Allah'ın (c.c.) takdirini kazanmak ve günahlardan arınmak için Al-i İmrân Sûresi okunmalıdır. Özellikle Allah'tan (c.c.) bir şey istemek için dua edildiğinde okunması tavsiye edilir. Çünkü, Bakara, Al-i İmrân ve Taha sûreleri okunduktan sonra yapılan duaların, kabul edileceği bir hadiste belirtilmiştir. Ali İmran Suresi 83. ayet okunuşu, anlamı, tefsiri ve meali ise Allah Teâlâ'nın birliğini ve ona boyun eğmenin kaçınılmaz olduğunu söyler.

Kur'an-ı Kerim'in 3. sûresi olan Al-i İmrân Sûresi, 200 âyettir ve Medine döneminde nüzul olmuştur. Bu sûrede genel itibariyle, Allah'ın (c.c.) birliğinin ve tevhid inancının önemi belirtilir. İslam'ın yapı taşı olan ilkelerden, peygamberlerin vermek istediği mesajlardan, Allah'a (c.c.) imanın öneminden ve ibadetten bahsedilir. Özellikle, Hz. İbrahim, Hz. İsa ve Hz. Meryem ile ilgili bazı bilgiler aktarılır. İslam'dan önce gelen İbrahimi dinler olan Yahudilik ve Hristiyanlık'la ilgili konular işlenir. İnananların, bütün kalpleriyle Allah'a (c.c.) teslim olmalarının gerekliliği vurgulanır. Ayrıca, cihat, ahiret ve hesap günü gibi konular ele alınır. Bu sûreyi doğru okumak için âyetlerin hepsi incelenmelidir. Al-i İmran Sûresi 83. âyet Arapça ve Türkçe okunuşu ise şöyledir:
E fe gayre dînillâhi yebgûne ve lehû esleme men fîs semâvâti vel ardı tav'an ve kerhen ve ileyhi yurceûn(yurceûne).
Bir Müslüman için hayatın en önemli gayesi, Allah'ın (c.c.) takdirini kazanmak ve ona boyun eğmektir. İmanı olan bir insan için Cenab-ı Hakk'ın buyruklarını yerine getirmek ve ona biat etmek oldukça kolaydır. Çünkü kişi, gönülden ona bağlıdır ve öldükten sonra hesaba çekileceğini bilir. Öte yandan, inkar edenler ise her ne kadar inanmasalar bile Allah'ın (c.c.) hükmettiği şekilde yaşarlar. Bu durumu bildiren Al-i İmrân Sûresi 83. âyette şöyle buyrulmuştur:
Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?
Ali İmran Suresi Okunuşu için Tıklayınız
Al-i İmrân Sûresi 83. âyet, Allahü Teâlâ'nın gönderdiği son din olan İslam'ı inkar edenler ve başka ilahlar arayanlar için bir uyarı niteliğindedir. yetin tefsiri ise bazı ulemalar tarafından şu şekilde yapılmıştır:
"Bu âyette geçen "Oysa göklerdekiler ve yeryüzündekiler isteyerek ya da istemeyerek hep O'na boyun eğmişlerdir" cümlesiyle ilgili belli başlı yorumlar şunlardır: a) Yüce Allah'ın dışındaki bütün varlıkların var olması yahut olmaması mümkündür. Bu mânada olan hiçbir varlık da O var etmeden var olamaz ve O'nun yok kılması olmadan yok olamaz. Şu halde Allah'ın dışındakilerin hepsi gerek varlık gerekse yokluk bakımından O'nun kudretine boyun eğmiş demektir ki bu, teslimiyet ve boyun eğmenin doruk noktasıdır. Yine bu cümle "vâcibü'l-vücûd" (varlığı kaçınılmaz ve başkalarının iradesinden bağımsız) yegâne varlığın Allah Teâlâ olduğunu göstermektedir. b) Hiç kimse O'nun iradesini aşamaz, herkes isteyerek veya istemeyerek O'nun belirlediği kader çizgisinin içinde seyretmek zorundadır: Samimi müslümanlar dinin icaplarını yerine getirirken isteyerek, doğalarının gereği hoş karşılamadıkları hastalık, fakirlik ve ölüm gibi hususlarda istemeyerek O'nun iradesine boyun eğmektedirler; inkârcılar ise her hâlükârda –O'nun kazâ ve kaderinden kaçamadıklarından– istemeyerek O'na boyun eğmiş olmaktadırlar. c) Müminler isteyerek, kâfirler ise Mü'min sûresinin 84. âyetinde belirtildiği üzere ölümle yüz yüze gelince kerhen teslimiyet gösterirler. d) Herkesin boyun eğmesinden maksat bezm-i elestte (bk. A'râf 7/172) söz verilmesidir."