Bir Adam Yaratmak aslında bir tiyatro eseri. 1 yıldır uğraşıyoruz. 3 perdelik zamansız bir eser. Bir karakterin ölüm korkusu yaşayan bir karakterin başına gelen olaylar sebebiyle yaşamı ve kaderi sorgulayışını anlatıyor. Hüsrev karakterini oynuyorum. Çevresindekilerin de etkisiyle delirmeye başlıyor. Aslında delirmiyor karakter. Ama çevresi o kadar çok delirmesini istiyor ki, onları mutlu etmek için ona bile razı geliyor. Deliliğin sınırlarını zorluyor. Müthiş bir text. Oynaması zevkli bir iş. Çok ağır bir iş. Rolden kopmak pek mümkün olmuyor. 8-9 sayfalık monologlar var, yönetmenimiz Murat Çeri de tek planları sevdiği için yoğun bir ezber sürecim oldu.
Uyku ve yemek haricinde yaklaşık 1.5 ay Hüsrev olarak yaşadım. Evde yüksek sesle çalışırım ben rolü. Yine öyle çalışırken Neslişah seslenmiş bana duymamışım Hüsrev diye bağırdı döndüm.
Oyunculuk mezunuyum, tiyatro metni olduğu için üniversiteden hakimim konuya. Ama role cesaret etme noktası biraz düşünceli süreçti. Birkaç gün altından kalkabilir miyim düşündüm. Bu rolü oynarsanız ya rezil olursunuz ya da vezir olursunuz. Arası yok. Ya amatör kalırsınız ve altında ezilirsiniz ya da rolü sırtlanırsınız ve rolle beraber büyürsünüz. Böyle roller vardır, rol sizi bir yere taşır eğer altından kalkabilirseniz. Bu da o rollerden biri. Çok şükür yönetmenimizin ve değerli oyuncu grubunun yardımıyla altından kalktım. Aynı üsluba sahip oyuncularla beraber olmak çok önemliydi. Deniz Barut, Altan Erkekli, Gülper Özdemir, Serpil Temur, Hakan Meriçliler, Murat Serezli, Caner Topçu gibi isimlerle rol aldım.

Yönetmen Murat çok iyi hazırlanmıştı. Birçok metaforla süsledi hikâyeyi. Normalde sinemaya uyarlaması zor ama biz asla textte değişiklik yapmadık kelime bile değiştirmedik. Görseli derinleştirebileceğimiz alanlara taşıdık bazı sahneleri.
Bir kere izlemek yetmiyor ben izledim ve doymadım. 160 dakika. Uzun eser ama kesemiyorsunuz, sahnelerin hepsi birbirine bağlı. O yüzden kesmedik.
Montaj süreci de uzundu o yüzden büyük festivallere katılamadık. İran'da düzenlenen 43'üncü Fecr Film Festivali'nde dünya prömiyerini yaptı film. Hindistan'daki Chennai Uluslararası Film Festivali kapsamında "Second Best International Feature Film" ödülüne layık görüldü
Hüsrev büyük bir travma yaşamış bir karakter. Babası kendisini bahçedeki incir ağacına asmış. Bu da onda travmaya sebep olmuş. En yakın arkadaşlarından biri akıl hastalıkları hastanesi başhekimi ve diğeri dönemin ileri gelen gazetecilerinden biri. Başhekim açtığı hastanenin reklamını yapmak için Hüsrev'i akıl hastanesine sokmaya çalışıyor diğeri de bununla ilgili haberler yaparak tiraj artırmaya çalışıyor. Dolayısıyla bu adamın en büyük korkusu ölüm korkusu. Varoluş sıkıntısı yaşıyor haliyle. Bir Adam yaratmak isimli piyesiyle kendisini yargılamaya başlıyor. Deha ile delillik arasında dolaşıyor. Gençliğimde ben de çok sorguladım varoluşu, yaşamı. O yüzden karakterle kendinizi özdeşleştirebiliyorsunuz. Kendimden ortaya çıktığı için etkileniyorsunuz haliyle.
Ölümden korkmuyorum, sonuçta kaçamayacağın bir şeyden korkmanın faydası yok. Ama torunlarımı görmek uzun yaşamak istiyorum. Anlık korkularım oldu ama. Ölüyorduk galiba dediğim anlar oldu, motosikletle yaşadığım sıkıntılardan sonra. O yüzden hiç 70'in üzerinde hız yapmam motosiklet kullanırken.

AİLEM HER ZAMAN ÖNCELİĞİM OLDU
Ailem önceliğim. Çocuklarımın büyümesini kaçırmak istemedim. Yazları gelen sinema filmi tekliflerini bu yüzden hep geri çevirdim. Her fırsatta beraberiz. Emir 3 yaşında motora başladı, arazi motoru kullanıyordu şimdi yarış motoruna merak sardı. Emir'e yarış motoru aldık. Moto GP'ci olmak istiyormuş. Kenan Sofuoğlu'nu izledi, oğlu Zayn'ı da gördü. Toprak Razgatlıoğlu'nu örnek alıyor.
Neslişah benden daha cesur. Ben daha çok korkuyorum. Neslişah'ın da 4-5 yaşlarındayken motosikleti varmış.
Emir 10 yaşında, futbola da yeteneği var. Kayakta şampiyonluğu var. Alara da aynı şekilde kayakçı. Tenis oynuyor, piyano çalıyor ve at biniyor. Benden daha iyi kayakçılar. Alara ile kitap okuma, Emir'le boğuşma seanslarımız var her akşam. Ailede yemek sofrası önemli.
Kuzenlerle beraber büyüyorlar. Seviyorum onların o ilişkilerini. Ben de kuzenlerle büyüdüm.
Hülya Hanım'la (Koçyiğit) ortak bir proje yapsak çok güzel olur.

ALİ ERSAN DURU
TARİHİNE VE KÜLTÜRÜNE BAĞLI BİRİYİM
Klasik, kült olmuş eserlerin üzerinde çok oynanmasını düşünmüyoruz. Özgün metne sadık kalarak bu çağda kendi yorumumuzu katmaya çalıştık. Dişil enerjisi yüksek enerjik bir oyun geliyor. Dans provalarını izlerken kendimi alamıyorum. Sahnede 30 kişiyiz. Lara işin aynı zamanda yapımcısı olduğu için birçok şeyle ilgileniyor. Büyük bir özveri.
Cevriye'nin âşık olduğu adamı oynuyorum. Dans sahnelerinde yokum, kızlar dans ediyor genelde.
Lara'nın eşi benim 16 yıllık arkadaşım. Onlar şirket kurunca ben de onlara hep destek verdim. Lara bizi tetikledi. Bana müzikal yapacağız dedi, ben de tamam dedim. Hiç zor olmadı oyuna dâhil olmam.
Maliye okudum, sayılarla aram iyidir. Ankaralı memur bir ailenin evladı olarak yine memuriyet önceliklidir. Abim Mülkiyeli. Askerler var ailemde. Sanatsal yönümün farkındaydım. Eskişehir'de Maliye okurken oyuncu olmaya karar verdim. İstanbul'a gelip oyunculuk eğitimi aldım Şahika Tekand'tan. İstanbul dikkat edilmesi gereken bir yer Ankaralıların gözünde.
Tarihine ve kültürüne bağlı biriyim. 2. Mahmut'u oynama şansım oldu. Rusya'da çok popüler oldu o iş.
Türküleri hem dinlemeyi hem söylemeyi çok severim. Şiir kitabı hazırlığım devam ediyor. Eski usul hece ölçüsüyle yazdığım şiirlerim var Yunus Emre'yi okumuş biri olarak eski Türkçe yazdığım şiirlerim var.

LARİSSA LARA TÜRKÖZER
BU OYUN BANA GÜLRİZ SURURİ'NİN YADİGARI
Suat Derviş imzalı "Fosforlu Cevriye" müzikalinin hazırlığını sürdürüyoruz. Son düzlükteyiz, heyecan dorukta. Yönetmen koltuğunda Hakan Altan oturuyor. 9 Mayıs'ta galamız olacak sonra yoğun bir turne programımız olacak. Karadeniz ve Doğu turnelerimiz olacak. Dekorumuz büyük. Hiç yapılmamış bir dekor olduğunu iddia ediyorum. Bu yorumla büyük sorumluluk aldık. 1940'lardan günümüze kadınların toplumdaki yerini sorgulayan güçlü bir anlatı. Dünyadaki bütün kadınları sırtlandık.
Bu oyun bana rahmetli Gülriz hocadan (Sururi) yadigar. Hayatta olsaydı kendisi yapacaktı yönetmenliğini. 2008'de Ankara DT oynadı. Gülriz hoca rejisörlüğünü yaptı. O oyunu izledik annemle ve Feray Darıcı'yı Cevriye'de izlerken hayatım değişti. Anneme bir gün ben de beni bu sahnede izleyeceksin dedim. Her provalarına gittim, Gülriz hoca bana "Sen bir büyü, okulunu bitir. Yine bu oyunu oynamak istersen ben rejisörlüğünü yapacağım" dedi. Ömrü vefa etmedi. Onun sayesinde oyuncu oldum, ben bunu oynamadan ölmeyeceğim diyordum, o kadar büyük bir hayaldi benim için. O oyunu izledikten sonra başka hiçbir şey düşünmedim.