Uzun zamandır merakla beklenen 'Mirkelam Şarkıları' albümünde ünlü patlaması yaşandı. Mirkelam hitlerini Gülşen, Teoman, Göksel, Nil Karaibrahimgil, Mabel Matiz, Bedük, Feridun Düzağaç, Eser Yeneler ve Pinhani gibi başarılı isimler seslendirdi. Özel hayatında Aysen Sabancı ile mutlu bir beraberlik yaşayan Mirkelam ile yeni projesini ve hakkında merak edilenleri konuştuk.
Farklısınız, isminiz bile... Tam isminiz 'Fergan Mirkelam', çok havalı değil mi?
Babama sormak lazım... Mirkelam ailesi Urfalı, çok eski, kalabalık bir aile. Oradan havalıyız ama bu havayı sağa sola ateş ederek yapmadık. Çevremdeki insanlar kendilerini eğittiler, uygarlaştılar. Fergan Mirkelam; ilkokulda küçük bir tını olarak görülüyor, ortaokulda biraz daha gelişiyor, üniversitede bu ad oturmaya başlıyor ve üniversite sonrası iş bulamadığından dolayı inişe gidiyor. İş bulduktan sonra, evlendikten sonra biraz ortaya çıkıyor. Ünlü olduktan sonra ise havalı oluyor. Aslında sizin yaptığınız işe, duruma göre değişiyor. O yüzden havalı bence...
Koşan adam hâlâ koşuyor mu, yoksa böyle anılmak sizi sıktı mı?
Gençliğimden beri "Tek bir şarkı, yıllarca 'Hatıralar'ı söyleyeceğim" derdim. Ama anladım ki hayat çok kısa ve bir şarkı bile yetebiliyor insana. Koşan adam eskiden biraz tuhaf gelirdi, eve gittiğim zaman üzülürdüm ama hâlâ soruluyor ve şu anda beni en mutlu eden şeylerden biri oldu.

ALBÜMÜM KEBABA LİMON SIKMAK GİBİ
Kariyeriniz süresince sizi risk olarak görenler olmuş mudur?
Olmaz olur mu? Ama ben kimseyi ürkütmemeyi ve üzmemeyi çok önceden bildiğim için, kendimi yaptığım işte hep geri çekmişimdir. Çünkü yıkım daha kötüdür ve daha kolaydır üretmekten. Bir şeyi dikmek daha zordur. Çekip almak daha kolaydır ama başka bir şeyi yok edersiniz. O yüzden onu hep dengelemeye çalışmışımdır. O yüzden adım havalı olsa da ben pek havalı değilimdir.
Müzikal olarak beslenmek için neler yapıyorsunuz ve kimleri dinliyorsunuz?
Benim beslendiğim şeyler müziğin dışında daha çok; sinema olur, resim olur, hayatın kendisi zaten çığlık. Hayatın kendisi mutsuzluk ve mutluluk.
Son albüm, klasik bir Mirkelam projesi mi, yoksa fazla yenilikçi mi oldu?
Türkiye'de sound hiçbir zaman olmadı. Türkiye'de her şey üst üste yapışmış durumda, ayrımı yok çünkü tarihi doküman biriktirme ve o biriktirmenin farkına varma yok. Yıllardır bu ülkede çok para kazanıldı, çok iyi dönemler oldu ama sanatçılar tekne aldılar ve o tekneler bir kış sonra battı. Veya o paraya Fransa'dan ayakkabı almayı tercih ediyorlar ama gidip Paris'te bir stüdyoda o albümü kaydetmiyorlar. Hep yanlış şeylere yönelip yanlış şeyler konuşuluyor. 'Mirkelam Şarkıları' zaten yenilikçi, 'Kokoreç' diye bir şarkı yapmak benim daha çok hoşuma gidiyor. 'Canım' diye şarkı yapmaktansa 'Asuman' diye tuhaf bir ad kullanarak onun altını doldurup üstünü boyayarak şarkı yapmak benim daha çok hoşuma gidiyor. O yüzden yenilikçi diye düşünüyorum.
Size yeni albümünüzün tadını sorsam; tatlı mı, ekşi mi, acı mı dersiniz?
Hepsi var içinde. Kebaba limon sıkmak gibi, ondan sonra tatlı yemek gibi bir şey. Kebaba limon sıkılır mı? Ee sıkılıyor, güzel oluyor işte. Acı da, ekşi de var. Arkasından bir de tatlı yediniz mi öyle oluyor. Bizim yemeklerimizde de vardır bu, benim şarkılarımda da var.

KENDİMİ ARİSTOKRAT OLARAK GÖRMEM
90'lar ve günümüz pop sanatçıları arasında ortak özellikler var mı?
Popüler tüketim açısından, seyirciye hitap etme yaşı, şekli açısından var tabii ama sanatçı az. Eskiden Michael Jackson'ı taklit ederdik bir şekilde ya da George Michael'ı, İlhan İrem'i, Barış Manço'yu, MFÖ'yü, Kayahan Abi'yi şarkılarıyla taklit etmeye çalışırdık. Ama şimdi taklit edecek şey azaldı.
