Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

  • 1
  • 18
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

"Fırat Kalkanı Harekâtı"nın başarısı, sade Suriye'nin DAEŞ'li teröristlerden adım adımtemizlenmesi anlamına gelmiyor. Ya da Musul'un kurtarılmasına dönük çeşitlemelerarasında, başka dertleri yokmuş gibi Türkiye'yi karşılarına alan Bağdatlı kuklaların zekâ derecelerinin düşüklüğünü kanıtlamıyor.
Bu harekâtın başarısı, 15 Temmuz'da adeta bir iç savaş provasının sahnelendiğiTürkiye'nin normale döndüğünün de işaretidir. Darbe girişimini tezgâhlayan hainler yüzünden toplumun Silahlı Kuvvetler'e duyduğu güvensizlik, gerek Fırat Kalkanı Harekâtı, gerekse Çukurca başta olmak üzere Güneydoğu'da dokuz bölgede PKK'ya karşı başlatılan harekât ile giderilmiştir.
Yakın geçmişte FETÖ'cü hainlerin sabote ettikleri PKK ile mücadele, artık tavizsiz şekilde sürdürülmektedir. Bu konuda özellikle Başbakan Binali Yıldırım'ın kararlı tutumu ve Genelkurmay'ın geçmiştekinden farklı yaklaşımı, PKK ile mücadelenin eskisinden farklı şekilde başarılı olacağının kanıtlarıdır.
PKK ile mücadelede tam başarıya ulaşmak konusundaki önemli engel, PKK'nınarkasındaki Amerikan desteğinin nereye kadar gideceğinin kestirilememesidir. Amerikan uydusu olan Irak'ın topraklarında PKK'nın ve liderlerinin rahatça yaşamaları, bu konudaki en ciddi sorundur. Ama sonuçta Türkiye "15 Temmuz sendromu"nu geride bırakmış ve kendi gündemini kendisi belirlemeye başlamıştır...

  • 2
  • 18
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

Öyle gizli belgelerde ipucu aramak değil, basit bir haber taraması yapıldığında, çok geriye de değil, iki yıl öncesine ait yazılara bile gözatıldığında Bağdat'ta ne kadar ilginç bir manipülatörün oturduğunu görebiliyorsunuz. Irak Başbakan'ı Haydar el Abadi, o manipülasyonları kendi kendine yapsa, içiniz yanmayacak. Manipülasyonu bile Batı'nın düğmeye basmasıyla başlatıyor. Suçüstü yakalanıyor, yalancı durumuna düşüyor hal böyle olunca,
2014 yaz aylarında yani DAEŞ Musul'a girdiğinde ne yazılmış? DAEŞ'e karşı savaşmayı bırakın, trafik ışıklarında kırımızıya basmaya bile gerek duymamış Bağdat yönetimi. Öyle ki DAEŞ Musul'a girerken trafik kazası bile yaşanmamış. Anahtar teslim kenti DAEŞ'e verdi dönemin Irak Başbakan'ı Nuri el Maliki. Eğri oturup, doğru konuşalım. O dönemde savaşmaktan aciz, maaş alamayan hantal Irak Ordu'su, bu arada savaşmayı öğrendi. Eli biraz para gördü askerlerin. Ancak oluşan formülde, sadece Irak ordusu değil, Haşdi Şabi denilen Şii milisler, kuzeyden ilerleyen Kürt Peşmergeler başta olmak üzere farklı oyuncular var artık. Ve bu süreçte Türkiye'nin eğittiği savaşçılar tablonun tam da ortasında yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye hem Bağdat yönetimi, hem de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin yardım çağrılarına verdiği olumlu yanıtla sürecin oyun kurucuları arasında yer aldı.
Oradaki demografik yapının değiştirilmesine yönelik perde arkasındaki planların da farkında herkes. Türkmen'ler yerine Şii ağırlıklı bir dönüşüm planının, bölge halkının DAEŞ'e yakınlaşmasına neden olacağı uyarısı yapılıyor. Petrol kaynakları bakımından zengin olan Musul ve Kerkük'ün geçen yüzyılın başında takılıp kalan kördüğümü, son süreçte atılacak adımlarla daha da karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Ya da oradaki gerçekler gözönüne alınarak makul bir çözüme ulaşılabilir. Aslında fotoğraf bu kadar net. Ancak 8 Kasım'da yapılacak olan ABD seçimlerinde Başkan adayı Hillary Clinton'un bu operasyonun oluşturduğu tabloda birkaç puan daha fazla alması, makul çözüme ulaşma hedefinden daha öncelikli gibi görünüyor operasyon planlayıcıları açısından.

  • 3
  • 18
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

Geçenlerde gördük. İş siyasi bir çıkış yapmak olduğunda o diller açılıveriyor. "Saraya, sarayın yedek lastiğine seslenmek"ler falan.. Kemal Kılıçdaroğlu da öyle! Sıradan insana, kendine, karşısındakine dair bir şeyler söylemeye çalışırken dili dolanıyor.
Tuhaf sorular, klişe cümleler birbiri ardına sıralanıyor. Bir takır tukurluk, hayattan kopukluk ki, hiç sormayın! Ama siyasi rakiplerine çakmaya sıra geldiğinde sular seller gibi hakaretler başlıyor.
Bana sorarsanız... Sadece bu manzaraya bakmak bile "CHP neden iktidar olamıyor?" sorusunun cevabını verir. Bu kadar basittir. Fakat bunu gel de, CHP'ye yeni isimler, hatta yeni lider adayları lanse etmeyi görev bilen "Doğan medyasının beyinleri"ne anlat!
Peki Bağdat Caddesi'nde veya Alsancak Mustafa Bey'de bir kafede otursak cıvıl cıvıl konuşacak bu hanımefendileri siyasal platformda böyle gerginleştiren şey neyin nesidir? Kestirmeden cevaplayayım...
Çünkü artık Türkiye siyasetinde "ecnebi ruh"un ne alıcısı ne de etkisi var! Bakın, onlar "yedek lastik" lafını büyük buluş sanırken, MHP kapak yapıveriyor: "PKK'nın don lastiği!"
Biliyorum... Twitter'daki birkaç ergen bu hanımefendi için "CHP'nin dünyalı politikacısı" gibi laflar ediyor. Çocuklar bilmiyor olabilir fakat siyasetçiler bilmek zorunda: Bu laf artık "uzaylı" gibi bir anlama gelmeye başladı!

  • 4
  • 18
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

Cerablus'un DAİŞ'ten temizlenmesinin üzerinden yaklaşık iki ay geçti. Bu süre zarfında şehirde hayatın normale dönmesi için muazzam çaba gösterildi. Okullar açıldı, ticaret hareketlendi, sokaklar temizlendi, geri dönüşler başladı. Cerablus, DAİŞ'ten temizlenmesinin akabinde bölgenin asli unsurlarına bırakıldı. İntikam saldırıları, yağma, işkence, sivil halk üzerinde efelenme olmadı. Bunun iki ana sebebi var. Birincisi, harekatın başında yerel halkın kendinden gördüğü ve niyetinden emin olduğu Türkiye'nin olması. Cerablus halkı biliyor ki Türkiye'nin gözü kimsenin toprağında, inancında veya sosyolojisinde değil. İkincisi ise Türkiye'nin yerel unsurlarla birlikte hareket etmesi ve şehrin sosyolojisine halel getirecek gruplarla çalışmaması. Türkiye Cerablus'un ve havalisinin evlatlarına kendi topraklarını terörden temizlemede yardım ediyor. Cerablus'un hızlıca normalleşmesinin sırrı bu.
Şimdilerde ise Musul operasyonunun başlaması bekleniyor. Çok aktörlü yapı arasında bir mutabakata varıldığı an operasyon başlayacak. Fakat açık konuşalım ki operasyondan kötü kokular yükseliyor. Irak merkezi hükümeti, Musul operasyonunu bir iç siyaset malzemesi olarak kullanıyor. Maliki gibi aktörler Musul üzerinden iktidara dönüş provaları yapıyor. İran, Irak'ı tümden işgal etme niyetinde. Musul ve DAİŞ'le mücadele, İran'ın Irak'ta istediği gibi at koşturmasına müsaade ediyor. İran'ın kontrolündeki Haşdi Şaabi'yi Irak ordusuna dönüştürme planları var. ABD ise Musul operasyonunu kendi seçim takvimine sokmuş durumda. Operasyonun içeriği ve DAİŞ sonrası Musul hakkında nihai planlama yapmadan operasyona start verme gayretinde. Musul operasyonunun yapılması için bölge dışı aktörler devreye sokulmuş durumda. DAİŞ'ten kurtulmak için gün sayan Musullular, DAİŞ-Şii Milisler (İran) kıskacında bırakılıyor. Bölgenin evlatlarına destek verilerek yapılabilecek bir operasyon, Musul'a tarihi nefretle girmeye hazırlanan milislere taşere edilmek isteniyor. Yani Cerablus'un tam tersi. Cerablus ve Musul yapısı farklı iki şehir; yine de Cerablus'tan çıkarılacak dersler var.

