Türkiye'nin en iyi haber sitesi

: Fırtınadan çıkmış bir gemi gibi sessiz bir limandayım

Müzisyen , pandemi sürecini ’da çocuklarıyla geçiyor. Küçük bir kasabada yaşayan Rafet El Roman, yurt dışında yaşayan Türklerin koronavirüs tedbirleri kapsamında evde kalmalarını sağlamak için bir şarkı da besteledi. Ünlü müzisyenle günlerini nasıl geçirdiğini konuştuk

Giriş Tarihi: 3.5.2020 ABONE OL
Rafet El Roman: Fırtınadan çıkmış bir gemi gibi sessiz bir limandayım

Rafet El Roman sürece dair şarkısında "Dur bir an kalbinin sesini dinle, duyarlı ol evinde kal sevdiklerinle, umut ol ışık ol güzel günlere" diye sesleniyor. Pandemi sürecini Almanya'daki evinde geçiren Rafet El Roman'la bir gününü, yaşananların kendisini nasıl etkilediğini konuştuk.
- Çok aktif yaşamı olan biriydiniz. Şimdi nasıl hissediyorsunuz?
- Evet hayatım hep bir koşuşturma ve hareket içinde geçiyordu. Evde kalmamızın söylendiği ilk günlerde sıkılıyordum. Bu süreç daha ne kadar devam eder diye düşünüyordum. Ama aradan iki hafta geçtikten sonra, sakinleştim ve alıştım evde olmaya. Hatta, sanki çocuklarım ve evim, benim artık evde olmamı beklemiş gibi hissediyorum. Şimdi çok huzurluyum.
- İşiniz gereği gece çalışıyordunuz. Şimdi düzeniniz değişti mi?
- Artık erken uyanıyorum. Çünkü çocukların ihtiyaçları oluyor. Evin tadilatı, bahçe düzeni, çiçekler, çimenlerle ilgilenme derken akşam oluyor. 25 yıldır o şehir senin, bu konser benim, havaalanları ve otellerde geçiyordu hayatım. Şimdi evimde ve ailemle hiç olmadığım kadar birlikte olma şansım var ve onlardan ayrı olduğum günlerimi telafi ediyorum adeta. Benim için iki yıl daha böyle sürebilir bu süreç, şu an çok mutluyum.
- Bu arada üretmeye de devam ediyorsunuz bir yandan. Bir şarkı yaptınız Evde Kal isimli... Yaratıcılığınıza iyi geldi diyebilir miyiz bu günler?
- Bunun koşullarla ve durumla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Üretken biri her durumda üretmeye devam eder bence. Ben de öyle yapıyorum. - Almanya'dasınız. Orada durumlar nasıl? Biraz bize yaşadığınız yeri, orada pandeminin nasıl algılandığını anlatır mısınız..?
- Burada 10 bin kişilik bir kasabada yaşıyorum, durumlar her yerde olduğu gibi burada da aynı şekilde. İnsanlar tedbirli ve söylenenleri aynen uyguluyor. Sokağa çıkma yasağı yok ama herkes evinde kalmaya dikkat ediyor, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi. Herkes mesafesini koruyor. Artık alışverişte herkes maske takma zorunda...
- Almanya ve Türkiye'deki gelişmeleri takip ettiğinizde nasıl farklar görüyorsunuz?
- Burada bir nebze daha bilinçli ve düzenli bir toplum var. Alman mentalitesi böyledir zaten. İnsanlara bir kez, bir şey söylediğiniz zaman aynen şartları uygulayabiliyor ve söylenenlere uyuyor. Yani polisin, askerin nöbet tutmasına gerek kalmıyor.

TADİLAT VE BAHÇE İŞLERİ BENDE

- Evde yakınlarınızla birlikte misiniz?
- Evde kızlarım, oğlum ve annesi ile kalıyoruz. Bu süreçte bir arada olmak hepimizin ortak kararıydı.
- Çocuklarınızla neler yapıyorsunuz?
- Evde sıkılmamak için görev dağılımı yaptık. Herkesin bir işi var. Ben tadilat, bahçe ve alışverişten sorumluyum. Büyük kızım çamaşır ve bulaşıklardan sorumlu, küçük kızım ve oğlumun annesi yemeklerden... Oğlum da oyunlardan sorumlu... Böyle iş bölümü yaptığınızda ve çocuklara sorumluluk verdiğinizde onlar da, biraz daha olgunlaşmış oluyor. Herkese iyi geliyor, gün içinde yapacağı şeyi bilmek.
- Evde kalmamız gerektiğinin söylenmesinin ardından ilk neler hissettiniz?
- Açıkçası çok fazla ciddiye almadım, hiçbirimiz panik yaşamadık... Bu böyle bir süreç ve atlatacağız.
- Bu zamana kadar evle ilişkiniz nasıldı, bu süreçten sonra nasıl oldu?
- Aslında evimi seven bir insanım fakat işim gereği evde dört günden fazla vakit geçiremiyordum. Sürekli seyahatler ve konserlerdeydim. Şimdi fırtınadan çıkmış bir gemi gibi sakin, sessiz bir limandayım. Çok mutlu ve huzurluyum.
- Eve dair işlerle daha çok ilgilenir oldunuz mu?
- Evet. Evde kendime sürekli iş çıkarıyorum. Derler ya, "Elin işi biter, evin işi bitmez." Benim da durumum bu galiba.

- En çok hangi konuda zorlandınız?
- Hiçbir konuda zorlanmadım. Benim anlayışım, hayatı olduğu gibi kabullenmek ve akışına göre yaşamaktır. O yüzden şimdi de bunu yaşıyorum.
- En çok ne hoşunuza gitti?
- Evde olmanın kendisi çok hoşuma gitti diyebilirim. 25 yıllık yorgunluğumu kutluyorum evimde...
- Kişisel olarak kendi iç sesinizi dinleme şansı buldunuz mu?
- Çocukluğumdan beri iç sesimi hep dinlerim... Korona tüm insanlığın düzenini değiştirecek bence.
Herkese köyüne dönmesini öneriyorum
- Bu süreç bittiğinde ilk olarak ne yapmak istiyorsunuz?
- Bana göre bu süreç bitmeyecek maalesef. İnsanlar artık bu şekilde yaşamaya alışsın ve mümkün olabilenin en iyisini yapsın. Benim hislerim bu yönde.
- Bir şeylerin kıymetini daha iyi anlama şansı elde ettiniz mi?
- Evet. İyi ki insanoğlu koronavirüs ile tanıştı, yoksa dur durak bilmeyecekti! Dünya artık insan ırkının artan nüfusundan, betonlaşan şehirlerinden, sanayisinden tükendi. Biz insanlar yaşadığımız gezegenin kıymetini bilmiyoruz, biz insanlar dünyamızın en tehlikeli paraziti, kanseriyiz.
- Türkiye'nin bu süreci nasıl atlatacağını umuyorsunuz?
- Dünyanın birçok ülkesi gibi Türkiye de bu süreci zor atlatacak. Maalesef çok büyük şirketlerin batması, insanların işsizlik durumları ülkemizi de etkileyecek. Ben insanlara köylerine, doğdukları şehirlere taşınmasını tavsiye ediyorum. İstanbul nüfusu çok fazla mesela... 4 milyon olması gereken bir şehirde dört katı insan yaşıyor neredeyse. Ankara, İzmir, Antalya gibi büyükşehirler için de aynı durum söz konusu. Bunu hemen yapmak lazım yoksa sonuçları çok ağır olacak.

NEFES ALABİLİYORSAM BAŞARABİLİRİM!

- Bize nasıl bir mesaj veriliyor sizce bu virüs yoluyla?
- Allah bize şu mesajı veriyor; "Yine size verdiğim şu güzelim dünyanın nimetlerinin kıymetini bilemediniz, her şeyi siz insanlar için buyurdum fakat çoğunuz sefil oldunuz, yani hırs, irade, sınır, dur durak bilmediniz" mesajını veriyor.
- Hepimiz insanız ve zaman zaman bu durumla baş etmekte güçlük çektiğiniz oluyordur elbette. Böyle anlarda kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
- Sakinliğim ve sabrımla... Nefes alabiliyorsam, başarabilirim!
- Tüm yaz planlarınızı ertelediniz mi yoksa, bazıları hâlâ geçerli mi?
- Benim hayatım spontane bir hayat... Yani belli olmuyor işim gereği planlarım. Yaz planı henüz yapmamıştık ama bu yazı Almanya'daki evimizde geçireceğiz.

ARKADAŞINA GÖNDER
Rafet El Roman: Fırtınadan çıkmış bir gemi gibi sessiz bir limandayım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA