İstanbul'da yaşayan Ali Osman Kantar (40), 2010'da bir baygınlık geçirdi ve hastaneye gittiğinde beyninde tümör başlangıcı olduğunu öğrendi. Hemen ameliyat oldu ve yaklaşık 10 gün boyunca hafızasını kaybetti ve yaklaşık 6 ay kadar sağ tarafı kısmî felç kaldı. Kantar, 9 yıl sonra yeniden nöbet geçirmeye başladı. 14 Mayıs 2022'de ise bir sabah sağ ayağına kramp girmesiyle uyandı ve yeniden hastaneye kaldırıldı. Beynindeki tümörün büyüdüğünü ve ameliyat olması gerektiğini öğrendi. Prof Dr Cemil Taşcıoğlu Hastanesi'nde 2. operasyonu planlanan hastaya tümörün bulunduğu yer nedeniyle bu ameliyatının uyanık olarak yapılmasının daha uygun olacağı söylendi. Ameliyatı yönetecek Anestezi uzmanı Prof Dr. Serap Karacalar Kantar'a operasyon sırasında uyanık olacağını ama tüm ağrılı bölgelerini ameliyat öncesi özel teknikler ve lokal anestezikler kullanılarak uyuşturulacağını bu şekilde ameliyat süresince hiç bir şekilde ağrı duymayacağını, tümör çıkarılırken kendisiyle iletişim kurularak tümörün en derin şekilde çıkarılması sağlanırken sağlam beyin dokularıda en iyi şekilde korunmasının sağlanacağını söyledi. 27 Eylül'de 5 saat süren bir operasyonla başarılı bir şekilde ameliyat edilen Kantar, yaşadıklarını şu sözlerle SABAH'a anlattı: "12 yıl önce yaşadıklarımı yaşar mıyım diye çok korkuyordum. O zaman çocuğum yoktu şimdi çocuklarım da var. Doktorlarımız uyanık olacağımı söyleyince nasıl uygun görürseniz öyle olsun dedim. Ameliyat esnasında bana kolunu kaldır, parmaklarını sık gibi komutlar verdiler. Ağrı hissetmedim, sadece bana verilen komutları duydum. Ben ameliyatın başladığını bile anlamadan bittiğini söylediler. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Çocuklarımla hep görüntülü konuşuyordum. İkisi de bana çok düşkündür, onları çok özlemiştim. Ameliyattan sonra beni görmeye geldiler, sarılıp hasret giderdik. Yeniden spor yapmayı ve futbol oynamayı da çok özledim. Beni tedavi eden doktorlarımın hepsine çok teşekkür ediyorum. Başkomutanımızın da dediği gibi ben de kendimi Türk hekimlerine emanet ettim. Gözüm arkada kalmadı çok şükür."

"EN BÜYÜK RİSK HASTANIN FELÇ KALMASI VE KONUŞAMAMASIYDI"
Hasta kendilerine geldiğinde kitlenin çok büyümüş olduğunu gördüklerini ifade eden Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'nden Beyin Cerrahı Prof. Dr. Ahmet Murat Müslüman, "Bize geldiğinde kitlenin çok büyüdüğünü tespit ettik. Tümörün bulunduğu yer vücudun hareket merkezinin hemen dibindeydi ve orayı tutmuştu. Yani beynin hassas bir bölgesindeydi. Bunların tedavisi sırasındaki en büyük risk, hastanın ameliyata bağlı felç olması ve konuşma yetisini kaybetmesiydi. Biz bunu minimuma indirmek için hastayı uyanık olarak ameliyat ettik. Ameliyat esnasında hem hastayla konuşup kolunu bacağını hareket ettirdik hem de hastanın lezyonunu yani kütlesini çıkardık. Tekrar etme olasılığı her zaman var ama bundan sonrasını patoloji sonuçları belirleyecek" dedi.

"AMELİYAT ESNASINDA HASTA DOKTOR İLETİŞİMİYLE TÜMÖR TEMİZLENDİ"
Beyindeki tümör alanına 3 adımda girildiğini belirten Anestezi Uzmanı Prof. Dr. Serap Karacalar, "Tümör alanına gelinen kısım, tümör alanında beyinde çalışılan kısım ve tümör bittikten sonra kapatılma kısmı. Birinci ve üçüncü basamak ağrılı bir basamak olduğu için bazen bunlar genel anestezi altında yapılıyor. Bu ameliyatta hasta 3 bölümde de uyanıktı. Ameliyat öncesi Lokal anestezilerle kafatası bloğu yaptık ve hastanın stresini ve korkusunu engellerken derin uyumasına ve komutlara cevap vermesine engel olmayacak bir sedasyon derecesini hedefleyerek hastanın hiç ağrı duymamasını ama uyanık olmasını temin ettik. Ameliyat süresince hastanın solunum, kalp, ve diğer hayati fonksiyonlarını an ve an takip ettik ve tümör çıkarılırken hastayla sürekli iletişim sağladık. Bu sayede tümör tamamen çıkartılırken hastanın sağlam dokusunun maksimum korunması sağlandı. Bu ameliyatın başarısı, hasta iletişimi sağlandığı için; tümör olabilecek en derin şekilde temizlenirken hastanın felç kalmaması ve sağlam beyin dokularına zarar verilmemesi için için kritik noktada durulmasının sağlanmasıdır. Hastamızda ameliyat sonrasında hiçbir motor kaybı, felç ya da konuşma kaybı görülmedi. Hastamızın ameliyatını başarılı şekilde tamamladığımız için tüm ekip olarak çok mutluyuz. Biliyoruz ki tümörün tama yakın çıkarılması o hastalığın tekrar nüksetme olasılığını azaltır ve yaşam süresini de önemli ölçüde uzatır. Fakat akılda tutulmalıdır ki, her beyin tümörü ameliyatı uyanık anestezi planlanması için uygun değildir. Hastanın bu yöntem için uygun olması, kitlenin bulunduğu yer bu yöntemin uygulanabilmesi için çok önemli" diye konuştu.

"BÖYLE BİR AMELİYATIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ DÜŞÜK BİR OLASILIK"
Çok zor bir ameliyat olduğunu ve tümörün büyük olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Kınay ise şunları söyledi: "Hastamız uyanık kraniyotomi ve intraoperatif nöromonitorizasyon eşliğinde ameliyat edildi. Tümörün görülme oranı çok yüksek ama böyle bir ameliyatın gerçekleştirilmesi çok düşük bir olasılık, genellikle terk edilir. Cerrahlar genellikle o bölgeyi ellemek istemezler çünkü hasta kolunu bacağını konuşmasını kaybetmiş olarak ameliyattan çıkabilir. Çok büyük cesaret ve önemli derecede bilgi ister. Türkiye'de yapan çok merkez yok. Bu ameliyat Türkiye çapında çok önemli bir ameliyat."