Geçtiğimiz temmuz ayında vefat eden yönetmen Ersin Pertan'ın imzasını taşıyan, bu cuma vizyona girecek olan 'Mazi Yarası' filminde başrol oynayan Nilüfer Açıkkalın, canlandırdığı 'Samiye' karakterine çok benzediğini açıkladı.
KARAKTER KÜSER
Filmde Erkan Taşdöğen ve Mehmet Çepiç'le birlikte rol alan oyuncu, "Karakterlerin hepsine kendimi yaklaştırırım. Çünkü azıcık uzak tutarsanız, karakter küser" dedi.
'Mazi Yarası'na nasıl dahil oldunuz?
Rahmetli Ersin Bey ve sanat yönetmenimiz olan eşi Annie Pertan'la TRT radyosu için oynadığım 'Matmazel Julie' oyununun tanıtımı sırasında, İsveç Konsolosluğu'nda karşılaştık. Ersin Bey bu karşılaşmadan sonra beni arayıp, senaryosunu gönderdi. Hemen okudum ve kabul ettim. Rol için benim biraz daha olgun görünmemi istediler. Çekimler sırasında da Annie Hanım ve Ersin Bey, her şeyi büyük bir uyum ve disiplin içinde halletti. Önemli bir deneyimdi benim için...
Filmde aşk acısı, geçmişte işlenmiş hatalar, intikam arzusu gibi temalar var. Canlandırdığınız 'Samiye' karakteri size yakın mı, uzak mı?
Karakterlerin hepsini kendime yaklaştırırım. Çünkü azıcık uzak tutsanız, karakter küser. Oynadığım karakterlerle ve öykülerime konu olan kahramanlarımla gönül bağlarım çok sıkıdır. Zaten ikisinde de malzememiz insan... İnsanın da zaten en fazla 40 çeşit duygusu var. Bu duyguların hepsi de içimizde... Biri daha sinirlidir, diğeri daha sakin. Önemli olan hangi duygunun baskın olduğunu anlamak... 'Mazi Yarası'nda karakter tahlili yaparken Ersin Bey'den o kadar güzel şeyler öğrendim ki, her biri ders niteliğinde... İsterdim ki o da size anlatabilsin.
BURUK BİR FİLM
Ersin Bey'in ani vefatı için neler diyeceksiniz?
Bembeyaz bir kuş kocaman kanatlarını açtı ve gerçek huzura doğru yola çıktı. Geri kalanlara sabretmek düşüyor. 'Mazi Yarası' Ersin Bey'i kaybedince o kadar boynu bükük bir film oldu ki... Bu bana çok hüzün veriyor.
BU KADAR HUZURLU BİR SET GÖRMEDİM
'Mazi Yarası'nın çekimlerinde unutamadığınız anılarınız var mı?
Sette hiçbir çalışmamda hissetmediğim bir huzur ortamı vardı. Yolunda gitmeyen, aksayan ayrıntılar bile şaşılacak şekilde yoluna giriyordu. Rahmetli Ersin Bey'in ve sanat yönetmenimiz Annie Pertan'ın verdiği güven duygusu her şeye sinmiş gibiydi... Bu duyguyu böylesine güzel hissettiren insanlar çok az bulunuyor.
Bugüne kadar 27 filmde rol aldınız. En sevdiğiniz film hangisi?
'Kara Kentin Çocukları'... 'Güle Güle', 'Harem Suare' ve 'İlk Aşk'ı da es geçemem. Aslında hiçbirini ayırt edemiyorum, hepsini söylemek istiyorum. Galiba ben işimi çok seviyorum. Bir de layıkıyla yapabileceğim bir sistemin içinde olsam keşke! Ama kısmetimize düşen bu! Oyuncu arkadaşlarımın gelecekle ilgili hiçbir fikri yok; günübirlik yaşıyorlar. Çıraklar harcanıyor, ustalar unutuluyor.
BAZI YARALAR VAR Kİ KALICI İZLER BIRAKIR!
'Samiye', kendisine acı çektirenlere ders vermek için geri dönüyor. Siz aynısını yapar mıydınız peki?
Evet! Bu açıdan 'Samiye' ile çok benziyoruz. Ben de geri dönerdim. Sadece şöyle bir bakmak için... Bıraktığım yerde ne olduğunu, kişilerin ve çevrenin nasıl başkalaştığını merak ederdim. Ama henüz böyle bir şey yapmadım. Belki daha öyle bir zaman gelmedi. Ama hikayede beni etkileyen en önemli şey, Samiye'nin bu geri dönüşüydü.
Sizce mazi, mazide kalır mı?
Mazideki bir yaranın mazide kalmaktan başka şansı yok! O yüzden acısı azalıyor. Ama bazı yaralarsa insan ruhunda çok kalıcı izler bırakabiliyor.