Son dakika haberleri: Orta Doğu'da İran savaşı sonrası yeni denklem şekillenmeye başlarken bölgedeki askeri ve diplomatik trafik hız kazandı. İsrail, Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını genişletip yeni operasyon tehditlerinde bulunurken can kaybı artmaya devam etti.
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndaki haklarının artık "kesinleştiğini" savundu. Körfez ülkeleri ve BAE cephesinden çatışma yerine diplomasi mesajları gelirken, Husiler İran'a yönelik saldırıların küresel ekonomi ve enerji piyasalarını daha büyük bir savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Günün en kritik gelişmesi Beyaz Saray'dan geldi. ABD'li yetkililer, Donald Trump ve Şi Cinping'in İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması konusunda uzlaştığını ve Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması gerektiği konusunda ortak görüşe vardığını açıkladı.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin saldırı tehditlerine ilişkin, "40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran'a saygılı bir şekilde konuşanlar aynı dilde karşılık alacaklardır." dedi. İşte ABD/İsrail-İran savaşında dakika dakika son gelişmeler…
İşte ABD/İsrail-İran savaşında son durum ve son dakika gelişmeleri…
Pekin ziyaretini sürdüren ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda eski İran'ı hedef aldı.
Kendi döneminde hem Venezuela'da hem de İran'da "askeri olarak zaferler kazandıklarını" iddia eden ABD Başkanı, İran'ı askeri açıdan "yok etmeye" devam edeceklerini belirtti.
Trump, "Artık ABD, dünyanın en gözde ülkesi ve umarım Çin'le ilişkilerimiz her zamankinden daha güçlü ve iyi olacaktır." ifadelerini kullandı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu İran'ın askeri yeteneklerinin önemli ölçüde zayıflatıldığını ancak Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutmaya devam ettiğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin saldırı tehditlerine ilişkin, "40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran'a saygılı bir şekilde konuşanlar aynı dilde karşılık alacaklardır." dedi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu İran'ın askeri yeteneklerinin önemli ölçüde zayıflatıldığını ancak Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutmaya devam ettiğini belirtti.
Cooper, ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı Orgeneral Dagvin Anderson ile Senato Silahlı Hizmetler Komitesi tarafından düzenlenen "İran ile yaşanan çatışma ve Afrika'daki askeri hazırlık durumu" başlıklı oturumunda konuştu. Oturumdaki açılış konuşmasında Cooper, ABD ve İsrail tarafından İran'ın silah üretim tesislerine yönelik 1450'den fazla saldırı düzenlendiğini belirterek, bu saldırılarla İran'ın balistik füze, insansız hava aracı (İHA) ve deniz sanayi üssünün yüzde 85'inden fazlasına zarar vererek imha ettiklerini savundu.
Cooper, senatörlere, İran'ın donanmasını yeniden inşa etmesinin "bir nesil" alacağını ve insansız hava aracı ve füze üretiminin toparlanmasının da yıllar süreceğini söyledi. ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu İran'ın askeri yeteneklerinin önemli ölçüde zayıflatıldığını öne süren Cooper, ancak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutmaya devam ettiğini belirtti. Cooper, "İran'ın boğazlar üzerinden ticareti durdurma yeteneği önemli ölçüde azaldı ancak sesleri çok yüksek ve bu tehditler, ticaret sektörü ve sigorta sektörü tarafından açıkça duyuluyor." şeklinde konuştu. ABD kuvvetlerinin İran'ın 8 bin deniz mayınından oluşan envanterinin yüzde 90'ından fazlasını imha ederek boğazda konuşlandırılmalarını engellediğini savunan Cooper, bununla birlikte İran'ın hala gemileri tehdit edebilecek bazı yeteneklere sahip olduğunu ifade etti. Cooper, bir soru üzerine, ABD'nin askeri olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma seçeneğine sahip olduğunu ancak bunun politika yapıcıların vereceği bir karar olduğunu söyledi. İran ile ilgili çatışmanın daha ne kadar süreceği sorusuna ise Cooper, ABD donanmasının İran limanlarına uyguladığı abluka ve geçen hafta yaşanan karşılıklı ateş açmalara rağmen, 7 Nisan'da varılan ateşkesin hala yürürlükte olduğunu belirtti. Cooper, Amerikan birliklerinin bölgeden ne zaman çekilmeye başlanabileceğine dair ise herhangi bir zaman çizelgesi sunmadı. Michigan Senatörü Demokrat Elissa Slotkin'in, Çin ve Rusya'nın İran'a istihbarat verip vermediği konusundaki bir sorusunu ise Cooper, bu konunun gizli bir ortamda tartışılması gerektiğini söyleyerek yanıt vermedi. Virginia'dan Demokrat Senatör Tim Kaine de oturumda, Senato Silahlı Hizmetler Komitesinin, Adalet Bakanlığı Hukuk Müşavirliği Ofisi tarafından hazırlanan ve Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı saldırı başlatma yetkisini haklı çıkaran görüşü görmediğini söyledi. Kaine, "Bizden 1,5 trilyon dolarlık bir bütçeyi finanse etmemiz isteniyor ancak Silahlı Kuvvetler Komitesi üyeleri olarak Adalet Bakanlığından bu savaşı haklı çıkaran ilgili görüşü görme talebimizi reddettiler. Eğer savaşın hukuki gerekçesini görmemize izin vermiyorlarsa, neyi saklıyorlar?" ifadelerini kullandı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, bu hafta ABD Kongresi üyelerine ABD/İsrail-İran savaşının maliyetinin geçen ayki 25 milyar dolardan 29 milyar dolara yükseldiğini bildirdiği ABD basınında yer almıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Amerikan uçak üreticisi Boeing'den 200 uçak satın almayı kabul ettiğini belirtti.
Çin ziyaretini sürdüren Trump, Fox News kanalından Sean Hannity'ye verdiği röportajda, Şi ile görüşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şi ile birçok konuyu ele aldıklarını söyleyen Trump, görüşmenin çok iyi geçtiğini ifade etti. Trump, Çin tarafından bazı taleplerde bulunduklarını dile getirerek, "Bugün kabul ettiği bir şey, 200 adet uçak siparişi verecek. Bu çok büyük bir şey, Boeing." diye konuştu. ABD Başkanı Trump, "Bu çok fazla istihdam demek, çok fazla. Boeing 150 istiyordu, 200 aldılar." dedi. Siyasi kurmaylarının yanı sıra Amerikan şirketlerinin temsilcilerinden oluşan geniş bir heyetle Çin'de temaslarda bulunan Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ikili ve heyetler arası görüşme için bir araya gelmişti. Boeing Üst Yöneticisi Kelly Ortberg'in de Trump'a Çin ziyaretinde eşlik eden heyette yer aldığı bildirilmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, İran'la anlaşma ve Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda yardımcı olmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi.
Çin ziyaretini sürdüren ABD Başkanı Trump, Fox News kanalından Sean Hannity'ye verdiği röportajda, Şi ile görüşmesini değerlendirdi. Trump, Çin Devlet Başkanı Şi'nin, hem İran'la anlaşmanın sağlanması hem de Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişlerin yeniden başlamasını umduğunu söylediğini aktardı. ABD Başkanı, "Devlet Başkanı Şi, (İran'la) bir anlaşma yapılmasını istiyor. Kendisi bir teklifte de bulundu, 'Eğer herhangi bir şekilde yardımcı olabilirsem, yardımcı olmak isterim.' dedi. Kendisi, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını istiyor, bu kadar çok petrol satın alan herkesin onlarla (İranlılarla) bir tür ilişkisi olduğu açıktır ancak o, herhangi bir şekilde yardımcı olabilirse olmak istediğini belirtti." ifadelerini kullandı.
İran'ın başkenti Tahran'ın birçok noktasında ABD karşıtı hakaret içerikli duvar yazıları yer alıyor.
Özellikle çeşitli ülkelerin büyükelçiliklerinin duvarlarında yer alan sloganlar ve Hürmüz Boğazı temalı resimler, verdikleri siyasi mesajlar ve sloganlar ile dikkati çekiyor. Kentin önemli caddelerinden birinde yer alan duvar resminde, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına atıf yapılarak, "Destansı Başarısızlık Operasyonu" ifadesi yer aldı. Ayrıca yine bazı duvarlarda yer alan resimlerde, ABD'nin Hürmüz Boğazı'na girişinin yasak olduğuna dair hakaret içerikli ifadelere yer verildi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Hindistan'da düzenlenen BRICS toplantısında bir araya geldi.
İran devlet televizyonunun haberine göre, Erakçi, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda Rus mevkidaşı Lavrov ile görüştü. İki bakanın görüşmesine ilişkin görüntüler yayımlanırken, görüşmenin içeriğine dair henüz bilgi verilmedi. İran ve Rusya'nın da üye olduğu BRICS, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenliyor.
İsrail ordusu, ateşkese rağmen Hizbullah hedeflerini yok etmek bahanesiyle günlük olarak sürdürdüğü saldırıların ve Lübnan'ın güneyindeki işgalin çapını, ABD'de yapılacak kritik görüşmeler öncesinde genişletiyor.
ABD'nin başkenti Washington'da bugün Lübnan ile yapılması planlanan üçüncü tur doğrudan müzakerelere çok kısa bir süre kala İsrail, masaya askeri dayatmayla oturmak amacıyla sahada şiddetin dozunu bir üst seviyeye çıkardı. Sadece Lübnan sınır hattını değil Litani eksenini de stratejik sınır olarak gören İsrail, Litani Nehri'nin kuzeyine de saldırılar düzenliyor. Nehrin güneyini "güvenlik bölgesi" ilan eden ve Litani çevresindeki saldırılarını bizzat duyurarak bu bölgede işgali kalıcı hale getirmeye çalışan İsrail ordusu, Litani Nehri'nin kuzeyindeki yerleşim yerleri için de tahliye tehditlerinde bulunarak bu bölgelere saldırılar gerçekleştiriyor. İsrail basınında ve İsrailli yetkililerin açıklamalarında, Litani Nehri'nin kuzeyine kadar uzanan fiili bir "güvenlik kuşağı" oluşturma hedefi açık bir şekilde ifade ediliyor.
İSRAİL ORDUSU SALDIRILARINI GENİŞLETİYOR
İsrail ordusu 18 Nisan'da Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği alanlarda Sarı Hat çevresinde saldırılarına yoğun bir şekilde devam ediyor. Sınırdaki saldırılarıyla yetinmeyen İsrail ordusu hedef aldığı noktaları Litani Nehri'nin güneyine kadar taşıdı. Ateşkese rağmen uluslararası hukuku ihlal ederek saldırılarını sürdüren İsrail ordusu, Litani Nehri'nin kuzeyinde de Lübnanlıların evlerini terk etmesini talep eden sürgün emirleri yayınladı. Nehrin kuzeyindeki bölgelerde de saldırılarını sürdüren İsrail ordusu, bu bölgedeki Nebatiye kentini sık sık hedef alıyor. İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki köylerde işgal ve yıkımlara devam ediyor. İsrail ordusu, 18 Nisan'da Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği alanlarda Gazze Şeridi'nde olduğu gibi "Sarı Hat" oluşturduğunu açıklamıştı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkese rağmen oluşturulan bu hat çevresinde saldırılara devam edildiği belirtilmişti. Gazze'dekine benzer şekilde Lübnan'ın güneyinde de işgal ettiği bölgeleri kapalı askeri alanlara dönüştüren İsrail ordusu, duyurulan "Sarı Hat"tın güneyindeki 55 köyü işgal altında tutuyor. Öte yandan bazı Hizbullah mensuplarının Lübnan'da yeni oluşturulan hatta yaklaştığını öne süren İsrail ordusu, geçici ateşkese rağmen bazı bölgelere hava ve kara saldırıları düzenlediğini açıklamıştı. İsrail ile Lübnan arasında 10 gün süreyle geçerli olacak geçici ateşkes, 17 Nisan'da yürürlüğe girmişti.
İsrail ile Lübnan arasındaki 3. tur doğrudan görüşmelerinin ABD Dışişleri Bakanlığında başladığı bildirildi.
İsrail ve Arap medyasına açıklama yapan yetkililer, Washington'daki Dışişleri Bakanlığında doğrudan görüşmelerin yeni turunun yerel saatle 09.00 civarında başladığını belirtti. Öte yandan, bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, AA muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, görüşmelere ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ve Bakanlık yetkilisi Mike Needham; Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh ile eski Büyükelçisi ve Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Simon Karam; İsrail'i temsilen ise İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile İsrail'in Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Yossi Draznin'in ve diğer bazı yetkililerin katıldığını ifade etti.
Haaretz gazetesinin haberine göre İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bir etkinlikte yaptığı konuşmada, son bir yıl içinde "İran'ın darbeler aldığını" savundu.
İran'a yeniden saldırabilecekleri imasında bulunan Katz, "İran'daki görevimiz sona ermedi, yakında harekete geçmemizin gerekebileceği ihtimaline karşı hazırlıklıyız." ifadelerini kullandı.
İsrail'in Lübnan'daki işgaliyle ilgili olarak Katz, Lübnan'ın güneyindeki köylerdeki evlerin yok edildiğini öne sürdü.
Katz, Hizbullah'ın insansız hava aracı (İHA) tehdidinin farkında olduklarını vurgulayarak, bu konuya odaklandıklarını kaydetti.
Japonya Dışişleri Bakanlığından konuyla ilgili açıklama yapıldı.
Açıklamada, 4 Japon mürettebatın bulunduğu geminin, Hürmüz Boğazı'nı geçerek Basra Körfezi'nden ayrıldığı ve Japonya'ya doğru yol aldığı belirtildi.
Japonya bağlantılı başka bir geminin de 29 Nisan'da boğazdan geçtiği hatırlatılan açıklamada, gemilerin geçişinin Japon vatandaşlarının korunması açısından "olumlu bir gelişme" olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Basra Körfezi'nde halihazırda Japonya bağlantılı 39 geminin daha bulunduğu ve bunlardan birinde 3 Japon mürettebatın görev yaptığı aktarılan açıklamada, tüm gemilerin en kısa sürede Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine yönelik diplomatik çabaların sürdürüleceği vurgulandı.
Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Fudceyra Limanı'nın kuzeydoğusunda demirlemiş olan bir gemiye yetkisi olmayan kişiler tarafından çıkıldığını ve geminin İran karasularına doğru ilerlediğini bildirdi.
Adı açıklanmayan iki deniz güvenliği kaynağı, söz konusu geminin Honduras bayraklı Hui Chuan adlı balıkçılık araştırma gemisi olduğunun değerlendirildiğini aktardı.
İngiliz denizcilik risk yönetim şirketi Vanguard, olayın TSİ 08.45 sıralarında yaşandığını aktararak, "Şirketin güvenlik görevlisi, geminin demirliyken İranlı personel tarafından ele geçirildiğini bildirdi. Geminin İran karasularına doğru ilerlediği bildiriliyor" ifadelerini kullanarak, gemiyle iletişimin kesildiğini aktardı.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı'na göre, İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, başkent Tahran'da katıldığı bir toplantıda Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu.
