Dışişleri Bakanı Hakan Fidan SABAH için yazdı
Belirsizliklerin hüküm sürdüğü kritik bir dönemeçteyiz. Uluslararası sistemin mevcut tablosu, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde ülkemize, riskler kadar fırsatların da ortaya çıktığı bir alan sunmaktadır. Bu risklerin bertaraf edilmesi ve fırsatların başarıya dönüştürülmesi hedefimiz çerçevesinde; bağımsız ve milli bir dış politikayı, ilkeli ve vicdanlı bir yaklaşımı ve mahir diplomasiyi aynı çizgide buluşturan bir anlayışla hareket ediyoruz.
Dış politika vizyonumuzun temel stratejik önceliklerini; bölgemizde barış ve istikrarın güçlendirilmesi, bölgesel kalkınma ve refahın kuvvetlendirilmesi, dış ilişkilerimizin kurumsal zemininin genişletilmesi ve küresel dönüşüme katkıda bulunulması ilkeleri oluşturmaktadır.
İSTİKRAR GÜÇLENDİRİLECEK
Bugün küresel gündemin ön sıralarında yer alan krizlerin önemli bir bölümünün yakın coğrafyamızda yaşandığını görmekteyiz. Türkiye, bu krizlerin ortasında adeta bir istikrar ve barış adası niteliği taşımaktadır. Bu niteliğimiz, bölgemizdeki krizler karşısında aktif bir tutum izleme ve meselelerin çözümüne etkin katkı sunma sorumluluğunu da beraber getirmektedir. Bu sorumluluğu, "bölgemizin istikrarını ve huzurunu, ülkemizin istikrarından ve huzurundan ayrı görmeme" anlayışı çerçevesinde sahipleniyor, dış politikamızı tüm bölgemizin menfaatine fayda sağlayacak şekilde yürütüyoruz. Bu anlayışla Türkiye, Gazze'deki katliama karşı kararlı bir duruş sergilemeye, İsrail'in saldırganlığının kontrol altına alınması ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi için gerekli girişimlerde bulunmaya 2026 yılında da kararlılıkla devam edecektir.
Ülkemizin de yoğun gayretleriyle Gazze'de sağlanan ateşkesin kalıcı hale gelmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve iki devletli çözüm temelinde adil bir barış ufkunun tesis edilmesi için sebatla çalışmayı sürdüreceğiz. Aynı şekilde, Rusya-Ukrayna savaşında tırmanmanın önlenmesi ve diplomatik çözüm yönünde ilerleme kaydedilmesi, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarının muhafazası, Güney Kafkasya'da kalıcı barışın tesis edilmesi, KKTC'nin uluslararası alanda egemen eşitliğinin sağlanması ve Doğu Akdeniz'de istikrarın güçlendirilmesi hedefiyle yürüttüğümüz yoğun diplomasi, 2026 yılında da hem ülkemiz ve hem de bölgemiz için somut ve yapıcı neticeler doğuracaktır. Bu bağlamda ayrıca, güven duyulan bir diplomatik kanala dönüşen arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık kapasitemizi de kuvvetlendirerek, uluslararası toplumun krizleri çözüme kavuşturma gayretlerinin hizmetine sunmaya devam edeceğiz. Bölgemizde barış ve istikrar tesis etme gayretlerimiz çerçevesinde, 2026 yılında da dış politika perspektifimizde "bölgesel sahiplenme" kavramı ön planda yer alacaktır.
Bölgesel sahiplenme süreci, krizlerle karşılaşılan coğrafyalardaki aktörlerin bizzat çözümün asli parçası olarak inisiyatif almasına dayanmaktadır. Ülkemiz, 2025 yılında oluşturduğumuz Balkan Barış Platformu, Güney Kafkasya'da normalleşmeyi ve bağlantısallığı teşvik eden 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu, Orta Asya'da entegrasyonu ileriye taşıyan Türk Devletleri Teşkilatı ve Afrika'da eşit ortaklık temelinde yürütülen iş birliği süreçleri kapsamında bu ilkeyi pratiğe dönüştürmekte, etkin çok taraflılık temelinde bölgesel sahiplenme anlayışıyla ortak bir geleceğin şekillenmesine katkı sunmaktadır.
REFAH KUVVETLENDİRİLECEK
Küresel planda ekonomik rekabetin ve enerji jeopolitiğinde kırılganlığın arttığı mevcut konjonktürde, devletlerin dış ilişkiler kanalıyla ticaret, üretim ve lojistik kapasitelerini güçlendirmeleri bir zorunluluk teşkil etmektedir.
Ülkemizin bu bilinçle desteklediği Orta Koridor, Avrupa ile Asya arasında güvenli ve öngörülebilir bir hat olarak önemini arttırırken, Irak'la birlikte geliştirdiğimiz Kalkınma Yolu Projesi, bölgesel refahı artıracak stratejik bir iş birliği vizyonuyla ilerletilmektedir. Türkiye, Güney Kafkasya barış süreci kapsamındaki bağlantısallık projelerine de bu anlayışla destek vermektedir.
Bu doğrultuda ülkemiz, bölgesel refahın geniş coğrafyalarla etkileşim halinde yükseltilmesi ve bağlantısallık projeleriyle perçinlenmesi gerektiği anlayışıyla dış politikasını şekillendirmeyi sürdürecektir.
KURUMSAL ZEMİN GENİŞLETİLECEK
Bütünsel ve kapsamlı bir strateji izlenmesini zorunlu kılan günümüz konjonktüründe, ikili ve çok taraflı ilişkilerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kılınması ancak bu ilişkilerin kurumsal zemininin genişletilmesiyle mümkündür. Bu doğrultuda, 50'ye yakın ülkeyle sahip olduğumuz stratejik iş birliği mekanizmalarını etkin şekilde işletirken, gelişen ve derinleşen ilişkiler ağımız doğrultusunda bu mekanizmalara yenilerini eklemekteyiz. Sadece ikili değil, çok taraflı yapılar kapsamında da ilişkilerimizin ahdi zeminini tahkim etmekteyiz.
Bu çerçevede, dış politikamızın ana unsurlarından birini oluşturan Avrupa ve Transatlantik yapılarıyla mevcut stratejik ilişkilerimizi güçlendirme yönünde adımlar atmaktayız. AB ile yakın iş birliğimizi, eş güdümümüzü ve diyaloğumuzu kuvvetlendirirken, stratejik hedefimiz olan tam üyelik sürecimiz kapsamında 2026 yılında somut adımlarla ilerlemeyi hedeflemekteyiz. NATO'nun önde gelen üyelerinden biri olarak, İttifak bünyesindeki çalışmalara etkin katkılarımızı sürdürmekteyiz. Bu çerçevede, İttifakın küresel dönüşümdeki rolünü ve uyumunu kuvvetlendirmek amacıyla yürütülen çalışmalara yön verecek olan 2026 yılı NATO Zirvesi'ne Ankara'da ev sahipliği yapacağız.
Bunun yanı sıra, ata yurdumuz Orta Asya'daki kardeş devletlerle kurduğumuz Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde kurumsal iş birliğimizi ortak bir kararlılıkla derinleştirmekteyiz. İş birliği yelpazemizi sadece devlet kurumlarını değil, farklı sektörleri ve alanları da kapsayacak şekilde genişletmekte, Teşkilatın uluslararası alanda artan görünürlüğü ve itibarını yükseltmekte, müstakil bir aktör olarak diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla temaslarını artırmasına destek vermekteyiz. Yeni perspektiflere yelken açan Afrika, Asya-Pasifik, Latin Amerika ve Karayipler bölgeleriyle ortaklık politikalarımız kapsamında da ilişkilerimizi eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde güçlendirmeye devam edeceğiz.
BÜYÜYEN VE GÜÇLENEN DİPLOMATİK YAPI
Türkiye, güçlü diplomasisinin yanı sıra, dünyanın her köşesinde bayrağını gururla dalgalandıran, zaman ve coğrafya farkı tanımadan her daim vatandaşlarının hizmetine koşan bir aktör olarak öne çıkmaktadır.
Ülkemizin dış politikadaki gücü ve etkinliği, stratejik vizyonumuzun ve geliştirdiğimiz inisiyatiflerin yanı sıra, sahadaki güçlü mevcudiyetimiz üzerinden de kuvvetli bir yansıma bulmaktadır. Ülkemiz adına büyük bir gururla belirtmek isterim ki, Türkiye, dünyanın en geniş diplomatik ağına sahip ilk üç ülke arasındadır. 2002'de 163 olan dış temsilcilik sayımız bugün 264'e ulaşmıştır. Önümüzdeki dönemde dış teşkilatımızı genişletmeye yönelik çalışmalarımızın yanı sıra, vatandaşlarımıza en iyi ve kaliteli şekilde hizmet verilmesi, teknolojik imkanlardan daha verimli yararlanılması yönündeki gayretlerimize de yorulmadan devam edeceğiz. Ayrıca, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızı doğrudan etkileyen İslam karşıtlığı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadelemizi kararlılıkla ilerletecek, bu alanda farkındalık yaratma gayretlerimizi uluslararası yapılar üzerinden daha da derinleştireceğiz.
KÜRESEL DÖNÜŞÜME KATKI
Gazze'de yaşanan soykırım ve insanlık dramı başta olmak üzere, son dönemde art arda yaşanan krizler bir gerçeği açık biçimde ortaya koymuştur: Meşruiyeti, temsil niteliği ve işlerliği belirgin biçimde zayıflayan mevcut uluslararası sistemin reforma tabi tutulması artık kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Bu noktada, Sayın Cumhurbaşkanımızın uzun zamandan bu yana uluslararası sisteme getirdikleri eleştirilerin haklılığı, artık tüm kesimlerce teslim edilmektedir.
Adil, kapsayıcı ve temsil gücü yüksek bir küresel yönetişimin tesisi, sadece ülkemiz için değil, tüm ulusların barış ve karşılıklı anlayış içinde yaşadığı, müreffeh bir ortak gelecek inşası için temel şarttır. Bu çerçevede ülkemiz, diplomasi birikimi, ilkeli duruşu, barış ve istikrarın tesisine yönelik güçlü iradesiyle uluslararası sistemin ihtiyaç duyduğu dönüşümün gerçekleştirilmesine katkıda bulunabilecek aktörler arasında öne çıkmaktadır. Bu anlayışla, çok taraflılığın, etkin diplomasinin ve diyalog kanallarının güçlendirilmesine, 2026 yılında da dış politika gündemimizin öncelikli başlıkları arasında yer veriyoruz.