Hülya Koçyiğit, "Film Gibi Hayatlar" programında besteci ve müzisyen Sinan Akçıl'ı ağırladı. Çocukluk yıllarını anlatan Akçıl, sanatla iç içe büyüdüğü dönemi anlatırken, "Ben 5-6 yaşlarındayken piyano çalardım, Melih Cevdet Anday şiir okurdu; Hıncal Uluç, Pavarotti gibi isimler konser sonrası bizim evde buluşulurdu. Benim sünnet düğünümde TRT caz korosu sahne almıştı. Olağanüstü bir çocukluktu" şeklinde konuştu. Babası Saim Akçıl ile olan ilişkisine de değinen sanatçı, çalışma disiplini ve yetenek üzerine konuşurken, "Babam bana hep 'Sen benden daha yeteneklisin, ben senden daha çalışkanım' derdi. Klasik müzik çalışkanlığı günde en az 10 saat çalışma gerektirirdi. Ben hep yeteneğime güvendim" dedi. Müzik kariyerinin başlangıcını anlatan Akçıl, Sezen Aksu ile tanışmasının hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Lise sonda Sezen Aksu'yla tanıştım, onun evine gelen sanatçılar benden şarkı istemeye başladı. Galiba benden şarkı isteyen ilk sanatçı İzel'di. Hep arka plandaki gizemli adam olmak istemiştim. 'Ben Onno Tunç olacağım' derdim. Sezen Aksu da bana o zamanlar Uzay Heparı benzetmeleri yapardı. O dönemler şarkı söylemeye karşıydım."
KALEMİM ÇOK GÜÇLÜ
Şarkı yazma sürecine dair düşüncelerini paylaşan sanatçı, şu ifadeleri kullandı: "Kafama bir konu takıldıysa onu kağıda dökmem beş dakikamı alıyor. Küçükken kompozisyon dersleri için, öğle yemeklerinde arkadaşlarımın ekmekleri karşılığında onların ödevlerini yapardım. O zamandan beri kalemimde bir güç var. Kelimelerle aram hep çok iyi oldu. Ben 5-10 dakikada şarkıları bitiririm. Allah'la aramda sanki O bana melodileri ve sözleri fısıldıyormuş gibi yakın bir bağ var. Hâlâ iyi bir şarkı yazdıktan sonra üç kere göğsüme dokunur şükrederim. Şükretmeyi hiç bırakmadım."