Arif, Hürmüz Boğazı'nın kendileri için önemli olduğuna işaret ederek, "Bedeli ne olursa olsun Hürmüz Boğazı'nı kaybetmeyeceğiz." dedi.
Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın mülkü" olduğunu savunan Arif, "Hürmüz Boğazı zaten bize ait; bizim mülkümüzdü. Sadece bir süredir mülkümüzü iyi kullanamadık." ifadesini kullandı.
İran devlet televizyonunun haberine göre, dün geceden beri 30'dan fazla gemi Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin koordinasyonu ve gözetiminde, İran'ın belirlediği güzergah üzerinden Hürmüz Boğazı'nı geçti.
Haberde, Hürmüz Boğazı'nda çok sayıda geminin geçiş için izin beklediği ancak Devrim Muhafızları'nın "onay alınmadan hiçbir geminin geçiş yapmaya çalışmaması" konusunda uyarıda bulunduğu aktarıldı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte Çin'e yaptığı resmi ziyaret sırasında NBC News kanalına değerlendirmelerde bulundu.
Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in görüşmelerinde ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşı ele aldıklarını aktaran Rubio, "Çin tarafı, Hürmüz Boğazı'nın askerileşmesinden ve geçiş ücreti sistemi getirilmesinden yana olmadıklarını söyledi. Bu bizim de tutumumuzdur." dedi.
Rubio, Trump ve Şi'nin İran konusunda "ortak zeminde buluştuğunu" ve Çin'in "Tahran'ın nükleer silahlara sahip olmasına karşıtlığını teyit ettiğini" söyledi.
ABD'nin küresel piyasalardan petrol aldığını, dolayısıyla fiyatlara karşı "bağışıklığı" olmadığını ifade eden Rubio, başka ülkelerin daha çok etkilendiğini ve "dahil olmaları gerektiğini" dile getirdi.
Öte yandan, Rubio, Trump'ın Şi'den İran konusunda "hiçbir şey istemediğini" kaydederek, "Çin'in yardımını istemiyoruz. Yardımlarına ihtiyacımız yok." ifadesini kullandı.
İran devlet televizyonunun haberine göre, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda değerlendirmelerde bulundu.
Arakçi, ABD/İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa dair değerlendirmelerde bulunarak, "BAE'nin ülkeme karşı yapılan saldırılarda doğrudan yer aldığını söylemeliyim. Saldırılar başladığında, kınamaktan bile kaçındılar." diye konuştu.
BAE'nin ülke topraklarını İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin verdiğini savunan Arakçi, "Dün, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri ve Abu Dabi'ye seyahat ettiği ortaya çıktı. Ayrıca bu saldırılara katıldıkları ve belki de doğrudan bize karşı hareket ettikleri de ortaya çıktı. Bu nedenle BAE bu saldırının aktif bir ortağıdır ve bu konuda hiç kuşku yok." değerlendirmesinde bulundu.
Arakçi, İsrail ile olan ittifakının BAE'yi korumadığını belirterek, Abu Dabi yönetimine İran'a yönelik politikalarını gözden geçirmesi tavsiyesinde bulundu.
BAE temsilcisinin uluslararası hukuktan söz ettiğine işaret eden Arakçi, "Ancak, lütfen bana uluslararası hukukun hangi maddesinin sebepsiz ve önceden kışkırtma olmaksızın bir saldırganlık eylemini desteklemenize izin verdiğini söyleyebilir misiniz?" sözleriyle BAE'ye tepki gösterdi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Tahran ile Pekin görüşmeleri sonucunda iki ülke Çin gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye başlaması konusunda mutabakata vardı.
Söz konusu kaynağa göre, Çin Dışişleri Bakanı ve Çin'in Tahran Büyükelçisi'nin takibi sonrasında, "iki ülke arasındaki derin ilişkiler ve stratejik ortaklık temelinde" Çin gemilerinin geçişinin kolaylaştırılması için çalışmalar yürütüldü.
"İran'ın boğaz yönetimi protokolleri konusunda anlaşmaya varıldığı" belirtilen görüşmelerin ardından, Çin'in talep ettiği birkaç geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine karar verildiği ve geçişlerin dün gece itibariyle başladığı kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump'a Çin ziyaretinde eşlik eden ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD basınına açıklamalarda bulundu.
Bessent, Hürmüz Boğazı'na değinerek, boğazın yeniden açılmasının Çin'in menfaatine olduğunu belirtti.
Bessent, "Ellerinden geleni yapacaklarını düşünüyorum. Çin için boğazın yeniden açılması büyük ölçüde kendi çıkarlarına. İran liderliği üzerinde söz sahibi olan herkesle birlikte perde arkasında bu konuda çalışacaklarını düşünüyorum" dedi.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları sabaha karşı güneydeki Sıreyfe beldesinde bir konutu hedef aldı. Saldırıda 2 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail ordusu ayrıca Lübnan'ın doğusundaki Bekaa bölgesinde yer alan Lebbaya, Suhmur, Yuhmur ve Ayn Tine beldeleri ile güneydeki Hadasa ve Kefer Melki beldelerine hava saldırıları düzenledi.
İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) Bureyk ve Zerrariye beldeleri arasında bir noktayı hedef aldığı, saldırıda 1 kişinin yaralandığını aktarıldı.
Yummur'daki saldırıda ise bir akaryakıt istasyonunun hedef alındığı kaydedildi.
İsrail basınındaki haberlerde, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyinde Lübnan sınırına yakın Roş Hanikra'ya İHA saldırısı gerçekleştirdiği belirtildi.
Bölgedeki Galilee Tıp Merkezinden yapılan açıklamada, 2'si ağır 3 yaralının tedavisinin sürdüğü aktarıldı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise Hizbullah'ın bir otoparkı hedef aldığı İHA saldırısında çok sayıda kişinin yaralandığı ifade edildi.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a ait olduğu öne sürülen hedeflere yönelik hava saldırıları başlatıldığı ifade edildi.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail savaş uçakları, güneydeki Sadikin, Tuffahta ve Kefre beldelerini hedef aldı.
ABC News'ün Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD ordusu, beklenmedik bütçe sıkıntısıyla mücadele ediyor.
Yetkili, ordunun yurt içi ve dışındaki faaliyet alanını önemli ölçüde genişletmesi nedeniyle yaklaşık 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığının ortaya çıktığını belirtti.
Bu nedenle ordunun, özellikle eğitim faaliyetleri başta olmak üzere maliyetleri düşürmeye çalıştığı ifade edildi.
Başka bir yetkili, özellikle ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş ve ülkesinin güney sınırında güvenliği arttırma çabalarının bütçeyi zorladığını dile getirdi.
Mali yılın 30 Eylül'de sona ermesine aylar kala yaşanan bütçe sıkıntısının, sıkı harcama denetimini de beraberinde getirdiği bildirildi.
İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki Deyr Mimas beldesinde Ortodoks kilisesine ait vakıf binasını ve tüm beldeye içme suyu sağlayan su kuyusunu patlayıcılarla yerle bir etti.
Deyr Mimas beldesinden yapılan açıklamada, beldede kiliseye ait bir vakıf binası ile su kuyusunun patlayıcılarla havaya uçurulduğu doğrulandı.
İsrail saldırısının yalnızca fiziksel bir hasardan ibaret olmadığı belirtilen açıklamada, aynı zamanda belde halkının hayatının ayrılmaz bir parçası ile insanların güvenlik duyguları ve günlük yaşamlarının da hedef alındığı aktarıldı.
Lübnan basınındaki haberlerde, İsrail ordusunun 2 gün önce Deyr Mimas'taki Ortodoks vakıf binası ve güneş enerjisiyle çalışan tüm beldeye içme suyu sağlayan tesise gece saatlerinde patlayıcı yerleştirdiği havaya uçurduğu aktarıldı.
Vakıf binasının İsrail saldırısından önceki ve sonraki halinin fotoğrafı sosyal medyada sıkça paylaşıldı.
Deyr Mimas Ortodoks Kilisesi de Facebook hesabından vakıf binasının harabeye dönen fotoğrafını birlik mesajı ile paylaştı.
Washington'da 14 ve 23 Nisan'da İsrail ile Lübnan yönetimini bir araya getiren ABD, bu akşam da görüşmelerin 3. turuna ev sahipliği yapıyor.
17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin sona ermesine günler kala yapılacak görüşmeler 2 gün sürecek.
Görüşmeler yalnızca diplomatik temasların sürmesi açısından değil, İsrail'in devam eden yoğun saldırılarının yeniden geniş çaplı bir savaşa dönüşmesini engelleme bakımından da kritik önem taşıyor.
Lübnan adına görüşmeleri, eski Washington Büyükelçisi Simon Karam yürütecek. Görüşmelerde ayrıca Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad, İsrail'in Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter ile Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'nın yer alması bekleniyor.
Öte yandan İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını son günlerde belirgin şekilde artırdı. İsrail'in dün Lübnan'ın farklı bölgelerine düzenlediği saldırılarda yaklaşık 30 kişi hayatını kaybetti, Tel Aviv yönetimi ise saldırıların süreceği mesajını verdi.
Sahadaki tablo, Lübnan'da siyasi çevreler ve diplomatik kaynaklar tarafından "ateş altında müzakere" olarak değerlendiriliyor.
Beyaz Saray'dan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bugün gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, "Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile iyi bir görüşme gerçekleştirdi. İki taraf, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini artırmanın yollarını görüştü; buna ABD şirketleri ve Çin'de Pazar erişiminin genişletilmesi ve Çin yatırımlarının ABD endüstri endüstrilerine artırılması da dahil. ABD'nin en büyük şirketlerinden yöneticiler de görüşmenin bir kısmına katıldı" denildi.
Açıklamada, anlaşmaya varılan konulara da değinilirken, "İki taraf, Hürmüz Boğazı'nın enerji akışının serbestçe devam etmesini sağlamak için açık kalması gerektiği konusunda anlaştı. Şi, boğazın silahlandırılmasına ve kullanımına ücret/vergi konulmasına karşı olduğunu açıkça ifade etti ve Çin'in gelecekte boğaza bağımlılığını azaltmak için daha fazla ABD petrolü satın almaya ilgi duyduğunu belirtti. Her iki ülke de İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda anlaştı" ifadeleri kullanıldı.

