Yönetmen Ivan Reitman'ın yine yönetmen olan oğlu Jason Reitman 32 yaşında ve bugüne kadar üç tane uzun metrajlı film yaptı... 'Thank You for Smoking' ve 'Juno'nun ardından Reitmann, izleyici ve eleştirmenlerden olumlu not alan üçüncü filmi 'Up in the Air' (Aklı Havada) ile gündemde. Genç yönetmen, yapım şirketi aracılığıyla verdiği röportajda, 15 Ocak'ta Türkiye'de vizyona giren filmini anlattı.
* Siz de havayolu uçuş mili biriktirenlerden misiniz?
'Up in the Air'ın yazarı Walter Kim'in, kitabında uçuş mili biriktirme fikrinden ironik şekilde bahsettiğini sanıyorum ama kitabı okuduğumda, "Oh, birileri beni anlıyor. Bu dünyada yalnız değilim!" diye düşündüm. Evet, mil biriktirenlerden biriyim. Hatta yıl sonunda o yılla ilgili biriktirmem gereken milleri tamamlamak için hiç gereği yokken bile uçtuğumu bilirim. Los Angeles'tan Chicago'ya uçtum, orada Giordano'nun pizzasını yedim, sonra hemen Los Angeles'a geri dönerek, o yıl için gereken 2 bin 500 mili tamamlamış oldum. Böylece bir sonraki yılda programa devam etmeye hak kazandım. Psikopatlık düzeyinde uçuş mili biriktirenlerin biraraya toplandığı 'FlyerTalk' adlı bir internet sitesi bile var...
VALİZ HAZIRLAMADA USTAYIM
* Valiz hazırlama konusunda da siz de Clooney kadar iyi bir usta mısınız?
Evet, George Clooney'nin valiz hazırlama ve güvenlikten geçiş sahnelerinin koreografisini ben yaptım. Valiz hazırlama konusunda çılgın gibiyimdir. Kimi zaman yollarda iki hafta kaldığım olur ve valizimi tıpkı tetris oyununda olduğu gibi seri bir şekilde hazırlarım.
* Twitter'da yazdıklarınızı doğru izleyebildiysem, Telluride ve Toronto'dan sonra Avrupa ve ABD'de uzun bir tura çıkmışsınız...
Üç buçuk hafta süren bir tur oldu. Los Angeles, Roma, Londra, Madrid, Berlin ve Paris'e gittim, sonra bir günlüğüne Los Angeles'a döndüm. Ardından Phoenix, Chicago, New York, Atlanta, Minneapolis'e gittim. Ha, bu arada Orlando, Miami ve Boston'u neredeyse unutuyordum. 20-25 gün içerisinde 20 kadar, uzun sayılabilecek uçuş yaptım.
* Bana göre bu acı verici bir süreç... Siz ne hissettiniz?
Bakın, her uçuşun keyifli olduğunu söylemiyorum ama normalde uçmak hoşuma gider. Aslında bunu bendeki sinemaya gitme sevgisine benzetebilirim. Sinema salonları gerçek hayattan kısa süreliğine de olsa kopabileceğiniz, kalabalık içinde yalnız kalabileceğiniz yerlerdir. Bence uçaklar da aynı amaca hizmet eder. Orada cep telefonunuz çalışmaz, online olamazsınız. Hayatınızda bir daha hiç göremeyeceğiniz insanlarla sohbet etme fırsatı bulursunuz. Hatta, en yakın dostlarınızla asla paylaşamayacağınız sırlarınızı bile kimi zaman o yabancı insana anlatırsınız. Bu yüzden ben uçakları, yalnız olmanın tadının çıkarıldığı en son sığınaklar gibi görüyorum. Ayrıca gerçek hayattan kopabileceğiniz en son yerlerdir.
KAYBETME ÜZERİNDEN ANLATTIM
* George Clooney'nin havaalanı sahnelerini nasıl çektiniz?
Çok zor oldu. Hatta bir ara neredeyse imkansız hale geliyordu. 400 kadar ulusal havaalanında çekim yaptık... Hoşuma giden bir senaryo elime geçtiğinde eğer havaalanı sahnesi varsa, "Şunu tren garı yapsak olmaz mı?" diyesim gelir. Çünkü havaalanında çekim yapmak zordur. George da dahil olmak üzere çekime katılan herkesin güvenlikten geçmesi gerekir. Kullanılan her türlü ekipman güvenlik testinden geçirilir, köpeklere koklatılır. Elektrik sisteminizi millerce öteden getirirsiniz. Kalabalığı kontrol edebilmek de ayrı bir problemdir. Yolcuların hepsi George'a 'merhaba' demek ister ya da yolcular aceleyle uçaklarına yetişmeye çalışırken yollarını bloke ettiğiniz için size kızarlar. Bu süreç tahminlerin ötesinde karmaşıktır.
* Filminizin sonu bazı tartışmalara yol açtı. İzleyiciye, mutlu ve romantik bir son sunmayı neden istemediniz?
Kendisini iyi hissetmek isteyenler için piyasada milyonlarca böyle DVD var. Romantizm yoluyla dostluğu anlatan bol bol film bulabilirsiniz. Birbirine aşık iki insan gösterip oradan devam etmeyi ben de biliyorum ama öyle bir film yapmak istemedim. Kaybetme üzerinden dostluğu anlatan bir film olsun istedim.
'aklı havada' ama ödülleri topladı!
Kısaca NBR olarak bilinen ve her yıl aralık başında dağıttığı ödülleriyle Oscar sezonunu başlatan 'ABD Ulusal Eleştirmenler Birliği' ödüllerinde, 'Up in the Air'in (Aklı Havada) yıldızı parladı. George Clooney, Vera Farmiga, Anna Kendrick, Jason Bateman, Melanie Lynskey, Danny McBride, Chris Lowell, Adam Rose, Steve Eastin, Lauren Mae Shafer ve Dave Engfer'ın oynadığı film, başta 'Yılın En İyi Filmi' ödülü olmak üzere önemli ödüllerin büyük kısmını aldı. Filme Altın Küre'de de 'En İyi Senaryo' ödülü verildi.
ŞİRKET BÜTÇEYİ KISIYOR RYAN ORTADA KALIYOR
George Clooney'in canlandırdığı Ryan Bingham karakteri, neredeyse bütün iş yaşamı şehirden şehre iş seyahatlerinden ibaret olan düşük maaşlı bir şirket elemanıdır. Amerika'nın bir ucundan diğer ucuna havalimanlarında, otellerde ve kiralık arabalarda geçen özgür yaşam tarzından oldukça memnun, ihtiyacı olan her şeyi bir valize sığdırabilmenin rahatlığını yaşamaktadır. Bir gün, çalıştığı şirketin seyahat bütçesini küçültmesi üzerine Ryan Bingham kendini hiç beklenmedik bir mücadele içinde bulur. Tam da yıllardır ulaşmaya çalıştığı 10 milyon uçuş mili hedefine ulaşmak üzereyken... Üstelik, rüyalarını süsleyen seyahat tutkunu kadınla yeni tanışmışken çalıştığı şirket, tasarruf önlemlerini gerekçe göstererek bundan sonra daha az seyahat etmesini uygun bulmaktadır..
* ÜNLÜLER BU ARABALARI KULLANIYOR
* NASIL ÜNLÜ OLDULAR
* HANGİ ÜNLÜ NEREDE OTURUYOR?
* ÜNLÜLERİN BURÇLARI
* ÜNLÜLERİN GERÇEK İSİMLERİ
* ÜNLÜLERİN DOĞUM TARİHLERİ
* ÜNLÜLERİN İLK EVLİLİKLERİ
* MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYINIZ
* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