İmadüddevle kimdir?

281'de (894) doğdu. Deylemli fakir bir balıkçı olan Ebû Şücâ' Büveyh'in oğludur. Genç yaşta, Taberistan ve Deylem'de hüküm süren Zeydî İmam Hasan el-Utrûş'un (914-917) hizmetine girdi. Onun ölümüyle halefleri arasında çıkan ve Taberistan'da Zeydî Devleti'nin çöküşüyle (316/928) sonuçlanan iç savaştan yararlanarak Taberistan ve İran'da hâkimiyet kurmak için mücadele eden Deylemli Mâkân b. Kâkî'nin saflarına katıldı. Mâkân'ın bu mücadeleyi kaybetmesi (316/928) üzerine Ziyârîler hânedanının kurucusu Gilşinli Merdâvîc b. Ziyâr'ın hizmetine girdi. Taberistan ve Cürcân ile Cibâl bölgesinin büyük bir kısmına hâkim olan Merdâvîc tarafından Hemedan ile İsfahan arasında önemli bir ulaşım merkezi konumundaki Kerec ve Mâhulbasra valiliğine tayin edilen Ali, kısa bir süre içinde şehirdeki askerlere ve sivil yöneticilere kendisini sevdirip kabul ettirdi. Hürremîler'in elindeki bazı kaleleri fethederek ele geçirdiği hazinelerle Cibâl'deki hâkimiyetini iyice sağlamlaştırdı ve böylece Büveyhîler'in temelini attı (320/932). Kerec'de olup bitenlerden endişeye kapılan Merdâvîc'in kendisini ele geçirmek için girişimlerde bulunmaya başladığını görünce 300 askerle birlikte şehri terkedip İsfahan'a yöneldi. Abbâsîler'in İsfahan Valisi Ebü'l-Feth Muzaffer b. Yâkūt'u yenerek şehri ele geçirdi (321/933). 700 askerle 10.000 kişi olduğu söylenen bir orduyu yenmesi Ali'ye büyük şöhret kazandırdı. Durumdan rahatsız olan Merdâvîc kardeşi Veşmgîr kumandasındaki bir orduyu İsfahan üzerine gönderdi. Ali bunun üzerine İsfahan'dan ayrılıp Errecân'a yöneldi. Abbâsî Valisi Yâkūt onunla savaşmadan bölgeyi terketti. Ali'nin Errecân'a geliş sebebi bölgenin zengin vâridâtı idi. Burada bulunduğu sırada, Şîraz ile Errecân arasındaki Nûbendecân'ın Abbâsîler'e muhalif olan hâkimi Ebû Tâlib b. Zeyd'den, yüklediği ağır vergiler sebebiyle halk tarafından sevilmeyen Abbâsî Valisi Yâkūt'un idaresindeki Fars bölgesinin ele geçirilmesi için şartların çok elverişli olduğuna dair mektuplar aldı. Bu mektuplara güvenerek Fars'a hâkim olmayı ciddi şekilde düşünmeye başladı. Ancak yeterli askeri bulunmaması doğrudan Fars'a yürümesine engel teşkil etmekteydi. Ebû Tâlib'in ısrarlı davetleri karşısında Errecân'dan ayrılarak Nûbendecân'a gelen Ali (Rebîülâhir 321 / Nisan 933), burada Merdâvîc ile Yâkūt'un kendisine karşı ittifak ettiklerini haber aldı. Bunun üzerine Sâmânîler'e bağlı olarak Kirman'ı yöneten eski efendisi Mâkân b. Kâkî'ye katılmak üzere Nûbendecân'dan ayrıldı. Kirman'a giderken Fars Valisi Yâkūt tarafından yolu kesildi. Çok az bir kuvvetle Yâkūt'un 17000 kişilik ordusunu yenilgiye uğratan Ali süratle ilerleyerek Fars'ın merkezi Şîraz'a girdi (Cemâziyelevvel 322 / Mayıs 934). Büveyhî hânedanının Fars ve Hûzistan kolu da böylece kurulmuş oldu.

Ali'nin Fars'a yerleşmesini istemeyen Merdâvîc bir ordu göndererek Hûzistan'ı ele geçirdi ve böylece onun Irak'la ilişkisini keserek batıya ilerlemesini engellemiş oldu. Ali de Merdâvîc'i metbû tanımak ve vergi vermek mecburiyetinde kaldı; kardeşi Hasan'ı da Merdâvîc'in sarayına rehin olarak verdi (323/935). Ancak Merdâvîc'in, ordusundaki bir grup Türk askeri tarafından düzenlenen bir suikast sonucu öldürülmesi Ali'yi rahatlattı. Merdâvîc'e bağlı Türk askerlerinin çoğu Ali'nin ordusuna katıldı. Bu durum, Büveyhî hâkimiyetinin Ziyârîler'in topraklarına doğru genişlemesine sebep oldu. Ali'nin kardeşi Hasan, Merdâvîc'in halefi Veşmgîr'in elinden İsfahan'ı alarak Ziyârî topraklarına girdi (323/935). Ali daha sonra, Fars'ı doğu yönünden emniyete almak için en küçük kardeşi Ahmed'i Kirman'a gönderdi (324/936). Ahmed başlangıçta bazı önemli başarılar sağladı; fakat bölgenin mahallî unsurlarının sert bir mukavemetiyle karşılaşınca geri çekilmek zorunda kaldı.

Büveyhîler için en önemli gelişme batıda gerçekleşti. Ali Abbâsîler'in içinde bulunduğu problemlerden yararlanarak Ahmed'i bu defa Hûzistan'a gönderdi. Ahmed 326'da (938) bölgenin merkezi Ahvaz'ı ele geçirdi. Ali'nin diğer kardeşi Hasan 331 (942-43) yılında Rey'i zaptetti, böylece Hasan'ın yönetiminde Büveyhîler'in Rey ve Cibâl kolu teşekkül etmiş oldu. 334'te (945-46) hilâfet merkezi Bağdat'a giren Ahmed de Büveyhîler'in Irak-Hûzistan kolunu kurdu. Büveyhîler'in kontrolüne giren Abbâsî Halifesi Müstekfî-Billâh Ali'ye İmâdüddevle, Ahmed'e Muizzüddevle, Hasan'a Rüknüddevle lakabını verdi.

İmâdüddevle Ali, çocuğu olmadığı için kardeşi Rüknüddevle Hasan'ın oğlu Fennâhüsrev'i (Adudüddevle) halef olarak tayin ettikten sonra 16 Cemâziyelevvel 338'de (11 Kasım 949) Şîraz'da vefat etti, 339 (950) yılında öldüğü de rivayet edilir.

Büveyhîler, kuruluş şartlarının bir sonucu olarak adem-i merkeziyetçi bir yapı özelliği göstermekle beraber İmâdüddevle Ali, gerek en büyükleri olması gerekse hânedanın başarısında önemli paya sahip bulunması sebebiyle diğer kardeşleri tarafından Büveyhî Devleti'nin başkanı olarak kabul edilmiştir. Başarılı bir kumandan, fırsatları iyi değerlendiren bir devlet adamı olan İmâdüddevle'nin şahsiyeti hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmamakta, sadece bir hıristiyan olan Ebû Saîd İsrâîl b. Mûsâ'yı kâtipliğe (vezir) tayin ettiği, Fars'taki iktidarının ilk günlerinde askerlerin maaşlarını ödemekte çaresiz kalınca tesadüfen bölgenin eski idarecilerine ait hazineleri bulup ortaya çıkardığı kaydedilmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN