Her yerde sizin 'Hep Yaşın 19' şarkınızı duyuyoruz. Çok sevildi...
'Hep Yaşın 19' şarkısı, klipten de anlaşılacağı üzere Biricik Suden'e yazıldı galiba?
Klip de başarılıydı... Biricik Suden klip yönetmenliğine devam edecek mi diye klişe bir soru yöneltsem...
Bir klip için 'gerçekçi' denir mi bilmiyorum ama MFÖ en yalın haliyle ekranlardaydı...
Dört dakikalık bir klip için ne kadar ham görüntü kullandınız?
Peki, bu belgeseli biz ne zaman izleyebileceğiz?
Daha önce çekilmiş bir MFÖ belgeseli var mı sizin bildiğiniz?
Peki, nasıl bir belgesel olacak?
40 YILLIK TV'Cİ GİBİYDİ
Biricik Hanım, biraz da a Haber'de yeni başlayan programınız 'Hayat Bilgisi'nden konuşalım...
B.S.: Ee, beni de röportaja dahil ettin. Mazhar Alanson'la yapılmayacak mıydı bu röportaj?
Tamam, söz başka soru yok. Teklif a Haber'den mi geldi?
B.S.: Evet, çok güzel bir proje sundular. Yıllardır televizyonda bir şeyler yapmam için teklif alıyordum; bugüne dek hep reddettim. Aslında kamera karşısında olmaktan rahatsızlık duyduğum için kabul etmiyordum. Şimdi bile tam alışamadım. Sağ olsunlar a Haber'den arkadaşlar çok yardımcı oldular. Büyük bir zevk ve heyecanla çektik ilk programı...
Mazhar Abi, siz nasıl buldunuz Biricik Suden'in televizyon programındaki performansını?
M.A.: 40 yıllık televizyoncu gibiydi. Ben de şaşırdım. Kamera önünde bu kadar rahat olmasını beklemiyordum.
HACI DA OLURSAM DİNLE MUHABBETİ
Mazhar Abi, ilk kez ne zaman umreye gitmiştiniz?
M.A.: Vallahi hatırlamıyorum. Sadece çok gittiğimi söyleyebilirim.
Hacca gittiniz mi?
M.A.: Yok, şimdilik gitmeyi de düşünmüyorum. Hacı olunca sorumluluk artıyor ama bir gün inşallah hacca da gideceğim. Bir hacı olmak eksikti zaten; hacı da oldum mu artık dinle sen muhabbeti.
FIRSAT OLSA HEMEN...
Nasıl muhabbetler bunlar?
M.A.: Ya bi tutturmuşlar sufi Mazhar diye... Benim için maneviyat önemlidir arkadaş. Maneviyat olması gereken bir şeydir. Maneviyatın olmaması eksikliktir. Maneviyatı olmayan birisine ben acır, üzülürüm.
Peki, ufukta yeni bir umre ziyareti var mı?
M.A.: Fırsat olsa hemen...
Ne var orada sizi çeken? Bir arınma mı?
M.A.: Arınma değil maddi ve manevi büyük bir kuvvet geliyor. Boş depoya benzin doldurmak gibi bir şey oluyor. Bizim hayatımız deşarj olmakla geçiyor. Umrede şarj oluyorum. Herkes farklı bir şey hisseder. Duygu ve hisler de öyle çok kelimelere dökülecek meseleler değil.
40'INCI YIL DOLDU DEYİP NOSTALJİMİ YAPACAKTIK?
Bu yıl MFÖ'nün kuruluşunun 40'ıncı yılıydı. Niye kutlamıyoruz?
M.A.: Vallahi bir ara "Bir şeyler yapalım" diyorduk, sonra vazgeçtik. 40'ıncı yılı kutlamak bize ters. Neyin 40'ıncı yılı? '41'de bitiyor mu?' gibi bir hava olmasını istemem. Biz sürekli üreten, dinamik bir grubuz. Ne yapacaktık? "Vay be 40 yıl mı olmuş!" deyip nostaljiye mi sarılacaktık?
BİZİM GİBİ KAÇ GRUP KALDI?
Müzik tarihi açısından önemli aslında... Var mı 40 yıl hiç ara vermeden devam eden bir başka yerli rock grubu?
M.A: Önemli tabii de, bunu tarihçilere bırakalım.
MFÖ'nün şarkı sözlerinin yazılması ve bestelenme sürecinde ekip ruhu hep ön planda mı?
M.A.: 40 yıl olmuş, üçümüz hâlâ birlikte üretebiliyoruz. Bu güzel örnek, grup olarak bütünlüğümüzü gösteriyor. Sürekli 'Best of' albüm de çıkarmıyoruz Allah'a şükür. Bizim gibi üretken kaç grup kaldı?
YAŞLANDIKÇA COŞTUK
40'ıncı yılınızdasınız ama gençler arasında da çok dinleyiciniz var...
Aradan geçmiş 40 yıl ama yeni kuşak sanki bizim şarkılarla büyümüş gibi. Bırak üniversiteyi, lise konseri bile veriyoruz. 16-17 yaşındaki çocuklar 'Ali Desidero'yu ezbere söyleyebiliyor. Gençler arasında bizim şarkıları bilmek önemli bir hadise belki de. Birkaç kuşağa birden seslenmek çok güzel bir duygu... Müzisyenler yaşlandıkça bu işten uzaklaşır ama biz yaşlandıkça daha da bir coştuk sanki. Belki bu yüzden MFÖ'nün 40'ıncı yılını kutlamayı anlamsız bulduk.
Sizin grubun toparlayıcısı kim?
M.A.: Daha çok Özkan toparlar...
B.S.: Özkan'ın adı Vernel'dir, yumuşatıcıdır, toparlayıcıdır. Arayı hep o bulur.
BU KADAR İNSANA NEDEN KENDİMİZİ ANLATALIM Kİ?
Müzik endüstrisindeki değişimi nasıl görüyorsunuz?
M.A.: En büyük değişim, şarkınızı tutup yayınlanması için bir GSM şirketine götürmeniz bence. Sistem değişiyor; albüm yapmak artık bitti. Canlı performansın yoksa bitersin.
Artık tek bir şarkıyla işi bitirip konsere çıkıyorlar. Her şey single'a mı dönecek?
M.A.: Biz dönmedik ama çoğu şarkıcı döndü. Ancak hep single yapınca da konserlerde söyleyecek şarkı bulamıyorsun. Aslında birçok rock grubu var, genç yetenekler çok ama kazançları az. Çok çalışıp, çok şarkı üretip halkın karşısına çıkmalılar.
TV'YE TAKILIYORUM
Evde neler yaparsınız? Mesela PlayStation'la hanginiz oynuyor?
B.S.: Ben takılıyorum. En son 'Heavy Rain' oynuyorum. Çok güzel oyun.
M.A.: Ben daha çok televizyona takılıyorum. Haber ve belgesel ağırlıklı. National Geographic'i izliyorum. Bir de arada 'Süleyman'ı izliyorum. B.S.: Seyrediyorum dediğine bakma. Aslında 'Muhteşem Yüzyıl'ı ben izliyorum. Mazhar sadece arada gelip "Ne oldu şimdi? Yine mi doğurdu bu kadın?" deyip gidiyor.
AZ KONUŞMA AZ HATA
Twitter'a eskisi kadar girmiyorsunuz galiba?
B.S.: Evet, eskiden bir konu hakkında bir şeyler yazardım ama artık yapmıyorum. Sadece bana soru soranlarla yazışıyorum. Çünkü o kadar şaşkınım ki, anlatamam. 40 yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir anlam çıkarıyorlar söylediğim bir cümleden mesela. Artık "Niye bu kadar çok insana kendimizi anlatma çabasında olalım ki?" diye düşünmeye başladık? Mazhar da yazmıyor. Niye bu kadar senli benli olalım ki? Zaten genelde de sanatçılar uzaklaşıyor Twitter'dan.
M.A.: Ben de artık insanları daha çok dinlemeyi öğrendim. Eskiden hiç durmadan konuşurdum. Şimdi az konuşan az hata yapıyor, az yoruluyor hem de daha çok şey öğreniyor diye düşünüyorum ben de.
BAYRAM HARÇLIĞIM ÇATAPATA GİDERDİ
Çocukluğunuzdaki Kurban bayramları'na dair neler hatırlıyorsunuz?
M.A.: Hiç unutmam; bir keresinde bana bir takım elbise diktirmişlerdi. "Seneye de giysin" diye bolca bir takım elbiseydi. Memur çocuğuyuz sonuçta... Nasıl mutlu olmuştum, anlatamam.
TOPLU MESAJ ANLAMSIZ
Harçlık toplar mıydınız?
M.A.: Toplamaz mıyım? Her çocuk gibi ben de el öper, harçlık toplar, sonra parayı çatapata, mantar tabancasına yatırırdım. Akraba ziyaretleri önemliydi. Bugün de önce büyükler ziyaret edilir bizde; Biricik'in annesine, benim ablama gidilir... Şimdiki gençlerde böyle bir şey yok! Zaten bu ziyaret faslının da alternatifini bulmuşlar; cep telefonuyla toplu mesaj çektin mi tamam! Toplu mesajları anlamsız ve yüzeysel buluyorum.
ACUN'DAN TEKLİF GELDİ
Bir ara sinemaya ağırlık vermiştiniz. Geliyor mu teklifler hâlâ?
M.A.: Geliyor, çok geliyor... Sinema, dizi, jüri geliyor ama içime sinerse yaparım.
Nereden jüri üyeliği teklifi geldi?
M.A.: 'O Ses Türkiye' için Acun Ilıcalı'dan geldi ama anlaşamadık.
Niye anlaşamadınız?
M.A.: Onlar daha eğlenceli bir grup oluşturmuşlar. Biz herhalde o eğlenceye katılamazdık (Gülüyor).
Biz derken, MFÖ üyeleri mi?
M.A.: Evet, grup olarak jüri olacaktık.