Sabah gazetesinin usta kalemi Sinan Özedincik magazin gündemini Sabah.com.tr okurları için yakın markaja aldı. İşte birbirinden çarpıcı açıklamalar...
Marilla ERÇİK/SABAH İNTERNET
Serdar Ortaç'ın 37. yabancı sevgilisi
Serdar Ortaç ile yabancı sevgilisi, Reina'da yemek yedikten sonra romantik dakikalar yaşamışlar. Evet, klasik bir magazin haberi... Haberde saklı bir diğer klasik ise; Serdar Ortaç'ın yine bir yabancı sevgiliyle objektiflere yansıması. Bu kaçıncı yabancı sevgili? Evet şimdi sıkı durun, sayabildiğim kadarıyla bu Serdar Ortaç'ın 37. yabancı sevgilisi. Evet yanlış okumadınız 37, hepsi de doğu blok ülkelerinden ve sarışın. Ortaç herhalde 20 yıldır hayatımızda ve hep bir yabancı sevgilisi oldu. Tamam, Ortaç tercihini yabancı sevgililerden yana kullanabilir ama bu sevgililer altı ayda bir neden değişir? Serdar Ortaç'a geçenlerde sormuşlar; "Sevgilileriniz neden hep yabancı?" Ortaç'ın cevabı ilginç; "İnanın zevkli değil. Dilinden anlamıyorlar, bakışları soğuk. İnanın benim yerimde olmak istemezsiniz" yanıtını vermişti. Sevgili Ortaç, madem soğuklar, madem dilden, bakıştan anlamıyorlar neden hep yabancı sevgili? Çünkü nedeni çok basit, bir arkadaşı var, kızlar buraya bir Türk Starı ile tanışmak yaşamak ister misiniz diye Türkiye'ye getiriliyor, belki aralarından bazıları modellik ya da mankenlik yapıyor, süreleri dolunca veya Serdar sıkılınca ülkelerine geri gönderiliyorlar. Çünkü bu kızlar ülkelerinde zaten zor geçiniyorlar. Bu durumda Serdar'ın başı da ağrımıyor, sürekli gazetelerde haber oluyor ve süper reklamı oluyor gündemde kalarak. Yani kısaca alan da, veren de memnun!
YUVA BOZANIN YUVASI OLMAZ!
Göz cerrahı Prof.Dr. Murat Öncel'le evlenen tiyatrocu Şahnaz Çakıralp'ın arası bugünlerde kötüymüş. Geçtiğimiz yılbaşında tanıştığı ve beş aylık flört döneminden sonra sürpriz bir şekilde Four Seasons Otel'de görkemli bir törenle evlenen çiçeği burnunda çiftin yakın çevresinden yayılan dedikodulara göre, kavgasız günler yaşanmıyormuş. Bu yüzden aralarında soğuk rüzgarlar esiyormuş. Özellikle Çakıralp'ın yakın dostları bu evliliği kurtarmak için girişimlere başlamış. Ehhh, yine bir atasözü doğru çıktı, Yuva yıkanın yuvası olmazmış!
Ebru Destan aynı "şeytani" planları eski GS'li futbolcu Vedat'a da yapmış!
Bu hafta magazin gündemini sarsan Ebru Destan'ın eşi ailesi tarafından reddi miras davası açıyor haberini okuyunca benim üç hafta önce sabah.com.tr'de yazdığım Ebru Destan'ı damadın ailesi istemiyor yazımı hatırlattı. Survivor yarışmasıyla tekrar gündeme gelen 34 yaşındaki manken-şarkıcı Ebru Destan, Haziran ayında Automika Galeri'nin sahibi 29 yaşındaki Mete Okay İnan'la gizlice evlenmişti. İnanlar İnşaat'ın sahibi olan İnan Ailesi'nin genç ferdi Mete Okay İnan'ın bu evliliğine ailesinin karşı çıktığı yazılıp çizilmiş ama sonra suların durulduğu yolunda çeşitli haberler çıkmıştı. Haberde aileden birinin şu sözleri dikkat çekti: "Ebru Destan'ın yaptığı şeytanca planlar son hızıyla devam ediyor ve hâlâ bizim oğlumuz bunu göremiyor. Nitekim aile büyüğümüz olan Mete Okay'ın babası Oktay İnan, son derece dinine bağlıdır, hayat ve siyasi görüşü de bu doğrultudadır. Bunu bilen ve hayatımıza girmeye çalışan Ebru Hanım oğlumuzu da alıp kutsal topraklara, Umre'ye götürdü. Ailenin gözüne girmek ve kabul edilmek için dini bile kullanan bir insanı kabul etmemiz mümkün değildir." Asıl bomba İnan Ailesi'nin, Mete Okay İnan'ı evlatlıktan atıp mirastan men etme davası açmaya hazırlanıyormuş.
Bu haberin çalkalandığı gün eski defterleri karıştırdım ve hafızamı yokladım. Ebru Destan bir süre beraber olduğu eski Galatasaraylı futbolcu Vedat İnceefe'ye de aynı şeytani planları yapmaya çalışmıştı. Vedat İnceefe'nin ailesi de rest çekmişti. Arşivleri karıştırın göreceksiniz!
Alican Ulusoy gazeteci dövdürdü!
Takvim Gazetesi Magazin Muhabiri Aydın Hamza'ya geçen hafta içi saldırı gerçekleşti. Ulusoy Holding Yönetim Kurulu Üyesi Alican Ulusoy'un yakın koruması Ahmet Doğuş, adeta mafya yöntemleri ile Magazin Muhabiri Aydın Hamza'ya saldırdı. Üstelik gazetenin önünde bir mekanda. Hamza yumruklanarak darp edildi. Olay kısaca şöyle gelişti: Sosyetik güzel Selin İmer'in eski aşkı işadamı Alican Ulusoy ve yeni aşkı işadamı Doruk Kaya ile birlikte yaptığı bir haftalık St. Tropez tatilini Takvim Gazetesi fotoğraflarıyla birlikte, 6 Ağustos Cumartesi günü 'Geniş Sosyete' başlığı ile yayınladı. Aydın Hamza imzalı yayınlanan bu haberden sonra, daha önce de Ulusoy için suç işleyip cezaevine girdiği iddia edilen yakın koruması Ahmet Doğuş, Hamza'yı arayarak buluşmak istediğini söyledi. Balmumcu'daki Bulvar Pastanesi'ne gelen koruma "Bu haberin telafisi yok. Fotoğrafları nereden buldunuz?" diyerek tehditler savurdu. Aydın Hamza'ya saldıran ve gözüne yumruk atarak darp eden koruma "Bu burada bitmeyecek. Daha neler yapacağım göreceksiniz" deme cesaretini de kendinde buldu. İşin ilginç yanı Türkiye Cumhuriyeti ve özellikle İstanbul, devletin ve hükümetin sert politikası ile temizlendiğini zannediyorduk. Ancak bir şey atlamışız, meğer şimdi koca koca işadamları bu tarz yöntemlere başvurmaya başlamış. Gerçi Alican Ulusoy'un bu ilk vukuatı değil, daha önce de yanında yıllardır ayırmadığı başka bir koruması vardı, o da aynı yöntemlere başvuruyordu. Ulusoy, korumalarını aratıp yıllardır çirkin bir şekilde magazincileri tehdit ediyor, bir daha yapmasınlar diye. Yıllar önce ben de aynı konuya muzdarip oldum. Yaptığım bir haberden dolayı beni tehdit ettirmişti. Hem fotoğrafların yayınlanmasını ve haber olmak istemiyor, magazinden uzak durmak istiyor, hem de sürekli ünlü manken ve kızlarla beraber oluyor. Ehhh dikeni seven, güle katlanır derim o zaman!
Ah bu eski solistler ahhh…
22 yıldır bu mesleğin içindeyim, yıllar geçiyor, değişen bir şey olmuyor. Bir zamanların dev solistleri hep birbirlerini kıskanır oldu, hep birbirlerini taklit ettiler. Yeniler yapmıyor mu, yok onlarda aynı. Geçenlerde yine buna çok güzel bir örnek yaşandı. Müzeyyen Senar'ın kızı Feraye bir röportaj sırasında; "Annem 93 yaşına geldi. Artık hiç kimseyi tanımıyor. Hepimize, her gördüğüne "anne" diyor. Zeki Müren sahnede öldü diye kıskanmıştı. Aslında Müzeyyen Senar gibi bir kadının şu hallere düşmesi kötü. O da şarkı söylerken sahnede, elinde mikrofonla ölmeliydi" dedi. Aradan sadece 24 saat geçti, yanlış okumadınız 24 saat Muazzez Abacı'nın danışmanlarından bir mail geldi. "Muazzez Abacı günah çıkarttı. Zeki Müren gibi sahne ölmek istiyorum" dedi. Mail'de şöyle yazıyordu; "Türk Sanat müziğinin yaşayan efsanesi Muazzez Abacı, 18 Ağustos'da İzmir Fuarı'nda Bülent Ersoy ve Adnan Şenses ile verecekleri "Neşe-i Muhabbet" konserleri öncesinde günah çıkarttı... Muazzez Abacı "Dinleyicilerime çok yanlış yaptım. Sanatçı giyimine, saçına, makyajına ve sesine iyi bakmalı. Son bir kaç yıldır ben bunları yapmadım. Nedendir bilmiyorum ama küsmüştüm. Öyle bir duruma gelmiştim ki sahneyi bırakmayı düşündüm. Ancak dinleyicilerimin alkışlarını çok özledim. Bundan sonra tüm yaşamım dinleyicilerim ve sahne için. Ben de Zeki Müren gibi sahnede ölmek istiyorum." dedi. Yani şimdi buna ne gerek var. Neden birileri üzerinden prim yapılmaya çalışılıyor. Koskoca Muazzez Abacı'ya yakıştı mı?