HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK SABAH İÇİN YAZDI
Mayıs 2023'ten bu yana uyguladığımız Makroekonomik İstikrar ve Reform Programı'nın temel öncelikleri; fiyat istikrarını tesis etmek, cari açığı sürdürülebilir seviyelere çekmek, mali disiplini ve makro finansal istikrarı güçlendirmektir. Programımızla elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hale getirmek, ülkemizin rekabet gücünü ve verimliliği artırmak için yapısal dönüşümü hızlandırıyoruz. Bu çerçevede aktif sanayi politikalarıyla sanayi katmadeğerini yükseltmeyi, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmayı ve üretken altyapının güçlendirilmesini önceliklendiriyoruz. Böylece sürdürülebilir yüksek büyüme ile daha adil bir gelir dağılımını sağlayacağız. 2025 yılında Orta Vadeli Program hedeflerimizi büyük ölçüde gerçekleştirdik. 2026 yılında bu kazanımları pekiştirmek için reform gündemine hız vereceğiz.
Vatandaşlarımızın alım gücünü kalıcı biçimde iyileştirmenin yolu fiyat istikrarını sağlamaktan geçiyor. Dezenflasyon programımız; para, maliye ve gelirler politikalarının yanında, arz yönlü tedbirleri de içeriyor. 2023'te yüzde 65 olan yıllık enflasyon, 2025 yılsonunda son 49 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 30.9'a geriledi.
2026'DA HEDEF % 20'NİN ALTI
Dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında sınırlı da olsa bir iyileşme gözlemliyoruz. Azaldıkça gelir dağılımında iyileşmeyi gösteren Gini katsayısı, 10 yılın ardından ilk kez program döneminde üst üste iki yıl geriledi. 2026 yılında hedefimiz enflasyonu yüzde 20'nin altına indirmektir. Bu hedefe ulaşmak için yönetilen/yönlendirilen fiyatlar üzerinden maliye politikasının vereceği güçlü desteğe arz yönlü yapısal adımlar da eşlik edecektir. Nitekim 2026 yılında uygulanacak vergi ve harç artışlarını yeniden değerleme oranının altında tuttuk. Bazı ürünlerdeki maktu ÖTV güncellemelerini de son altı ayın yurt içi üretici fiyat artışından düşük belirledik. Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikalarımız da güçlü biçimde devreye giriyor. Özellikle konut, gıda ve enerji alanlarında arzı artırmaya yönelik kapsamlı adımlar atıyoruz. Deprem bölgesinde 455 bin konutu teslim ettik; buna ek olarak 150 bin konutun inşası sürüyor. 500 bin yeni sosyal konut programını da başlattık. Kentsel dönüşüm kapsamında ise 180 bin konut yenileniyor.
HAL YASASI İÇİN GERİ SAYIM
Bu yıl ülke genelinde yağışlar görece daha güçlü seyrediyor; bu da tarımsal üretim açısından olumlu bir görünüm sunuyor. Gıda fiyatlarındaki oynaklığı kalıcı biçimde azaltmak için sulama ve arazi toplulaştırma yatırımlarını hızlandırıyor, tarladan sofraya uzanan arz zinciri ile lojistiği daha verimli hale getirecek adımları hayata geçiriyoruz. Bu çerçevede rekabeti ve verimliliği artıracak Hal Yasasına ilişkin çalışmalarımız devam ediyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli ve yenilenebilir enerji kapasitemizi artırmaya yönelik yatırımları önceliklendiriyoruz. Geçen yıl yapılan kanun değişikliği ile yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması amacıyla izin ve onay süreçleri sadeleştirilerek kısaltılmıştır. Eğitim alanında da, özel okullar ve vakıf üniversiteleri için kural bazlı fiyatlamayla öngörülebilirliği artırıyoruz.
KÜRESEL KOŞULLAR DESTEKLİYOR
Küresel koşullar ise dezenflasyon sürecini destekliyor; euro/dolar paritesinin görece yüksek seyri dış ticaret hadleri açısından ülkemize avantaj sağlarken, petrol fiyatlarının düşük seviyelerini koruması hem enflasyonla mücadelemizi güçlendiriyor hem de sürdürülebilir cari denge açısından elimizi kuvvetlendiriyor.
MALİ DİSİPLİNDE KARARLILIK
Cari fiyatlarla 3.6 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen, bütçe açığının milli gelire oranı 2023'te yüzde 5.1 ve 2024'te yüzde 4.7 gerçekleşirken 2025'te yüzde 2.9 olmasını bekliyoruz. Harcama disiplinini kararlılıkla sürdürürken, kamuda tasarruf politikalarına kesintisiz devam ettik. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede de önemli bir başarı yakaladık, beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağladık.
