'Anadolu Ateşi' dans gösterisinin müziklerine hem besteci hem de aranjör olarak imza atan Taner Demiralp, yeni albümü 'Hasat'la müzik dünyasında kendine yer arıyor. 'Anatolia' ve 'Legends of Anatolia' isimli enstrümantal albümlerinde çok fazla adını duyuramayan sanatçı, bu kez 'Hasat' albümüyle iyi bir çıkış yakalamak istiyor. Dans tiyatrosu 'Dawool' ile 'Night of Sultans' isimli dans gösterisinin de bestecisi ve aranjörü olan Demiralp, müzik dünyasını, çalışmalarını ve 'Hasat' albümünü anlattı.
İSTEKLERİM SINIRLI DEĞİLDİ
Bugüne kadar tasavvuf, Halk Müziği ya da Anadolu rock gibi hep farklı tarzlarda çalışmalar yaptınız. Bu çeşitlilik nereden kaynaklandı?
Bu çeşitlilik, çocukluğumdan kalma bir şey diyebilirim. O yıllarda ülke insanı tarafından geliştirilmiş çok fazla müzik örneği yoktu. Bende de o günlerden kalma bir farklılık, bir özgürlük arayışı oluştu. İleride bunların hepsini birleştirecek sentez bir şeyler yapmayı hep istiyordum. Bu anlamda ilk adımımı TRT Gençlik Korosu'na girerek attım. İlk başta tek amacım Batı müziği eserlerini tanımaktı. O yaşlarda böyle bir istek enteresan gelebilir ama öyleydi. Rahmetli Nihal Tüfekçi o zaman "Ne işin var Batı müziğinde, Türk müziği dururken" demişti. Ben de öyle yaptım ve Marmara Üniversitesi'nde müzik eğitimine karar verdim. Çünkü isteklerim sınırlı değildi. Müzik adına her şeye hakim olabilmek için; keman da çalabilmeli, saz da, piyona da öğrenmeliydim. Bugüne kadar aldığım eğitim ve de yaptığım çalışmalar bunun bir sonucu oldu.
GÜNDEME GELEMİYORUM
Projelerinizin çoğu dünya çapında büyük işler. Ama çok tanınmıyorsunuz.
Doğrusu bu konuda bazı kızgınlıklarım, hazmedemediğim şeyler var aslında. Bana bunu herkes söylüyor. Donanımlı bir müzik adamı olarak hak ettiğim yerde olmadığımı belirtiyorlar. Ama bir şekilde engelleniyor muyum ne oluyor bilmiyorum, bir türlü gündeme gelmiyorum. Mesela en son bir klip çektik yeni albüm için. Klibi Kral TV'ye gönderdik ama komisyondan geçemediği için dönmüyor kanalda. Yani buna karar veren neye, kime göre karar veriyor bilmiyorum. Bunu yapan kişinin ilkokul mezunu olması da ayrı bir detay. O koltuğa, onun dayısı, öbürünün amcası diye ahbap ilişkisine dayandırılarak birilerinin oturtulması da ayrı bir olay.
Tüm bunlar sizi üzmüyor mu?
Bu işe 30 yılını vermiş bir insan olarak, işimi gösterememek çok acı. İşte bu yüzden insanlar beni bilmiyor. Çünkü ben medyatik olmak için sadece işimi, müziğimi kullanmak istiyorum. Kendi yeteneğim ve özelliklerimle bir yerlerde duyulmak istiyorum. Onun bunun dayatmasıyla değil! Ama madem prosedür böyle, evet bu albüm için ben de yaptım bunu. İki telefonumla komisyon, klibimi yeniden inceleyecek. Belki de klibim artık kanalda dönebilecek. Diğer tarafta, ben Hülya Avşar, Rober Hatemo ve Seda Sayan ile de iş yaptım. Bakın bu insanlar bugün ne kadar medyatik isimler. Bu anlamda ben elimden gelen her şeyi yaptım ama kimsenin beni tanımaması da benden kaynaklanmadı.
NOTA BİLMEK YETMEZ
Sizin işinize benzer müzik yapanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
"Nota biliyorum" diyen herkes sanatçı olabiliyor. Halbuki herkesin "Nota biliyorum" dediği şey, bir tane sol anahtarı, yedi tane notadır. Ama iş bu kadarla biter mi? Medyanın pompaladığı ünlü neyzenler var. Herkes onları ney üstadı olarak tanır. Oysa kayıtlarında neylerini başkalarına çaldırırlar. Hani diken dikendir saçları. Bir albümünün adı 'Nar'dır, ateş anlamındaki nar; albüm kapağında elde tutulan bir nar olarak basılır.
Dizi ve film müzikleri de yapıyorsunuz. Müziğin filmlerdeki önemi nedir?
Müziksiz bir dizinin ya da filmin hiçbir şeye benzemeyeceğini düşünüyorum. Öyle bir şey ki müzik; çok kritik bir sahnede oyuncunun bir hissini, duygusunu, hiçbir söz söylemesine gerek kalmadan, bir bakışıyla anlatmasına yardımcı olur.