KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI MEHMET NURİ ERSOY SABAH İÇİN YAZDI
Turizm alanında yürütülen çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda kültür ve turizm arasında çok güçlü bir ilişki olduğu dikkat çekmektedir. Turizmde ciddi başarılar elde eden, uzun yıllardır turizm dendiğinde ilk akla gelen, turizm pastasından en fazla payı alan ülkelerin kültür alanında da çok güçlü potansiyele sahip olduğunu, kültürel çalışmalara da her zaman ayrı bir önem verdiği görülmektedir. Bir ülkenin kalkınma serüveninde önemli bir yere sahip bu iki unsur birbirini desteklemektedir. Kültür alanında yürütülen çalışmalar turizmi canlandırmakta, turizme olan ilgi kültür dünyasını hareketlendirmektedir. Dolayısıyla kültür ve turizm arasındaki bağların güçlendirilmesi gerekmektedir.
TEK MEVSİM TEK BÖLGE YOK ARTIK
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde turizmin ülkemizde stratejik bir sektör olarak ilan edilmesinin ardından bu bağı daha da güçlendiren bir anlayışla hareket etmeye başladık. Anadolu toprakları farklı kültürlerin kesiştiği eşsiz bir coğrafyadır. Sahip olduğumuz miras sadece geçmişin zenginliği açısından değil geleceğe dönük sunduğu imkânlar açısından da önem taşımaktadır. İşte bu nedenle, kültürel mirasımıza sahip çıkmayı, ülkemizin turizm sektöründe sürdürülebilir ve nitelikli bir büyüme yakalamasının anahtarı olarak gördük ve Türkiye'yi bu alanda dünyada özel bir konuma taşıyacak yenilikleri hayata geçirdik. Geçmiş dönemlerde turizm dendiğinde genel olarak deniz, kum ve güneş akla geliyordu. Oysa ülkemizin dört bir yanında bulunan arkeolojik alanlar, inanç merkezleri, tarihi kentler ve somut olmayan kültürel mirasımız ile turizme farklı boyutlar kazandırabilecek ciddi bir potansiyele sahiptik. Bu alanlarda ortaya koyduğumuz vizyon ve yapmış olduğumuz yatırımlar sayesinde Türk turizmi yalnız tek bir mevsimde ve tek bir bölgede faaliyet göstermekten çıkmış oldu. Bu yeni paradigmamız pandemi gibi birçok kritik dönemlerden de geçti. Ama, Türkiye olarak tüm bu zorlu süreçlerden aldığımız tedbirler ve uyguladığımız doğru stratejilerle en az düzeyde etkilenerek çıkmayı başardık. Bugün dünya turizmi ülkemizde hayata geçirdiğimiz reformları örnek almakta, Türkiye'nin başarısını takdir etmektedir. Elbette bu başarılar tesadüfle açıklanamaz. Biz, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Türkiye'nin hedeflerine ulaşması adına birçok alanda yapısal değişikliklere gittik. Çağın gerçeklerine uygun yeni stratejiler belirledik. Alanın uzmanı olan arkadaşlarımızla birlikte sektörün gelişmesinin önündeki engelleri bir bir kaldırdık.
ŞEHİRLERİN EKONOMİSİ CANLANDI
2019 yılında, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) çatısı altında, yönetim kurulunu ağırlıkla özel sektör temsilcilerinin oluşturduğu; hızlı karar alan, profesyonel, yeni ve dinamik bir yapı oluşturduk. Dünyanın dört bir yanında ülkemizi, şehirlerimizi tüm mecralarda başarılı bir şekilde tanıttık. Bununla birlikte Kültürel mirasımızı da ayağa kaldırdık. Bugün dünya genelinde arkeoloji alanında en çok kazı yapan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Her bir yeni kazı ile ortaya çıkardığımız miras, dünyanın çok farklı noktalarından insanların ülkemizi ziyaret etmesini sağlamaktadır. Yeni yatırımlarımızla Türk turizminin çeşitlenmesini ve sürdürülebilir hale gelmesini sağladık. Tüm yıla yayılan kültür turizmini güçlendirdik. Bu sayede şehirlerimizin ekonomik yaşamını canlandırdık. Yerelde istihdamın artmasına destek olup bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşılmasına katkı sağladık. Geçmişte turizm sektörünün kısıtlı olduğu şehirlerimizde bugün çok sayıda turizm işletmesi faaliyete geçti, turizm öncelikli sektör haline gelmiştir.
KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKTIK
Şunu unutmamalıyız ki kültürel mirasımıza dönük gerçekleştirdiğimiz çalışmalar diğer yandan kimliğimize de sahip çıkmak anlamına gelir. Restore ederek ayağa kaldırdığımız yapılar, oluşturduğumuz yeni kültür rotaları, kültür ve sanat festivallerimiz, şehirlerimize güç veren projeler, ülkemizi ziyaret eden turistler için ayrı bir cazibe merkezi haline getirmektedir. Artık yeni turizm trendlerine göre turistler bir ülkeye gittiklerinde yalnız sahil turizminden değil gastronomiyi de içeren özgün kültürel ve sanatsal deneyimlerden de faydalanmak istediklerini göstermektedir. Bu açıdan 2021 yılında İstanbul'da başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali gibi dünya çapında ses getiren etkinlikler büyük önem arz etmektedir. Bu yolculuk 2025 yılında 20 şehre ulaştı. Düzenlediğimiz etkinliklerde yaklaşık 22 milyon yerli ve yabancı sanatseveri ağırladık. İnşallah 2026 yılında Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni 26 şehirde gerçekleştireceğiz. "Bir Anadolu Şenliği" adıyla Hakkâri, Tunceli, Bitlis, Bingöl ve Şırnak'ta konserler, tiyatro oyunları, sahne gösterileri ve daha birçok etkinlikten oluşan şenliğimizi vatandaşlarımızla buluşturduk. İnşallah 2026 yılında bu şenlikleri gerçekleştireceğimiz şehirlerin de sayısını artırarak dokuz şehirde "Bir Anadolu Şenliği" etkinliklerini gerçekleştireceğiz. Yine geçmişin değerlerini günümüze taşıma konusunda "Yaşayan Miras Şöleni" etkinliklerini düzenliyoruz. 2025 yılında 10 şehirde sanatçılarımız halkımızla bu etkinlikler aracılığıyla buluştu. 2026 yılında ise şölenimiz 15 şehirde devam edecek. "Opera ve Bale Her Yerde" mottosuyla birinci "Anadolu Opera ve Bale Festivali"ni de hayata geçirdik. 2026'da inşallah bu faaliyetlerimiz de artarak devam edecek.