Bir kadının başına gelecek en kötü şey, arsız ve utanmaz bir adamı koca diye koluna takmak olmalı.
Gerçi bir insan da bir anda değişmez ki!
Elbet baştan birkaç falso verir.
Ama işte, aşk bazen gerçekten insanın görme ve duyma organlarını felce uğratabiliyor.
Adamın büyükbaş tavırlarını göremeyebiliyor, ağzından çıkan yavanlıkları duyamayabiliyorsun.
Herhalde gerçekten şeytan tüyü diye bir şey var bazı insanlarda... Bütün olumsuz yanlarına rağmen, sizi dört koldan tavlayabiliyorlar.
LASTİK PATLAYINCA...
Eliniz, diliniz bağlanıyor, normal hayatta arkadaş bile olmayacağınız birinin, hayatınıza sevgili olarak girmesine mani olamıyorsunuz. İşin daha vahimi; o sevgiliyi koca yapmak olmalı.
Daha da beteri o kocadan bir de çocuk sahibi olmak...
Elini verip kolunu kaptırmak bu olsa gerek.
Ama tabii, bu durum sonsuza kadar sürmüyor.
Lastik bir yerde fena patlıyor.
Ya siz 'Yeter bu azabı çektiğim' deyip arkanıza bakmadan kaçıyorsunuz ya da o gideceğinizi tahmin ederek sizden önce davranıp yağ gibi üste çıkıyor.
Hem gidiyor, hem de sizi suçluyor. 'Senin yüzünden oldu' diyor. 'Her şeyi sen mahvettin', 'Çekilmezdin', 'İyi niyetimi suistimal ettin', 'Beni maddi manevi erittin' falan gibi aslında kendisinin verdiği tüm zararları size fatura ediyor.
Hatta bunu bir sonraki boyuta taşıyan adamlar var.
Karılarını mahkemeye verip, ileride çocuklarının bu olaydan nasıl etkileneceğini falan hiç düşünmeden 'Bu kadın beni aldattı. Boşanmak istiyorum.
Ama çocuğun velayetini, tazminatımı, nafakamı versin öyle' diyebiliyor. Utanmasa gidip Mor Çatı'ya sığınacak.
Zaten evliliği boyunca yan gelip yatmış, amiyane tabiriyle 'karı parası yemiş', bu rahatlığı boşandıktan sonra da sürsün istiyor. Var böyleleri...
Şöyle bir etrafınıza bakın, bir iki gazeteye göz gezdirin, insanlığınızdan utanırsınız.
KÜÇÜK DÜŞÜYORLAR
Bir kadının ya da bir adamın, aynı yastığa baş koyduğu insanın parasına tenezzül etmesi, onu iş sahası, gelir kaynağı olarak görmesi çok utanç verici...
Hele de bir erkeğin, para koparmak için çocuğunun annesinin ipliğini pazara çıkarma hırsında olması...
Peki üç kuruş için bu ayıba itibar edenler, aslında kendilerinin ne kadar küçük düştüklerini nasıl fark edemezler?