Cumhurbaşkanlığı
Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Hüseyin Üzmez, Münevver Karabulut ve Güler Zere raporları ile Ergenekon soruşturmaları sırasında belirttiği görüşler nedeniyle tartışmaların odağında yer alan Adli Tıp Kurumu'nda 23 eksiklik belirledi. DDK'ya göre gelen cinsel taciz dosyalarındaki artış ve bunları inceleyecek yeterli altyapının bulunmayışı Kurum'a olan güveni zedeleyen en önemli unsur oldu. Cumhurbaşkanı Gül'ün isteğiyle hazırlanan raporda, özetle şu tespit ve önerilerde bulunuldu:
RUH SAĞLIĞI BOZULDU: Raporda en çok, cinsel taciz sonucu ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti yönündeki başvuruların artmasına bağlı olarak Kurum'un yetersizliği eleştirildi. Türk Ceza Kanunu'ndaki değişiklikler nedeniyle bu tür dosyaların Adli Tıp'a gönderilmesinin zorunlu hale geldiği belirtilen raporda, "ruh sağlığının bozulması" kavramından neyin anlaşıldığının tam olarak belirgin olmadığı, bunun da farklı raporlar çıkmasına neden olduğu eleştirisi yer aldı.
BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU: Kurum bünyesindeki genel kurul ve ihtisas kurullarında karar alınırken konunun uzmanı olan adli tıpçılarla uzmanlığı olmayan kurul üyelerinin oylarının eşit olması eleştirildi.
TABELA ŞUBELER: Raporda, Adli Tıp Kurumu'nun teşkilatlanma yapısının kağıt üzerinde tamamlanmış olmasına rağmen bunun fiili olarak yaşama geçirilmemiş olması eleştirildi. Örnek olarak 29 şube müdürlüğünde hiçbir işlem yapılamadığı gösterildi.
BİLMEYEN BİLİRKİŞİLER: Bilirkişilik sisteminin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için doğru bilirkişinin belirlenmesinin şart olduğuna dikkat çeken DDK, bu nedenle bilirkişilerin mahkemelere çağrılarak çapraz soru sorulmasına olanak sağlanmasını istedi.
TAŞERON BİLİM: Raporda özellikle yerinde yapılması gereken otopsi işlemlerine yeterince özen gösterilmediği, bunun için adli tıp uzmanı olmayan hekimlerin kullanıldığı, oysa ki bu işlemlerin doğrudan adli tıp uzmanınca yapılmasının gerekli olduğu vurgulandı.
BAKANLIĞA BAĞIMLI: Raporda, Kurumu'n Adalet Bakanlığı'na bağlı olduğu belirtildi ve bu durumun bağımsızlık ve tarafsızlığı zedelediği belirtildi. Bu nedenle Kurum'un bakanlığa bağlı kuruluş statüsünden çıkarılıp "ilgili kuruluş" olarak değiştirilmesi istendi.