FİNANSMANA ERİŞİM GÜÇLENECEK
Mali disiplin sayesinde 2026 yılında özel sektörün finansmana erişimi güçlenecek. Deprem harcamalarının etkisiyle son 3 yılda yüzde 135 olan iç borç çevirme oranını 2026'da yüzde 100'ün altına indirmeyi hedefliyoruz. Böylece kamu borçlanmasının özel sektörü dışlama etkisi zayıflayacak, reel sektörün özellikle yatırım, ihracatı ve verimliliği odağa alan projelerde finansmana erişim güçlenecektir.
ARTIK SIRA REFORMLARDA
2026 yılının Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi bir reform yılı olacağını öngörüyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak gündemimizde; kamu ihale reformu, mahalli idarelere ilişkin mevcut mali kuralların etkinleştirilmesi ve Kamu İktisadi Teşebbüslerinde yönetişim reformu bulunuyor. Bir yandan sosyal koruma ağını Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Programı ile güçlendiriken, diğer taraftan sanayi, enerji ve teknolojide dönüşümü hızlandıracağız. Verimlilik ve rekabet gücü artışı için diğer bir önemli adım, organize sanayi bölgelerinin demiryolları ile limanlara bağlanmasıdır.
SÜRDÜRÜLEBİLİR CARİ DENGE
2023 yılı ortasında yüzde 5 olan yıllıklandırılmış cari açığın milli gelire oranı 2024'te yüzde 0.8'e geriledi. 2025 yılında bu oranın yüzde 1.4 seviyesinde olmasını bekliyoruz. Altın dengesi hariç, 2025 yılını milli gelire oranla binde 3 gibi son derece düşük bir cari açıkla tamamlamayı öngörüyoruz. Cari dengedeki iyileşme, yapısal bir dönüşümü yansıtmaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması, yurt içi petrol ve doğalgaz üretimindeki artış, enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmış, enerji arz güvenliğimizi güçlendirmiştir. Hizmet ihracatındaki yüksek performans cari dengeyi daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmuştur. Son olarak aktif sanayi politikalarımız sonuç vermeye başlamış, ihracatımızın teknoloji yoğunluğu artmıştır. Cari açığın sürdürülebilir seviyelere gerilemesi, ülkemizin brüt dış finansman ihtiyacını da belirgin biçimde azaltmıştır. Uzun dönem ortalaması milli gelire oranla yüzde 20.3 olan brüt dış finansman ihtiyacının, 2025 yılında yüzde 15'in altına gerilemesini öngörüyoruz.
FİNANSAL İSTİKRARI PEKİŞTİRDİK
Ülkemizin risk primi son 7.5 yılın en düşük seviyelerine gerilerken, Hazinenin dış borçlanma maliyetleri program öncesi döneme kıyasla yarı yarıya düştü. Türk lirası varlıklara duyulan güvenin artmasıyla TL mevduatların toplam mevduat içindeki payı yüzde 60.7'ye ulaştı. Merkez Bankamızın brüt rezervleri, altın fiyatlarındaki artışın da etkisiyle, Cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeyine çıkarak 215.6 milyar dolara ulaştı. Swap hariç net rezervlerimiz ise program döneminde 139.3 milyar dolar artışla 78.8 milyar dolara yükseldi. Rezervleri güçlendirirken, aynı zamanda önemli bir koşullu yükümlülük oluşturan Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkışı da başarılı şekilde yönettik. KKM bakiyesi 143 milyar dolar azaldı. Sonuç olarak, rezervlerdeki artış ile KKM kaynaklı yükümlülüklerdeki azalmayı birlikte değerlendirdiğimizde, döviz pozisyonunda toplam 282 milyar dolar bir iyileşme sağladık.
2026'DA TÜM VATANDAŞLARIN REFAHI BELİRGİN BİÇİMDE ARTACAK
2026 yılında hayat pahalılığı ile mücadelede yeni bir evreye geçerken, mali disiplini sürdürmeye devam edecek ve ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını daha da güçlendireceğiz. Bu sayede Türkiye benzer ekonomilerden pozitif yönde ayrışmaya devam edecektir. Küresel konjonktürün de bu dönemde ülkemiz açısından daha destekleyici olmasını bekliyoruz. Ticaret ortaklarımızdaki büyümenin sınırlı da olsa hızlanması, ılımlı emtia fiyatları ve küresel finansal koşullardaki iyileşmenin ülkemizi olumlu etkilemesini bekliyoruz. Önümüzdeki süreçte, büyümenin özellikle verimlilik artışı üzerinden güçlenmesini ve dezenflasyonla birlikte gelir dağılımındaki iyileşmenin devam etmesini öngörüyoruz.