2025, Türk savunma sanayiinin yalnızca üretim kapasitesini değil; sistem entegrasyonu, yazılım yetkinliği, sensör teknolojileri ve yapay zekâ tabanlı çözümlerini de bütüncül biçimde ölçeklendirdiği stratejik bir dönüşüm yılı olarak öne çıktı. Platform merkezli yaklaşımdan, çok katmanlı sistem mimarisi ve entegre savunma ekosistemi modeline geçiş, sektörün teknolojik olgunluk seviyesini belirgin şekilde yükseltti.
İNSANSIZ SİSTEMLERDE KÜRESEL REFERANS
2025, insansız hava, kara ve deniz araçlarında Türkiye'nin küresel ölçekte referans ülke konumunu daha da pekiştirdi.
KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği testler, Türkiye'yi bu alanda sınırlı sayıda ülkenin yer aldığı ileri teknoloji ligine taşıdı. Deniz platformlarından tam otonom kalkış ve iniş gerçekleştiren TB3, dünya havacılık literatürüne geçti.
HÜRJET'in ses hızını aşması ve ihracata yönelik sözleşmeleri Türk havacılığının marka değerini önemli ölçüde artırdı. KAAN'da yürütülen seri üretim ve entegrasyon, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı ligindeki iddiasını güçlendirdi.
HELİKOPTER, deniz platformları, hücumbot ve fırkateyn projelerinde kaydedilen ilerleme ise deniz kuvvetleri modernizasyonuna yüksek katma değer sağladı.
UZUN menzilli balistik ve seyir füzeleri, hipersonik sistemler dikkat çekti. TAYFUN, SOM-J, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN, ATMACA ve LEVENT sistemleri, farklı senaryolarda başarıyla test edilerek operasyonel kabiliyet kazandı.
IDEF'E 120 BİN KİŞİ GELDİ
Temmuz ayında düzenlenen IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, Türk savunma sanayiinin küresel vitrine çıktığı en önemli platformlardan biri oldu. 120 bini aşkın ziyaretçi, yüzlerce uluslararası heyet ve milyarlarca dolarlık sözleşme hacmiyle fuar, sektörün küresel görünürlüğünü üst seviyeye taşıdı. IDEF kapsamında tanıtılan yeni platformlar, mühimmat sistemleri ve ileri teknoloji çözümleri, Türkiye'nin savunma sanayiinde inovasyon odaklı büyüme stratejisinin somut çıktıları olarak öne çıktı.
EKOSİSTEM TEMELLİ BÜYÜME MODELİ
2025, ana yükleniciler, KOBİ'ler, start-up'lar, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında kurulan çok katmanlı işbirlikleri sayesinde, savunma sanayiinde sürdürülebilir bir inovasyon ekosisteminin kurumsallaştığı yıl oldu. Yerli motor, aviyonik, yazılım ve sensör teknolojilerinde elde edilen ilerleme, dışa bağımlılığı azaltırken, yüksek katma değerli ihracatın da önünü açtı.
İHRACATTA 10 MİLYAR DOLAR BARAJI YIKILDI
2025 yılı, Türk savunma ve havacılık sanayii açısından yalnızca rakamsal büyümenin değil, aynı zamanda ihracatın niteliğinde yaşanan dönüşümün yılı oldu. Platform satışlarının yanı sıra; radar, elektro-optik, elektronik harp, yazılım, mühimmat ve entegrasyon çözümleri gibi yüksek teknoloji yoğunluklu ürünlerin ihracattaki payı hızla arttı. Bu yapı, sektörün düşük marjlı alt yüklenicilikten, yüksek katma değerli sistem tedarikçiliğine geçişini hızlandırdı. Mal ve hizmet ihracatının dengeli dağılımı, gelir kalitesini ve sürdürülebilirliğini yukarı taşıdı.
2025 ihracat performansında Avrupa Birliği ülkeleri, NATO üyeleri ve ABD, toplam hacmin yaklaşık yüzde 56'sını oluşturdu. Bu tablo, Türk savunma sanayiinin geleneksel pazarlardan çıkarak, yüksek regülasyonlu ve ileri teknoloji talep eden pazarlarda da güçlü bir oyuncu haline geldiğini ortaya koydu. Asya-Pasifik, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde imzalanan yeni sözleşmeler ise coğrafi çeşitliliği artırarak ihracat risklerinin dengelenmesini sağladı.
2025 yılında imzalanan yeni sözleşmelerin toplam hacmi 17.8 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, yalnızca mevcut yıl performansını değil, önümüzdeki yıllara yönelik teslimat ve nakit akışı görünümünü de güçlendirdi. Askeri gemi, jet eğitim uçağı, insansız sistemler ve füze platformları alanlarında gerçekleştirilen yüksek hacimli anlaşmalar, sektörün küresel çözüm sağlayıcı rolünü pekiştirdi. Avrupa ülkeleriyle imzalanan sözleşmeler, Türkiye'nin savunma sanayiinde güvenilir tedarikçi kimliğini daha da sağlamlaştırdı.