2026'yı aileyi güçlendiren, sosyal hizmetleri daha erişilebilir ve daha nitelikli hâle getiren, bir atılım yılı olarak görüyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu; yalnızca ekonomik büyüme ve kalkınma hedefleriyle değil, insanı merkeze alan güçlü sosyal devlet anlayışıyla anlam kazanır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak biz de bu vizyonun sosyal ayağında, sahada karşılığı olan, ölçülebilir sonuç üreten ve her vatandaşımızın hayatına dokunan politika ve projeleri kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün dünyada demografik dönüşüm, dijitalleşme ve afetler gibi çok boyutlu riskler, aile yapısını ve toplumsal dayanışmayı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle 2026'daki önceliğimiz; aile bütünlüğünü ve refahını koruyan, çocuklarımızı her türlü riskten uzak tutan, kadınları güçlendiren, dezavantajlı grupların hak temelli hizmetlere hızlı erişimini sağlayan ve sosyal destekleri daha etkin hâle getiren bir yaklaşımı güçlendirmek olacaktır. Bu yaklaşımın temelinde, devlet geleneğimiz ve medeniyet değerlerimizden beslenen aile odaklı ve hak temelli sosyal politikaları geliştirmek; güçlü sosyal yardım ve sosyal hizmet vizyonu çerçevesinde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmaya devam etmek vardır.
AİLE TOPLUMSAL YAPININ TEMEL TAŞI
2026'da yalnızca hizmet üretmeyi değil, hizmeti önleyici-koruyucu bir perspektifle büyütmeyi; ihtiyaç anında ise vatandaşımıza hızlı, güvenilir ve tek kapıdan erişilebilir çözümler sunmayı hedefliyoruz. Kurum bakım hizmetlerimizi güçlendirirken, aynı zamanda rehberlik, danışmanlık, koruyucu ve önleyici hizmetleri yaygınlaştıran bir dönüşümü de sürdürüyoruz. Bugün aile, yalnızca toplumsal yapının temel taşı değil; küresel ölçekte devletlerin geleceğini belirleyen stratejik bir öncelik haline geldi. Küreselleşme, dijitalleşme ve bireyselleşmenin hızla yükseldiği bu dönemde, aile bağlarının zayıflaması ve nüfus yapılarındaki kırılganlık, ülkelerin sosyal bütünlüğünü ve sürdürülebilir kalkınma kapasitesini doğrudan tehdit ediyor. Ortaya çıkan bu tablo bize bir gerçeği hatırlatmaktadır. Gelecek, aile yapısını koruyabilen ve nüfusunu sürdürülebilir kılabilen milletlerin olacaktır.
Türkiye, sahip olduğu genç nüfus potansiyeli, köklü aile değerleri ve güçlü toplumsal dayanışma kültürüyle bu alanda önemli bir avantaja sahiptir. Ancak bu avantajın korunması ve güçlendirilmesi; kendiliğinden değil, uzun vadeli bir vizyon, bütüncül sosyal politikalar ve güçlü bir kurumsal kararlılıkla mümkündür. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ilan edilen "Aile ve Nüfus On Yılı" işte bu anlayışın somut bir yansımasıdır.
Bu dönem, aile ve nüfus politikalarını yalnızca bir kamu politikası alanı olmaktan çıkararak, topyekûn bir toplumsal seferberliğe dönüştürdüğümüz tarihî bir iradeyi ifade etmektedir.
2.2 MİLYAR TL'LİK YATIRIM
2026'da sosyal hizmetlerimizi güçlendiren en önemli başlıklardan biri, modern tesis yatırımlarımız olacaktır. Kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakını ve gazilerimiz başta olmak üzere sosyal koruma şemsiyemiz altındaki tüm gruplar için modern tesisler inşa ediyoruz. 2025 yılı yatırım programımızda 6 huzurevi, 4 sosyal hizmet merkezi, 3 çocuk evleri sitesi, 3 engelsiz yaşam merkezi ve 1 kadın konukevi olmak üzere toplam 17 kuruluşun inşaatını tamamlayarak 95.500 mekrekare kapalı kullanım alanı ve 1.091 yatılı bakım hizmet kapasitesi ile hizmet kapasitemizi artırdık. 2026 yılında ise 2.2 milyar TL'lik yatırım ile toplam 266 bin 500 metrekare kapalı alana sahip 60 kuruluşu ( 17 huzurevi, 9 sosyal hizmet merkezi, 21 çocuk evleri sitesi, 9 engelsiz yaşam ve bakım merkezi, 4 kadın konukevi ) hizmete açacağız.
SÜRDÜRÜLEBİLİR POLİTİKALAR
Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılda ulusal ve uluslararası düzeyde izleyeceği yol haritasını, somut, ölçülebilir ve sürdürülebilir politikalara dönüştüreceğiz. Aile Yılı boyunca hayata geçirdiğimiz çalışmalarla, aileyi ülkemizin geleceğini taşıyan en güçlü değer alanlarından biri olarak yeniden konumlandırdık. Bugüne kadar hızlandırarak yürüttüğümüz çalışmaları, Aile ve Nüfus On Yılı perspektifiyle kalıcı, bütüncül ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.