Sevgili köşe... Bu sabah yalnız uyandım. Tanıdık kokular vardı ama... "Haaa ben zaten her sabah yalnız uyanıyorum, di mi?" dedim, rahatladım, kalktım.
Güneşli ama soğuk bir Alaçatı gününe merhaba dedim. Çiçek kardeşi, köpek biraderi, kedi kızı, güneşte mayışmış duvardaki içi dışı bir süleymancığa "Merhaba!" dedim. Aydınlandım. Bir duş alayım dedim ama bugün yeni şofben takılacağını, eskisinin çalışmadığını hatırladım. Kaşındım.
Sonra şofbenci geldi. Evin tesisatı bazı musluklara sıcak su ulaşmasını engelledi. Bunu gidermek için evin duvarlarının yıkılacağını öğrendim. Üzülmedim. Yeri geliyor doğa da yenilenmiyor muydu? Ev yıkılıp baştan yenilense ne olurdu? Sevgi ve ışığı bir an içimde hissettim.
Arkasından arkadaşım geldi. Kahve yaptım. Tam oturacağım, sigaramın bittiğini fark ettim. Hiç moralim bozulmadı. Hemen bi topuk, anasının dinindeki yerden gidip sigara aldım. Döndüğümde kahvem buz olmuş, arkadaşım da sıkılıp gitmişti. Olsun, yine de bugün çok güzel bir gündü...
FAKİR AMA GURURLUYUM
Sonra kuzenlerim geldi. Beraber gidip arsa falan baktık. Yok benim için değil. Ben fakir ama gururlu bir gasteciyim. Kuzenler zengin! Allah bazı kardeşlerdimize, dostlarımıza ne çok paralar, evler, hamamlar vermiş. Ne güzel, ne güzel!
Arsa bakmaktan dönerken benim tanktan bozma Homur'un tüpü bitti. İçim rahattı, hiç endişelenmedim. Sırıtmaya devam ettim. Tüp bitince benzin devreye nasıl olsa girecekti. Girmedi! Çünkü o da bitmişti. Ahahaha hiç de fark etmemiştim. Neyse yolun orta yerinde kaldık öyle... Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde. "Ne güzel, sakin bir ortam değil mi?" dedim bizim kuzenlere. Küfür ettiler bana. Neden kızdıklarını anlayamadım.
DİREKSİYONU ÖPÜYORUM
Bir arkadaşın bir bidon benzin getirmesiyle rahatladık. Homur'un karnını doyurduk, o da bizi güzel güzel evimize ulaştırdı. Canım tankım benim, onu da çok seviyorum. Her bindiğimde direksiyon tekerini öpüyorum.
Bu arada hemen hazırlanmalıydım; akşam düğünümüz vardı. Saate baktım. Düğün için hazırlanmama ve olay yerine ulaşmama 15 dakika zamanım kalmıştı. Günlerden beri beklenen izdivacın en önemli kısmını, yani nikahı kaçıracağım kesindi. Aaa üzülür müydüm hiç?! Böyle güzel giden bir günde hiç evrene kötü enerji salar mıyım? Salmadım.
Bu soğukta, kışlıkları henüz depodan almadığım için zemheri zürafası gibi giyinip hazırlıklarımı tamamladım. Ama hasta olmaktan hiç endişelenmedim. Çünkü neyi düşünürsek onu çağırırız. 'Hasta olmayacağım' diye içimden 47 kere tekrarladım. Bol bol tütsü kokladım. Artık evden çıkmaya hazırım.
Çıkamadım! Çünkü evde unuttuğum bir şeyi almak için arabadan çıktım ve el alışkanlığıyla çıkarken otomatik kilide bastım. Kapı kapandı. Anahtar kontakta kaldı. Yedek anahtar? O da arabada kalan çantadaydı. Zaten evde olsaydı da fark etmezdi, çünkü ev anahtarları da arabadaydı. Ahahahha ne şakacı bir gündü bu böyle?
KÜÇÜK EVREN ŞAKALARI
Evren sabahtan beri beni eğlendirmek için türlü türlü maskaralıklar yapmaya doymuyordu. Şu sevgi ve ışık ne kerata şeylerdi! Çok pozitif bir insan olduğum için hemen karşılığını buldum. Çabucak bir tamirci ayarladım ve kapı kanırtılmak, içeri bir tel sokulmak suretiyle işlem 100 Türk lirasına tamamlandı. Aaa helali hoş olsun, hiç üzülmedim. "Demek tamirci kardeşin o paraya benden daha çok ihtiyacı varmış" dedim ve sonunda düğün evine vardım.
Efendim? Reklamlara mı gireceğiz? Tamam o zaman kısa kesiyorum. Aradaki küçük evren şakalarını atlayıp final eğlencesiyle bu yazıyı noktalıyorum.
SEVGİ İÇİNİZDE PATLASIN
Gecenin sonunda iPhone'um beni terk etmişti! Aradık aradık bulamadık. Oysaki daha birkaç dakika önce masada gözümün önündeydi. Bak sen şu işe dedim, demek ki bir din kardeşim cihazın pembiş kabını falan çok beğendi. Eve giderken kıyamadı, yanında götürdü. Oh oh sefası olsun. Daha ödenecek 18 aylık taksidi vardı ama hiç önemli değil. Ben dumanla da anlaşabilirim. Olmadı bahçedeki kerkenezi eğitirim. Bunlar da sorun mu allasen?
Sevgi, ışık ve kardeşlik her daim içinizde patlasın e mi? Benim canım okur-dostlarım...