
Rezaleti görecektir. Bu millet futbol değil, yerde yatan ve güya tedavi görenleri izliyor, durmadan.
Bu süreler maçın sonuna ekleniyor diyelim, en az yarısı eklenmiyor ya.. Diyelim ekleniyor..
Mesele o değil ki?.
Bu kadar sık kesilen maçta "Oyun nasıl kurulur?." Oyun kurulamazsa, seyredecek futbol olur mu?. Seyircide futbol zevki oluşur mu?.
Bu ülkede topu kaptıran kendini yere atıyor.
Hele topu kapan kontratak başlatmışsa, elini de yere vurarak ambulans çağırma hareketleri yapıyor ki, tribünlerde ıslıklar başlasın.
Rakip takım topu taca atmaya mecbur kalsın. Hep de öyle olunca, heyecan da sıfır..
Futbol sert oyun. İkili mücadelede temas var. Basketbol değil bu.. Ama temas olduğu anda, hava topu ise kaybeden mutlak yüzünü tutarak kendini yere atıyor.
Yüze vurmak sarı kart ya.. Öyle çığlık atarak ve öyle iki eliyle yüzüne bastırarak yere atıyor ki kendini, sanırsın Joe Louis'ten yumruk yedi, gidiyor adam..
Hakeme yutturursa, hem kaybettiği topu duran top olarak geri alıyor, hem de rakibi sarı kart görüyor.
Yutturamazsa, sorun yok.. O zaman, "Enayi" olmayan herkes bu sahtekârlığı yapıyor.
Niye yapmasın?.
Yutturursan ballı ikramiye..
Yutturamazsan bir şey yok..
Bu ülkede insanların belden yukarıları "Yüz" oldu biliyor musunuz?.
Yayıncı kuruluşun verdiği tekrarlarda temasın nerde olduğu gayet net görünüyor çünkü..
Şimdi, Göstermelik Başkan'la, İşadamı Başkan, bu defa "İkili" bir "Zorlu" toplantısı yapsalar ve karar alsalar..
1- Bir futbolcu yere düştüğünde oyunu durdurma yetkisi İngiliz Liginde olduğu gibi hakemdedir. Kimse topu taca atıp, oyunu kesmeye teşebbüs etmesin.
2- Hakemi aldatmaya yönelik hareketler, futbol oyun kuralları içinde Sarı Kart gerektiren suçtur.
Bu kural sadece penaltı değil, her pozisyon için geçerlidir.
Futbolcu hiç bir temas olmadığı halde, olmuş gibi hakemi kandırmaya kalkar ve yutturursa, VAR pozisyona müdahale edecek ve hakemi davet edecektir. Hakem aldatıldığını görürse, gereğini yapar.
Bu iki değişiklik şart.. Çünkü bizde sahtekârlar işin b...kunu çıkardılar..
Kendini yere öyle canhıraş bir çığlıkla atıyor, yerde dört kere yuvarlanıyor, yüzüstü kapanıp, elini öyle şiddetle yere vurmaya başlıyor ki, sanırsınız yandan doktor değil, kapıdan ambülans yetişmezse gidiyor, herif.. Bunu yapmam kolay değil. Acaba hafta arası özel antrenman mı yaptırıyor hocalar.. Aktörlük provası yani..
"Yetişin!. Ölüyorum" oyunu..
Hakem düdük çalar çalmaz, ayağa kalkıyor o "ölen" adam ve takımı lehine verilen frikiği atıyor. Hakem de aval aval bakıyor.. "Yahu demin çırpınan sen değil miydin?. Ne oldu" demeden..

*

Sevgili okurlar,
Gene hiçbir işe yaramayacak bir yazı okudunuz..
Ne göstermelik, ne de fiilen istifa etmiş başkanlar, bırakın gereğini yapmayı, okumayacaklar bile.. Ve haftaya gene "Süper" değil, "Sahtekârlar Ligi"nin aynen başladığını göreceğiz.
Ta ki, hayatına futbolla başlamış, fiilen oynamış, şimdi de vakit bulduğu her fırsatta maç seyrettiğini bildiğimiz Başkan işe bizzat el koysun ve "Düzeltin" diye emir versin..
Bildiğim tek şey, bu ülkede her şeyin Başkan'da bittiği..
Allah, Başkan'ın yardımcısı olsun!.

***


Sevgili Haşo'nun develeri ve de..

Haberi ilk duyduğumda benim de kanım donmuştu. "Avustralya'da fazla su içtikleri için 10 bin deve vurularak öldürülecek.." Sevgili Haşmet ki, son yıllarda eskisi kadar sık görüşemez olduk. Ben sabah erken geliyorum, yazılarımı yazıp çıkıyorum..
Haşo öğleden sonra geliyor. Hani Mark Twain mi demişti, Bernard Shaw mı..
"Devlet Dairesi erken gidenlerle geç kalanların buluştuğu yerdir!." Ona benzedik.. Neyse..
Haşo bu haberden insanlığı mahkûm eden ve kolonyalizmi çok ağır eleştiren bir yazı çıkarmış..
"Avustralya cayır cayır yanarken, sosyal medyanın dürtmesi ile harekete geçen insanlarımız, bu 10 bin devenin katledilmesi için ses çıkarmayacaktır" diyor, özetle.
9 Ocak tarihli SABAH'ı tıklayıp, "İnsanların insanlıktan, hayvanların hayvanlıktan, nebatatın yeryüzü armağanı olmaktan nasıl çıktığını çocuklarımıza öğretmek istiyorsak çok ciddi ve nitelikli bir 'sömürgecilik dersi'ni eğitim müfredatımıza katmalıyız" diyen Haşo'nun, tamamını okuyun.
Sevgili Haşo, Ama ilk anda beni de sarsan o konu, biraz derin..
Hiç Avustralya'ya gittin mi, orada yaşadın mı, bilemem..
O 10 bin devenin öldürülmesini isteyenler, Avustralya'ya gelen sömürgeci beyaz adamlar değil, tam tersine kıtanın sahibi yerli, renkliler.. Yani benzetmek yerinde ise, Avustralya'nın Kızılderilileri..
Beyaz adam orda önce Büyük Britanya Sömürgesi kurar, sonra özgür devlete dönüşürken, oradaki yerli halka önce, Amerika'nın Kuzey'ini ve Güneyini işgal eden Avrupalıların yaptığını yaptı. Mayaları, Aztekleri, Kızılderileri katliama uğrattılar. Afrika'da da beyaz adamın katliamları yakın zamana kadar yaşandı, biliyorsunuz.
Sonra önemli gelişmeler oldu.
Beyaz adam, işgal ettiği topraklarda rahat ve dünya baskısı olmadan yaşamak için yerli halka, haklar, imtiyazlar tanımak zorunda kaldı..
Amerika'da yerliler, kıtanın ortasında kendilerine ayrılan rezervasyonlarda, hatta kendi yasalarıyla, mesela vergi ödemeden yaşamaya başladılar..
Gittim, orada nerdeyse bedava alış veriş yaptım bilirim.
Avustralya da 2000 yılında Olimpiyat için gittiğimde gördüm, müthiş bir dünya baskısı altındaydı, "Yerlileri (Aborjin onların adı) eziyorsunuz" diyordu dünya aydınları.. Onlar da Amerika'nın yaptığını yaptılar. Yerlilere kendi kutsal topraklarında rezervasyonlar yaptılar. Onlara bir sürü hak, ayrıcalık verdiler..
Avustralya'da bugün 1 milyonun üzerinde deve yaşıyor. Öldürülecek olan sadece 10 bin. 1 milyondan 10 bini öldürmenin kıtaya da dünyaya da faydası yok. Ama o 10 binin, Aborjinler için faydası var. Çünkü o 10 bin deve, onların arazisinde yaşıyor. Onların içme, kullanma ve sulama sularına zarar veriyor, yaşamlarını zorlaştırıyor.
Aborjinler de hükümete başvurup "Bu develeri yok edin" dediler.
Yani onlara verilen ayrıcalıklı haklarını kullandılar.
Mesele bundan ibaret..
Kolonyalizm dedin de Haşo!.
Amerika'da Holly ile dolaşırken Arizona Çölü'nün ortasında "Deveci Ali Creek" diye bir levhaya rastlamıştık.
Deveci Ali Deresi demek oluyor.
Bre aman!. Allah'ın unuttuğu çölde Deveci Ali'nin ne işi var?. Öğrendim sonunda..
Kovboy filmlerinde çok gördük.
Batı'ya giden göçmen konvoylarını yerliler basar hep.. Amerika Başkanı, çölde yerlileri atla kovalayamayan süvarileri için, bizim padişahtan kumda hızlı koşan hecin develeri ve bu develere binmeyi öğreten ustalar istemiş.. Biz de kıtanın yerlilerini yok etmek isteyen kolonyalistlere yardım için bir deve bölüğü yollamışız. Deveci Ali o bölükle gidip, sonra Arizona'ya yerleşenlerden.
Yani Kolonyalizm deyince işin içine Osmanlı fena halde, üstelik deveyle giriyor..
Bir deve olayı daha var.. Sen hiç duyarlık gösterdin mi, bugüne dek?.
Hac sırasında her yıl kesilen yüzler, binlerce deve var..
Kurban!.
Kan akıtmak bir Pagan geleneği..
Yani putperestler.. Sonra çok tanrılı dinler..
Eski Mısır.. Yunan.. Roma..
Mayalar, kan akıtırlardı. Hatta Mayalar, genç bakire kızları keserlerdi, o ünlü piramitlerinin (Onu da gittim gördüm) tepesinde..
İslam bu katliamı, hayırlı işe döndürdü. Kurbanı kesip fakirlere dağıtmaya başladık. O sayede bazı insanların, çocukların boğazından ilk defa et geçti.
Geçti de, Hac sırasında kesilen kurbanlar, en çok da develer ne oldu?.
Etrafta ne dağıtacak fakir var, ne de saklayacak buzhane..
Kestiklerini, kokmasın, hastalık saçmasın diye anında kuma gömmeğe başladılar.
Kaç on bin deve gitmiştir, Arap çöllerinin içine..
Kim duyarlık gösterdi bu develere?.
Suudi Kralı'nı zengin etmekten başka işe yaramayan deve katliamına?.
Avustralya develerini, hem de ilk defasında yazan sen, Suud Kralı'na yıllardır milyonlar kazandıran Arabistan develeri için yazdın da ben mi okumadım?.
Ben "Önce insan" dedim hep Haşo!. Demeye de devam edeceğim.
Niye Yüce Tanrı sadece ama sadece insana akıl verdi?. Niye öteki milyarlarca varlıktan farklı yaratıldık?.
Bir düşün bakalım Haşo?.
Biz, İslam Amentüsü'nde ne deriz?.
"Hayrihî ve şerrihi mina'llâhi teâlâ!." Yani?.
"Hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inandım." İyi bir Müslüman olarak düşün Sevgili Haşo..
İstersen yeni yılda baş başa bir yemek yiyelim de, tartışalım bu konuyu, ne dersin?.

***


Tebessüm
Adam Siyasi Şube'ye gitti ve oradaki polise "Papağanım kayboldu" dedi. Polis tersledi..
"Burada ne işin var?.
Mahallendeki karakola gitsene.." "Gideceğim.. Ama önce buraya gelip anlatmak istedim ki, o kuşun dediklerine asla katılmıyorum."

Sevdiğim Laflar
"Bazen ona bir şeyler yazarsın, yazar silersin, yazar silersin... O hiçbirini okumamış olur; Ama sen hepsini söylemiş olursun." Murathan Mungan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA