Cannes Film Festivali'nin kapanış töreninde Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu'nun yeni filmi 'Fjord', en iyi film ödülünü kazandı. Mungiu böylece Cannes'da ikinci kez büyük ödül kazanmış oldu. Yönetmen daha önce 2007 yapımı '4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün' filmiyle Altın Palmiye'ye uzanmıştı.

Mungiu ödül töreninde yaptığı konuşmada, "Bu; hoşgörü, kapsayıcılık ve empati üzerine bir mesaj. Bunlar hepimizin değer verdiği harika kavramlar ancak bunları daha sık hayata geçirmemiz gerekiyor" dedi. 'Fjord', dindar bir Romanyalı-Norveçli ailenin çocuk yetiştirme anlayışı nedeniyle yerel toplum ve çocuk koruma sistemiyle karşı karşıya kalmasını anlatıyor. Başrollerde 'Sentimental Value' ile dikkat çeken Norveçli oyuncu Renate Reinsve ile 'The Apprentice' filminde Donald Trump'ı canlandıran Sebastian Stan yer alıyor.

'GRAND PRIX' MINOTAUR'UN
Andrey Zvyagintsev'in Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında yaşananları konu alan savaş draması 'Minotaur' ise festivalin ikinci büyük ödülü olan 'Grand Prix'i kazandı. Film, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında olayların içine sürüklenen vicdansız bir iş insanını anlatıyor. Japon yönetmen Ryusuke Hamaguchi'nin huzurevinde geçen draması 'All of a Sudden'daki performanslarıyla Belçikalı oyuncu Virginie Efira ve Japon oyuncu Tao Okamoto en iyi kadın oyuncu ödülünü paylaştı.

Birinci Dünya Savaşı döneminde geçen drama 'Coward'ın oyuncuları Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne de yönetmen Lukas Dhont imzalı filmdeki performanslarıyla en iyi erkek oyuncu ödülünü birlikte kazandı. Onur Ödülü'nün sahibi, ABD'li oyuncu Barbra Streisand, Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson ve ABD'li oyuncu John Travolta'nın oldu. En İyi Yönetmen Ödülü'nü takdim eden Kanadalı oyuncu ve yapımcı Xavier Dolan, törende yaptığı konuşmaya, Filistinli şair Mahmud Derviş'in "Bu Dünyada Hayatta Kalmayı Hak Eden Şeyler Var" adlı şiirinin şu mısralarını okuyarak başladı. Seyirciler, Dolan'ın Derviş'in mısralarını okumasını alkışlarla karşıladı.

'HAYATI KUTLAMAYA HAKKIMIZ VAR MI?''
En İyi Senaryo Ödülü'nü takdim eden yönetmen Nadine Labaki ise bu gece ödülü vermek için davetli olmasına rağmen ülkesi Lübnan'ı düşünmekten kendisini alıkoyamadığını söyledi. Lübnan hakkında "Doğduğumdan bu yana en kötü senaryoları yaşamaya mahkum edilen bir ülke" ifadesini kwullanan Labaki, festivale davet edildiğinden beri kendisi ve eşinin çok farklı duygular yaşadığını vurguladı. Kendi kendilerine "Ülkemiz yıkıcı bir savaştan geçerken, çocukları ve Lübnan'ı bırakmak akıllıca mı?" ve "Ölüm bizi çevrelerken, hayatı kutlamaya hakkımız var mı?" diye sorduklarını dile getiren Labaki, Lübnanlıların her şeye rağmen şarkı söylemeye, yazmaya, hayatı sevmeye devam edeceğini belirtti.