Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ne güzel yazılar okuyorum, korona günlerinde The 'da ve bana İngilizceyi daha altı yaşında öğretmeye başlayan babamın yakın arkadaşı Ahmet Amca'ya (Ellezoğlu) nasıl şükürler yolluyorum.. Gazete, karantina günlerinde ortalama iki saatimi keyifle dolduruyor. Bunlardan bazılarını sizinle, özet, alıntı falan paylaşıyorum da..
İşte onlardan biri.. Hani geçen gün bir sevdiğim laf yazmıştım.. "Her olumsuza iyi bakın. Onlardan iyi bir şey çıkartın" diye..
İşte koronadan bile iyi bir şey çıkartan yazı diyordu ki, başlığında "Dünyamızın nasıl iyileşebileceğini şimdi öğrendik.."
Nasıl mı?. Minik bir özete ne dersiniz?.

***

Ozan William Wordsworth 1802'de "Bu dünya bizim için çok" demişti.. Hayatımızı lüzumsuz şeylerle doldurduğumuzdan şikayet ederek.. 200 sene sonra bugün, hala bizim için çok.. Oysa bir başka dünya var, bizim küçük dünyamızın dışında..
Etrafımızda..
Şimdi salgın bizi pencerelerimize yolladı. Dışımıza daha çok bakmaya ve şaşırtıcı şeylerin farkında olmaya başladık.
Şehirlerde kuş seslerini ilk defa duyar olduk mesela. Trafik gürültüsü olmayınca.. Kuşlar artık korna ve egzozlarla yarışmıyorlar.
"Kuşlar bundan çok hoşlandılar" diye yazışmalar başladı, sosyal medyada.
Sadece kulaklarımız mı?.



Hayır, gözlerimiz de.. San Francisco ve Chicago sokaklarında sırtlanlar, Galler'deki kentlerde dağ keçileri, Kaliforniya San Mateo'da bir bulvarda dağ aslanı, Barcelona meydanlarında yaban domuzları, Nashville bulvarlarında kızıl tilkiler, Hindistan'da fil, Japon kentlerinde geyik sürüleri kent sokaklarına doldular..
Salgın, göçmen kuşların ilkbahar göçlerinin de üstüne bindi. Herkesin evine kilitlendiği günlerde bu kuşları daha evvel hiç olmadıkları yerlerde görmeye başladık..
Şimdi sakın, salgının bu hayvanları fazla mutlu ettiğini sanmayın.. Biz aslında, onları daha fazla görmeye, duymaya başladık.. Daha önce onların da bu dünyada olduklarının farkında bile değildik..



Koronavirüs, dünyanın iklim değişikliğinin tahribatını geriye çevirmeyecek. Hatta daha umutsuz bir geleceğe hızla ilerlememizi de durdurmayacak.
Ama, dünyayı nasıl bir çöplüğe çevirdiğimizi kendi gözlerimizle görmemize fırsat verecek. Eğer izin verirsek, pek çok şeyi nasıl düzeltebileceğimizi öğretecek.
Motorlu teknelerin ve yatları olmadığı Venedik sularının nasıl tertemiz olduğunu şimdi görüyoruz.
Araba egzozlarının kirletmediği 'de havanın nasıl temiz olduğunu da farkettik.
Sokaklarda gördüğümüz "vahşi" hayvanlarla, bu dünyayı paylaştığımızı da, gözlerimizle gördük ve nihayet anladık..



Salgın bize henüz tümüyle kaybetmediğimiz şeyleri gösterdi. Ama bunların hiçbiri kalıcı değil. Salgın bitince yaşam eskisine dönebilir.
Oysa dönmemeli. Pencerelerimizden bakarak, neyin nasıl değiştiğini gördüysek, şimdiden salgın sonrasını, doğayla, vahşi doğayla dünyamızı paylaştığımızı ve ilişkilerimizi yeniden düşünmeliyiz.
O zaman yaşam tarzımızı değiştirmemiz gerektiğinin farkına varabiliriz.
Bugün ilk defa gördüğümüz hayvanların, duyduğumuz seslerin çoğu nesli tükenmekte olan hayvanlara ait..
Bize bu dünyanın sahibi değil, onlarla paylaşan türlerden biri olduğumuzu gösteren ve doğayı tümüyle muhafaza etmenin baş görevimiz olduğunu öğreten karantina günlerini unutmaz, hep hatırlarsak..

