HaberlerTuba Kalçık
Yılmaz Güney, Türkiye aşığı bir insandı Fransa’nın vatandaşlık teklifini kabul etmedi
Giriş Tarihi: 7.12.2020
Yılmaz Güney, Türkiye aşığı bir insandı Fransa’nın vatandaşlık teklifini kabul etmedi
‘Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun’ isimli kitabında eşi Yılmaz Güney’i tüm yönleriyle anlatan Fatoş Güney, “Yılmaz Türkiye’ye aşıktı, sanatını ülkesi için yaptı” diyerek ekledi: “Fransız hükümeti “Size vatandaşlık verelim, yaşamınız kolaylaşır’ dedi, Yılmaz kabul etmedi. Bana hep ‘Ülkemin en ücra hapishanelerini bile buranın en lüks yerlerine değişmem’ diyordu”
Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun kitabını yakın zamanda okuyucularla buluşturan Fatoş Güney, GÜNAYDIN'a eşi Yılmaz Güney'le ilgili çok özel açıklamalarda bulundu. 'Camları Kırın KuşlarKurtulsun' kitabınız okuyucuylabuluştu... Bize bu kitaptanbahseder misiniz?
Öncelikle kitabın adından bahsetmek istiyorum. 'Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun' aslında Yılmaz'ın 'Duvar' filminin adı olacaktı. Son anda vazgeçilmişti bu isimden. Bana özgürlüğü çağrıştırdığı için o kadar çok sevdim ki bu ismi, Yılmaz'la yaşadıklarımı acısıyla, tatlısıyla anlattığım kitabımın adı olsun istedim. Kitabı yazmaya 1989'da başlamıştım aslında ama sonra uzun bir ara verdim yazma sürecime. Halktan hep çok büyükilgi gördü Yılmaz Güney, çokpopülerdi. Gördüğü bu ilgininhatalar yapmasınaneden olduğunudüşünüyormusunuz?
Evet. Bu denli popüler olmak birçok insanı etkiler bence. Sansasyonel birtakım olayların içine girişi, isyanı, Yeşilçam çevresiyle uyumsuzluğunun da temelinde bu yatıyor. Bulunduğu çevrede kendi kültürüne, gelenek ve göreneklerine uygun olmayan ilişkilere girmesi de bunun sonucunda yaşandı.
YILMAZ KAÇMADI
Yılmaz Güney, Fransa'yagittiği zaman ona vatandaşlıkteklif edilmiş amakabul etmemiş...
İlk gittiğimizde bürokratik işlemler yapılırken Fransız hükümeti "Size vatandaşlık verelim, yaşamınız kolaylaşır" diye teklifte bulundu. Ama Yılmaz "Asla kabul etmem" dedi. O Türkiye aşığı bir insandı. Bana hep "Ülkemin en ücra hapishanelerini bile buranın en lüks yerlerine değişmem" diyordu. En büyük acıyı T.C. vatandaşlığından çıkarıldığında yaşamıştı. Yılmaz ülkesinden gitmek zorunda bırakıldı. Hakkında 100 yıllık bir ceza isteniyordu. İnsan ömrü yetmez ki bu cezayı doldurmaya. Kaçmadı Yılmaz Türkiye'den, yurdunu bırakmak zorunda kaldı. Eğer Türkiye'den gitmeseydi, Yılmaz'ı öldürürlerdi. Tıpkı Sabahattin Ali gibi. Sürgün yıllarınızdasanat çevresinden yardım gördünüzmü?
Hayır. Türkiye'deki sanat çevresinden yardım görmedik. Hele son zamanlarımızda hiç görmedik. İsimsiz olan insanlardan çok daha büyük bir destek aldık. Gerçi o yıllarda 12 Eylül'ün kötü havası da vardı ve insanların elinden çok da bir şey gelmiyordu. Biz en büyük desteği sürgündeyken Fransız Cumhurbaşkanı Mitterrand ve eşinden görmüştük. Çok varlıklı bir aileyemensupsunuz. Peki, ailenizdenbu zor yıllarda maddidestek gördünüz mü?
Hayır, görmedim. Yılmaz'la evliliğim boyunca ailemden hiçbir destek almadım. Yılmaz hapishanedeyken bile böyle bir yardım talep etmedim. Açıkçası hep kendi yağımızla kavrulduk.
BANA ŞİDDET UYGULAMADI BÖYLE BİR ŞEY YAPSA GİDERDİM
Kitabınızda eşinizin şiddet eğilimininbaş gösterdiği zamanları olduğunuyazmışsınız. Güney size hiç şiddet uygulamışmıydı?
Yılmaz, hiçbir zaman bana şiddetuygulamadı. Zaten ben şiddet görmeyetahammül edecek bir kadın değilim. Maddiolarak rahat koşullarda büyütüldüm ben,böyle bir şey yaşasaydım arkama bile bakmadangiderdim. Yılmaz'ı şiddetle yan yanagösteren bazı ilişkileri olmuştu. Benimlebirlikte kendisine beyaz bir sayfa açmıştı.Benim tanıdığım Yılmaz, asla bir kadına şiddetuygulayacak bir adam değildi. Çok sadıkda bir eşti. Çevresinde çok kadın hayranıvardı ama beni kıskandıracak kadar bile birşey yapmadı. Yılmaz Güney her türlü şiddete karşıçıkan bir insan mıydı?
Yılmaz, her zaman her türlü şiddete karşıbir insandı. Çok hümanist biriydi. Toplumlarınhaklarını demokratik yolla elde edilmesinisavunuyordu. Arkasında halkın olmadığı, silahladayatılan hiçbir şeyi desteklemedi Yılmaz.Eşimin şiddetle birlikte anılmasına karşı çıkıyorumbu yüzden. Yılmaz sanatını ülkesi için yaptı.Türkiye'nin sanatçısıydı. Hep de öyle kalacak.
SİYASETE KAFA YORMAK YERİNE DAHA ÇOK FİLM ÇEKMELİYDİ
■ Eşinizi en çok hangi konuda eleştiriyordunuz?
Yılmaz çok büyük bir sinemacıydı. Ama siyaseteçok eğildi ve bu yüzden sanatı da geri plandakalmıştı. Yılmaz keşke sinemaya daha çok eğilseydi.İdeolojiler değişiyor, dünya konjonktürü değişti,Sovyetler bile yıkıldı. Siyasete bu kadar kafayoracağına keşke daha çok senaryo yazsaydı,daha çok film çekseydi. Bugünlere daha çokfilm bırakırdı o zaman.
ROLLE, GERÇEĞİ AYIRT EDEMEDİĞİ BİR DÖNEM YAŞADI
Kitapta Güney'i tüm yönleriyleanlatmışsınız. Hatta yer yer eleştirilerdede bulunuyorsunuz...
Yeşilçam'da yükselişe geçerkensavrulmalar yaşadı, duygularının vedavranışlarının da değişime uğradığıdönemler oldu. Oynadığı rollerlekişiliğinin içi içe geçtiği, hangisininrol, hangisinin gerçek hayat olduğunuayırt edemediği zamanlaryaşadı. Hatalar da yaptı. Amahepsinden dersler çıkarıpözeleştiri yaptı. Bu döneminiYılmaz'ın 'delikanlılık' dönemiolarak adlandırıyorum.Güney'in ölümünün ardındanyıllar geçti ama hâlâbüyük ilgi var filmlerine...Halkın kalbinde ayrı biryeri var Yılmaz'ın. Kitabımagösterilen büyük ilgiden debunu gözlemleyebiliyorum. Halkımızbeni de hiç yalnız bırakmadı. KEŞKE FİLİZ AKIN'IN YERİNE BEN OYNASAYDIM
Yılmaz Güney'e dair'keşke'leriniz var mı?
Var. Onun hiçbir filmindeoynamadım. 'Umutsuzlar' filminibizim aşkımızdan yola çıkarak yazmıştıYılmaz. Keşke 'Umutsuzlar' filmindeFiliz Akın'ın yerine ben oynasaydım.Filiz de çok iyi oynadı, bunu dasöyleyeyim. Ama hem bizim hikayemizianlattığı için, hem de bugüne anı olarakkalırdı. Yılmaz ile 'Umutsuzlar'daki gibibüyük bir aşk yaşadık. İçinde bencilliğinolmadığı, fedakarlığın, sadakatin,dostluğun olduğu büyük bir sevgiylebağlıydık birbirimize.
YAŞANANLARI KALEME ALMAK BİLE BANA BÜYÜK BİR KEDER VERDİ
■ Kitabı yazmaya 1989'da başladığınızı amaara verdiğinizi söylediniz. Neden ara verdiniz?
Yılmaz benim her şeyimdi, abimdi, babamdı,en iyi arkadaşımdı. Onun kaybı beni derindenyaraladı. Onunla büyük acılara, zorluklaragöğüs gerdik. Filmlerdeki gibi bir aşkyaşadık. Yaşananları kaleme almak bilebana büyük keder verdi. Uzun süreyeniden yüzleşmek istemedim.Ama gücümü toplayıp iki yıldatamamladım kitabı.
ANNESI YILMAZ'IN ÖLDÜĞÜNÜ HİÇ BİLMEDİ
■ Yılmaz Güney'in ölümü annesinehiçbir zaman söylenmemiş, doğru mu?
Evet doğru. Güllü Anne, Yılmaz'açok düşkündü. Oğlunun öldüğünü söylemedik,bilmedi hiçbir zaman. ZatenYılmaz'ın yaşadıklarına annesi olarakçok üzülüyordu. Bir de ölümünü duymasıkalbine hançer saplamak demekti.Bu acıyı yaşamasını istemediğim içinYılmaz'ın öldüğünün söylenmesini benistemedim. Kulakları iyi duymuyordu, bizde Yılmaz diye başka birini konuşturduktelefonda yıllarca. 102 yaşında vefat ettiGüllü Anne ve hiçbir zaman oğlunun ondanönce bu dünyadan gittiğini bilmedi.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
ARKADAŞINA GÖNDER
Yılmaz Güney, Türkiye aşığı bir insandı Fransa’nın vatandaşlık teklifini kabul etmedi