BESTEMSU ÖZDEMİR
- Ruh Salatası oyunumuzun provalarına devam ediyoruz. Oyunun dekor ve kostüm tasarımını da ben yapıyorum. Bunun için biraz kendim kaşındım. Afiş için başladım aslında. Sonra yaptığım iş beğenilince kostümlere de dekora da el attım. Dekor işini çok sevdim, çok keyifli.
- Çünkü dizi seti bitince ben boşluğa düştüm, evde oturamayan biriyim ve ek bir iş yapayım dedim. Evdeki kıyafetlerle yaptım kostümleri. Hatta düğünde eşimin giydiği gömleği Ferit'e giydirdim
.- İlk defa burada çalıştık Ferit'le. Ferit'e çok gülecekler, alışılmadık bir yerden oynuyor bu kez
.- Benim de en büyük duam gülmemek. Zeynep'le (Beşerler) bir sahnemiz var ki çok komik. Aklıma geldikçe gülüyorum. Umarız seyirciden de aynı reaksiyonu alır.
- Provalara bebeğimle gidiyorum. 2 aylık oldu. Ben böyle bir annelik hayal ediyordum zaten. Bunu bütün annelere tavsiye ederim. Atın kendinizi dışarı. Bir şey üretmek uğraşmak lazım. Bu bana çok iyi geldi. Daha şimdiden bir sürü anımız var oğlumla, çok keyifli. Hatta ilk kahkahasını provada attı. Beni izlediği günleri heyecanla bekliyorum
.

- Ben zor bir hamilelik geçirdim. 29 aylıkken riskli bir süreç başladı ve yatmak zorunda kaldım. 6 hafta dayanabildim, bebeğim de benim gibi tez canlı. 35 haftalık doğdu.
- İsmini bilmeden koyduk, meğer Osmanlı'da Marko Paşa varmış. Ben İtalya aşığıyım. Annem uzun yıllar orada çalıştı hatta ben ev de aldım oradan. Orada bir yaşam hayalim var. Oradaki hayata da kolay adapte olsun diye Marco koydum ismini. Türkçe isim de koyduk tabii, babası Sarp adını verdi. Sarp Marco dedik ama Marco Paşa diyoruz hepimiz.
- Bakıcıyla değil benimle büyüyecek. Kameralar göstermeyeyim diye çekincem olmadım. Neden saklayayım. Her yere gidiyorum zaten. İlkokul dönemine bakarız. Paylaşma derse paylaşmam. Ben taşıdım ben doğurdum. Benim kararım. Paylaşmayanlara saklayanlara saygı duyuyorum. Ben hamileliğimi paylaşmadım mesela. Kimi de karnını falan paylaştı. kişisel tercihler bunlar. Ben aktif bir yaşam sürürken çocuğumu saklamakla uğraşamam.
- Sanatla sporla uğraşmasını çok isterim. Eşim Ersin eski milli basketbolcu. Onun gibi olsun isterim. NBA'de izlemek isterim. Eşim Ersin de büyütme sürecinde çok destek oluyor.

GİRAY MERT ÖZDENOĞLU
KEMİK KADROYU KURMAK İSTİYORUM
Ben oyunun aynı zamanda yapımcısıyım. Kadromuzda Ferit, Beste ve benim dışında Zeynep Beşerler ve Mete Deran da var. Güzel, keyifli bir süreç yaşıyoruz. Seyircimizle buluşmak için heyecanlıyız. Bu sezon sahnede ikinci oyunum. Doktor Bana Bir Çare oyunumuz da devam ediyor. Ben kuduran biriyim, tez canlıyım, oyuncu da olduğum için. İrfan abi kendine yazdı, hayır dedim ben oynayacağım, sen oynama. Ferit abi ile daha önce Münasebetsiz'de oynadık. Bestemsu'yla da Türbülans'ta oynadık. Üçümüz ilk defa beraberiz. Zeynep'le 3 oldu. İnsan sevdiği ve birbirine alıştığı zaman daha güzel işler çıkıyor. İnşallah biz de Dormen Tiyatrosu gibi, Kenterler gibi aynı kadrolarla aralıksız devam ederiz. Ben de kemik kadro oluşturmayı isterim.

TARIK ÜNDÜZ
FIRAT, DUYGUSUZ VE ACIMASIZ BİR PSİKOPAT
A.B.İ. dizisiyle iyi başladık, güzel gidiyoruz. Farklı bir roldeyim, psikopat bir adamı oynuyorum. Oyuncu için keyifli. Fırat karakterini oynuyorum. Bana çok ters. Duygusuz bir adam. Çok acımasız. Patron ne derse o. Ekibimiz çok iyi. Kenan abi, Diren abi, Sinan abi, Tarık abi'den çok şey öğreniyorum. Keyifli, güzel bir ekip olduk. İşin kıymetini bilmeli insan, ben işin kıymetini bilenlerdenim. Diren abi ile daha fazla sahnemiz var. Kenan abi dövecekken geliyor. Dövüyor, gidiyor. Meslek büyüklerime hep dikkat ederim. Nasıl oynuyorlar diye, mesela Kenan abi dövüş sahnelerinde çok iyi, ben daha acemiyim, öğreniyorum ondan. Afra da öyle. Çok konuşuluyor mesela. Nasıl bu kadar fanı var diye. Hiçbir başarının tesadüf olmadığını görüyorsunuz. Çalışkan, güzel, iyi oyuncu. İş disiplini, arkadaşlarıyla ilişkisi çok iyi. Sosyal medyadan da değişik yorumlar geliyor. Ters yorumlar yapan var. "Gözlüğü nereden buldunuz?" diye soruyorlar. "Yollar mısınız?" diyorlar. Benim olsa yollayayım. Onun dışında oyunculuk konusunda güzel yorumlar geliyor. 25 ülkeye satılmış dizi. Çok hoşumuza gidiyor. Temel motivasyonumuz beğeni. Bu beğeni bizim de motivasyonumuzu artırıyor. Bu kadar ülkede gösterilecek ilk dizim. Baba olmak dünyanın en güzel şeyi. Delirmiş durumdayım. Sette bile çok özlüyorum. Onun da oyuncu olmasını isterim. Dedem de benim oyuncu olmamı çok istemişti.
PABUCUM DAMA ATILDI
Annem tam bir Kenan İmirzalıoğlu hayranı. Ben olmasam da izlerdi diziyi. Kendisi de oyuncu olduğu için eleştiriyor beni. Eskiden "Paşa oğlum" derdi, torun oldu pabucumuz dama atıldı. "Aslan torunum" diyor.

FERİT AKTUĞ
TİYATROYA 40'INDAN SONRA BAŞLADIM
Ruh Salatası isimli oyunumuz için yoğun bir prova sürecimiz var. 2 Nisan'da Atlas sahnesinde perde açacağız. Oyunun ismi başkaydı ilk başta. Daha sonra değiştirmeye karar verdik. Hatta ben anneme okuttum, o da çok sevdi ama ismini değiştirin dedi. Üçüncü provada bu isimde karar kıldık. Oyunu yazan ve yöneten İrfan'la (Kangı) rahat iletişim kurabildik. Kendisi de fars oyunları oynadığı için neyi nerede nasıl yapılması gerektiğini çok iyi biliyor. Dağ evinde denk gelen birbirinden zıt iki çiftin maceraları üzerinden sürprizli bir oyun anlatıyoruz. Eğlenceli bir oyun. Prömiyere kadar biraz da süresinden kısarsak daha iyi olacak. Çünkü bence fars türü oyunlar 100 dakikayı geçmemeli. Süre uzayınca hem seyirci hem oyuncu için zor oluyor. Ben 40 yaşından sonra başladım tiyatroya. Diziden geçtim. Dizilerde en fazla 5-6 sayfa ezberin oluyor, tiyatroda öyle değil. Bitmeyen bir ezber süreci... Başlarda biraz zorlandım ama sonradan alıştım. Seyirciden anında reaksiyon almak çok keyifli.

MELİSSA YILDIRIMER
TİYATRO YAPMAZSAM NEFESSİZ KALIRIM
İki sezondur devam eden Kediler Bataklığında oyunumuz var. Gayet güzel gidiyor. Antik Yunan Tragedyası Medea uyarlaması. 90 dakika sürüyor, 90 dakika sahnedeyim. Yorucu ama keyifli. 10 kişiyiz. Bu devirde bu kadar kalabalık oyun yapmak kolay değil. Zorlanıyoruz ama aşk ve tutkuyla yapıyoruz. Tiyatro yapmazsam nefessiz kalırım, ölürüm. Oğlum Doğu 6 yaşında. Annem tiyatrocu, babam oyuncu diyor okulda. Yunus Emre sette, çok fazla görüşemiyoruz. Ekim ayında atölye açtım. Yetişkinlere drama dersi veriyorum. Öğrendiklerimizi aktarmak bana da iyi hissettiriyor. Bir ders vermek gibi değil de kişinin kendisini tanıması, birlikte bir şeyler üretmek, paylaşımda bulunmaktı amacım. Birçok eğitmen arkadaşım var. Hafta sonları çocuklara ders veriyoruz. Doğu da bütün derslere giriyor. Kamera sevmiyor ama direktif vermeyi, yorum yapmayı seviyor. Çok istedim ama imkânım olmadı diyen, sosyalleşmek isteyen beyaz yakalılar daha çok geliyor. Onlara da yeni bir boyut açılıyor. Drama dersi demek oyuncu olmak demek değil. Kendini ifade etmek demek, özgüvenli olmak demek. Bir tık daha kendini bilmek, ayrıcalıklı hissetmek demek. Bir seminerde konuşma yapabilmek için 4 ay atölye almak isteyenler var. Ben de öyle yapıdaydım. İçime kapanıktım, tiyatroyla kendimi aştım.