***

Yazıyı okuyunca, internete girip "Vahşi Hayvanlar Şehirlerde" diye bir araştırma yaptım.
Tonla fotoğraf gördüm. Demek farkında olanlar ve yayanlar çok.. Sizin için beş tane seçtim sayfama..

*

Tavsiye filmler!..

Başta Hürriyet, Uğur Vardan kardeşim, ve SİYAD, yani Sinema Yazarları Derneği Başkanı Okan Arpaç, gazetelerde birileri durmadan "Şunu seyredin.. Bunu seyredin" deyip duruyorlar ama hiçbiri "Nerde, nasıl" demiyor.. Sanıyorlar ki, online arama uzmanı, herkes..
Yahu bir ufak zahmete girin de, hiç değilse "Korsan kaset, pardon korsan DVD'cilerin telefonlarını ya da online sipariş adreslerini" yazın!.
Ayıptır bu yaptığınız. Hem de çok ayıp.. Alay mı ediyorsunuz, bizimle..

***

Ben Netflix'te izlediğim iki filmi meraklılarına tavsiye edeceğim..
Aksiyon, bitmez tükenmez hem de ne aksiyon var Extraction'da.. Adı da Extra Aksiyon demek zaten..
2020 yapımı, iki saat süren filmin baş rolünde (Hani Avengers'ta Thor'u oynayan) var. Meraklısı için müthiş..
Romantik komedi meraklılarına tavsiyem de, Gerçek Dedikodu (Rumor has it..) Bu 2005 yapımı bir film.. Kevin Costner, , Mark Ruffalo, Shirley MacLaine oynuyorlar.
Simon ve Garfunkel'in harika şarkısıyla ünlü olan Mrs. Robinson'a nazire bir film bu. O zaman kaçırmış olmalıyım. Çok keyifle izledim ki, ben aslında hiçbir şeyi tek başına izlemekten hoşlanan biri değilim..
Korona insanı nelere alıştırıyor!.

*

Galeriler birleşin!..

Karantina günleri öncesi, Gelişim Yılları'nda adlarını Erkekçe ile duyuran ünlü ressamlarımızdan ikisi, Ömer Muz ve Reha Yalnızcık iki sergi açmıştı.. "Ellerime doğdular" diyebilirim. Koştum tabii. Hatta Reha'nın bir resmi aldı beni gene..
Ama yazmama fırsat kalmadı. Korona geldi. Hepsi kapandı.
Geçen gün telefon ettiler. "Reha'nın resmini alabilir miymişim?."
Aldırdım tabii. Salonumda eski Reha'nın resmini kaldırdım, yenisini astım. Rotasyon.
Ben çözdüm sorunumu ama, galeriler ne yapacaklar?. En önemlisi sanat fuarları açılamıyor. Dünyanın her yerinde en çok satış bu fuarlarda yapılıyordu, ne olacak, şimdi?.
Galerilerin ve sanatçıların yaşaması, satışa bağlı..
Geçen gün okudum. 'ta "Sanal Fuarlar" açmışlar, galeriler bir araya gelip.. Hepsi birbirlerine destek olmaya başlamış.
En büyük galeriler, rekabeti unutup birleşmiş. 60 üyeli GALA diye bir gurup kurmuşlar. Los Angeles Galeriler Birliği/ Gallery Association Los Angeles..Web adresleri de var.
Galleryplatform.la.
Niye yazdım!.
Ayni şey bizde niye yapılmaz, diye..
İşte internette yayın yapan ArtTv var..
www.artv.com.tr
İnci Aksoy başında.. Yani online fuar için her şey hazır.
Sadece birleşmek gerek.
Sanat Galericileri Derneği de var zaten. Başkanı da Doğan Paksoy galiba.. Çok sevdiğim dostumdur..
Hadi bir araya gelin, bitirin bu işi..
Basın sözcünüz de ben olurum. Gönüllü!.

*

Tebessüm

Karısı "Tuvalet sifonu su sızdırıyor" deyince, avukat gitti. Baktı. Biraz uğraştı, beceremedi. Telefonla bir tamirci çağırdı. Adam geldi. İki dakikada işi bitirdi.
"200 lira" dedi. Avukat kızdı.
"Dalga mı geçiyorsun" diye bağırdı.. "Ben bu şehrin en ünlü avukatıyken, 2 dakikada 200 lira kazanamıyorum."
Tamirci güldü.
"Haklısın" dedi. "Avukatken ben de kazanamıyordum."

*

Sevdiğim Laflar

"Bazı kitaplar, kişinin kendi kalesindeki bilinmeyen odalarının anahtarıdır."
Franz Kafka

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA