YAZARA MAİL GÖNDER AK Parti beyannamesi ve Beyaz Türkler

YAZARLAR

Dün AK Parti'nin seçim beyanname toplantısını dikkatle izledim. Tek başına iktidara gelebilmek açısından çok doğru bir siyasal stratejiye oturmuş bir beyanname var karşımızda. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti'nin yüzde 43-46 arası bir oyla tek başına hükümet olacağı kanaatindeyim. Bu köşede Yeni Türkiye'nin en önemli sorunu olarak gördüğüm Alevi meselesinden sürekli bahsederim. AK Parti bu konuda da ilk kez çok somut öneriler sunuyor. Bu doğru perspektifle Alevi meselesinin çözüm yoluna gireceğini düşünüyorum. Öte yandan benim de nasıl çözüleceğini tam bilemediğim Fülul sınıfı meselesi de var Türkiye'nin. Fülul sınıf yani Eski Türkiye'nin laik yaşam tarzına sahip Sünni ve Türk (LAST) kökenli doğuştan imtiyazlı kesimleri meselesi bu. Bu kesime Beyaz Türkler de deniyor bilindiği gibi.

***

Eski rejimin egemeni kentli LAST orta ve üst sınıflarının yani Beyaz Türklerin ruh hali nasıl düzelecek? Bu toplumsal kesim Türkiye'nin sahibi ve efendisi olduğu bilgisini içselleştirmişti. Dolayısıyla son dönemde yaşananlar bu kesimin algı dünyasını parçalıyor. Esasen bu bahsettiğim "kaybeden" bir sınıf değil. Aksine iktisadi olarak AK Parti politikaları bu kesimin servetini kendiliğinden artırdı. Bu kesim hâlihazırdaki mülkiyet yapısının büyük bölümünün sahibi durumda. Türkiye'nin toplam zenginleşmesiyle bu kesimin mülk değerleri de arttı, daha zenginleştiler.
***

Laik yaşam tarzına sahip kentli, eğitimli orta sınıfların 2001-2 konjonktüründeki ruh hali derhal AB'ye ve ABD'ye kaçmak yönündeydi. Ekonomik kriz sebebiyle bu ülkede istedikleri fırsatlara sahip olamıyorlardı. Ekonomi aşırı daralmıştı. Mevcut malların değeri çok azalmıştı. O dönemin tartışma programlarında "Batı'ya nasıl gidip, yerleşilir?" konusu standart konuydu. O programlarda çıkan her laik orta sınıf genci de Türkiye'ye kızgınlıkla doluydu. Batı ülkelerinin ticaret ve eğitim temsilcilikleri tam gaz mesai yapıyordu...
***

2007'ye geldiğimizde, daha beş yıl evvel AB ve ABD'ye kapağı atmak için takla atan bu orta sınıflar meydanlarda "Ne AB, ne ABD, tam bağımsız Türkiye" diyen toplumsal kesimler haline geldiler. Ulusalcı ve laikçi bir darbeden medet umuyorlardı. Fakat beceremediler. Şimdi 2015 güncellemesi gereği "konsept" değiştirdiler. 2007'de Erdoğan'ı darbeyle devirmek için tek umutları TSK idi ve o eksende Kemalist, ulusalcı ve Batı-karşıtı bir söylem revaçtaydı. Şimdiyse tek umutları "Batı'nın Türkiye'ye müdahalesi" konseptidir.
***

Çünkü TSK meşru sınırlara çekildi ve darbe ihtimali yok artık. TSK yerine geçmek isteyen Gülen çetesi de püskürtüldü. Birkaç sene önce "Batı emperyalizmi" diye lanetledikleri ülkelere tapıyor şimdi imtiyazlı LAST'lar. Türkiye yalnızlaşsın, izole edilsin, ekonomi tıkansın, insanlar yoksullaşsın, olaylar çıksın ve sivil hükümet devrilsin. Bunları isteyecek kadar gözleri kararmış çok insan var bu kesimde. Bunu da sadece "Batı emperyalizmi"nin yapacağına inanıyorlar. O yüzden 7 sene önce ulusalcı olanlar şimdilerde Batı-yandaşı oldular...
Aslında geride kalan 13 yıl içinde dediğim gibi malları, mülkleri değerlendi, orta sınıf açısından ekonomik fırsatlar genişledi, yurtdışına kaçmaya gerek kalmadı. Fakat bu toplumsal kesim kendi durumundan çok, diğer toplumsal kesimlerin durumuyla ilgiliydi. Onların algısına göre İslâmi kesim de zenginleşiyordu, Kürtler de zenginleşiyordu, hiç görmedikleri sosyal mekânlarda bu insanları görmeye başladılar. Bir dindar daha bir kendine güvenerek "Ben Müslümanım ve en iyi yerlerde olmayı istiyorum" diyebiliyordu. Bu özgüvenli İslami ruh hali de kendine beyaz Türkler diyen kesimi aşırı derecede huzursuz ediyordu hâlâ da ediyor. Önümüzdeki dönemde bu ruh hali nasıl normalleşecek? Bu gerçekten önemli bir mesele.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.