Sonbaharı atlayıp bir anda geliveren kışı ısrarla görmezden geliyorum.
Kazakları, montları bulundukları dolaptan çıkarmadım.
Lüzum halinde tek tek çıkartıyorum, hepsini indirmiyorum.
Çekmeceler, raflar hâlâ yazlıklarla dolu...
Kışlık yün çorapların durması gereken çekmecede hâlâ bikiniler var...
Arada açıp bakıyorum, içim açılıyor.
Sanki bu geçici soğuklar bitecek; en az bir hafta, 10 gün pastırma yazı yaşayacağız diye, kendi kendimi kandırıyorum.
Ama işte nafile! Saatler bile geri alındıysa artık yapacak bir şey yok.
HEPİMİZ UZMAN OLDUK
Erken bastıran kışa ısrarla yaz muamelesi yapmamın birtakım sonuçları oldu tabii...
Hastayım!
Ve bu duruma sinir olmaktayım.
Kendimi iyi hissetmeye çalışıp kış mevsimine girmeye gösterdiğim direnç gibi, hastalık moduna girmemek için de gösterdiğim tüm direnç; bademciklerimin de şişmek suretiyle olaya müdahil olmasıyla yıkılıverdi.
Epey bir süre direndim oysa. "Çık o kanaldan çıııkk, iyisin, yok bişeyin, hasta olacak zaman değilll" falan dedim ama faranjitime dinletemedim.
Eh bu spiritüel girişimler fayda etmeyince, o zaman bir an önce ilaç tedavisine başlayalım, bilime sığınalım, "Kimyasalı karaciğere dayayalım" dedim.
Doktora neden mi gitmedim?
Aaa! Çok gereksiz bir soru...
Türk insanı altı üstü bir üst solunum yolu enfeksiyonu için doktora gider mi hiç?
Çocukluğumuzdan beri öyle yetişmedik mi biz?
Babalar doktor, anneler pambık hemşire.
Ateş yoksa parasetamol, ateş yaptıysa dayarsın antibiyotiği; bitti, gitti.
Araya biraz pastil, bir kaç kaşık şurup, bir-iki yudum da burun damlası serpiştirdin mi; bir haftaya kalmaz dippppçik gibi ayağa kalkarsın.
Hatta şimdi teknoloji gelişti, internet hayatımıza girdi, her evde baş köşeye bir bilgisayar yerleşti ya, bizler de bu sayede pratisyen hekimlikten uzmanlığa terfi ettik.
BÜYÜK AHMAĞIZ BİZ!
Öyledir ama; Her Türk'ün gizli mesleği doktorluktur.
Ben mesela; evdeki mevcut ilaçlar arasında ismi yabancı gelen bir tanesine rastladım.
Hemen bir Google aramasıyla; bu ilacın, üst solunum yolları için kullanılan bir antibiyotik olduğunu öğrendim.
'Endikasyonları'ndan sonra 'kullanım dozu'nu da tıklayınca, bir anda kendi kendimin kulak-burun- boğazcısı oldum!
Bütün bunları, iyi bir halt ettiğim için gurur vesilesi yapıp da yazmıyorum tabii ki.
Benim gibi insanların çokluğunu biliyorum ve kendim de dahil, bu tür internette doktorculuk oynayanları 'büyük ahmak' ilan ediyorum.
Ve de günün birinde başımıza, içinden çıkılmaz işler açmadan; bir an önce bu huyumuzdan vazgeçmeyi diliyorum.
Allah hepimize şifadan gayrı, akıl-fikir versin!