2025'te 65 milyon turist ve 64 milyar dolar gelir hedefi koyan Türkiye, geçen yılın ilk yarısında küresel konjonktürün etkisiyle yaşadığı zorlu süreçlere rağmen ikinci yarıda hızlı bir toparlanma eğilimi gösterdi. 2025 hedeflerini yakalamayı başaran sektör, 2026'ya da umutla bakıyor.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi (WTTC) turizm sektörünün dünya ekonomisi içindeki yüzde 10 civarında olan payının 2035 yılında yüzde 11.5 düzeyine yükseleceğini öngörüldüğünü söyledi. Bu veriler ışığında turizmde doğal bir artış eğilimi olacağını vurgulayan Bağlıkaya, "Dolayısıyla hem rakiplerimizde hem de biz 2026 yılında ziyaretçi ve gelir artışlarının devam edeceğini tahmin ediyoruz. Ülkemiz açısından 2026 yılında hem dünyadaki genel seyahat sayılarındaki yükseliş hem de enflasyon dolayısıyla fiyat artışının da etkisi ile turizm gelirinde artış olmasını bekliyoruz" dedi.
Dünya ekonomisindeki genel durumun özellikle de küresel anlamdaki enflasyonist ortamın devamı ve maliyet artışlarının turizmdeki büyümeyi etkileyecek temel unsurlar arasında yer aldığını aktaran Bağlıkaya, Türkiye açısından ana pazarlardaki çeşitli parametrelerin 2026 yılında belirleyici olacağını kaydetti.
DENGELENME BAŞLADI
2025 yılının Ocak-Haziran döneminde ziyaretçi sayısındaki yüzde 1'lik düşüşe rağmen ilk yarıda turizm gelirinde yüzde 7.5 oranında bir artış yakalandığını aktaran Bağlıkaya, "Aynı şekilde son açıklanan ocak-eylül dönemi arasındaki dokuz aylık dilimde de yabancı ziyaretçi de yüzde 0.69 civarında düşüş yaşandı. Bu küçük düşüşe rağmen 2025 yılı ziyaretçi sayısı ve turizm geliri hedeflerinin tutacağını öngörüyoruz. Zira artık sezon giderek, ekim-kasım aylarına kadar uzamış durumda" dedi. Yüksek sezon olan temmuz ve ağustos aylarında fiyatların rakiplere oranla biraz yüksek olduğunu aktaran Bağlıkaya, "Artık talepte eylül-kasım aylarına kayan bir turizm talebi söz konusu. Aralık ayında da golf, spor turizmi segmentlerinde yaşanan hareketlilik de önemli bir katkı sağlayacaktır" diye konuştu. Deniz-kum-güneş eksenli kitle turizminin ötesinde MICE, sağlık, spor gibi daha yüksek gelir grubuna hitap eden turizm segmentlerindeki yükselişe dikkat çeken Bağlıkaya, "Bu artış aslında yıllardır eleştirilen ziyaretçi sayısı-gelir dengesizliğinin de bir nebze dengelenmeye başladığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.
PAHALI ÜLKE İMAJI SIKINTILI
Sektörün sorunlarına dair de değerlendirmeler bulunan Bağlıkaya, şunları anlattı: "Pahalı Türkiye imajı, bugüne kadar en önemli rekabet avantajlarımızdan biri olan fiyat-hizmet kalite dengesine zarar veriyor. Devletimizin enflasyon artışını geriletecek hamleleri bu bakımdan turizm sektörünü de rahatlatacaktır. Seyahat acentaları açısından ise 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu'nun seyahat edenlerin güvenliği ve konforu için çağın gereklerine uygun olarak güncellenmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor. Özellikle yasamızda yapılacak revizyonlarla gerek seyahat acentasını gerekse tüketiciyi güvence altına alan sigorta teminat sistemi benzeri uygulamaların hayata geçirilmesi sektörün geleceği ve tüketicinin korunması anlamında son derece önem arz ediyor. Diğer yandan başta Schengen ülkelerine olmak üzere yurt dışı seyahatlerde yaşanan vize sıkıntısının aşılması da seyahat acentaları olarak bizlerin iş yapışını kolaylaştıracaktır. Bunun için biz de meslek birliği olarak bugüne kadar olduğu gibi üzerimize düşeni yerine getirmeye devam edeceğiz."