Mavi veya yeşil gözlü insanların nedense bu dünya üzerinde bir ayrıcalığı vardır.
Adam olsun, kadın olsun, istediği kadar evrimi tamamlamamış görüntüsünde olsun; eğer gözler mavi-yeşil ise tamam!
O insan güzeldir, yakışıklıdır ve girdiği ortamlarda rahatça 'iş görür' raporunu alır.
Görme organındaki bu renkler öyle makbul öyle ayrıcalıklıdır ki; gözleri bu iki renkten biri olan insanlardan söz ederken 'böyle renkli gözlü falan' denir.
Sanki bizimkiler renk değil!
Sanki skalada sadece iki renk; mavi ve yeşil var ve bizim gözler, kahverengi, ela, siyah renkten sayılmaz, böyle pis, gereksiz bir şeydir!
Benim kişisel tercihimse bunun tam tersi, kesinlikle mavi-yeşil dışında bir göz.
LENSLE UĞRAŞMAK YOK
Hem kendimde bu iki renkten biri olmadığı için çok memnunum, hem de sevgilim olacak adamda bunu istemem.
Bu zamana kadar maviş maviş bakan bir manitam hiç olmadı zaten. (Dur şimdi bir dangalaklık yapmayayım, oldu mu yoksa? Ayıp olmasın adama, bu yazıyı okur mokur. Hafızayı tarayalımmm! I-ıh, yok, yok olmadı gerçekten.)
Adam açık renk gözlüyse, kafadan ilgilenilmeyecek erkekler kategorisine giriyor yani benim için.
(Şimdi ben bunları yazıyorum ve her büyük konuştuğum laf döner dolaşır gözüme kaçar ya, umarım en yakın zamanda farları şöyle en lensinden çivit mavi bir adama abayı yakmam. Kör göze parmak benim işim çünkü!)
Neyse efendim, bu kan kokulu bayram günü konumuz 'Öncel'e ne renk göz lazım' değil; gelelim asıl mevzumuza.
İnsanların neresiyle oynayacaklarını artık şaşıran bilim adamlarından Dr. Gregg Homer namlı bir şahıs; gözlerdeki kahverengi pigmentleri, 20 saniye süreyle lazer ışını kullanarak ortadan kaldıran ve gözlerin rengini maviye çeviren bir yöntem geliştirmiş.
Artık insanlar lensle falan uğraşmayacakmış yani!
Lüzumsuz işler doktoru Gregg, eğer uygun yatırımcı bulursa; bu en işe yaramaz buluşlar kategorisine girecek yöntemini daha da geliştirecekmiş.
TANRI TANIMAYACAK
Umarım bulmaz!
Yeter artık gerçekten! Hakkın rahmetine kavuştuğumuzda, yani 'Ona geri döndürüldüğümüzde', Tanrı kendi yarattığını tanımayacak!
Ajda Pekkan'ın mesela;
"Bunu biz yaratmadık, yalnış adrese geldi" deyip uzay boşluğuna salınacağını tahmin ediyorum ben.
Ama tıptaki bu ilerlemeler ve işe yaramaz araştırmalara meraklı bilim adamları sayesinde tüm insanlığın geleceği nokta sonunda bu olacak gibi görünüyor.
Saçımızı, yüzümüzü, kolumuzu, mememizi, en güneş görmeyen yerlerimizi dahil, bıçak altına yatıp istediğimiz gibi değiştirebiliyoruz.
Hatta rahmet istedi, Michael Jackson gibi tenimizin rengini bile zenciden akça pakça kuzey Avrupalı'ya döndürebilme şansımız var.
Şimdi sıra göz rengine geldi demek ki. Zaten galiba bir o kalmıştı.
İnsanoğlu şah geldiği yeryüzünden şahbaz olarak gökyüzüne paketlenecek. Bu belli oldu!