- Bunca yıl aranın perde arkasında herhangi bir küskünlük var mı?
- Aslında tam da çok ara verişimden dolayı, hayır yok. Ben iki senede bir albüm yapıyordum. Belki yine öyle olsa ve satışlar kötü gitse umutsuzluk yaratırdı. Ama bu kadar zaman sonra ne satış ne başka bir şey, çok da etkilemez beni. Ben içimdekileri dökmeliyim, konserler vermeliyim. Bu gecikmede bir küskünlük söz konusu değil, tamamen aksilikler yüzünden.
- Nelerdi bu aksilikler?
- 2000'de başladık çalışmalara ama bazı kayıtlar silindi. Albümü bir kenara kaldırmak durumunda kaldık ve bir ara verildi. Daha sonra tekrar başladık, Universal'la anlaştık ama bu sefer de Universal'in Türkiye'deki ayağı kapandı. Birçok sanatçı ve ben mağdur olduk. Yine bir duraksama dönemi ardından annemin rahatsızlığı çıktı. Sonra tekrar başlayacakken, babam Çetin İnöntepe'yi kaybettik. O çok büyük bir travma oldu. Bir ağrım var dedi ve altı ay içinde büyük bir mücadeleye girdik. Çok dinçti. Bir gece yarısı vefat etti ve ertesi gün akşam ben sahneye çıkmak zorundaydım.
- Ve albümü babanıza adadınız.
- Evet. O bir müzik adamıydı, orkestra şefiydi. Şarkılarımı dinleyememesi beni çok üzdü, yorumları çok değerliydi her zaman. Onu kaybetmenin üzüntüsü içinde stüdyoya girince sesim etkilendi, ödem oluştu. Sesim çıkmadı bir süre. Meditasyonla ve pozitif düşüncelerle bunu yendim, "Aysun bunu başarmalısın," dedim ve albüm bittiğinde ona adamaya karar verdim.
- Çıkışı, 1975'te Aylin Urgal'ın seslendirdiği Nerelerdeydin ile yapmanızı Hıncal Uluç, 'Issız Adam dalgasından etkilenmek' olarak değerlendirdi. Böyle mi gerçekten?
- Urgal'dan sonra ilk seslendiren ben oldum şarkıyı. Açıkçası, etkilenmedim desem yalan olur. Bu şarkıyı zaten seviyordum ve bir şekilde kullanmayı düşünüyordum. Ama şu dönemde kullanmak, bu dalgayı yakalamak en iyisiydi. Belki bir altı ay sonra, birkaç yıl sonra kullanılsa aynı etkiyi yaratmayabilirdi. Şarkıyı çıkış parçası olarak seçerken kimseyi dinlemedim. Çünkü herkesin bakış açısı farklı, kimi üç numara güzel diyor, kimi beş numara. Bence bu çıkış en uygunu oldu.
- Peki, nerelerdeydiniz gerçekten?
- Kızımı büyüttüm, şu an 19 yaşında. Konserlerimiz ve programlarımız devam etti. Ali'nin (Kocatepe)
41 Kere Maşallah albümü ile ilgilendim, orada da şarkı okudum. Ben özgürlüğüme çok düşkünüm. Ekonomi okudum ama bir masa başında oturamam. Okulu bir dönem kala bıraktım bu yüzden. Doğa ve sporu seviyorum. Hayatım spor diyebilirim.
- Her zaman mesafeli bir duruşunuz oldu, sade ve ağırbaşlı bir yapınız var.
- Sanatla uğraşmak çok özel ama bir o kadar da zor bir iş. Müziğe ilk başladığım dönemlerde abuk sabuk sorulara, konuşmalara maruz kaldım. Ama ne kadar göz önünde olursanız o kadar uğraşılıyor. Biz özel yaşantımızı her zaman geriye çektik. Bugün Ali bir hanımla görülebilir, ben biriyle görülebilirim. Ancak herkes artık beni de Ali'yi de tanıdığı için spekülatif haberler yapılmıyor. Bir defa Antalya'da güneşlenirken şakır şakır fotoğraf çeken paparazzileri gördüm, beni henüz fark etmediklerini sanarak hemen kaçmaya yeltendim ve muhabir arkadaşla göz göze geldik. Bana dedi ki "Sizden izin istemek için bekledim ve çekmedim." Benden izin istemesi güzeldi. Bu zorlamayla olmuyor.