İran Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı'ndaki konuşmasında bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile ülkesinin BRICS ile ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı.
Arakçi, özgürlüklerini ve topraklarını savunmak için sahip oldukları tüm imkanlarla savaşmaya hazır oldukları gibi diplomasiyi de takip etmeye ve savunmaya devam edeceklerini ifade etti.
Hiçbir baskıya veya tehdide boyun eğmediklerini ancak saygı dilini karşılıksız bırakmadıklarını söyleyen Arakçi, "Tekrar tekrar belirttiğim gibi, İran ile ilgili hiçbir sorunun askeri bir çözümü olamaz" dedi.
Arakçi, barışsever İran halkının savaş peşinde olmadığını ancak silahlı kuvvetlerin "yabancı saldırganlara karşı yıkıcı bir intikam almaya her daim hazır olduğunu" söyledi.
ABD ve İsrail'in saldırıları karşısında saldırgan değil mağdur konumunda olduklarını savunan Arakçi, farklı ülkelerin de aynı baskının varyasyonları ile karşılaştığını belirtti.
Arakçi, bu tür baskıların tarihin çöplüğüne gönderilmesi için birlikte harekete geçmenin zamanının geldiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Uluslararası hukukun ihlali ve açık denizlerdeki devlet korsanlığı gibi suçlar ve Batı'nın bunlara karşı gösterdiği sessizlik, ancak cezasızlık durumu varsa gerçekleşebilir. Bu yanlış durum hepimiz tarafından ortadan kaldırılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
BRICS üye ülkeleri ile uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi şöyle devam etti:
"İran, BRICS üye ülkelerini ve uluslararası toplumun tüm sorumlu üyelerini, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yasadışı saldırganlığı da dahil olmak üzere uluslararası hukukun ihlallerini açıkça kınamaya, uluslararası kurumların siyasallaştırılmasını önlemeye ve savaş kışkırtıcılığını durdurmak ve BM Şartı'nı ihlal edenlerin cezasızlığına son vermek için somut adımlar atmaya çağırıyor."
İran Dışişleri Bakanı, gücün haklılık getirmediği bir düzene ihtiyaç olduğunu ifade ederek, "BRICS'in daha adil, dengeli ve insancıl bir küresel düzenin şekillenmesinde temel direklerden biri olabileceğine ve olması gerektiğine inanıyoruz." dedi.
İsrail Savunma Bakanlığı, F-35I savaş uçaklarının "uçuş menzillerinin" artırılması amacıyla Elbit Systems'in bir iştiraki ile 34 milyon dolarlık sözleşme imzalandığını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre, Elbit Systems'in bir iştiraki Cyclone firmasının daha önce F-16 uçakları için tasarladığı gövde üzerinde taşınabilen özel yakıt depoları, F-35I modeline entegre edilecek.
Bakanlık, 34 milyon dolarlık bu sözleşmeyle, "uçağın operasyonel menzilini artırmayı, havada yakıt ikmaline olan bağımlılığı azaltmayı ve uzun menzilli görevlerde operasyonel esnekliği güçlendirmeyi" hedeflediklerini kaydetti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la ateşkesin "en zayıf anında" ve "yaşam destek ünitesine bağlı" durumda olduğunu dile getirdiği bir dönemde İsrail'in söz konusu anlaşmayı imzalaması dikkati çekti.
Washington Post'un iki ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre, ABD Genelkurmay Başkanlığının istihbarat birimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti öncesi bir rapor hazırladı.
ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine için hazırlanan raporda Çin'in, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattıkları saldırılar sırasında askeri, ekonomik, diplomatik ve diğer alanlarda avantaj sağlamaya çalıştığı ileri sürüldü.
Raporda, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından Çin'in, Washington yönetiminin Körfez'deki müttefiklerine silah sattığı iddia edildi.
Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin aksamasıyla yaşanan küresel petrol krizi dolayısıyla Çin'in, dünyanın dört bir yanındaki enerji ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ülkelere yardım ettiği belirtilen raporda, saldırıların ABD'nin Tayvan'ın kaderi konusunda Çin ile olası bir çatışmada kullanılabilecek büyük miktarda mühimmat stokunu da tükettiği bildirildi.
Raporda, Pekin yönetiminin ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla ilgili kamuoyuna eleştiri mesajları verdiği ve çatışmayı "yasa dışı" olarak nitelendirdiği ifade edildi.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Mezraat Sinay, Tuffahta, Kefer Melki ve Yukarı Homin beldeleri ile doğudaki Bekaa bölgesinde yer alan Lebbaya, Suhmur, Yuhmur ve Ayn Tine beldelerini hedef alacağını bildirdi.
Adraee, söz konusu beldelerdeki Lübnanlılardan yaşadıkları yerlerden en az 1 kilometre uzaklaşmalarını istedi.
Sözcünün saldırı tehdidinde bulunduğu beldeler, Litani Nehri'nin kuzeyinde bulunuyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, X sosyal medya platformundaki hesabından, Netanyahu'nun BAE'yi ziyaret ettiği iddialarına ilişkin açıklama yaptı.
Arakçi, "Netanyahu, İran'ın güvenlik birimlerinin liderliğimize uzun zaman önce ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu." değerlendirmesinde bulundu.
İran halkı ile düşmanlığın "akılsızca bir kumar" olduğunu söyleyen Arakçi, "Büyük İran halkına düşmanlık etmek aptalca bir kumardır. Bunu yaparken İsrail ile gizli iş birliği yapmak ise affedilemez. İsrail ile iş birliği yaparak ayrılık tohumları ekmeye çalışanlar hesap verecek." ifadelerini kullandı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanlığının, X sosyal medya platformundaki hesabından yapılan yazılı açıklamada, İsrail Başbakanı'nın ülkeye ziyarette bulunduğu veya BAE topraklarında herhangi bir İsrail askeri heyetinin kabul edildiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı ifade edildi.
Açıklamada, BAE'nin İsrail ile ilişkilerinin Abraham Anlaşmaları çerçevesinde kurumsallaşmış ilişkiler olduğu, gizli ziyaretler veya resmi makamlarca duyurulmayan toplantılar yapıldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığı kaydedildi.
Medya kuruluşlarına doğruluğu teyit edilmemiş bilgileri dolaşıma sokmamaları çağrısında bulunulan açıklamada, bu tür haberlerin siyasi izlenim oluşturmak amacıyla kullanılmaması gerektiği savunuldu.
İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında BAE'yi gizlice ziyaret ettiği duyurulmuştu.
Netanyahu'nun ziyareti sırasında BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüştüğü belirtilmişti.
ABD merkezli Axios haber platformu 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat iş birliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığını yazmıştı.
Axios'a konuşan yetkililer, Netanyahu'nun Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini bildirmişti.
İsrail Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu, Lübnan ve İran'dan gönderilen patlayıcı yüklü İHA'lar meselesini ele almak amacıyla güvenlik toplantısı yaptı.
Güvenlik toplantısının "üst düzey yetkililerle" yapıldığı belirtilirken, katılımcılara ilişkin ayrıntılı bilgiye yer verilmedi.
Öte yandan, İsrail Kanal 14 televizyonu da hükümetin savunma alanında yeni bir bütçeyi onayladığını duyurdu.
Haberde, "Hükümet, askerleri Hizbullah'a ait insansız hava araçlarından korumak amacıyla teknolojik sistemlerin devreye alınması için yaklaşık 700 milyon dolarlık bütçeyi onayladı." ifadesine yer verildi.
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki işgal ve saldırılarına ilişkin haberde, Hizbullah'ın İHA saldırılarının savaşın seyrini "son bir ayda değiştirdiği" kaydedildi.
İsrail gazetesi Haaretz'e göre, 2 Mart'tan bu yana Hizbullah'ın karşı saldırılarında 4 İsrail askeri hayatını kaybederken 40'tan fazla asker yaralandı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın Diplomasi Danışmanı Enver Gargaş, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı yazılı açıklamada, dünyanın ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e gerçekleştirdiği önemli ziyareti ve bunun bölgesel sürece olası etkilerini takip ettiğini ifade etti.
BAE'nin siyasi çözümlerin ve müzakere yolunun önemini yeniden teyit ettiğini kaydeden Gargaş, ülkesinin farklı temaslarında bu yaklaşımı benimsediğini aktardı.
Gargaş, açıklamasında, "Körfez'deki Arap-İran ilişkileri çatışma ve anlaşmazlıklar üzerine inşa edilemez. Halklarını köklü tarihi ve coğrafi bağların bir araya getirdiği bir bölgede yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.
Gargaş savaşı istemediklerini ve bundan kaçınmak için samimi şekilde çalıştıklarını belirtti.
Gargaş, BAE'nin egemenliğini güç, etkinlik ve kararlılıkla koruyacağını vurgulayarak, "BAE'nin önceliği ve köklü inancı siyasi çözümleri öncelemek olmaya devam edecektir. Çünkü bunun barış, istikrar ve refahın sağlanmasının yolu olduğuna inanıyoruz." ifadelerine yer verdi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Beyaz Saray'da düzenlediği bir basın toplantısında gazetecilerin İran gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.
Vance, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'dan gelen son öneriyi reddetmesinin ardından güncel durumu değerlendirirken, İran'ın nükleer silaha sahip olmayacağını teyit eden bir öneri sunması gerektiğini belirtti.
ABD Başkan Yardımcısı, İranlı yetkililerle görüşmelerin sürdüğüne işaret ederek, "Bu sabah hem (Trump'ın damadı) Jared Kushner hem de (Trump'ın Özel Temsilcisi) Steve Witkoff ile hem de Arap dünyasındaki bazı dostlarımızla telefonda görüştüm. Bence ilerleme kaydediyoruz. Temel soru, Başkan'ın kırmızı çizgisini karşılayacak kadar yeterli ilerleme kaydedip kaydetmediğimizdir." dedi.
