Dünya, yeni bir döneme hızla ilerliyor. İklim krizinin sert rüzgârları, gıda milliyetçiliğinin yükselen duvarları ve jeopolitik fay hatları; tarım ve suyun artık yalnızca bir üretim alanı değil, doğrudan milli güvenliğin kalbi olduğunu bütün açıklığıyla ortaya koymuş durumdadır. Bugün dünyada, toprağı koruyamayan, suyunu yönetemeyen bir ülkenin ne ekonomisini ne de geleceğini güvence altına alması mümkündür. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlılıkla ortaya koyduğu "Güçlü Türkiye için Güçlü Tarım" vizyonu; Türkiye Yüzyılı'nın omurgası, üretim seferberliğimizin de pusulasıdır. Bizler çalışmalarımızı ve politikalarımızı bu pusulayla göre yürütüyor, hedeflerimizi bu doğrultuda belirliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak, 2026'yı yalnızca bir takvim yılı olarak değil tarım, orman ve suda büyük sıçrayışın yılı olarak konumlandırdık. Dijitalleşmenin tarlaya kök saldığı, iklim risklerine karşı direncin arttığı, bilginin toprağa bereket olarak döndüğü bir atılım dönemi olması için hedeflerimizi, yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı hazırladık. Bu büyük yürüyüşte; doğrudan ve dolaylı olarak sektöre sağlayacağımız 939 milyar lira destekle, üreticimizin yanında, milletimizin istikbalinin arkasındayız. Çünkü biz biliyoruz ki; desteklenen üretici, güçlenen Türkiye demektir. Bu minvalde, "Bağımsız tarım, yerli tohumla başlar" dedik. Bu anlayışla; yerli ve milli tohum kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla başta hibrit ayçiçeği ve mısır tohumları olmak üzere stratejik ürünlerde tohum çoğaltma çalışmalarını hızlandırarak üreticilerimizle buluşturduk ve buluşturmaya devam ediyoruz. Su, artık yalnızca doğal bir kaynak değil stratejik bir varlık ve milli güvenlik meselesidir. Kuraklık tehdidine karşı bilimsel ve planlı bir mücadele yürütme çalışmalarımıza her geçen gün bir yenisini ekliyoruz. Bu kapsamda Eğirdir ve Burdur gölleri için hazırlanan eylem planlarını kamuoyuna açıkladık ve uygulamaya aldık. Bafa, Beyşehir, Seyfe, Eber-Akşehir, İznik ve Sapanca gölleri eylem planlarını da yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacağız. Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi kapsamında sektörel su tahsis modeli kuracağız. Suyun hangi alanda, ne zaman ve ne ölçüde kullanılacağını bilimsel verilerle yöneteceğiz. Adana'da pilot olarak başlatılan yapay zekâ destekli sulama otomasyonunu, 22 ilde 11 bin hektarlık alanda daha yaygınlaştıracağız. Türkiye'nin dört bir yanında suyu toprağa, toprağı berekete dönüştüren yatırımları kararlılıkla sürmeye devam ediyoruz. 2026 yılında da 46 baraj, 6 gölet ve bent, 3 hidroelektrik santrali, 13 içme suyu tesisi, 35 sulama tesisi, 186 taşkın kontrol tesisi ve 1 atık su arıtma tesisi olmak üzere toplam 290 tesis ile 10 arazi toplulaştırma projesini milletimizin hizmetine sunacağız.
KIRSALDA ÜRETİM VE HAYVANCILIKTA YENİ DÖNEM
Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi'ni, 2026 itibarıyla küçükbaş hayvancılığı da kapsayacak şekilde genişleteceğiz. Hayvansal üretimde planlı üretim yaklaşımıyla, üç yıllık dönem sonunda; büyükbaş hayvan varlığımızı 17.7 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımızı 61.1 milyon başa, kanatlı eti üretimini ise 2.6 milyon tona çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedeflerin, üretimde istikrarın ve kırsalda refahın anahtarı olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye'de bir ilk olarak Organize Su Ürünleri Tarım Bölgesi'ni, Adana'da hizmete alacağız.
YEŞİL VATAN: GELECEK NESİLLERE MİRASIMIZ
Yeşil Vatan, bize emanet edilen bir miras değil; gelecek nesillere bırakacağımız bir sorumluluktur. Orman yangınlarıyla mücadelede dünyanın en modern filolarından birine sahibiz. 2026 yılında Orman yangınlarıyla mücadelede filomuz; 4 uçak, 12 helikopter, 165 arazöz, 38 iş makinesi ve 14 ilk müdahale aracı ile güçlendirilecek, su atma kapasitesini 462 tona çıkaracağız. 600 milyon fidanı da 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'ne kadar toprakla buluşturacağız. Böylece Yeşil Vatanımızı bir yandan korurken diğer yandan da geliştirmeye devam edeceğiz.