Beyoğlu'ndaki Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) Kadın ve Demokrasi Vakfı'nın (KADEM) yürüttüğü "Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırması", basın lansmanı düzenlendi. Proğrama eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Canan Sarı, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nursem Keskin Aksay, KSGM Süreyya Erkan , ASHB İl Müdür Yardımcısı Demet Veli Kılıç, SGK İstanbul İl Müdürü Harun SERTBAŞ , İŞKUR İstanbul İl Müdürü Uğur Oto ve davetliler katıldı. Düzenlenen lansmanda, araştırmada elde edilen veriler doğrultusunda kadın emeğine ilişkin bulgular paylaşıldı. Çalışma kapsamında 2025 yılı boyunca farklı illerde kadınların ücretli çalışma hayatının yanı sıra duygusal, zihinsel ve bakım boyutları da ele alındı.
Etkinlikte konuşan KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Canan Sarı, yarının 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü olduğunu anımsatarak, bu günün, kadın emeği söz konusu olduğunda adaletin, fırsat eşitliğinin ve hak mücadelesinin simgesi olarak daha güçlü bir anlam kazandığını söyledi.

"KADINLAR HER ALANDA GÖRÜNMEYEN EMEĞİYLE HAYATIN YÜKÜNÜ OMUZLUYOR"
Tarih boyunca kadının üretimin her aşamasında emeğin öznesi, ekonomik ve toplumsal üretimin temel dayanaklarından biri olduğunu belirten Sarı, onların her alanda görünmeyen emeğiyle hayatın yükünü omuzladığını ifade etti. Sarı, kadın emeğini odaklarına alarak yürütülen araştırmayı ilk kez kamuoyuyla paylaştıklarına işaret ederek, "Bu araştırma, bilgi ve deneyimlerimizi bilimsel verilerle güçlendirme ve kalıcı hale getirme çabamızın bir yansıması. KADEM olarak 13 yıldır kadının haklarını, fırsatlara erişimini ve toplumsal hayattaki yerini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar yapıyoruz. Kadın sorunlarına gerçek ve kalıcı çözümler üretiyoruz. Kadın emeği konusu da bizim yabancı olduğumuz bir başlık değil. Yıllardır yürüttüğümüz faaliyetler, eğitim çalışmaları ve saha deneyimlerimiz sayesinde bu alanda bilgi ve deneyim edindik." diye konuştu.
58 İLDEKİ TEMSİLCİLİKLERLE YÜRÜTÜLEN SAHA ÇALIŞMALARI AÇIKLANDI
Türkiye'nin 58 ilindeki temsilciliklerle yürütülen saha çalışmalarıyla bu birikimin daha da derinleştirdiklerini dile getiren Sarı, bu birikimi yalnızca gözlem ve tecrübe düzeyinde bırakmayıp, bilimsel ve veriye dayalı bir temele oturttuklarını anlattı.

"ARAŞTIRMA 2025 YILI BOYUNCA TİTİZLİLİKLE YÜRÜTÜLDÜ"
Sarı, bu doğrultuda "Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırması"nı hayata geçirdiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:"Bu araştırma, 2025 yılı boyunca titizlikle yürütüldü. Sosyoloji, psikoloji ve siyaset bilimi gibi farklı disiplinlerden 40 kişilik bir araştırma ekibiyle gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında 12 farklı şehirde sahaya inildi. Toplamda 563 katılımcıya ulaşılarak güçlü bir veri seti oluşturuldu. Bu rakamlar bize çok ciddi bir emeği, metodolojik titizliği ve sahaya dayalı bir bilimsel derinliği de gösteriyor. Kırsaldan kente, evden iş yerine, sosyal mekanlardan gündelik hayatın doğal akışına kadar kadın emeğinin görünür olduğu farklı alanlarda kadınların hikayeleri dinlendi."
"KADIN EMEĞİ SADECE MAAŞ BORDROLARINDA GÖRÜNEN BİR DEĞER DEĞİLDİR"
Araştırmanın önemli yönlerinden birinin de kadın emeğine yaklaşım olduğuna dikkati çeken Sarı, "Kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadık. Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği, birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil. Çoğu zaman ev içinde, bakım süreçlerinde ve gündelik hayatın görünmeyen alanlarında varlığını sürdürüyor." dedi.

DR. NURSEM KESKİN AKSAY, "563 KATILIMCIYLA SAHADA BİR ARAYA GELİNDİ"
Bir yıl boyunca süren çalışmayla tamamlanan ve kadın emeğine ilişkin bulguları konu alan araştırmanın sunumunu, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nursem Keskin Aksay yaptı.
KADIN EMEĞİNİN ÇOK KATMANLI BİR HARİTASI ORTAYA KONULDU
Aksay, sunumunda çalışmasın etnografik bir yaklaşımla yürütülmüş nitel bir araştırma olduğunu belirterek, kadın emeğinin çok katmanlı bir hatirasının ortaya konulmasının amaçlandığını anlattı. Aksay, saha uygulamalarıyla, farklı bölgelerden 12 şehre saha ziyareti, 230 yüz yüze görüşme, 48 odak grup görüşmesi ve 8 grup mülakatı olmak üzere toplam 563 katılımcıyla, pazar yerleri, atölyeler, kooperatifler, kafeler, iş yerleri, evler gibi çeşitli ortamlarda bir araya gelindiğini aktardı.
"ÖZEL VE KAMUSAL ALANDA KADIN EMEĞİ ARAŞTIRMASINDA KADINLARIMIZ GÖRÜNMEYEN ZİHİNSEL BİR EMEK HARCIYOR"
Araştırma, kadınların yalnızca fiziksel değil, sürekli planlama, organize etme, ihtiyaçları öngörme ve aile içi duygusal dengeyi sağlama gibi görünmeyen bir zihinsel emek harcadığını ortaya koydu. Katılımcılar, ev içi düzenin sorumluluğunun büyük ölçüde kendilerinde olduğunu, destek görseler dahi planlama yükünün değişmediğini ifade etti. Araştırma bulgularına göre ücretli bir işte çalışmak, kadınların ev içi yükünü azaltmıyor. Aksine kadınlar hem işte hem evde üretmeye devam ederek, kesintisiz bir emek döngüsü yaşıyor. Kadınların önemli bir bölümü, ev içi emeğin görünmez ve değersiz kabul edilmesinden yakınıyor.
KADINLAR YAŞAM BOYU SÜREN BİR SORUMLULUKLA VAROLUŞ PRATİĞİ YAŞIYOR
Kadınlar emeği yalnızca maddi kazanç olarak tanımlamıyor. Elde edilen veriler, emeğin aynı zamanda kimlik kazanma, özgürleşme, aileyi ayakta tutma ve hayatla mücadele etme biçimi olarak anlamlandırıldığını gösteriyor. Emek, kadınların anlatılarında yaşam boyu süren bir sorumluluk ve varoluş pratiği olarak öne çıkıyor.
"KADINLAR ÜCRETSİZ, DUYGUSAL VE ZİHİNSEL EMEĞİNİ GÖRÜNÜR KILAN BÜTÜNCÜL SOSYAL POLİTİKALARA İHTİYAÇ VARDIR"
Araştırma, kadın emeğinin yalnızca istihdam oranları üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu vurguluyor. Kadınların ücretsiz, duygusal ve zihinsel emeğini görünür kılan, iş-aile dengesini destekleyen ve adil iş bölümünü teşvik eden bütüncül sosyal politikalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor.