Son dakika haberi: Orta Doğu'da yanan ateş çemberi her geçen gün daha da etkili şekilde büyüyor. Dünyadaki dengeleri etkileyen bu savaş ülkelerin ekonomilerine de derinden zararlar veriyor. Karşılıklı restleşmelerin yaşandığı Hürmüz Boğazı'nda iki tarafından saldırgan tutumu barışın önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Öte yandan Trump yeni açıklamasında, anlaşmanın sağlanması halinde yaptırımların sona ereceğini, aksi halde bombardımanın devam edeceğini ifade etti.
İşte Hürmüz Boğazı'nda gerçekleşen ABD/İsrail-İran savaşında dakika dakika son gelişmeler...
İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırılarda can kaybının 13 artarak 2 bin 715'e yükseldiği bildirildi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan sonra düzenlediği saldırılara ilişkin ölü ve yaralı sayısını paylaştı. Buna göre, geçen sürede İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 2 bin 715'e, yaralı sayısı 8 bin 353'e ulaştı. Sağlık Bakanlığı, dün İsrail'in 2 Mart'tan itibaren Lübnan'a düzenlediği saldırılarda 2 bin 702 kişinin öldüğünü bildirmişti.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran Dışişleri Bakanlığının açıklamalarını en sert ifadelerle kınayarak, egemenliğini, ulusal güvenliğini veya karar bağımsızlığını hedef alan her türlü iddia ve tehdidi kesin bir dille reddettiğini duyurdu.
BAE Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın Abu Dabi yönetimine yönelik yaptığı açıklamaya tepki göstererek, "İran'ın düşmanca açıklamalarını kınadığını" belirtti. BAE'nin "dış ilişkileri ve savunma ortaklıklarının tamamen egemenlik haklarıyla ilgili bir konu olduğu" ifade edilen açıklamada, hiçbir tarafın bunu "tehdit, müdahale veya kışkırtma bahanesi olarak kullanma hakkının bulunmadığı" vurgulandı. Açıklamada, BAE'nin güvenliğine, sivil ve hayati tesislerine, vatandaşlarına veya ülkede ikamet edenlere yönelik doğrudan veya dolaylı tehdit içeren her türlü ifadenin "iyi komşuluk ilkelerine, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırı ve kabul edilemez bir davranış" olduğu kaydedildi. BAE'nin her türlü tehdit veya düşmanca eylem karşısında tüm egemen, hukuki, diplomatik ve askeri haklarını saklı tuttuğu ifade edilen açıklamada, Abu Dabi'nin "egemenliği ve karar alma bağımsızlığını savunma konusunda kararlı olduğu" vurgulandı.
BAE'YE SALDIRI VE İRAN'IN AÇIKLAMASI
İran'dan önceki gün, BAE ve Umman'a insansız hava aracıyla saldırılar düzenlendiği ileri sürülmüş, BAE, Fuceyra'da petrol sanayi bölgesinde yangın çıktığını ve saldırıda 3 kişinin yaralandığını duyurmuştu. BAE Savunma Bakanlığı, İran kaynaklı 12 balistik füze, 3 seyir füzesi ve 4 İHA'ya hava savunma sistemleriyle müdahale edildiğini açıklamıştı. Dün de BAE, hava savunma sistemlerinin bir füze tehdidine karşı devreye girdiğini duyurmuş, İran Silahlı Kuvvetleri ise son günlerde BAE'ye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediklerini açıklamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, BAE'ye "ABD ve İsrail ile suç ortaklığını sona erdirme" çağrısında bulunmuştu. BAE'ye füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlendiğine dair Abu Dabi yönetimi tarafından ortaya atılan iddiaların doğru olmadığını savunan Tahran yönetimi, "İran'a karşı savaşan taraflarla işbirliği ve özellikle de saldırganların askeri üs ve teçhizatlarını barındırmaya devam etmesini" kınamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la mevcut durum hakkında açıklamalarda bulundu. "Son 24 saat içinde İran konusunda çok iyi görüşmeler yapıldı, bir anlaşmaya varmamız çok muhtemel" diyen Trump, "İran'da istediğimizi elde edemezsek bir adım daha ileri gitmek zorunda kalacağız" ifadelerine yer verdi.
Öte yandan, ABD basınına göre ABD Başkanı Donald Trump, İran'a bir anlaşmaya varması için bir haftalık süre tanıdı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle enerji arzının sekteye uğradığı Hürmüz Boğazı'na ilişkin, "Tüm taraflar, gecikme ve koşul olmaksızın (Hürmüz) Boğaz'ındaki ablukayı kaldırmalıdır." dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefonda görüştüğünü duyurdu. Macron, Pezeşkiyan ile görüşmesinde, Orta Doğu'da gerilimin tırmanmasından derin endişe duyduğunu ve İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) sivil altyapılara yönelik saldırıları ve bazı gemilere "haksız" saldırılarını kınadığını söyledi. "Tüm taraflar, gecikme ve koşul olmaksızın boğazdaki ablukayı kaldırmalıdır. Çatışmadan önce geçerli olan tam seyrüsefer serbestisi rejimine kalıcı şekilde geri dönülmesi gerekiyor." ifadelerini kullanan Macron, bölgede Fransa ve İngiltere'nin öncülük edeceği "savaşan taraflardan ayrı" çok uluslu bir misyonun deniz trafiğinin güvenle sağlanmasına yardımcı olacağını belirtti. Macron, bölgedeki son gelişmelerin bu misyonun "ne kadar faydalı olabileceğini açıkça gösterdiğini" vurgulayarak, İran'ı bu "fırsatı" değerlendirmeye çağırdı. Bu konuda ABD Başbakanı Donald Trump ile de görüşme yapacağını duyuran Macron, Hürmüz Boğazı'nda sükunetin sağlanmasının diğer müzakere konularında da ilerleme kat edilmesine yardımcı olacağı yorumunu yaptı. Pezeşkiyan ise görüşmede, ABD'ye duyulan güvensizliğe vurgu yaparak bu güvensizliğinin ABD'nin düşmanca girişimlerinden kaynaklandığını ve ülkesinin iki kez müzakere sırasında saldırıya uğradığını hatırlattı. Ayrıca Pezeşkiyan, uluslararası hukuk ve kurallar çerçevesinde, İran halkının haklarının güvence altına alınmasını ve savaşı sona erdirmek için diplomatik yolları ciddiyetle takip etmeye hazır olduklarını vurguladı.
İsrail basını, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlenen saldırıda Hizbullah'a bağlı Rıdvan Güçleri'nin komutanı Malik Balut'un öldürüldüğünü iddia etti.
İsrail basınında hükümete yakın Kanal 14 televizyonunda yer alan haberde, İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda Rıdvan Güçleri'nin komutanı Balut'un öldürüldüğü öne sürüldü. İsrail devlet televizyonu KAN'da yer alan haberde ise adı açıklanmayan İsrailli bir kaynağın, Dahiye bölgesine düzenlenen saldırının ABD ile koordineli şekilde gerçekleştirildiğini söylediği aktarıldı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ateşkesin ardından Lübnan'ın başkenti Beyrut'a ilk kez saldırı düzenlediklerini açıklamıştı. Saldırının kendisinin ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun talimatıyla düzenlendiğini kaydeden Katz, Hizbullah'ın Rıdvan Gücü komutanını hedef aldıklarını savunmuştu.
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in Lübnan'ın güneyinde bir düzine yerleşim yerine "tahliye emri" vermesini ve devam eden hava saldırılarını endişeyle takip ettiklerini belirtti.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında konuştu. İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki yerleşim yerlerine yönelik "tahliye emirleri" vermesi haberlerini takip ettiklerini söyleyen Dujarric, "Şunu söyleyebilirim ki bu yerinden etme emirlerini ve Litani Nehri'nin güneyi ve ötesindeki bölgeleri hedef alan Lübnan kasabalarına yönelik hava saldırılarını endişeyle takip ediyoruz." dedi. Dujarric, "Bu durum, aylarca süren çatışmalardan zaten etkilenmiş olan sivillerin daha fazla yerinden edilmesine yol açıyor." ifadesini kullanarak, sivillerin ve sivil altyapının her zaman korunması gerektiğini yineledi. BM ve insani yardım ortaklarının bölgede çalışmalarına devam ettiğine işaret eden Dujarric, bu kapsamda 158 binden fazla yerinden edilmiş kişiye psikososyal destek, yardım malzemesi dağıtımı ve nakit yardımı yaptıklarını söyledi.
"SAĞLIK HİZMETLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR SON DERECE ENDİŞE VERİCİ OLMAYA DEVAM EDİYOR"
Dujarric, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA), Lübnan'ın güneyinde İsrail'in hava saldırıları sonucu sivillerin yanı sıra sağlık çalışanları arasında ölenlerin sayısının her gün arttığı uyarısında bulunduğunu aktardığına dikkati çekti. "Sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar da son derece endişe verici olmaya devam ediyor." diyen Dujarric, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Lübnan'da 2 Mart'tan bu yana sağlık hizmetlerine yönelik 151 saldırı kaydettiğini, bu saldırılarda 103 kişi ölürken 230'dan fazla kişinin de yaralandığı bilgisini paylaştı. Dujarric, "17 Nisan'daki ateşkes ilanından bu yana beş saldırı gerçekleşti. Bu olaylar, insanların sağlık hizmetlerine erişimini baltalıyor ve hem hastaları hem de ön saflarda görev yapanları ciddi risk altına sokuyor." ifadelerini kullandı. Öte yandan, Lübnan'ın güneyinde görev yapan BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerlerinin de İsrail güçleri tarafından engellenmeye devam ettiği bilgisini aktaran Dujarric, İsrail tanklarının birkaç noktada UNIFIL konvoyunun önünü kestiğini ve geri dönmek zorunda bıraktığını kaydetti. İsrail ordusu, ateşkese rağmen Hizbullah'ı hedef alma gerekçesiyle Lübnan'ın güneyine sık sık "tahliye" ve saldırı tehdidinde bulunuyor.
ABD Ordusu’ndan yapılan açıklamada, “İran limanına doğru giden boş İran tankeri etkisiz hale getirildi” ifadesine yer verildi.
Pakistanlı yetkililer, İslamabad yönetiminin gelecek hafta ABD ile İran arasındaki görüşmelerin ikinci turuna ev sahipliği yapmayı beklediğini öne sürdü.
Pakistan hükümetinden iki yetkili, AA muhabirine, İslamabad yönetiminin ABD/İsrail-İran arasındaki savaşın son bulmasına yönelik arabuluculuk çabalarını değerlendirdi. Yetkililer, Pakistan'ın, gelecek hafta ABD ile İran arasındaki görüşmelerin ikinci turuna ev sahipliği yapmayı beklediğini belirterek, "Son gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Pakistan, Orta Doğu'daki çatışmaya müzakere yoluyla bir çözüm getirmek üzere iki taraf arasındaki görüşmelerin önümüzdeki hafta yeniden başlaması konusunda umutlu." şeklinde konuştu. ABD Başkanı Donald Trump'ın 14-15 Mayıs'ta Çin'e yapmayı planladığı ziyaret öncesinde ABD ile İran'ın, "ön anlaşmaya varabileceğini" iddia eden yetkililer, Trump'ın söz konusu ziyaretten önce İran'la anlaşma imzalamayı "çok istediğini" ileri sürdü. Yetkililer, Trump'ın Özgürlük Projesi'ni kısa süreliğine durdurması ve ABD Donanmasının 19 Nisan'da el koyduğu İran'a ait Touska adlı kargo gemisi mürettebatını serbest bırakması gibi gelişmelerin, çatışmanın müzakere yoluyla çözüme kavuşturulacağına dair umutları artırdığı değerlendirmesinde bulundu. İki taraf arasındaki sorunların neredeyse yüzde 80 ila 85'inin halihazırda çözüme kavuşturulduğunu öne süren yetkililer, nükleer meselenin ise halen büyük bir "tıkanıklık" yarattığını ifade etti. Öte yandan yetkililer, Pakistan'ın, tarafları müzakere masasına oturtmak amacıyla nükleer meselede "orta yol bulma" yönündeki çabalarını yoğunlaştırdığını belirtti.
"BAŞKAN DONALD TRUMP'A MİNNETTARIM"
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, ABD'nin Özgürlük Projesi'ni kısa süreliğine durdurmasına ilişkin paylaşım yaptı. Şerif, "Başkan Donald Trump'a, cesur liderliği ve Hürmüz Boğazı'ndaki Özgürlük Projesi'nin durdurulmasına ilişkin vaktinde yaptığı açıklama için minnettarım." ifadesini kullandı. Trump'ın Pakistan ve Suudi Arabistan'ın talebine verdiği yanıtın bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacağını belirten Şerif, "Pakistan, çatışmaların barışçıl şekilde çözülmesini teşvik eden tüm çabaları destekleme konusunda kararlılığını sürdürmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Trump, yaptığı yeni açıklamada “İran anlaşma yapmak istiyor. Eğer şimdi bir anlaşmaya yanaşmazlarsa, kısa bir süre sonra anlaşma yapmak zorunda kalacaklar. İran'ın nükleer silaha sahip olmasına azla izin veremeyiz.” dedi.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısıyla başlayan savaşta, İran'ın bölgedeki ABD askeri tesislerine ait en az 228 hedefi vurduğu ve hasara yol açtığı, bu sayının ABD hükümetinin daha önce açıkladığından çok daha yüksek olduğu bildirildi.
İran devletine bağlı medya kuruluşları tarafından yayımlanan ve Washington Post gazetesi tarafından doğrulanan görüntüler, İran'ın hava saldırıları sonucu ABD askeri tesislerine verdiği zararın daha önce açıklananlardan çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Uydu görüntüleri analizine dayanan haberde, "İran'ın hava saldırıları savaşın başlamasından bu yana Orta Doğu'daki ABD askeri tesislerinde en az 228 yapıyı veya ekipmanı hasara uğrattı veya imha etti" ifadesi kullanıldı. Haberde, "Hangarlar, kışlalar, yakıt depoları, uçaklar ve önemli radar, iletişim ve hava savunma ekipmanları, (İran tarafından) hedef alındı. Yıkımın boyutu, ABD hükümeti tarafından kamuoyuna açıklanandan veya daha önce bildirilenlerden çok daha büyük." değerlendirmesinde bulunuldu. Uydu görüntüsü sağlayan en büyük iki şirket olan Vantor ve Planet'in, en büyük müşterileri olan ABD hükümetinin talepleri doğrultusunda bölgeye ait görüntülerin paylaşımını sınırlandırdığı belirtilen haberde, bu durumun, İran'ın karşı saldırılarını değerlendirmeyi zorlaştırdığı, hatta bazı durumlarda imkansız hale getirdiği kaydedildi. Haberde, İran tarafından yayımlanan 109 yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsünün orijinalliğinin, Avrupa Birliği'nin uydu sistemi Copernicus'tan alınan düşük çözünürlüklü görüntüler ve Planet'ten elde edilen mevcut yüksek çözünürlüklü görüntülerle karşılaştırılarak doğrulandığı aktarıldı.
"İRAN SALDIRILARI İSABETLİYDİ"
WP'nin isteği üzerine uydu görüntülerini analiz eden Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde kıdemli danışman ve emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, "İran saldırıları isabetliydi. Rastgele ıskaları gösteren kraterler yok." ifadelerini kullandı.
Haberde, İran saldırılarının Katar'daki El-Udeid Hava Üssü'ndeki bir uydu iletişim tesisini, Bahreyn'deki Riffa ve Isa hava üsleri ile Kuveyt'teki Ali el-Salem Hava Üssü'ndeki Patriot füze savunma sistemlerini, ABD 5. Filosu'nun karargahı olan Bahreyn Deniz Destek Faaliyetleri Merkezi'ndeki bir uydu antenini, Kuveyt'teki Camp Buehring'de bulunan bir enerji santralini ve üç ayrı üste yer alan beş yakıt depolama tankını hedef aldığı belirtildi. Görüntüler, İran'ın dron saldırıları sonucu çok sayıda kışla, hangar veya depoyu hasara uğrattığını veya tamamen yok ettiğini ortaya koyuyor. ABD ordusuna göre, 28 Şubat'tan bu yana bölgedeki ABD üslerine düzenlenen saldırılarda 7 Amerikan askeri öldü, 400'den fazla asker de yaralandı.
ABD ablukasındaki Hürmüz Boğazı'ndan son bir haftada İran ile bağlantılı 13 geminin geçtiği bildirildi.
Tesnim Haber Ajansı, 30 Nisan ila 6 Mayıs tarihleri arasındaki uydu verilerini yayımladı. Son bir haftada İran bağlantılı 13 geminin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndan aynı günlerde ayrıca 10'u petrol tankeri olmak üzere toplam 33 geminin geçtiği belirtildi. Söz konusu gemilerden 5'inin ABD yaptırım listesinde olduğu kaydedildi.
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyi ve doğusuna düzenlediği saldırılarda 15 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail ordusunun, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki beldelere yönelik saldırıları sürüyor. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail ordusu, Lübnan'ın doğusundaki Batı Bekaa bölgesinde yer alan Zelaya'da Belediye Başkanı'nın evini bombaladı. Saldırıda Zelaya Belediye Başkanı Ali Kasım Ahmed ve 3 aile bireyi hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı. İsrail ordusunun Zelaya beldesini bombaladıktan sonra saldırı uyarısı yapması dikkati çekti. İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Saksakiye beldesine düzenlediği hava saldırısında ilk belirlemelere göre, 5 kişi yaşamını yitirdi, 15 kişi yaralandı. Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentine bağlı Meyfedun beldesine İsrail ordusunun düzenlediği 4 hava saldırısı ile topçu atışlarında ise 2 kişi yaşamını yitirdi. İsrail ordusu Meyfedun'da bir okulun çevresini de hedef aldı. İsrail ordusuna ait insansız hava aracının Doğu Zavter ve Meyfedun beldeleri arasındaki anayolda hedef aldığı araçta 2 kişi yaşamını yitirdi. İsrail savaş uçakları, Nebatiye kentinin Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hırbet Silm beldesini de bombaladı. İsrail savaş uçakları Nebatiye'nin Doğu ve Batı Zavter beldeleri arasında kalan Nehir Vadisi bölgesini 2 kez hedef aldı, kentteki Yuhmur eş-Şakif, Kabriha, Ernun, Safed ed-Bıddih beldelerine de saldırılar düzenledi. Kentin Kefr Cuz beldesine İsrail ordusunun düzenlediği hava saldırısında bir bina yerle bir oldu, hedef alınan bölgede ciddi maddi hasar meydana geldi. Ülkenin güneyindeki Sur kentinde de İsrail ordusu Raşkananiye beldesini bombaladı. Kentin el-Mansuri ve Bazuriye beldeleri de İsrail ordusunun hava saldırılarına maruz kaldı. İsrail uçakları öğle saatlerinden sonra güneydeki Davudiyye, Kevseriyye Siyad, Gassaniye, Tilal Sarfand, Ansariyye, Kalya, Kunin, Buyut Siyad, Yahmur Şakif ve Reyhan beldelerini de hedef aldı. İsrail topçu birlikleri de Mansuri, Kabriha, Arnun ve Yuhmu Şakif beldelerine saldırılar düzenledi. Güneydeki Sur kentinde Vadi Çilo ve Tar Diba beldeleri arasında seyir halindeki bir araca insansız hava aracıyla düzenlenen saldırılarda 2 kişi öldü. Öte yandan İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, "Lübnan'ın farklı bölgelerinde Hizbullah'a ait altyapılara saldırılar başlatıldığı" duyuruldu. Lübnan'ın güneydoğusunda Hizbullah ile şiddetli çatışmaların yaşandığı Hiyam beldesinde İsrail ordusu sabah saatlerinde patlayıcılarla geniş çaplı yıkımlarını sürdürdü.
HİZBULLAH, İSRAİL ASKERLERİ VE ARAÇLARINI HEDEF ALDIĞINI DUYURDU
Öte yandan, Hizbullah'tan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun saldırılarına karşı Lübnan'ın güneyindeki Taybe beldesinde İsrail askerlerinin kamikaze dronla hedef alındığı ifade edildi. Hula ve Deyr Suryan beldelerinde İsrail'e ait askeri araçların dronlarla hedef alındığı belirtilirken, Kantara beldesinde de bir askeri noktanın vurulduğu aktarıldı. Öğle saatlerinde ise Bayyada beldesinde İsrail askerlerinin toplandığı bir noktanın topçu atışlarıyla hedef alındığı kaydedildi. Kavzah beldesinde ise İsrail'e ait bir personel taşıyıcı aracın dronla hedef alındığı belirtildi. Raşaf ve Nakura beldelerinde de İsrail askerleri ve araçlarına saldırılar düzenlendiği kaydedildi. İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyine 2 Mart'tan sonra başlattığı kara saldırılarında Kavzah, Taybe, Hula, Deyr Suryan ve Bayyada beldelerini işgal etmişti.
ABD Başkanı Trump, "İran'la anlaşma yaparsak yaptırımları hafifleteceğiz. Aksi halde bombardıman sürecek" dedi.
Pakistanlı yetkililer, İslamabad yönetiminin gelecek hafta ABD ile İran arasındaki görüşmelerin ikinci turuna ev sahipliği yapmayı beklediğini öne sürdü.
İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, üst düzey komutanlarla Lübnan'ın güneyinde işgal altındaki Hiyam beldesinde durum değerlendirmesi yaptı ve brifingler aldı.
Burada yaptığı açıklamada, ABD ordusuyla iş birliği ve koordinasyon içinde durumu izlemeyi sürdürdüklerini ve İran'da "vurulmaya hazır bir dizi hedefleri" olduğunu ileri süren Zamir, İran'a yönelik saldırılara yeniden başlamak için yüksek alarm durumunda olduklarını söyledi.
Zamir, İsrail ordusunun Lübnan'da saldırılarına devam ettiğini belirterek 2 Mart'ta saldırıların genişletilmesinden bu yana 2 binden fazla Hizbullah mensubunun hedef alındığını savundu.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim'in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Amerikan medya kuruluşu Axios'ta yer alan ve "ABD'nin İran ile savaşı sona erdirmek için Tahran yönetimiyle tek sayfalık mutabakat zaptı imzalamaya yakın olduğuna" dair haber yalanlandı.
Haberde, "Amerikan medyasının, İran ve ABD'nin savaşı sona erdirmek için tek sayfalık nihai bir anlaşmaya yaklaştığı yönündeki iddialarına rağmen, İran henüz bazı kabul edilemez maddeler içeren Amerikalıların son teklifine resmi yanıt vermemiştir." ifadeleri kullanıldı.
ABD'nin, İran'ın Pakistan aracılığıyla ilettiği ve ABD Başkanı Donald Trump'ın "kabul edilemez" şeklinde nitelendirdiği teklifin ardından Amerikan tarafının yeni bir öneri sunduğu ve öneri incelenme aşamasındayken ABD'nin attığı adımların incelemenin kesilmesine yol açtığı bilgisi verildi.
Trump'ın, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişini sağlamayı amaçladığını iddia ettiği "Özgürlük Projesi" adı verilen operasyonu durdurduğunu açıklaması sonrasında İran'ın ABD'nin teklifini yeniden incelemeye başladığı ve cevabını arabulucu Pakistan'a ileteceği belirtildi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı da konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, "Amerikan medyası Axios ve İngiliz medyası Reuters tarafından ortaya atılan iddiaların sahadaki gerçeklere dayanmaktan ziyade, küresel piyasaları etkilemeyi ve özellikle petrol fiyatlarını düşürmeyi hedeflediği değerlendirilmektedir." denildi.
Umman resmi haber ajansı ONA'ya göre, Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, Orta Doğu'daki son durum ile bunun siyasi ve ekonomik etkileri değerlendirildi.
İki lider, krizin çözümü için ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ilerletilmesine yönelik siyasi ve diplomatik çabaların artırılmasının önemini vurguladı.
Liderler ayrıca mevcut gerilimin azaltılması, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve uluslararası hukuk uyarınca barış ve güvenliğin sağlamlaştırılması gerektiğine dikkati çekti.
Alman Hükümet Sözcü Yardımcısı Sebastian Hille, başkent Berlin'de yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu'nun, Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) misyonundaki Alman askerlerinin görev süresini görüştüğünü kaydetti.
Hille, Alman askerlerinin görev süresinin 30 Haziran 2027'ye kadar son kez uzatılması kararı alındığını söyledi.
Söz konusu kararın misyonun operasyonel görevlerinin 31 Aralık'a kadar tamamlanmasını hedeflediğini kaydeden Hille, bu çerçevede Alman askerlerinin, 30 Haziran 2027'ye kadar BM üyesi diğer ülkelere çekilme sürecinde destek sağlayacağını belirtti.
Hille, bu kapsamda Almanya'nın, UNIFIL Deniz Görev Gücü'ne bir fırkateyn ile katkı sunmaya devam edeceğini dile getirdi.
UNIFIL'in halen Lübnan ve bölgedeki güvenlik ve istikrar açısından önemli bir rol oynadığını vurgulayan Hille, görev süresi sonuna kadar Lübnan Donanması'nın kalıcı olarak yetkin hale gelmesi amacıyla eğitim ve destek faaliyetlerinin sürdürüleceğini kaydetti.
Hille, Alman ordusunun bu amaçla 300'e kadar asker görevlendirilebileceğini, 1 Ocak 2027'den itibaren ise bu sayının 80'e düşürüleceğini belirtti.
Bakanlar Kurulu'nun aldığı bu kararın ayrıca Federal Meclis tarafından da onaylanması gerekiyor.
Amerikan New York Post gazetesine kısa röportaj veren ABD Başkanı Donald Trump, İran'la olası müzakere sürecine ilişkin son durumu değerlendirdi.
Pakistan'ın "ABD ile İran arasında olası barış anlaşmasının yakın olduğu" yönündeki açıklamasının ardından Washington'daki son durumu değerlendiren Trump, temkinli konuştu.
ABD Başkanı, ne zaman İslamabad'daki yüz yüze müzakerelere dönülebileceği yönündeki soruya "Bence bunu yapacağız ama henüz çok erken." yanıtını verdi.
Trump, muhabirin, The Post'un yeni bir müzakere turu için Pakistan'a bir muhabir göndermeye hazırlanıp hazırlanmaması gerektiği sorusuna "Sanmıyorum." şeklinde karşılık verdi.
Habere göre, Trump, "generallerle" görüşmesinin olduğunu aktararak telefon görüşmesini aniden sonlandırdı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile görüşülen kalıcı barış anlaşmasına ilişkin açıklama yaptı.
Tump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'dan yaptığı açıklamada, "İran, üzerinde mutabakata varılan şartları kabul ederse ki bu belki de büyük bir varsayım, zaten efsaneleşmiş olan Destansı Öfke Operasyonu sona erecek ve son derece etkili abluka, Hürmüz Boğazı'nın İran dahil herkese açık olmasını sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
İran'ın kabul etmediği bir senaryoda saldırıların devam edeceği sinyalini veren Trump, "Eğer kabul etmezlerse, bombardıman başlayacak ve ne yazık ki önceye kıyasla çok daha yüksek düzeyde ve yoğunlukta olacaktır" dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajında, ülkede ABD-İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaş sonrası meydana gelen fiyat artışlarından haberdar olduğunu belirtti.
Fiyat artışlarının bir kısmının hammadde fiyatlarındaki değişimlerden ve bir kısmının da savaştan kaynaklandığını dile getiren Pezeşkiyan, "Ancak fahiş fiyat ve stokçuluk kabul edilemez. Adalet Bakanı'ndan (Emin Hüseyin Rahimi) Yargı Erki ile koordineli olarak toplumun huzurunu bozan her türlü ihlalle ciddi şekilde mücadele etmesini istedim." ifadelerini kullandı.
İran'da ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta saldırılarıyla başlayan savaş sonrası İran Riyali döviz kurlarına karşı ciddi değer kaybına uğrarken temel ihtiyaç maddeleri dahil birçok üründe önemli oranlarda artışlar olmuştu.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, X sosyal medya platformundan Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin açıklama yapıldı.
ABD-İsrail'in, İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında Tahran'ın fiilen geçişlere kapattığı Hürmüz Boğazı ve çevresinde demirli bekleyen gemilerin kaptan ve armatörlerinin bu süreçte "İran'ın kurallarına uygun olarak" hareket ettikleri belirtilerek, "Fars (Basra) Körfezi ve Umman Körfezi'ndeki kaptanlar ile gemi sahiplerine, İran'ın Hürmüz Boğazı kurallarına uymalarından ve bölgesel denizcilik güvenliğine katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz." denildi.
Açıklamada, "Saldırganın tehditlerinin etkisiz hale getirilmesiyle ve yeni prosedürlerle Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli ve sürekli geçiş sağlanacaktır." ifadeleri kullanıldı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Çin'in başkenti Pekin'de Dışişleri Bakanı Wang Yi ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından değerlendirmede bulundu.
Arakçi, Çin'e özellikle ABD ve İsrail'in eylemlerini kınayan tutumundan dolayı teşekkür ederek Çin'i "İran'ın yakın dostu" olarak nitelendirdi. Arakçi, mevcut şartlarda iki ülke arasındaki iş birliğinin daha da güçleneceğini belirtti.
Arakçi, İran'a yönelik saldırılar ve ABD ile yürütülen diplomatik sürece de değinerek, "Bize karşı başlatılan savaş açık bir saldırı eylemi ve uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Müzakerelerde meşru haklarımızı ve çıkarlarımızı korumak için tüm çabamızı göstereceğiz. Biz yalnızca adil ve kapsamlı bir anlaşmayı kabul ederiz" ifadelerini kullandı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyinde konuşlu İsrail askerlerine insansız hava aracı (İHA) ve roketlerle saldırı düzenlediği bildirildi.
Açıklamada, 2 iHA'nın İsrail birliklerinin yakınında infilak ettiği ve biri hafif olmak üzere 2 askerin yaralandığı belirtildi.
Öte yandan Hizbullah'ın düzenlediği bir başka saldırıda ise Lübnan sınırına yakın İsrail topraklarına patlayıcı yüklü İHA'nın isabet ettiği ancak yaralanma olmadığı kaydedildi.
İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberinde ise bir İHA'nın İsrail'in kuzeyindeki Ramim yerleşim yeri yakınlarındaki askeri karakolun yakınlarına isabet ettiği belirtildi.
Kızılay Haftası dolayısıyla başkent Tahran'daki Kızılay Genel Merkezinde düzenlenen basın toplantısında İran Kızılayı Genel Sekreteri Meysem Afsar, kurumun savaş sürecindeki faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.
ABD ve İsrail'in saldırıları sırasında 18 ülkeden insani yardım aldıklarını açıklayan Afsar, bu süreçte 110 bin Kızılay personelinin görev yaptığını kaydetti.
Afsar, savaş sırasında yaklaşık 7 milyon ihbar aldıklarını, Kızılay ekiplerinin saldırılardan etkilenen bölgelere 4 dakikadan daha kısa sürede ulaştığını ifade etti.
Savaşta 10 binden fazla görev gerçekleştirdiklerini, 2 bin 500'den fazla ambulansla hizmet verdiklerini kaydeden Afsar, "Kurtarma operasyonlarında 7 bin 215'den fazla kişi canlı olarak kurtarıldı. Arama kurtarma köpekleri de 1711 operasyon gerçekleştirdi." dedi.
En yoğun çalışmaların Tahran, Hürmüzgan ve Buşehr eyaletinde gerçekleştirildiğinin altını çizen Efsar, "123 bin 647'si konut olmak üzere 149 bin 528 sivil birim saldırılarda hasar gördü. Ayrıca 32 üniversite, 993 eğitim alanı, 56 Kızılay merkezi ve 350 sağlık merkezi de saldırılardan olumsuz etkilenerek ciddi hasar aldı." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'DEN İHH YARDIMDA BULUNDU
Basın toplantısında gazetecilerin sorunlarını yanıtlayan İran Kızılay Başkanı Pir Hüseyin Kolivend de İran'a yapılan uluslararası yardımlara dikkati çekti.
Kolivend, Türkiye'den İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı'nın kendilerine maddi yardımda bulunduğunu ve bu yardımlarla jeneratör satın aldıklarını ayrıca kıyafet yardımı da yaptığını ifade etti.
Basın toplantısı sırasında gazetecilere, ABD ve İsrail'in Minab kentindeki okula düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden ve enkaz altından çıkarılan çocukların görüntüleri izlettirildi, çocukların kan lekelerinin olduğu okul çantası, ayakkabı ve defter gibi kişisel eşyaları sergilendi.
İran ve ABD arasında diplomasi yeniden hız kazandı. İran, ABD'nin savaşı sona erdirmek ve daha ayrıntılı nükleer müzakereler için bir çerçeve oluşturmak amacıyla sunduğu tek sayfalık mutabakat zaptı üzerinde çalışmaya başladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin sunduğu 14 maddelik barış teklifini değerlendirdiklerini açıkladı.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Vang Yi, ülkesini ziyaret eden İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüşmesinde, Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin değerlendirmede bulundu.
Hürmüz Boğazı'ndan normal ve güvenli geçişin sağlanmasının uluslararası toplumun ortak kaygısı olduğunu belirten Vang, "Çin, ilgili tüm tarafların uluslararası toplumun bu çağrısına acilen yanıt vermesini umuyor." ifadesini kullandı.
Çinli Bakan, bölgedeki durumun savaş ile barış arasında kritik dönemeçte olduğuna dikkati çekerek, çatışmanın sonlandırılmasının zorunlu, savaşa dönüşün ise kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Nükleer soruna ilişkin, Çin'in İran'ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdünü takdir ettiğini ve nükleer enerjiyi barışçıl amaçlı kullanma hakkını tanıdığını ifade eden Vang, Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin kendi kaderine sahip çıkmasını, İran ile Körfez ülkeleri arasında dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerinin gelişimini ve bölge ülkelerinin birlikte katılabileceği, ortak çıkarlarını koruyabileceği ve ortak kalkınmaya ulaşabileceği barış ve güvenlik mimarisinin oluşturulmasını desteklediğini söyledi.
Vang, gerilimin düşürülmesi, çatışmaların sonlandırılması, barış görüşmelerinin başlatılması için ülkesinin desteğini sürdürmeye hazır olduğunu, Orta Doğu'da barış ve huzurun sağlanması için daha büyük rol oynamayı istediğini dile getirdi.
X sosyal medya platformundaki hesabından, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde gerçekleştirdiği yıkıma ilişkin görüntüleri paylaşan Başbakan Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ın altyapısını hedef aldıklarını öne sürdü.
Netanyahu, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde sürdürdüğü yıkımla övündü.
ABD merkezli haber sitesi Axios'un yetkililere dayandırdığı haberinde, Washington'ın, savaşı sona erdirmek ve daha ayrıntılı nükleer müzakereler için bir çerçeve oluşturmak amacıyla İran ile tek sayfalık bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşmaya yaklaştığı bildirildi.
Axios'a konuşan iki ABD'li yetkili ve konu hakkında bilgilendirilmiş iki kaynağa göre; ABD, önümüzdeki 48 saat içinde İran'dan bazı kritik başlıklarda yanıt bekliyor. Henüz kesinleşmiş bir anlaşma yok, ancak taraflar savaşın başlangıcından bu yana hiç olmadığı kadar anlaşmaya yaklaştı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda yeni duyurduğu Özgürlük Projesi' operasyonunu geri çekme ve kırılgan ateşkesi koruma kararı da müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye dayanıyor.
İŞTE MUTABAKATTAKİ MADDELER
Taslak anlaşmaya göre, İran'ın nükleer zenginleştirmeyi durdurmayı taahhüt etmesi, ABD'nin yaptırımları kaldırmayı ve dondurulmuş İran fonlarından milyarlarca doları serbest bırakmayı kabul etmesi, ayrıca her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'ndan geçişle ilgili kısıtlamaları kaldırması öngörülüyor.
İddia edilen 14 maddelik ve tek sayfadan oluşan mutabakat zaptı, Trump'ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile bazı İranlı yetkililer arasında hem doğrudan hem de arabulucular aracılığıyla müzakere ediliyor.
Mevcut haliyle bu belge, bölgede savaşın sona erdiğini ilan edecek ve boğazın açılması, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması için 30 günlük ayrıntılı müzakere sürecini başlatacak.
Bir ABD'li yetkiliye göre, İran'ın boğazdaki deniz taşımacılığına getirdiği kısıtlamalar ile ABD'nin deniz ablukası bu 30 günlük süreçte kademeli olarak kaldırılacak.
Eğer müzakereler çökerse, ABD güçleri ablukayı yeniden uygulayabilecek veya askeri operasyonlara tekrar başlayabilecek. Kaynaklara göre bu görüşmeler İslamabad veya Cenevre'de yapılabilir.
Taraflar, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarının ne kadar süreyle durdurulacağı konusunu da hala müzakere ediyor.
Üç kaynak, bunun en az 12 yıl olacağını söylerken, bir kaynak 15 yılın daha muhtemel olduğunu belirtiyor. İran 5 yıl önerirken, ABD 20 yıl talep etti. ABD, İran'ın zenginleştirme konusunda herhangi bir ihlalde bulunması durumunda anlaşmaya bu sürenin uzatılmasını öngören bir madde eklemek istiyor. Süre sona erdiğinde İran'ın yüzde 3,67 gibi düşük seviyede zenginleştirme yapmasına izin verilecek. İran, Birleşmiş Milletler denetçilerinin ani denetimlerini de içeren daha sıkı bir denetim rejimini kabul edecek.
ABD ise anlaşma kapsamında İran'a yönelik yaptırımları kademeli olarak kaldırmayı ve dünya genelinde dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlıklarını aşamalı olarak serbest bırakmayı taahhüt edecek.
Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, İran'ın sorumlu tutulduğu BAE'ye yönelik saldırıların ardından Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede BAE'ye düzenlenen saldırılar ile bölgesel gelişmeler ele alınırken, ikili ilişkiler de masaya yatırıldı.
Saldırıları kınayan Abdulati, ülkesinin BAE'nin yanında olduğunu vurguladı.
İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ziyaretini sürdürdüğü Çin'in başkenti Pekin'de Suudi Arabistanlı mevkidaşı Faysal bin Ferhan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, iki bakanın, son bölgesel gelişmeleri gözden geçirdiği ve gerginliğin tırmanmasını önlemek için bölge ülkeleri arasında diplomasi ve iş birliği yolunun devam ettirilmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.
İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran tarafından BAE'ye füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlendiğine dair Abu Dabi yönetimi tarafından ortaya atılan iddiaların doğru olmadığı savunuldu.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin eylemlerinin meşru müdafaa kapsamında ve "yalnızca ABD'nin saldırganlığının püskürtülmesi için gerçekleştirildiğinin" belirtildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Son iki gündür, ABD'nin terörist askeri güçlerinin bölgedeki yasadışı ve kışkırtıcı eylemleri yoğunlaşırken ve denizdeki hareketleri 'insani yardım' kisvesi altında aldatıcı bir şekilde yürütülürken, Abu Dabi yetkilileri de Amerikan saldırganıyla iş birliği yapmaktadır. Bu yaklaşım, iyi komşuluk ilkesini ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın temel ilkelerini ihlal etmektedir. İran, buna rağmen bölgenin ve İslam ümmetinin iyiliği için sorumlu bir yaklaşımla azami ölçüde itidal göstermiştir. Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ve İsrail ile suç ortaklığını sürdürmekten kaçınmalıdır."
Açıklamada, "BAE'nin İran'a karşı savaşan taraflarla iş birliği ve özellikle de saldırganların askeri üs ve teçhizatlarını barındırmaya devam etmesi" kınanarak, "İran'ın kendi çıkarlarını ve ulusal güvenliğini savunmak için gerekli ve uygun önlemleri almaktan asla çekinmeyeceği açıktır." denildi.
Washington Post (WP) gazetesinin haberine göre, ABD’de Temsilciler Meclisi Üyesi Joaquin Castro önderliğindeki 30 Demokrat, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya ortak mektup yazdı.
Mektupta, İsrail'in 1950'lerin sonlarında gizlice başlattığı bilinen ancak varlığını resmen kabul etmediği nükleer silah programı ele alındı.
İran'a 28 Şubat'ta düzenlenen saldırılarla başlayan savaş ortamında Washington yönetiminin, İsrail'in nükleer silah programına ilişkin sessizliğinin "savunulamaz" olduğu belirtilen mektupta, Kongrenin "Orta Doğu'daki nükleer dengeler hakkında tam bilgi sahibi olmakla sorumlu olduğu" vurgulandı.
Mektupta, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin nükleer programlarını kısıtlama söylemlerine karşı İsrail'in nükleer silah programının varlığını kabul etmeyen ABD'nin "güvenilirliğinin azaldığı" ifade edildi.
Hükümete, İsrail'in programı hakkında bildiklerini aktarması çağrısı yapılan mektupta, uranyum zenginleştirme kapasitesi, kullanılan materyalin üretim yeri ve nükleer silahların mevcut savaşta hangi durumlarda kullanılacağının ABD'ye bildirilip bildirilmediği gibi detayların da paylaşılması istendi.
WP'ye konuşan hükümet yetkilileri de Trump yönetiminden bazı kişilerin, mevcut gerilimin nükleer boyuta tırmanması konusunda endişeleri olduğunu söyledi.
Fransız deniz taşımacılığı ve lojistik şirketi CMA CGM, San Antonio adlı geminin dün Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında saldırıya uğradığını açıkladı.
Şirket, saldırının ardından mürettebat arasında yaralananlar olduğunu ve gemide hasar meydana geldiğini bildirdi.
Açıklamada, yaralı mürettebatın tahliye edildiği ve kendilerine tıbbi bakım sağlandığı belirtildi.

ABD'li Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Raja Krishnamoorthi, Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard'a gönderdiği mektupta, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'la savaşın sona erdiği" yönünde Kongre'yi yanlış bilgilendirdiğini savundu.
ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğüne ve ateşkesin hala kırılgan olduğuna işaret eden Krishnamoorthi, mevcut durumun savaşın fiilen sonlandığı anlamına gelmediğini belirtti.
Krishnamoorthi, Trump yönetiminin, ABD Silahlı Kuvvetlerinin Kongre onayı olmadan 60 günden fazla çatışmaya dahil olmasını yasaklayan 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı kapsamındaki yükümlülüklerle uyumlu görünmesi amacıyla savaşı sona ermiş gibi göstermeye çalıştığını öne sürdü.
Mevcut politikanın kalıcı istikrar sağlayıp sağlamadığı konusunda net bilgiye ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Krishnamoorthi, çatışmaların son durumu, ateşkesin sürdürülebilirliği, İran ekonomisinin abluka karşısındaki dayanıklılığı ve Tahran yönetiminin olası adımlarına ilişkin değerlendirmeleri içeren gizli bilgilendirmenin 15 Mayıs'a kadar yapılmasını istedi.
İran'ın yarı resmi haber ajansı ISNA'ya göre, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çeşitli ülkelerle diplomatik istişarelerin devamı kapsamında ziyarette bulunduğu Çin'in başkenti Pekin'de mevkidaşı Vang Yi ile görüştü.
İkili ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmelerin ele alındığı görüşmede Arakçi, Çin'in ABD-İsrail'in saldırganlığına karşı tutumunu memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.
Çin'i İran'ın yakın dostu olarak nitelendiren Arakçi, mevcut koşullar altında iki ülke arasındaki iş birliğinin daha da güçleneceğini vurguladı.
ABD ile savaşın sona erdirilmesi için arabulucular üzerinden devam eden mesaj alışverişine ilişkin Arakçi, şunları kaydetti:
"Biz sadece adil ve kapsamlı bir anlaşmayı kabul ediyoruz. Bize karşı başlatılan savaş, açık bir saldırganlık eylemi ve uluslararası hukukun net bir ihlalidir. Müzakerelerde meşru haklarımızı ve çıkarlarımızı korumak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız."
Çin Dışişleri Bakanı Vang ise ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın gayrimeşru ve hukuk dışı olduğunu belirterek, savaşı tamamen sona erdirecek tam bir ateşkesin sağlanması gerektiğini vurguladı.
ISNA'ya göre, Vang, şu ifadeleri kullandı:
"Gerilimleri azaltma çabalarımızı sürdürmeye hazırız. Tam bir ateşkesin sağlanması gerekli ve kaçınılmazdır. Bölge kritik bir dönüm noktasından geçiyor ve iki taraf arasında doğrudan görüşmeler şart."
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) resmi haber ajansı WAM'ın haberinde, ülkeye yönelik İran'ın sorumlu tutulduğu saldırıların ardından Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu bir dizi ülkenin liderleriyle telefonda görüştüğü belirtildi.
Görüşmelerde liderlerin BAE ile dayanışma mesajı verdiği, ülkenin güvenliği ve istikrarının korunmasına yönelik adımlara desteklerini ifade ettiği aktarıldı.
BAE liderinin, Netanyahu'nun yanı sıra Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani ile de görüştüğü kaydedildi.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail ordusu, Lübnan'ın doğusundaki Batı Bekaa bölgesinde yer alan Zelaya'da Belediye Başkanı'nın evini bombaladı.
Biri kadın ve biri çocuk olmak üzere 4 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, 3 kişi de yaralandı.
Lübnan basınında çıkan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Zelaya Belediye Başkanı, eşi ve çocuğunun bulunduğu belirtildi.
İsrail ordusunun Zelaya beldesini bombaladıktan sonra saldırı uyarısı yapması dikkati çekti.
Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentine bağlı Meyfedun beldesine İsrail ordusunun düzenlediği 4 hava saldırısı ile topçu atışlarında ise 2 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail ordusu Meyfedun'da bir okulun çevresini de hedef aldı.
İsrail savaş uçakları Nebatiye'nin Doğu ve Batı Zavter beldeleri arasında kalan Nehir Vadisi bölgesini 2 kez hedef aldı, kentteki Yuhmur eş-Şakif, Kabriha, Ernun, Safed ed-Bıddih beldelerine de saldırılar düzenledi.
Ülkenin güneyindeki Sur kentinde de İsrail ordusu Raşkananiye beldesini bombaladı.
Lübnan'ın güneydoğusunda Hizbullah ile şiddetli çatışmaların yaşandığı Hiyam beldesinde İsrail ordusu sabah saatlerinde patlayıcılarla geniş çaplı yıkımlarını sürdürdü.
Öte yandan, Hizbullah'tan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun saldırılarına karşı Lübnan'ın günyindeki Taybe beldesinde İsrail askerlerinin kamikaze dronla hedef alındığı ifade edildi.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, bazıları Litani Nehri'nin kuzeyinde kalan 12 belde için tahliye ve saldırı tehdidini yineledi.
Adraee, Kevseriye es-Siyad, Gassaniye, Mezraat Davudiye, Bediyas, Rihan, Zelaya, Bazuriye, Haruf, Habbuş, Ensariye, Kalavay ve Deyr ez-Zehrani beldelerinde yaşayanları saldırı tehdidiyle göçe zorladı.
Hizbullah'ın ateşkesi ihlal ettiğini savunan Adraee, söz konusu beldelerde yaşayanlara "evlerini boşaltma ve bu beldelerden en az 1 kilometre uzaklaşma" çağrısı yaptı.
İsrail ordusu, ateşkese rağmen Hizbullah'ı hedef alma gerekçesiyle Lübnan'ın güneyine sık sık tahliye ve saldırı tehdidinde bulunuyor.
ABD’li bağımsız Vermont Senatörü Bernie Sanders, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İran'da 3 bin 375 kişinin öldüğünü, 26 bin 500 kişinin yaralandığını belirtti.
Lübnan'da ise 2 bin 702 kişinin hayatını kaybettiğini ve 8 bin 311 kişinin yaralandığını ifade eden Sanders, Körfez ülkelerinde 28 kişinin öldüğünü ve 289'dan fazla kişinin yaralandığını kaydetti.
İsrail'de 26 kişinin öldüğünü ve 7 bin 791 kişinin yaralandığını aktaran Sanders, ABD'nin 13 askerinin yaşamını yitirdiğini ve 381 askerinin yaralandığını ifade etti.
Sanders, "Trump ve Netanyahu'nun bitmek bilmeyen savaşları, artık yeter." değerlendirmesini yaptı.
İran'ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası civarında insansız hava araçlarına karşı savunma sisteminin faaliyete geçmesi nedeniyle patlama seslerinin duyulduğu bildirildi.
Entekhab haber sitesine göre, Hürmüzgan Valiliği konuya ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yanı başındaki Keşm Adası çevresinde gece patlama sesleri duyulduğu belirtildi.
Patlama seslerinin mikro dron ve keşif insansız hava araçlarına karşı savunma sisteminin devreye girmesi sonucu duyulduğu ifade edilen açıklamada, Keşm Adası'nda herhangi bir çatışma, patlama ya da hasar meydana gelmediği aktarıldı.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'da yer alan haberde, İsrail ordusunun, güneydeki Sur kentine bağlı Deyr Kifa beldesinde İslami Sağlık Kurumuna ait bir ambulansı İHA'yla hedef aldığı belirtildi.
Söz konusu saldırıda 3 kişinin yaralandığı vurgulanan haberde, yaralıların bölgedeki hastanelere ulaştırıldıkları ifade edildi.
Haberde, İsrail savaş uçaklarının da gece saatlerinde güneydeki Kalaviye ve Baraşit beldelerini bombaladığı ve Kalaviye'deki Burc Kalaviye Okulu'nda ağır hasar meydana geldiği kaydedildi.
Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, bölgesel gelişmelerin yanı sıra Katar ile Rusya arasındaki ilişkiler ve iş birliğinin geliştirilmesinin yolları ele alındı.
Taraflar, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes ve bölgedeki gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları da değerlendirdi.
Lavrov ile görüşmesinde tarafların mevcut arabuluculuk girişimlerine olumlu yanıt vermesi gerektiğini vurgulayan Al Sani, krizin temel nedenlerinin diyalog ve barışçıl yollarla ele alınmasının önemine işaret etti.
Al Sani, gerilimin yeniden yükselmesini önleyecek sürdürülebilir bir anlaşmaya varılmasının, bölgenin güvenlik ve istikrarı açısından kritik olduğunu kaydetti.

İran basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişine yönelik yardım girişimi olarak nitelendirilen Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulması yönündeki açıklamasını "başarısızlık" olarak nitelendirdi.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, konuya ilişkin haberini "Trump geri adım attı, sözde 'Özgürlük Projesi' durduruldu" başlığıyla verdi.
Trump'ın Özgürlük Projesi'nin askıya alındığını duyurmasının "ABD'nin Hürmüz Boğazı sorunuyla başa çıkmadaki başarısızlıklarının devamı niteliğinde" bir adım olarak değerlendirildiği haberde, "Trump, planının başarısızlığını bir şekilde örtbas etmeye çalışırken, her zamanki yanlış iddialarını bir araya getirdi." ifadesine yer verildi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı da Trump'ın açıklamasına ilişkin, "Trump, Özgürlük Projesi'ni durdurarak bir daha geri adım attı" başlığını kullandı.
Haberde, Trump'ın planı geçici olarak durdurma açıklaması "İran'dan yapılan kesin uyarılar karşısında" verilmiş bir karar olarak yorumlandı.

ABD Başkanı Donald Trump'tan ABD'nin ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etmeyi amaçlayan Özgürlük Projesi ile ilgili yeni açıklama geldi. Truth sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulacağını belirten Trump, "Pakistan ve diğer ülkelerin talebi, İran'a karşı yürüttüğümüz harekatta elde ettiğimiz muazzam askeri başarılar ve İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya varılması yönünde büyük ilerleme kaydedilmiş olması nedeniyle, abluka tam olarak yürürlükte kalırken nihai bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulması konusunda mutabık kaldık" ifadelerini kullandı.

İran Silahlı Kuvvetleri, son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediklerini bildirdi.
İran basını, İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari tarafından yapılan açıklamayı yayımladı. Açıklamada, BAE Savunma Bakanlığı'nın konuya ilişkin raporunun doğruyu yansıtmadığı belirtilerek, “İran Silahlı Kuvvetleri son günlerde BAE'ye karşı herhangi bir füze veya insansız hava aracı operasyonu düzenlememiştir. Herhangi bir eylem gerçekleştirilmiş olsaydı eğer bunu açık ve kararlı bir şekilde duyururduk. BAE topraklarından İran'a saldırı olması durumunda buna sert bir karşılık verilecek” ifadeleri kullanıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Beyaz Saray'da düzenlediği basın brifinginde, basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. Bakan Rubio, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savundu.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını ve boğaza mayın döşemesini "uluslararası hukuka temelden aykırı" diye eleştiren Rubio, "Bu, tam olarak korsanlık." yorumunu yaptı.
Rubio, ABD ile İran arasındaki savaşla hiçbir ilgisi olmayan onlarca ülkenin, ABD'den boğazda mahsur kalan ticari gemilerinin kurtarılması için yardım istediğini ve bunun üzerine Başkan Donald Trump'ın "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattığını vurguladı.
"BİZE ATEŞ AÇILMAZSA BİZ DE ONLARA ATEŞ AÇMAYIZ"
Bu süreçte bölgede ABD donanmasının yardımıyla söz konusu tankerlerin boğazdan güvenli şekilde çıkmasını sağlayacak bir "güvenli alan" oluşturmaya çalıştıklarını anlatan Rubio, bunun için gereken askeri takviyeyi de yapacaklarını belirtti.
ABD operasyonunun "savunma amaçlı" olduğunu savunan ABD'li Bakan, "Bu gemilere ateş açılmazsa ve bize ateş açılmazsa, biz de onlara ateş açmayız. Ancak bize ateş açılırsa biz de karşılık vereceğiz, ölümcül bir şekilde karşılık vereceğiz." ifadelerini kullandı.
Rubio, Hürmüz Boğazı'nın İran'a ait olmadığını, boğazın Tahran tarafından kapatılamayacağını ve bunun normalleştirilmesini kabul etmeyeceklerini vurgulayarak ABD olarak boğazın savaş öncesindeki statüsüne dönmesini istediklerini kaydetti.
"DESTANSI ÖFKE OPERASYONU BİTTİ"
ABD Dışişleri Bakanı, ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarının devam edip etmeyeceği hususunda, "Destansı Öfke Operasyonu sona erdi. Başkan'ın Kongre'ye bildirimini yaptığı üzere o operasyon bitti, bu aşamayı tamamladık. Şimdi Özgürlük Projesi'ne geçiyoruz." değerlendirmesini yaptı.
ABD'nin İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmak istediğini, İran'ın nükleer silaha sahip olacak materyale hiçbir şekilde sahip olmaması gerektiğini ve bunu İran'la müzakerelerde kapsamlı şekilde ele aldıklarını aktaran Rubio, müzakerelerin sonucunu görmeleri gerektiğini belirtti.

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Tel Aviv yönetiminin Washington ile Tahran arasında yürütülen müzakereleri "zaman kaybı" olarak gördüğü, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’a ilettiği mesajın da bu yönde olduğu ifade edildi.
Haberde, bazı İsrailli askeri yetkililerin mevcut bölgesel gerilimin İran’a karşı savaşın yeniden başlatılması için kullanılmasını savunduğu aktarıldı.
KAN'ın haberinde, İsrail ordusunun hükümete, "zenginleştirilmiş uranyumun İran'dan çıkarılmaması ve gelecekte zenginleştirme kapasitesinin ortadan kaldırılmaması halinde İran'a karşı yürütülen mücadelenin başarısız olacağı" yönünde değerlendirme sunduğu belirtildi.
Haberde, İsrail ordusu ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) son bir ayda İran'a yönelik yeni bir "hedef bankası" oluşturduğu, bu kapsamda özellikle petrol depoları ve enerji tesislerinin hedefe konulduğu belirtildi.
Bu hedeflerin belirlenmesinin, İran’ın altyapı ve ekonomisine ağır zarar verilmesinin Tahran yönetimini geri adım atmaya zorlayacağı yönündeki değerlendirmeye dayandığı ifade edildi.
Haberde, İsrail’in savaşı yeniden başlatmaya hazırlandığı, ABD’nin ise Orta Doğu ve İsrail’de askeri varlığını savaş uçakları ve yakıt ikmal uçaklarıyla güçlendirmeyi sürdürdüğü kaydedildi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bugün ikinci kez İran’dan gelen füze ve insansız hava aracı saldırılarını engellediğini duyurdu.
Ancak İran devlet televizyonu, Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı'na dayandırdığı haberinde, Tahran’ın son günlerde BAE’ye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediğini bildirdi.
İran, daha önce de İsrail ve ABD’yi Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlemekle ve bu saldırıların sorumluluğunu Tahran’a yüklemeye çalışmakla suçlamıştı.
ABD ve İsrail, İran’ı bölgedeki müttefikleri için tehdit oluşturan nükleer ve füze programları geliştirmekle suçlarken, Tahran yönetimi nükleer programının barışçıl olduğunu ve nükleer silah üretmeyi hedeflemediğini savunuyor.
İsrail ise Filistin’in yanı sıra Lübnan ve Suriye’ye ait bazı toprakları işgal altında tutarken, bölgede nükleer silahlara sahip olduğu bilinen tek ülke konumunda bulunuyor. İsrail’in nükleer kapasitesi resmi olarak açıklanmazken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) denetimine de tabi değil.