Ünlü karikatürist-illüstratör Cihat Hazardağlı'nın üç yılda hazırladığı ve hem yönetmen hem de yapımcı olarak imza attığı 'The Watercolor-Suluboya' isimli film, 13 Kasım'da izleyiciyle buluşacak. Filmin en büyük özelliği; her karakterin birer resim gibi görülmesi... Hazardağlı'nın anlattığına göre, bu proje için oyuncuların hepsi önce özel bir boyayla boyanmış. Sonra hepsinin fotoğrafları çekilmiş, ardından da bu kareler dijital ortama aktarılmış. Daha pek çok işlemden geçirilen bu görüntüler, nihayetinde 'The Watercolor-Suluboya' filmi olarak ortaya çıkmış. Filmin oyuncu kadrosunda yok yok! Haluk Bilginer, Savaş Dinçel, Cansel Elçin, Altan Erkekli, Ahmet Gülhan, Tamer Karadağlı, Bedri Koraman, Mirkelam, Metin Uca, Tuba Ünsal, Ayşenur Yazıcı, Serra Yılmaz, Selçuk Yöntem ve Sarp Alemdaroğlu... Cihat Hazardağlı'yla hazırlığı epey meşakkatli süren filmini konuştuk. Bu arada öğrendiğimize göre Hazardağlı, 'The Watercolor-Suluboya'dan sonra ikinci filmine de başlamış; 'Yağlıboya'ya...
TARİHTE YANLIŞ YAPTIM!
* 'The Watercolor-Suluboya' filmi nasıl doğdu?
Daha önce bir gazetenin illüstrasyonlarını çizerken böyle bir fikir aklıma geldi. İleri yaşlarımda da, film yapmak istiyordum. Evde yavaş yavaş projeyi tasarlamaya başladım. 'Suluboya' üç yılda ortaya çıkan bir iş oldu. Bir gün Haluk'la (Bilginer), başka bir proje üzerine konuşurken, ona 'Suluboya'dan da bahsettim. Bu projeyi hemen kabul etti, diğer projeyi yokuşa sürdü.
* Yani filme dahil olan ilk oyuncunuz Haluk Bilginer mi oldu?
Hayır, Altan Erkekli... Altan Bey'i tanıyordum. Projeyi anlattım. Geldi, çektik. Sonra çocuk oyuncumuz Sarp (Alemdaroğlu) ile Tuba (Ünsal) geldi. Bu filmden kimse para almadan çalıştı. Tüm kadronun, bu filmde çok ciddi emeği var ama Tuba ayrı bir mesai harcadı. Hâlâ söylüyorum; Tuba'nın rolü için 'şunu oynatsaydım' dediğim ikinci kişi olmadı. O, çok yetenekli bir oyuncu.
* Hikaye neden Venedik'te geçiyor?
Çünkü suluboya ve su deyince aklıma Venedik geldi. Orası tam bir masal şehri... Hikâyemizle de çok örtüştü. 'İstanbul'da neden yapmadın?' diyorlar. İstanbul'da üç sokak ressamını bir arada göremezsiniz ki! İstanbul'da ayrıca başka bir hikaye anlatmak gerekirdi. Bu filmde milli kimlikler falan yok! O yüzden orayı seçtim. Venedik'in evlerinin dokuları hep aynı... Gittim, onların tüm ayrıntılarının fotoğraflarını çektim.
* Üç yıl önce verdiğiniz bir röportajda 'Suluboya'nın 2007'nin ortalarında vizyona gireceğini söylemiştiniz. Arada ne oldu da, siz bu kadar geciktiniz?
Yapımın vizyon tarihini önceden söylemekle yanlış yaptım. Film yapılırken, üç şey konuşulur: 'Kaç paraya mal olacak?', 'Ne kadar sürecek?' ve 'Kaç para kazanacağız?' Bizde bu soruların cevabı yoktu! Ben maddi sıkıntılar ve yaptığım başka işler için projeye ara vermek zorunda kaldım. O yüzden de zaman aldı. Siz bir ressama, resmini kaç saatte bitirebilirsin, diyebilir misiniz? Bu da onun gibi bir şey. 'The Watercolor-Suluboya' benim ne zaman biteceğini bilmediğim bir işti.
TERİM'İN OYNAMASINI İSTEDİM
* Film çok maliyetli görünüyor. Gerçekten çok mu pahalı?
Tam tersi... Biz, en düşük maliyetle yaptık. Ben, yardımcım Arzu ve bir de Erol diye bir arkadaşımız maketlerin yapılmasına yardımcı oldu. Bunu bir ressamın elinden çıkması gereken yatayına bir tablo gibi düşünün! Sonuçta aynı renkler ve aynı ışıkların bir kişi tarafından belirlenmesi gerekiyordu. Birkaç cip parası gitti işte... İki ev satıldı falan...
* Gerçekten mi?
Evet, iki apartman dairesi sattık. Tam rakam olarak söyleyemiyorum ama bunun içindeki yoğun emeğe bakarsan, bunu maliyetle ölçmek mümkün değil! Filmimi, sponsorsuz çektim. Çünkü sponsora anlatamadım. Filmi, sinemada görmeyen izleyici, bu filmin ne olduğunu anlayamayacak.
'
* Suluboya 2' mi gelecek?
Hayır. 'Yağlıboya'sı gelecek.
* Peki bu filmde düşündüğünüz ama oynatamadığınız biri oldu mu?
Fatih Terim 'Benim sinemayla ne ilgim var?' dedi. 'Reddetmedi fakat sonra konuşalım' dedi. Ama sonradan ben, kendimi çok popülist buldum. Onun önünde 'Dünya Kupası' şunlar bunlar vardı. Kimse ona laf etmesin diye, rolü Selçuk Yöntem'e verdim.
Rolü ne olacaktı? Restoran sahibi olacaktı. Ben, Fatih Terim hayranıyım. Onun sempatik biri olduğunu düşünüyorum.