İlki 2007'de çekilen korku serisi 'Musallat'ın ikinci filminde; kendisine cin musallat olan 'Hatice'yi Başay Okay canlandırıyor. Daha önce 'Korkuyorum Anne' ve 'Kavşak' adlı filmlerde rol alan, usta tiyatrocu Yaman Okay'ın da yeğeni olan oyuncuyla; vizyona girdiği günden bugüne kadar 480 bin kişinin izlediği filmini konuştuk.
İlk filmin başarısından dolayı mı bu filmde oynamayı kabul ettiniz?
Hem o, hem de yönetmenin Alper Mestçi olması. İlk filmi defalarca izlemiş ve çok beğenmiştim. 'Musallat'ın gerçek hayranlarından biriydim. Teklif bana geldiğinde çabuk ikna oldum. Gerçekçi olması için detaylı araştırmaların yapılması da beni ayrıca etkiledi. Hatta öyle ki; kimin makyaj yapacağı bile önceden belliydi.
DÜRTÜLERE ODAKLANDIM
Filmde kendisine cin musallat olan 'Hatice'yi canlandırıyorsunuz. Rolünüze nasıl hazırlandınız?
Gözlem yapma şansım yoktu. Ben karakteri yaratmadan, "İnsanın doğal dürtüleri, doğal korkuları nelerdir?" sorusunun üzerinde durdum. Burada filmin çıkış noktası, kadının çocuk sahibi olması, yani annelik duygusu... Ben de tamamen dürtüler üzerine çalıştım. Kadın çocuğu olmadığı için çevresi tarafından dışlanıyor, kendini topluma kabul ettirmeye çalışıyor. Genelde biz hep karakter çıkarırız, bu filmde bir kadın figürü var. 'Musallat 2'nin oyunculuğum açısından başka bir anlamı var.
Rolün etkisinde kaldınız mı?
Hayır, rol bana terapi gibi geldi. Korku filmi çekmek, beni kendi korkularımdan ve sıkıntılarımdan arındırdı. "Bir insan çıkarmaya çalıştım" dedim ya, işte o süreçte kendimi tedavi ettim. 'Hatice' benim terapistim oldu. Ben depresif bir kadın değilim. Mutlu olmayı seven, her şeyden bir fayda çıkarmaya çalışan biriyim. Bu rolden de böyle bir fayda çıkardım.
KORKU SİNEMAMIZ VAR!
Korku sineması ülkemizde pek tercih edilmiyor. Bu tür bir filmde oynamanın sizce dezavantajı var mı?
Kötüyse, korku filminde rol almak dezavantajlıdır; kariyerini bir daha toparlayamazsın. Ama ben iyi bir korku filminde oynayacağımı biliyordum. O yüzden hiç dezavantaj gibi görmedim. İyi bir korku filminde oynamak da avantajdır! Ayrıca ben de korku filmlerini çok severim. Bu arada dediğiniz çok doğru; yerli yapım korku filmleri, seyircilerin bile "Acaba izlesek mi?" diye tereddütle baktıkları bir tür. Çünkü Türkiye'de iyi örnekleri yok; korkmaktan çok, gülüyorsun. Efektler kötü olabiliyor, gerçek dışı durabiliyor, inandırıcı olmuyor. Ben daha önce 'Büyü'yü izlemiştim ve altını çok boş bulmuştum. 'Musallat' ve 'Musallat 2' sayesinde artık bir korku sinemamız oldu. Korku-komedi türünde çok fazla film yapılıyor ama Türk sinemasında korku filmleri dönemini, 'Alper'den önce' ve 'Alper'den sonra' diye ayırabiliriz.
VAMPİRDEN KORKMAYIZ
Türk insanı nelerden korkar?
Alper Mestçi'nin dediği gibi; "Biz Türkler taksimde vampir görsek, döveriz" Bizim korktuğumuz başka şeyler var. Onlar da dini öğeler içeren korkular. "Bizim evde hayalet vardı" gibi hikâyeler yoktur mesela bizim kültürümüzde; "Yatır var", "Cin var" deriz ve bunlardan korkarız. Büyüden, falın doğru çıkmasından korkarız.
Siz korkar mısınız büyüden?
Ben insanlardan daha çok korkarım. Nazar diye bir şey var. Ayrıca evren bizim değil ki; her şey olabilir. Her türlü varlık da olabilir içinde.