Çok iyi müzisyen olmak mı, yoksa medyayı iyi yönetmek mi önemli?
Her ikisi de var. Ben yeni yeni farkına varıyorum bunun. İyi müzisyen olunca, medyayı yönetemezseniz de olmuyor.
Çok göz önünde olmamanızın nedeni siz misiniz, yoksa medyanın seçimi mi? Benim. Beni arkadaşlarım da çok sık görmüyorlar. Bunu aşmaya çok çalışıyorum ama havalarda dolaşarak, yerin altındaki o kuyulardaki tınıyı duyamazsınız. O yüzden bu benim işimi yaratıyor. Ben müzik yapmasaydım, mühendis olsaydım, mühendislikle alakalı yaratıcı bir şeye girecektim.
Donanımlı bir ailesiniz; peki aristokrat mı, burjuva mı, yoksa halk adamı mısınız?
Öyle büyüsem öyle olurdu ama çok aristokrat görmüyorum kendimi. Dünyaya hayırlı olmuş herhangi bir insan, çok değerli. Herhangi bir vatandaş, bir astsubay kendini şehit edip ülkeyi kurtarıyorsa, bir adam bir arabanın önünden bir çocuğun hayatını kurtarıyorsa, kim bize yardım ediyorsa değerli. Öyle düşünmek lazım. Ben kendimi öyle görmüşümdür.
ŞARKICI OLMASAM ŞİİR YAZAN MÜHENDİS ÇOCUK OLACAKTIM
Şarkılarınızda hep bir aykırılık seziyorum. Bunun sebebi çok zeki ve yaratıcı olmak mı, yoksa biraz delilik mi var?
Aykırılık var. Farklı olma isteği insanı başarılı yapar.'Benim konserlerim var, bu işten para kazanıyorum'u bir kenara atarsanız; şiir yazmaktan farkı yok. Eğer bunda başarılı olamasaydım, şiir yazan mühendis bir çocuk olacaktım. Ama ne güzel bir hayat yaşıyorum. Sarı ışığı, güneşin sarı olduğunu görebiliyorum. O sarıdan yola çıkarak onu çiçeklerin rengiyle birleştirebiliyorum. Oradan 'Sarı saçlarından sen suçlusun' diyen Kayahan Abi gibi bir şeyler yazabiliyorum.
PARA DEĞİL SEVGİ BİRLEŞTİRİR
Bir popçunun yaşının ilerlemesi starlığını etkiler mi?
Etkiler. Popülerlik çabuk tüketimle ilgili, ben onun dışına çıkmaya çalışıyorum. 'Asuman yap bir pansuman' derseniz 100 sene sonra bir yerden çıkacaktır. Çünkü kökeni Türkiye'deki erotik sinemaların afişlerindeki adlara dayanır. Pop sanatçısı çok değerlidir. Bugün bir politikacının bir yere 3 bin kişiyi toplamak için hayal edin neler yaptığını. Ama popüler müzik sanatçısı bir şarkıyla bunu yapabilir. Sevgi insanı birleştirir, para değil.
MÜZİSYEN BİRİNİN EŞİ OLMAK ÇILGINLIK
Aşk adamı mısınız?
Ben aşk adamıyım. Bazen meşk de oluyor. Ben çok doğadan farklı görmüyorum bizi. Bir insan her zaman aşk meşk düşünemez ki. Bir şeyi sürekli düşürsen zaten onun hastalıklı bir şey olduğu ortaya çıkıyor. Bilim adamısınız mesela; saç baş birbirine girmiş dilini çıkarır kameraya. Biraz sıyırırsınız yani. Anadolu'da bir laf vardır; 'Çok kaşıma yırtarsın, çok oynama bozarsın.' Ben de çok aşk adamıyım diyemem kendime; hayatın kendi ritüelleri içinde çiçek açar, solar, tekrar açar...
Hayat arkadaşınız olunca müziği ihmal ettiğinizi ya da yavaşladığınızı düşünüyorum. Yanılıyor musun?
'Hatıralar'dan ya da 'Asuman'dan sonra aynı enerjide bir şey yapmanız çok zor. Sadece sizin kabiliyetiniz ve yaratıcılığınız değil, ne kadar çok insan o işe girerse o kadar yaratıcı bir şey çıkar. Diğer faktörler de bunu etkiliyor. Benim yaptığım şarkı beştir. Aranjör onu 7, klip onu 9, basın onu 10 yapar.
Konu aşka gelmişken; o tarafta işler nasıl gidiyor, bu konuda planlar var mı?
Sanatçı birinin eşi olmak; çılgınlık anlamında bir bilim adamını desteklemek gibidir. Tam bizim mesleğimize göre söylenmiş; 'Bir kadın adamı vezir de eder rezil de' diye. Çok büyük destek gerekir bizim işimize çünkü zamanları terstir. Sabah herkes kalkarken siz yatarsınız. Ben bu desteği alıyorum. Planımız bu güzel şeyi devam ettirebilmek.