  • 5
  • 18
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

Bulunduğumuz coğrafya ateş yeri... Komşularımız kazan gibi kaynıyor... Suriye'de yüz binlerce sivilin öldüğü bir iç savaş var... Irak darmaduman...
En iyi durumda olanı, Yunanistan, iflas etti... Bölgede PKK- PYD ve IŞİD gibi terör devletleri kuruluyor... ABD ve Fransız savaş uçakları havada Rus jetlerine teğet geçiyor...
16 Temmuz'a kadar darbe girişimi ve terörle kafasını içeriye gömmeye mahkûm edilenTürkiye ise nihayet başını kaldırdı. "İçini" doğrudan tehdit eden bu kaosun gelip kendisini vurmaması için "ağırlığını sahaya koydu." Bu tabiri özellikle kullanıyorum.
Zira Ankara, apar topar, başkaları istediği için değil, "kararı" ve "planlaması" tamamen kendine ait olan bir operasyona soyundu.
Şu anda havadan vurdukları topraklarda "satrancı iteledikleri piyonlarla" oynayan küresel muktedirler gibi, Türkiye'de Özgür Suriye Ordusu üzerinden çıkarlarını kolluyor. TSK destekli meşru Suriye muhalefeti kısa sürede IŞİD'i yerleştikleri yerden süpürüp attı.
Dün stratejik ve sembolik öneme sahip Darık ve Sorani bölgelerini "özgürleştirdiler." Tıpkı Cerablus'u temizleyip, sınırımıza tamamen hâkim ABD destekli bir PKK- PYD devletinin kurulmasını engelledikleri gibi...
Ancak dengeler bıçak sırtında. Cumartesi gecesi Musul'a yürüyen ABD, kukla Bağdat merkezi hükümetinin ağzından Türkiye'ye "sakın gelme mesajları" gönderiyor.
Şairin dediği gibi, ya dün Antep'te üç şehit verdiğimiz terör saldırılarını "kaynağında" bitirip uzun vadeli çıkarlarına kendisi yön vermek için "o çembere" girecek... Ya da serseri kurşunlardan korunmak için kapısını penceresini kapatıp "çemberin dışında" kalacak. Yani emperyalistlerin Türk halkı için önümüzdeki yüzyılda belirlediği senaryoya figüran olacak. Sizce?

  • 6
  • 18
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)
Günün öne çıkan yazarları (17.10.2016)

Evet, Erdoğan geçenlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurlundayaptığı konuşmada çelişkilerini yine yüzlerine vurdu. Çelişkilerini, sahtekârlıklarını, ikiyüzlülüklerini… Sonradan Kılıçdaroğlu'nun "muhtarlara konuşur gibi" diyerek aşağılamaya çalıştığı mezkûr konuşmasında Erdoğan, "Dünya 5'ten büyüktür" diye haykırdı. Böyle bir liderin otoriter görülmesinden veya Washington'da sevilmemesinden daha doğal ne olabilir?!

ABD'nin istediği, ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey marifetiyle söyleyecek olursak, "yaltaklanmaktır." Yaltaklanırsan, emir eri gibi davranırsan ABD de sana karşı çok "akıllı" davranır.

Nasıl mı? Şöyle: Ülkeni akılı akıllı paramparça eder, sen de buna çoğulculuk, özgürlük, demokrasi falan dersin.

Merhum Garaudy, Amerikan silah sanayii için gerçek zafer olarak nitelendirdiği Körfez Savaşı'nda, kafirlere yasak olan kutsal topraklara on binlerce Amerikalıyı çağırarak bakımını üstlenen Kral Fahd'ın, koruyucularına, kaldırım fahişeleri gibi ücret ödediğini ifade ettikten sonra, "siyasi fahişe" diye nitelendirdiği Yeltsin'in IMF'nin önüne yatarak ülkesini haraç mezat satılığa çıkardığını ifade etmiştir.

ABD her zaman çıkarlarına uygun "siyasi fahişeler" arar. Görmüyor musunuz, ABD Büyükelçisi Bass her gün kıpır kıpır, hiç yerinde durmuyor. Buldu mu dersiniz? Neyse… Köprülerin altından çok sular aktı tabii. Mesela, Rusya lideri PutinYeltsin gibi ABD'ye "yaltaklanmıyor." Hatta, izolasyon tehdidine karşı, "Onların, bütün sınırlarımızın etrafında dolaşmaya yetecek kadar araçları ve benzinleri bile yok. Rusya gibi bir ülkeye ne izolasyonu?.." diyerek dalgasını geçiyor.

Kral Selman da Suudi Arabistan-Ürdün-İsrail-Akdeniz enerji akımında olmak istemiyor. ABD de 11 Eylül'ü üzerlerine yıkarakSuudilerin 750 milyar dolarına çökmeye çalışıyor. Şu hale bakın ki, sırf devrim yaptığı için mal varlığı dondurulan İmam Humeyni'nin İran'ı, Ruhani eliyle ABD'ye "yaltaklanmaya" utanmıyor. ABD'ye "yaltaklanmak" zilletten başka hiçbir sonuç doğurmaz.

Merhum Aşık Mahzuni Şerif, "Dünyanın en namussuzu" dediğiAmerika'ya bir türküsünde ne güzel söyler: "Devleti devlete çatar/ İt gibi pusuda yatar/ Kan döktürür silah satar/ Amerika katil katil…" Katil Amerika'nın ifsat edici, pusucu, (etnisite ve mezhep üzerinden) ayrıştırıcı akıllarına kimsecikler kanmasın. Amerika aklını yemedi, biz de yemeyelim. Star gazetesinin değerli yazarı gibi "Irak'ta DAEŞ'ın Sünnilere yapılan haksızlığın ürettiği bir yapılanma olduğunu" söylemeyelim.

BİZE ULAŞIN