Kırımızı çizgilerinin oldukça net olduğunu aktaran JD Vance, "Başkan, İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı şekilde bir dizi koruma önlemi aldığımızdan emin olmalı." değerlendirmesini yaptı.
İslamabad'daki görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydettiklerini anlatan Vance, sonrasındaki süreçte de ilerlemeler olduğunu ancak nükleer silah konusunda görmek istedikleri noktaya Tahran'ın halen ulaşmadığını ifade etti.
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci ile Lübnan ve İsrail arasındaki müzakereleri ve bu ülkede uluslararası misyon çerçevesinde görevli İtalyan askerlerinin durumunu görüştü.
Ev sahibi Bakan Tajani, konuk Recci ile Roma'daki görüşmesine ilişkin X sosyal medya platformundaki hesabından paylaşım yaptı.
Tajani, paylaşımında, konuğuna Lübnan'ın istikrarı ve güvenliğine İtalya'nın tam desteğini yeniden teyit ettiğini belirterek, "Yarın Washington'da Lübnan ile İsrail arasında devam edecek müzakereler öncesinde, ateşkesin korunması, yeni gerilimlerin önlenmesi ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması için çalışmaya devam edilmesi gerektiğini teyit ettik." ifadelerini kullandı.
İtalya'nın Lübnan'a desteğini sürdüreceğini vurgulayan Tajani, şunları kaydetti:
"İtalya, sivillere ve yerinden edilmiş kişilere insani yardım sağlamaktan, Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) ile İtalyan İkili Askeri Misyonu (MIBIL) ve Lübnan Askeri-Teknik Komitesi aracılığıyla Lübnan kurumlarını, Silahlı Kuvvetlerini güçlendirmeye kadar kendi payına düşeni yapmaya devam edecektir. Son olarak UNIFIL bünyesindeki barış gücü askerlerimizin ve sivillerin güvenliği ile korunmasının mutlak öncelik olmaya devam ettiğini yineledim."
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları dün öğleden sonra Nebatiye'nin Romin beldesinde bir evi hedef aldı. Saldırıda evin tamamen yıkıldığı, evde bulunan 3 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı belirtildi.
Güneydeki Haruf beldesine düzenlenen İsrail saldırısında 1, Abbasiye'de ise 2 kişi yaşamını yitirdi.
İsrail ordusunun, Lübnan'ın farklı bölgelerinde 7 araca insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırılarda 12 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Yukarı Nebatiye, Şehhur, Numeyriyye, Abbasiye, Kefer Sir, Neumeyriyye, Kefer Hatta, Zehrani, Cercu, Doğu Zavtar, Arabsalim ve Suhmur beldelerine hava saldırıları düzenledi.
Nabatiye vilayetine bağlı Arabsalim beldesine düzenlenen İsrail saldırılarında aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetti. Numeyriyye'deki saldırıda 4 kişi can verirken, Yukarı Nebatiye ve Şehhur beldelerinde de birer kişi yaşamını yitirdi.
Yemen'deki Husilere (Ensarullah Hareketi) bağlı SABA haber ajansı, Husi yönetiminin Dışişleri Bakan Yardımcısı Abdulvahid Ebu Ras'ın İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'ye yönelik mesajını paylaştı.
İran'a yönelik saldırıların bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrarı baltaladığını belirten Ebu Ras, "İran'a yönelik saldırılar küresel ekonomi ve enerji fiyatları üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu durumun devam etmesi, bölgeyi ve dünyayı olumsuz etkileneceği bir savaşa sürükleyecektir." uyarısında bulundu.
Ebu Ras, "İran'a yönelik saldırılar tüm İslam ümmetini hedef almaktadır. Tüm İslam ülkelerinin bu saldırılara karşı durması ve istisnasız herkesi hedef alan Siyonist planı boşa çıkarması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik açtığı savaşın durdurulması çabalarına değinen Ebu Ras, diplomatik çözüm bulunması ve bölge ülkelerine yönelik saldırıların sona erdirilmesi için çaba gösteren ülkeleri memnuniyetle karşıladıklarına dikkati çekti.
İran hükümetinin internet sitesine göre Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, başkent Tahran'da katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hürmüz Boğazı'nın İran'ın ulusal güvenliği ve kalkınmasının sağlanmasındaki stratejik rolüne değinen Arif, "İran İslam Cumhuriyeti ramazan savaşından sonra yönetimde yeni bir aşamaya girdi ve kendini bu şartlar için hazırlamalıdır." ifadelerini kullandı.
Arif, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki haklarının (kendileri açısından) "belirlendiğini ve meselenin kapandığını" kaydetti.
Savaştan sonra İran'ın, "bölgenin etkin gücü ve küresel bir süper güç" olarak kabul edildiğini savunan Arif, "Biz de bu yeni konuma göre planlama yapmalıyız. Şimdiye kadar ülkenin planları, düşmanların yaptırımları ve baskılarına göreydi ancak şimdi ülkemizin ve hatta bölgenin güvenliği, refahı ve kalkınması için planlama yapmalıyız." diye konuştu.