Dübey Neresidir?

Dübey (Dubâi) Basra körfezinin güney kıyısında, Ebûzabî'nin (Abudabi) doğusunda yer alır. Emirliğin yüzölçümü 3900 km2, nüfusu 266.000'i emirliğin merkezi olan Dübey şehrinde olmak üzere 501.000'dir (1991). Arap olan halkın yanında bölgeye göç ederek vatandaşlık hakkı almış İran, Hindistan ve Belûcistan kökenli olanlar da vardır. Arap halk, bugün birer aile hükmünde kalmış birçok kabileye mensuptur. Hâkim aile Ruveyşid kabilesinin Âl-i Bû Felâse koluna bağlıdır ve Sünnî'dir. 1912'den 1958'e kadar emîr olan Şeyh Saîd b. Mektûm'un ölümünden sonra yerine Şeyh Râşid b. Saîd geçti. Birliği teşkil eden diğer emirliklerde olduğu gibi burada da sınırlar tam mânası ile belirli değildir. Şârika ile aralarında bulunan havaalanı diğer bazı tesisler gibi ortak kullanılır; aynı şekilde Dübey Limanı'ndaki tesisler de bütün emirliklere hizmet verir. Dübey ile Ebûzabî emirlikleri arasında bulunan iç sınır Cebeliali ile Re'sü Ganâde arasından geçerek sahilde biter. Şârika emirliği ile Dübey arasındaki iç sınır ise Deyra'nın kuzeydoğusunda sona erer. Ümmüssukaym ve Cümeyre adlarındaki iki sahil kasabası ile sahilden 80 km. içeride Vâdîhatta'da bulunan ve onlardan biraz daha büyük olan Hacereyn, Dübey emirliğinin topraklarından ayrı kalmalarına rağmen ona bağlıdırlar. Hurma ziraatı yapılan bölgede su çok azdır.

XIX. yüzyıl öncesine ait bölge tarihiyle ilgili bilgiler çok sınırlıdır ve sadece mevcut emirliklerin, aralarında kabile bağlarından dolayı yakınlık bulunmasına rağmen birbirleriyle devamlı şekilde ihtilâflı oldukları bilinmektedir. Hurma ziraatı ve deve besiciliği yanında sığ olan denizlerde balıkçılık ve bilhassa inci avcılığı ve ticareti yapılmıştır. O dönemlerde Dübey'in doğusuna doğru sahil boyunca ve Ebûzabî taraflarında hurma ziraatı, bölgedeki ticarete yönelik en önemli faaliyet idi. Ayrıca bu sahillerde korsanlık çok yaygındı ve eski dönemlerden XIX. yüzyılın ortalarına kadar ahali özellikle bu yoldan geçimini sağlamıştı. Daha sonraları içerilerden kıyılara doğru yayılan Suûdîler'in de bu faaliyete katıldıkları, hatta korsanlığa şer'an cevaz verdikleri bilinmektedir. Nihayet halkın direnmesine rağmen bölgeye hâkim olmak isteyen İngilizler'le emîrler arasında imzalanan bir dizi anlaşma ile korsanlık yasaklanmıştır (1799). Lorimer'e göre Dübey bu tarihte Ebûzabî'ye bağlı olarak görülmektedir. Dübey Valisi Muhammed b. Hezza' b. Za'l'in kız kardeşiyle evlenen Kavâsim kabilesinden Şârika Emîri Şeyh Sultan b. Sakr, 1825'ten sonraki yıllarda bölgede nüfuzunu arttırdı. Dübey, 1833'te Âl-i Bû Felâse kabilesinden 800 kişinin Mektûm b. Batî b. Süheyl başkanlığında Ebûzabî'yi terkederek Dübey'e geçmeleri ve kontrolü ele geçirmeleri üzerine müstakil emirlik oldu. Âl-i Bû Felâse'nin bağlı olduğu Benî Yâs kabilesi ile Kavâsim kabilesi arasında bu tarihlerde başlayan rekabet XX. yüzyılın başlarına kadar devam etti. Bu süre içinde bazan Şârika (Kavâsim), bazan da Ebûzabî (Benî Yâs) tarafının desteğini alarak kendini daima kuvvetli tutmasını bilen Dübey, küçük bölge emirlikleri olan Acmân ve Ümmülkayveyn ile de zaman zaman iş birliği içine girmiştir. Balıkçılığa ve mal depolamaya uygun olması dolayısıyla bölgede ticaret kısa zamanda gelişti. İktisadî hayatın gelişmesine bağlı olarak nüfusu artan Dübey bölgede güçlü bir emirlik halini aldı ve körfez boyundaki diğer emirlikler gibi o da İngiltere ile bazı ticarî anlaşmalar imzaladı; 1892 yılında ise İngiltere'nin muvafakati olmadan başka bir ülke ile herhangi bir siyasî ilişkiye girmeyeceğini taahhüt etti. İngiltere bu tür anlaşmalarla bölgeye nüfuz etmek ve idarî konularda hâlâ hissedilen Osmanlı varlığına son vermek istiyordu. Ancak Osmanlı Devleti bölge ile temasını son dönemlere kadar canlı tutmuştur.

1873'ten itibaren Lince Limanı üzerinden yapılan Hindistan ticareti, 1903'ten sonra buharlı gemilerin Dübey'e uğramasıyla buraya yöneldi ve körfezde Bahreyn ile birlikte Dübey Limanı da önem kazanmaya başladı. 1904 yılı Şubatında Dübey'i ziyaret eden seyyah Burckhardt, % 5 olan liman vergisinin Dübey şeyhi tarafından kaldırıldığını ve bunun neticesinde ticaretin, dolayısıyla da şehrin çok geliştiğini kaydetmektedir. 1895-1920 yılları arasında Uman'da ortaya çıkan karışıklıklar sonucu Maskat Limanı ile iç kesimlerin temasının kesilmesi üzerine ihtiyaçların Dübey Limanı'ndan giderilmeye çalışılması da burayı biraz daha önemli bir seviyeye getirmiştir.

1922'de yapılan anlaşmalarla bölgede petrol arama hakları İngilizler'e bırakıldı; ancak 1961 yılına kadar yapılan sondajlardan olumlu sonuç alınamadı. Petrol ihracatına başlanması ve bölgenin aşırı bir zenginliğe kavuşması 1969'dan sonra gerçekleşmiştir. O zamana kadar inci ve kurutulmuş balık satışı gibi dar bir çerçevede yürütülen milletlerarası ticaret, petrol gelirinin sağladığı imkânlarla gelişmiş ve bölgeyi Ortadoğu'nun ticaret merkezi haline getirmiştir. Dübey 2 Aralık 1971'de eski Antlaşmalı Emirlikler'den altısının burada toplanarak Birleşik Arap Emirlikleri devletini kurmalarından sonra daha hızlı gelişmeye başladı. Bugün serbest ticarî bölgeleri, antrepoları, bankaları, hava, kara ve deniz ulaşım imkânlarıyla Dübey, Uzakdoğu ile Ortadoğu ve Afrika'yı birbirine bağlayan ve dünya ticareti içinde önemli yere sahip olan milletlerarası bir ticaret merkezidir. Şehirde belediye meclisi, gümrük idare âmirliği, mahkemeler, tapu daireleri ve su işleri müdürlüğü önemli idarî kuruluşlar arasındadır. Körfez ülkelerinin çoğunda olduğu gibi Dübey'de de şehrin su ihtiyacı deniz suyunu arıtma tesislerinden (günlük 71 milyon litre kapasiteli) karşılanmaktadır. Petrolden elde edilen gelirler diğer sahalara kaydırılmış ve şehrin 30 km. batısına Cebeliali Limanı (Mînâ Cebeliali) yapılarak civarı sanayi bölgesi haline getirilmiştir. Büyük tonajlı gemilerin yanaşabileceği derin su limanlarının inşa kararı 1976 yılında alındı; 1981 ortalarında 15 km. uzunluğa varan rıhtımların açılışı yapıldı ve Dübey Limanı tesisleri sadece o yıl içinde 1091 gemiye hizmet verdi. Daha önce mevcut olan Râşid Limanı (Mînâ Râşid) ile Cebeliali, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki altı önemli liman arasında en işlek olanlardır ve 1983 yılında Cebeliali Limanı'ndan 10.030 adet konteyner mal ihracatı gerçekleştirilmiştir. Dübey'de sanayileşme hareketleri de başlamış olup özellikle petrol dolayısıyla ucuza mal edilen elektrik enerjisine dayalı çimento, demir ve alüminyum sanayilerine yatırım yapılmıştır. 1979 yılı sonunda faaliyete geçen ve yılda 135.000 ton külçe alüminyum elde etmeyi planlayan Dubai Aluminium Co. (DUBAL) şirketinin 1983 yılındaki ihracatı (% 45'i Japonya'ya, % 24'ü İran'a) 609 milyon dirheme (166.000.000 dolar) ulaştı ve 1985'te planlanan miktarı da aşarak 150.677 tona çıktı. 1979 yılında tel ve kablo imalâtı için İngiliz BICC firması ile ortak önemli bir yatırım yapıldı. 1983 yılında dev tankerlerin bakımını yapabilen dünyanın en büyük havuzlama tesisleri, Râşid Limanı çevresinde de çok sayıda küçük sanayi tesisleri kuruldu. Mayıs 1980 tarihinde Dübey'in ticaret kapasitesini arttırmak gayesiyle Cebeliali'nin serbest ticarî bölge olması kararlaştırıldı. Nisan 1982'den itibaren Dübey ve Şârika'da gümrük vergileri % 3'ten % 1'e indirildi ve 1985 yılı başında da Cebeliali serbest bölgesi tamamen yabancıların yönetiminde faaliyete geçti.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi


BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN