Merhum işadamı Sakıp Sabancı'nın kızı Dilek Sabancı; Türkiye'nin en zengin engellilerinden biri... Yurtdışında okumuş bir iş kadını, bir yatırımcı ama hâlâ engelinin zihinsel değil, fiziksel olduğunu kanıtlamak için çaba sarf ettiğinden yana dertli. 'Tüm imkanlarına rağmen' engelliler için hayatın çok zor olduğunu anlatan Dilek Sabancı ile engelli olmak ve engellilere destek vermek üzerine konuştuk... Tüm sorularımızı içtenlikle yanıtladı.
ESKİDEN BİZE SAKAT DENİRDİ
* Siz de engelli olarak doğdunuz. Türkiye'de engelliye bakış açısı nasıl?
Çocukken bana 'sakat' derlerdi ama artık engelli ve özürlü ifadeleri kullanılmaya başlandı. Ben engelimin zihnimde değil de tamamen fiziksel olduğunu kanıtlamak için çok uğraş verdim. Dünyada da özürlü ve engelli kavramı artık tamamen kalktı. 20-30 sene öncesine göre bakış açısı çok değişti ama hâlâ yeterli değil.
* Şehirli bir kadın olarak en fazla hangi noktada zorlanıyorsunuz? Özel hayatınızda mı, iş hayatında mı?
En fazla altyapıda zorlanıyorum... Kaldırımlar çok yüksek, asansör yok, rampalar yanlış yapılmış, engelli tuvaletleri de yetersiz. Bunların düzeltilmesi gerekiyor. Özellikle İstanbul dışında bir şehre gittiğim zaman çok problem yaşıyorum. Otobüslerde de çok problem var. Ben şanslıyım ama diğer insanların yaşadıklarını görebiliyorum.
METİN'E BİZ BAKABİLİRİZ
* Kardeşiniz Metin de engelli... Onunla ilişkiniz nasıl?
Beni tanıyor, annemi tanıyor, babamın öldüğünü bile anladı ve üzüntüsünü yaşadı. Metin öpülmekten pek hoşlanmaz ama onu en çok ben öperim. Beni çok sever. Şimdi bu domuz gribinden dolayı öpmüyorum. Anneme hep "Allah korusun sana bir şey olduğunda biz Metin'e bakarız" diyorum. Anne-oğul arasındaki bağı ne ben, ne de Sevil yaratabilir ama elimizden geleni yaparız. Engelli çocukları olan anneler hep "Benden sonra çocuğuma ne olacak" korkusu yaşar biliyorum... Annem bile bu korkuya sahip. Bu annelerin içinin rahat etmesini sağlamak için 'yaşam evleri' yapmayı amaçlıyorum.
* Bir kadın olarak Türk erkeğinin engellilere bakış açısını nasıl buluyorsunuz?
Kişiden kişiye göre değişiyor ama yabancılar daha aşmış. Bu biraz eğitim ve görgü meselesi. Türk erkekleri, güzelliğe çok bakıyor. Eskiye nazaran daha iyi ama yine de fiziksel konularda takıntılılar.
* Şu anda erkek arkadaşınız var mı?
Yabancı, işadamı bir erkek arkadaşım var. Onunla çok mutluyum. Daha önce ilişkilerimi hep paylaştım ama bu sefer biraz kendime saklamak istiyorum.
ENGELLİ BEBEĞİ ALDIRIRDIM
* Bir gün çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?
Çok geç olduğunu düşünüyorum. Gerçi teknoloji çok gelişti artık. Tüp bebeğin dışında gidip taşıyıcı annelik de yapılabiliyor. Zaman zaman bu alternatifleri bile düşünüyorum. Taşıyıcı annelik tüp bebekten daha çok aklıma yatıyor. Sperm bankasından taşıyıcı anne ile çocuk sahibi olmak gibi birçok şeyi zaman zaman düşünüyorum.
* Aileler engelli çocuk konusunda ikilemde kalıyor... Siz ultrasonda bebeğinizin engelli olduğunu görseydiniz, doğurur muydunuz?
Bu konuyu da çok düşündüm. Ultrasonda bir problem ortaya çıksa, aldırmayı tercih edeceğimi biliyorum. Bir problem varsa üç aydan önce aldırmak en güzeli. Niye öyle bir şeyle yaşayasınız? O çocuğa da yazık, size de yazık. Engelli çocuk dünyaya getirmek ve onu mutlu yetiştirebilmek çok zor.
BABAM ÖLÜNCE ZORLANDIM
* Ailenizin size kazandırdığı en önemli şey nedir?
Babamın bana ilk öğrettiği; kompleksi üzerimden atmam oldu. Sekiz yaşındaydım... Kendimle barışık olmam gerektiğini, önemli olanın benim aklımın çalışması olduğunu söyledi. Çok şükür imkanımız vardı ve yurtdışına gitmemi babam istedi.
* Hayatta hiç isyan ettiğiniz zamanlar oldu mu?
Babam öldükten sonra çok zorlandım ama bu depresyondan çalışarak kurtuldum. Ben günde 8-9 saat çalışıyorum...
* Sizin işiniz gücünüz, engelliler için bir şeyler yapmak mı?
Kız kardeşim ve annemle birlikte kurduğum Dilek Gayrimenkul ve Turizm Yatırımları diye bir şirketim var. Gayrimenkul konusu üzerinde çalışıyoruz. Yurtdışında bir otel projem var. İtalya'da butik otel yapıyorum. Ben duramam, çok aktifimdir...
HAFTADA İKİ GÜN PİLATES YAPIP, BİR GÜN YÜZERİM
Son on yıldır spor, hayatımın bir parçası oldu. Yüzme, pilates ve yürüyüş yapıyorum. Gün aşırı yarım saat yürüyorum. Haftada bir kere yüzüyorum ve iki kere de pilates yapıyorum. Sporu keşfedip, diğer çocuklara da empoze ettim. 'Metin Sabancı Spastik Çocuklar Eğitim Merkezi'ni enstitüye dönüştürmeye çalışıyoruz. Engellilerin eğitilmesini istiyorum. Engelliler iş hayatına hazırlanmalı ama bir sürü şirket, engelli çalıştırmak yerine para cezasını göze alıyor.