Gûlkünde nerenin tarihi şehridir ?

Eski bir Hindu kalesi olan Gûlkünde (Golkonda), Batı Tilangāna bölgesinde hüküm süren Varangal Racalığı'nın merkezi iken 1363 yılında Behmenî Sultanı I. Muhammed Şah'ın önünden kaçan raca Kanhayya tarafından müslümanlara bırakıldı. Sultan Şehâbeddin Mahmûd zamanında (1463-1482) Batı Tilangāna'ya vali tayin edilen Türk asıllı Kulı Kutbülmülk'ün 1512'de bağımsızlığını ilân etmesinden sonra da Kutubşâhîler'in başşehri oldu ve bu durumunu, beşinci sultan Muhammed Kulı Kutubşah'ın 8 km. uzağa Haydarâbâd'ı kurup devletin merkezini buraya taşımasına (1590-1591) kadar sürdürdü. Bu tarihten sonra da özellikle stratejik önemi sebebiyle ön plana çıkan Gûlkünde, 14 Zilkade 1098'de (21 Eylül 1687) Bâbürlü Hükümdarı Evrengzîb tarafından sekiz ay süren bir kuşatma sonucunda ele geçirildi.

Gûlkünde'de Hindular'ca kerpiçten inşa edilen müstahkem mevkiler Behmenîler tarafından taşlarla güçlendirilmiş ve dört müstakil kaleden oluşan bu savunma tesisleri, ağırlıkları 1 ton civarında granit bloklarla örülen 6 km. uzunluğundaki çok kalın bir duvarla birleştirilerek tek bir kale haline getirilmiştir. Bu sırada yarım daire kesitli seksen yedi yeni burçla takviye edilen ve Bâlâ Hisar adı verilen kale, batı cephesi bir uçurum halinde olan yüksek kayalar üzerinde yer almaktadır. Duvarlarda İslâm öncesi Hindu izleri hâlâ mevcut olduğu gibi kayalara oyulmuş bazı antik mâbedler de aynen muhafaza edilmiştir. Kutubşâhî hânedanının dördüncü hükümdarı Sultan İbrâhim Kutubşah zamanında 967'de (1559-60) kale duvarlarının tahkimatı daha da kuvvetlendirilmiş ve iç tarafa yine burçları ve sanatkârane mazgalları bulunan muazzam bir duvar daha yaptırılmıştır. Evrengzîb'in 1656 yılındaki seferi sırasında Gûlkünde'ye sığınan Sultan Abdullah Kutubşah da kalenin kuzeydoğu tarafını bazı ilâvelerle güçlendirmiş ve ayrıca Kal'a-i Nev denilen yeni bir kale inşa ettirmiştir.

Kaynaklardan, hânedanın kurucusu Sultan Kulı Kutbülmülk'ün Gûlkünde'de birçok cami yaptırdığı öğrenilmekteyse de bunlardan sadece 1518 tarihli olan bir tanesinin ayakta kalabildiği görülmektedir. Bu camide Behmenî ve Tuğluklu üslûpları hâkim olup yapının at nalı şeklindeki kemerleri, mihrabı ve süslemeleri daha sonraki Kutubşâhî camileri için bir örnek teşkil etmiştir. 1561 tarihli Mustafa Han Camii ile Sultan Abdullah'ın annesi Hayat Bahş Begüm'ün türbesine bitişik olan ve 1667 tarihini taşıyan cami özellikle zarif minareleri ve süslemeleriyle dikkat çeker. 1082'de (1671-72) Gûlkünde yolu üzerinde inşa edilen Toli Mescid de fazla büyük olmamasına rağmen süslemeli siyah mermer kaideler üzerinde yükselen minareleriyle Kutubşâhî mimarisinde önemli bir yere sahiptir.

Kutubşâhî hânedanının ilk yedi sultanı ile şehzadelerin ve diğer bazı hânedan üyelerinin türbeleri Gûlkünde Kalesi'nin 600 m. kadar kuzeybatısında bulunmaktadır. Kubbeli, köşeleri minareli ve cepheleri kemerli olan bu türbeler, özellikle süslemeleri ve lahitlerdeki sedef kakmaları ile ün kazanmıştır.

Bölgede zengin elmas yatakları bulunmakta ve Gûlkünde'nin kıymetli taş ticareti dolayısıyla Basra körfezi, Orta Asya ve Avrupa'dan gelen tüccarlarla yakın temas içinde olduğu görülmektedir. Bundan dolayı golconda kelimesi İngilizce'de "servet kaynağı, çok zengin maden yatağı" anlamında bir cins ismi olarak da kullanılmaktadır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN