İbn Ebü’l-Verd kimdir ?

Bağdat'ta doğdu. Esmer olduğu için Habeşî lakabıyla tanınır. Gençlik yıllarında özellikle hadis ilmiyle meşgul oldu. Daha sonra tasavvufî hayata yönelen İbn Ebü'l-Verd o yıllarda Bağdat'ta yaşayan Cüneyd-i Bağdâdî, Hâris el-Muhâsibî, Serî es-Sakatî gibi büyük sûfîlerin sohbetlerinden istifade etmekle birlikte daha çok Bişr el-Hâfî'nin tasavvuf anlayışını benimsedi. Tasavvufu, "Allah'a uzaklığın verdiği bulanıklıktan kurtulup O'na yakınlığın duruluğuna erişmektir" diye tarif eden İbn Ebü'l-Verd, diğer ilk dönem zâhidleri gibi ahlâkî konulara ve özellikle alçak gönüllülüğe ağırlık vermiştir. Ona göre gönüllerini dünya sevgisiyle dolduranları eleştirmemek, ayıplamamak, Allah'ın onları dünyaya düşkünlükten kurtarması için dua etmek gerekir. Tasavvuf yolunda maksada ancak dostun kapısını ısrarla çalmak, yasaklara riayet etmek, hizmete dört elle sarılmak, musibetlere sabretmek ve kerametleri gizlemekle ulaşılabilir. "Usule uymayan kişi vüsûlü gerçekleştiremez" (Ebû Nuaym, X, 316). İbn Ebü'l-Verd'in üzerinde önemle durduğu bir konu da tasavvufî hayatın edep ve usulleridir. O velîyi Allah'ın dostunu dost, düşmanını düşman bilen kişi olarak tarif etmiş, velî olan bir zatın Allah katındaki derecesi yükseldikçe tevazuunun, malı çoğaldıkça cömertliğinin, ömrü uzadıkça ibadet etme çabasının artacağını söylemiştir. İbn Ebü'l-Verd, müridi "amellerindeki gelişmeyi ve eksikliği gören kişi" olarak tanımlar. Murad ise kendisinde sadece Allah'ın tasarruf ettiğini müşahede etmektir.

Zühdü, dindarlığı ve faziletiyle meşhur bir zâhid olan ağabeyi Muhammed b. Muhammed de İbn Ebü'l-Verd diye tanındığından tabakat kitaplarında ikisine ait sözler birbirine karıştırılmıştır. Ebû Abdullah es-Sâcî'nin sohbetine devam eden ve onun takdirini kazanan Muhammed, farzları ihmal edip nâfile ibadetlere yönelmenin ve kalp huzuru ile şuurlu bir biçimde ifa edilmeyen ibadetlerin kişinin mahvına sebep olacağını söylemiştir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN