Hürmüz Boğazı'nda stratejik gerilim yerini sıcak çatışmaya bıraktı. Bölgedeki askeri hareketliliğin ardından taraflar arasında doğrudan ateş açıldığı bildirilirken, karşılıklı hamlelerle kriz derinleşiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasındaki 3 günlük geçici ateşkesten çok memnun olduğunu belirterek, ateşkesin uzama ihtimaline ilişkin, "Olabilir, iyi olurdu." dedi.
Trump, Beyaz Saray'dan ayrılırken basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Kendisinin talebi üzerine Moskova ile Kiev'in 3 günlük geçici ateşkese razı olduğunu ve bundan büyük memnuniyet duyduğunu vurgulayan Trump, "Ateşkes uzayabilir mi?" sorusuna, "Olabilir. İyi olurdu." diye yanıt verdi. Bu süreçte iki ülkenin karşılıklı 1000'er mahkumu takas edeceğini kaydeden Trump, "Bu, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana gördüğümüz en kötü savaş. Her ay yaklaşık 25 bin genç asker hayatını kaybediyor. Bu savaşın sona erdiğini görmeyi çok istiyorum." diye konuştu. Trump, dün yaptığı duyuruda, kendi talebi üzerine, iki ülkenin 9 ile 11 Mayıs tarihleri arasında 3 günlük geçici ateşkes ilan ettiğini belirtmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yönelik Özgürlük Projesi'nin devam etmesine gerek olmadığını düşündüğünü ve alternatif yollarının olduğunu söyledi.
Trump, Beyaz Saray'dan ayrılırken basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin geçişini sağlamaya yönelik kendisinin başlatıp sonra durdurduğu Özgürlük Projesi'ne dönülüp dönülmeyeceğine ilişkin soruya Trump, "Sanmıyorum. Elimizde başka seçenekler var. Pakistan tarafından bunu yapmamamız istendi. Özgürlük Projesi iyi bir projeydi ancak bizim başka seçeneklerimiz var." yanıtını verdi. Trump, işlerin yolunda gitmemesi halinde yeniden Özgürlük Projesi'ne dönebileceklerini belirterek, "O zaman Özgürlük Projesi ve ilave başka şeyler olur." dedi. İran'ın süreci bilerek yavaşlattığı yönündeki iddialara ilişkin Trump, "Bunu yakında öğreneceğiz." diye konuştu. Trump, İran'la görüşme sürecinin iyi gittiğini ve İranlılardan çok yakında bir geri bildirim alacaklarını vurgulayarak, ona göre adımlarını atacaklarını kaydetti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile Hürmüz Boğazı ile ilgili görüşme yaptı.
Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Lavrov, Al Nahyan ile telefonda görüştü. Taraflar, Birleşmiş Milletler'deki görüşmeler de dahil Hürmüz Boğazı çevresindeki durumu ele aldı. Moskova'nın, İran ve ABD arasında devam eden müzakere çabalarına destek verilmesinden yana olduğu belirtilen görüşmede, hem İran'da hem de komşu Arap ülkelerinde çatışmaların yeniden başlamasıyla istikrara yönelik beklentilerin tehlikeye atılacağı ve bunun Moskova tarafından kabul edilemez olduğu ifade edildi. Görüşmede, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözüm bulmak için tüm tarafların yaklaşımlarını uyumlu hale getirmek amacıyla temas halinde kalma konusunda anlaşıldı. Al Nahyan, Lavrov'u yaklaşan 9 Mayıs Zafer Günü vesilesiyle tebrik ederken, bakanlar, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra BM Şartı temelinde kurulan çok taraflı sistemin güçlendirilmesi gerektiği konusunda görüş paylaştı. Görüşmede, ikili ilişkilerdeki çeşitli konular ve yaklaşan temasların tarihlerine ilişkin de istişarelerde bulunuldu.
İran Dini Lideri Mücteba Hamaney'in ofisinin protokol sorumlusu Mazaher Hüseyni, Hamaney'in sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, güvenlik gerekçeleri nedeniyle şu an kamuoyu karşısına çıkmadığını ve "Zamanı geldiğinde halkla doğrudan konuşacağını" söyledi.
İran Dini Lideri Mücteba Hamaney'in ofisinin protokol sorumlusu Mazaher Hüseyni, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta Hamaney'in konutunu hedef aldığı saldırıda yaşananlara ve Hamaney'in sağlık durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Katıldığı bir halk buluşmasında konuşan Hüseyni, saldırı sırasında kendisinin de ofiste bulunduğunu belirterek olay anına ilişkin detaylar paylaştı.
"BULUNDUĞU YERİ DÜZENLİ ŞEKİLDE VURUYORLARDI"
Hüseyni, saldırı sırasında Hamaney'in bulunduğu alanın doğrudan hedef alındığını belirterek, "Bombardıman sırasında ofisteydik. Yaklaşık 30 metre ilerimizde General Şirazi ve arkadaşlarının bulunduğu yer vuruldu. Yaklaşık 70-80 metre yakınımızda ise Ali Hamaney'in bulunduğu alan hedef alındı. Füze ve hava saldırıları sırasında içeride birkaç kişiydik. Ali Hamaney, Mücteba Hamaney'in genellikle ders verdiği bir yerde bulunuyordu ancak o gün orada değillerdi. Orayı tamamen yerle bir ettiler. Düzenli şekilde onun bulunduğu yeri vuruyorlardı" dedi.
"BELİNDE VE BACAĞINDA HAFİF YARALANMALAR OLUŞTU"
Saldırının etkisiyle Mücteba Hamaney'in yere savrulduğunu belirten Hüseyni, "Belinde ve bacağında hafif yaralanmalar oluştu ancak kısa sürede toparlandı. Şu anda sağlık durumu iyi ve tamamen iyileşmek üzere. Kendisiyle ilgili ortaya atılan alnından yaralandığı yönündeki iddiaların tamamı asılsızdır. Yalnızca kulağının arka kısmında küçük bir yara oluştu. Bunun dışında anlatıldığı gibi ciddi bir yaralanma söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
"ZAMANI GELDİĞİNDE HALKLA KONUŞACAKTIR"
Hüseyni, Hamaney'in kamuoyundan uzak tutulduğu yönündeki iddialara ilişkin ise güvenlik gerekçelerini işaret etti. Hüseyni, "Düşman, çeşitli söylentiler ve bahanelerle onun görüntüsünü ya da sesini elde ederek farklı amaçlar peşinde koşuyor. Bu nedenle şu an için acele edilmiyor. Zamanı geldiğinde kendisi doğrudan halkla konuşacaktır. Sağlığı, dirayeti ve halka liderlik etme gücü tamamen yerindedir" şeklinde konuştu.
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılar kapsamında aldığı "tahliye kararlarını" iki katına çıkardığını, bunun Lübnan'daki on binlerce insanı evlerini terk etmeye zorladığını bildirdi.
BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen günlük basın toplantısında Orta Doğu'daki gelişmeleri aktardı. İsrail'in dün Lübnan'ın güneyindeki üç bölge için "tahliye kararı" duyurusu yaptığını söyleyen Haq, İsrail ordusunun bu bölgelerdeki Lübnanlı sivillerden bulundukları yerlerden en az 1000 metre uzağa, açık arazilere doğru çekilmesini istediğini belirtti. Haq, "Ateşkesten bu yana bu tür emirlerin sayısı iki katına çıktı. Söz konusu emirler şu anda en az onlarca kasaba ve köyü etkilemekte ve Güney Lübnan'daki on binlerce insanı evlerini terk etmeye zorlamaktadır." dedi. "Tahliye kararları" yüzünden bölgedeki insani durumun kırılganlığını koruduğunu vurgulayan Haq, Lübnan'ın güneyinde İsrail ordusunun yoğun faaliyetlerinin devam ettiğini söyledi. Haq, bu faaliyetler arasında "zırhlı araç hareketlerinin, büyük ölçekli mühendislik çalışmalarının, kesintisiz lojistik trafiği ve önemli düzeyde hava hareketliliğinin" bulunduğunu aktardı. BM Lübnan Barış Gücü (UNIFIL) birliklerine karşı İsrail'in engellemelerinin devam ettiğine de değinen Haq, "IDF (İsrail Savunma Güçleri) personeli, bir kez daha Nakura'nın kuzeyinde bir UNIFIL konvoyunun geçişini geçici olarak engelledi." ifadesini kullandı. Farhan Haq, İsrail'in sağlık ekiplerine yönelik saldırılarına ilişkin ise şunları kaydetti: "Biz ve insani yardım ortaklarımız, sivillerin, sağlık çalışanlarının ve sivil altyapının korunması, uluslararası insancıl hukuka tam riayet edilmesi ve insani yardımların kesintisiz erişiminin sağlanması çağrısında bulunuyoruz."
WSJ'nin yaptığı habere göre, ABD-İran arasındaki müzakerelerin en erken önümüzdeki hafta İslamabad'da olabileceği aktarıldı.
Rusya ile Ukrayna, ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 günlük geçici ateşkes ve karşılıklı 1000 esir asker değişim inisiyatifini kabul ettiğini bildirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Trump'ın 3 günlük geçici ateşkes ve esir asker değişim inisiyatifini değerlendirdi. Esir asker değişimine önem verdiklerini işaret eden Zelenskiy, şunları kaydetti: "Kızıl Meydan, evlerine geri dönebilecek Ukraynalı esir askerlerin hayatlarından bizim için daha az önemli. Bu nedenle bugün, Amerikan tarafının arabuluculuğuyla yürütülen müzakere süreci kapsamında 1000'e karşı 1000 formatında savaş esiri değişimi yapılması konusunda Rusya'dan onay aldık. Ayrıca 9-11 Mayıs'ta ateşkes uygulanmalı. Ekibime değişim için gerekli hazırlıkların yapılması talimatı verdim." ABD yönetimine bu konudaki girişimlerinden dolayı minnettar olduğunu belirten Zelenskiy, "ABD'nin, Rus tarafının anlaşmalara uymasını sağlayacağını umuyoruz." ifadesini kullandı.
"ABD'NİN GİRİŞİMİNİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ"
Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov da başkent Moskova'da gazetecilere Trump'ın ateşkesle ilgili inisiyatifine dair açıklamalarda bulundu. Bu inisiyatifin, eski Sovyetler Birliği'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup etmesinin 81. yıl dönümüyle ilgili olduğunu belirten Uşakov, şöyle konuştu: "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatıyla, Trump'ın Rusya ve Ukrayna arasında esir askeri değişimi için ateşkes önerisinin Rus tarafınca kabul edildiğini teyit ediyorum. 9-11 Mayıs'ta ateşkes süresinde, karşılıklı 1000 esir asker değişiminin yapılması konusunda uzlaşıya varıldı. Rus ve Amerika arasında geçenlerde yapılan telefon görüşmesinin devamında yapılan bu girişimi memnuniyetle karşılıyoruz." Bu konudaki uzlaşıya, ABD'li temsilcilerle yaptıkları telefon görüşmeleri sırasında varıldığını dile getiren Uşakov, ABD temsilcilerinin bu esnada Kiev ile de irtibatta olduğunu aktardı. ABD Başkanı Donald Trump, gün içinde Rusya ile Ukrayna arasında 9-11 Mayıs tarihlerini kapsayan 3 günlük geçici ateşkes ilan edildiğini ve talebin doğrudan kendisinden geldiğini açıklayarak, "Umarım bu durum, bu uzun, ölümcül ve zorlu savaşın sonunun başlangıcı olur." ifadelerini kullanmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ile Ukrayna arasında 9-11 Mayıs tarihlerini kapsayan 3 günlük geçici ateşkes ilan edildiğini ve talebin doğrudan kendisinden geldiğini açıklayarak, "Umarım bu durum, bu uzun, ölümcül ve zorlu savaşın sonunun başlangıcı olur." değerlendirmesini yaptı.
Trump, daha önce Rusya tarafından duyurulan 3 günlük geçici ateşkese ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. ABD Başkanı, "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta 3 günlük ateşkes (9, 10 ve 11 Mayıs) ilan edildiğini duyurmaktan memnuniyet duyarım. Bu ateşkes, tüm askeri faaliyetlerin askıya alınmasını ve her iki ülkeden 1000 esirin takasını içermektedir." ifadelerini kullandı. Donald Trump, talebin doğrudan kendisinden geldiğini vurgulayarak, "Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin bunu kabul etmelerinden dolayı çok memnunum. Umarım bu durum, bu uzun, ölümcül ve zorlu savaşın sonunun başlangıcı olur." değerlendirmesinde bulundu. İki ülke arasındaki görüşmelerin devam ettiğini aktaran Trump, "Bu büyük çatışmayı sona erdirmek için görüşmeler devam ediyor ve her geçen gün bir sonuca daha da yaklaşıyoruz." ifadesini kullandı. Rusya Savunma Bakanlığı, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in talimatı doğrultusunda Sovyet halkının Büyük Vatanseverlik Savaşı'ndaki zaferinin 81. yıl dönümü dolayısıyla 8 Mayıs'tan 10 Mayıs'a kadar geçici ateşkes ilan edildiğini açıklamıştı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD donanmasının İran'a yönelik uyguladığı deniz ablukası kapsamında bugüne kadar 57 ticari gemiyi bloke ettiklerini ve 4 gemiyi devre dışı bıraktıklarını açıkladı.
CENTCOM, X hesabından yaptığı açıklamada, ABD'nin İran limanlarına giriş çıkışları bloke ettiği deniz ablukasına ilişkin güncel durumu paylaştı. Açıklamada, ABD ordusuna ait deniz unsurlarının bugüne kadar İran limanlarına giriş ve çıkış yapmaya çalışan toplam 57 ticari gemiyi bloke ederek farklı rotalara yönlendirdiği, 4 gemiyi ise devre dışı bıraktığı belirtildi. Ayrıca açıklamada, bir ABD destroyerinin, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan bir petrol tankerini bloke edip geri çevirdiği anlara ilişkin görseller de paylaşıldı. ABD Donanması, İran ile Pakistan'da düzenlenen ilk müzakere sürecinin başarısız olmasının ardından İran limanlarına giriş çıkışları durdurmak amacıyla 13 Nisan'da Hürmüz Boğazı'nı abluka altına almıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan hükümetleri arasındaki 3. tur görüşmelerin 14-15 Mayıs'ta yapılacağını açıkladı.
Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, İsrail-Lübnan görüşmelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Pigott, "Amerika Birleşik Devletleri, 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında iki gün sürecek yoğun görüşmelere ev sahipliği yapacak." ifadesini kullandı. İki ülkenin endişelerinin somut bir şekilde ele alınacağına ve Lübnan'daki Hizbullah etkisinin sona erdirilmesine yönelik sürecin görüşüleceğine işaret eden Pigott, "Görüşmeler, kalıcı barış ve güvenlik düzenlemeleri, Lübnan topraklarında Lübnan egemenliğinin tam olarak yeniden tesis edilmesi, sınırların belirlenmesi ve Lübnan'da insani yardım ve yeniden inşa için somut yolların oluşturulması için bir çerçeve oluşturacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Pigott, ABD'nin her iki ülkeyle yakın temas halinde olmaya devam edeceğinin altı çizdi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Umman Körfezi'nde ABD ablukasını ihlal ederek İran limanlarına girmeye çalışan İran bandıralı iki petrol tankerinin savaş uçakları tarafından vurularak etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, 'M/T Sea Star III' ve 'M/T Sevda' adlı boş durumdaki petrol tankerlerinin 8 Mayıs'ta Umman Körfezi'ndeki bir İran limanına giriş yapmaya çalışırken durdurulduğu bildirildi. Açıklamada, USS George H.W. Bush uçak gemisinden kalkan bir F/A-18 Super Hornet tipi savaş uçağının, gemilerin bacalarına hassas mühimmat atışı yaparak her iki tankeri de etkisiz hale getirdiği ve İran'a girişlerini engellediği kaydedildi.
Açıklamanın devamında, 6 Mayıs tarihinde de 'M/T Hasna' adlı İran bandıralı başka bir tankerin benzer gerekçeyle hedef alındığı hatırlatıldı. Umman Körfezi'nden İran'a geçmeye çalışan söz konusu tankerin, USS Abraham Lincoln (CVN 72) gemisinden havalanan bir F/A-18 savaş uçağı tarafından 20 milimetrelik top atışlarıyla dümeninden vurularak devre dışı bırakıldığı belirtildi. CENTCOM, her üç geminin de İran'a geçişinin kalıcı olarak durdurulduğunu ifade etti.
‘ABLUKAYI UYGULAMAYA KARARLIYIZ’
Operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan CENTCOM Komutanı Brad Cooper, bölgedeki denetimlerin tavizsiz süreceğini vurgulayarak, “Orta Doğu'daki ABD güçleri, İran'a giren veya çıkan gemilere yönelik ablukanın tam olarak uygulanmasına kararlıdır. Üniformalı, son derece eğitimli kadın ve erkek personelimiz inanılmaz bir iş çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan açıklamada, abluka kurallarına uyulmasını sağlamak amacıyla bugüne kadar birden fazla ticari geminin etkisiz hale getirildiği ve 50'den fazla geminin rotasının zorla değiştirildiği bilgisi de paylaşıldı.
İran basını, İran Silahlı Kuvvetleri ile ABD güçleri arasında son saatlerde Hürmüz Boğazı'nda aralıklarla çatışmalar yaşandığını bildirdi.
İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, "Son bir saattir, Hürmüz Boğazı'nda İran Silahlı Kuvvetleri ile Amerikan gemileri arasında dağınık çatışmalar yaşanıyor." ifadelerine yer verildi.
ABD'nin dün İran'a ait bir petrol tankerine saldırısının ardından İran donanması, ABD'nin bölgedeki savaş gemilerini füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla hedef almıştı. ABD güçleri de bunun ardından İran'ın güneyindeki kıyı şeridinde bazı bölgelere saldırmıştı.
İran, ABD'nin sivil hedeflere saldırdığını ve sivil bir tekneye saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin de yaralandığını duyurmuştu. Saldırı sonucunda da 4 kişinin kaybolduğu ifade edilmişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ABD donanma unsurlarına "herhangi bir tahrik olmadan" saldırılar düzenlediğini ve bu saldırılara "savunma amaçlı" karşılık verdiklerini iddia etmişti.
İran, daha sonra "bölgesel koşulları kötüye kullanarak İran'ın petrol ihracatına zarar vermeye çalışan" yabancı bir petrol tankerine müdahale ederek, el koyduğunu bildirmişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 73 tanker gemisinin İran limanlarına giriş ve çıkışının engellendiğini bildirdi.
CENTCOM tarafından, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından İran'daki son duruma ilişkin açıklama yapıldı.
ABD'nin 73 tanker gemisinin İran limanlarına giriş ve çıkışını engellediği bildirilen açıklamada, söz konusu ticari gemilerin, tahmini değeri 13 milyar doların üzerinde olan 166 milyon varilden fazla İran petrolünü taşıma kapasitesine sahip olduğu ifadeleri yer aldı.
Açıklamada ayrıca, 50'den fazla geminin rotasının değiştirildiği aktarıldı.
SON DURUM
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 28 Şubat'ta başlayan ABD/İsrail saldırılarının ardından 2 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nın geçişlere kapatıldığını duyurmuştu.
İran ile Pakistan'da düzenlenen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından ABD, 13 Nisan'da Hürmüz Boğazı'nda İran deniz trafiğini hedef alan ablukaya başlamıştı.
CENTCOM 2 Mayıs'taki açıklamasında, son 20 günde ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasında 48 geminin rotasının değiştirildiği belirtilmişti.
Deniz ablukası kapsamında ABD ordusu geçen ay Asya sularında İran bayraklı en az üç tankere müdahalede bulunmuştu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD istihbaratına dayandırılan İran’ın füze kapasitesine ilişkin değerlendirmelere tepki göstererek, "CIA yanılıyor. Füze stoklarımız ve fırlatma kapasitemiz 28 Şubat’a kıyasla yüzde 75 seviyesinde değil. Doğru rakam yüzde 120’dir" dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) dayandırılan ve İran’ın balistik füze kapasitesinin büyük bölümünü koruduğunu öne süren değerlendirmelere tepki gösterdi. Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin diplomatik çözüm ihtimali ortaya çıktığında askeri adımlara yöneldiğini savunarak, "Masada diplomatik bir çözüm olduğu her seferde ABD pervasız bir askeri maceraya yöneliyor. Bu yalnızca baskı kurmaya yönelik kör bir taktik mi? Yoksa ABD Başkanı’nı bir kez daha yeni bir bataklığa sürüklemek isteyen bir sabotajcının hilesi mi" ifadelerini kullandı.
"DİPLOMASİ HER ZAMAN KURBAN OLUR"
İran halkının baskı karşısında geri adım atmayacağını belirten Abbas Arakçi, "Sebep her ne olursa olsun sonuç hep aynıdır: İran halkı asla baskı karşısında boyun eğmez ve diplomasi her zaman kurban olur" dedi.
"CIA YANILIYOR"
Abbas Arakçi, İran’ın füze kapasitesine ilişkin iddiaları da reddederek, "CIA yanılıyor. Füze stoklarımız ve fırlatma kapasitemiz 28 Şubat’a kıyasla yüzde 75 seviyesinde değil. Doğru rakam yüzde 120’dir. Halkımızı savunmaya yönelik hazırlığımız ise yüzde bindir" ifadelerini kullandı.
ABD’DEN İRAN’IN FÜZE GÜCÜNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
ABD basınında yer alan ve ABD istihbarat kaynaklarına dayandırılan analizde, İran’ın haftalar süren yoğun ABD ve İsrail saldırılarına rağmen balistik füze kapasitesinin önemli bölümünü koruduğu öne sürülmüştü. Analizde, İran’ın savaş öncesindeki mobil füze rampalarının yaklaşık yüzde 75’ini ve füze stoklarının yaklaşık yüzde 70’ini elinde bulundurduğu iddia edilirken, yer altı depolama tesislerinin büyük bölümünün yeniden faaliyete geçirildiği belirtilmişti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin diplomatik çözüm masadayken her seferinde "askeri maceraya" atıldığı değerlendirmesinde bulunarak, "İranlılar baskıya asla boyun eğmez." ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi, X sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajında, dün gece İran ve ABD arasında Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan askeri hareketliliği değerlendirdi.
“İRANLILAR ASLA BASKIYA BOYUN EĞMEZ”
Pakistan'ın aracılığında devam eden diplomatik sürece işaret eden Erakçi, "Ne zaman diplomatik süreç masada olsa ABD, pervasızca askeri maceraya yöneliyor. Bu kaba bir baskı taktiği mi? Yoksa süreci bozmak isteyenlerin ABD Başkanı'nı başka bir bataklığa sürüklemek için kandırması mı? Nedenleri ne olursa olsun, sonuç aynı: İranlılar asla baskıya boyun eğmez." değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin dün İran'a ait bir petrol tankerine saldırısının ardından İran donanması, ABD'nin bölgedeki savaş gemilerini füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla hedef almıştı. ABD güçleri de bunun ardından İran'ın güneyindeki kıyı şeridinde bazı bölgelere saldırmıştı.
İran medyası İran'ın bir tankere daha el koyduğunu açıkladı
İran ordusu, ABD güçlerinin ateşkesi ihlal ederek Hürmüz Boğazı yönüne ilerleyen İran'a ait bir petrol tankerini hedef aldığını bildirdi.
İran Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcülüğü ve İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından, Hürmüz Boğazı ve çevresinde ABD güçleriyle yaşanan çatışmalara ilişkin açıklamalar yapıldı.
Hatemül Enbiya Karargahı'ndan yapılan açıklamada, ABD'nin anlaşmayı bozduğu belirtilerek, “Saldırgan ve terörist ABD ordusu, ateşkesi ihlal ederek Jask bölgesindeki İran karasularından Hürmüz Boğazı'na doğru hareket eden bir İran petrol tankerini ve ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nin Füceyre Limanı açıklarında Hürmüz Boğazı'na girmekte olan başka bir gemiyi hedef aldı” denildi.
3 BÖLGEYE HAVA SALDIRISI DÜZENLENDİ
ABD'nin bazı müttefiklerinin desteğiyle sivil yerleşim yerlerini de vurduğuna değinilen açıklamada, “Eş zamanlı olarak, bölgedeki bazı ülkelerin iş birliğiyle Bender Hamir, Sirik ve Keşm Adası kıyılarındaki sivil bölgelere hava saldırısı düzenlendi.
İran Silahlı Kuvvetleri de derhal misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nın doğusunda ve Çabahar Limanı'nın güneyinde bulunan ABD askeri gemilerine saldırarak onlara önemli ölçüde hasar vermiştir. ABD ve onu destekleyen ülkeler bilmelidir ki, İran her türlü saldırıya tereddütsüz ve güçlü bir şekilde ezici bir yanıt verecektir” ifadelerine yer verildi.
“ABD MUHRİPLERİ BÖLGEDEN KAÇTI”
Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan ayrı bir açıklamada ise ABD muhriplerine füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) yoğun bir misilleme yapıldığı aktarıldı. Açıklamada operasyonun detaylarına ilişkin şunlar kaydedildi:
“ABD ordusunun ateşkesi ihlal ederek Jask Limanı yakınlarında bir tankerimize saldırması ve muhriplerinin Hürmüz Boğazı'na yaklaşmasının ardından, düşman muhriplerine yönelik gemisavar balistik ve seyir füzeleri ile yüksek patlayıcılı savaş başlıklarına sahip kamikaze İHA'ların kullanıldığı çok yoğun ve isabetli karma bir operasyon gerçekleştirildi. İstihbarat gözlemleri Amerikan unsurlarına önemli hasarlar verildiğini ve üç düşman gemisinin Hürmüz Boğazı bölgesinden hızla kaçtığını gösteriyor.”
Hürmüz Boğazı'nda patlama yaşanan Panama bayraklı ve Güney Kore şirketince işletilen geminin Dubai'ye ulaştığı ve burada yapılacak incelemelerin ardından patlamanın nedeninin belirleneceği belirtildi.
Yonhap'ın haberine göre, HMM Namu isimli kargo gemisi, gece saatlerinde Dubai Limanı'na ulaştı.
Bölgeye gönderilen Güney Koreli ekip incelemelerin ardından gemideki patlamanın "İran saldırıları sonucu mu yoksa mekanik kaynaklı mı olduğuna" karar verecek.
NE OLMUŞTU?
Merkezi Güney Kore'de bulunan HMM Co tarafından işletilen Panama bayraklı gemide, Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında, boğazdaki sularda demirli bulunduğu sırada 4 Mayıs'ta patlama meydana gelmiş ve ardından yangın çıkmıştı.
Gemide 6'sı Güney Koreli, 18'i yabancı olmak üzere toplam 24 kişiden oluşan mürettebatın bulunduğu aktarılmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen Güney Kore bandıralı bir gemiye saldırı düzenlediğini ve buna karşılık İran'a ait 7 botu batırdıklarını belirtmişti.
İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgeler dışında kalan 6 belde için halkı göçe zorlayarak saldırı tehdidinde bulundu.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Numeyriyye, Tayr Falsay, Halusiyye, Yukarı Halusiyye, Tora ve Marake beldelerini hedef alacağını bildirdi.
Adraee, bölgedeki Lübnanlılardan yaşadıkları yerlerden en az 1 kilometre uzaklaşmalarını istedi.
Adraee'nın saldırı tehdidinde bulunduğu beldelerin 5'i Lübnan'ın güneyinde İsrail işgali altındaki alanların dışında yer alırken, biri de Litani Nehri'nin kuzeyinde bulunuyor.
İsrail ordusu Lübnan'ın güneyinde daha önce de çok sayıda belde için saldırı tehdidinde bulunmuştu.
- İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkes
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan beri İsrail saldırılarında 2 bin 700'den fazla kişinin öldüğünü bildirmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah da ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.
Suudi Arabistan merkezli Al-Hadath kanalına göre, Riyad yönetimi hava sahasının saldırı amaçlı kullanılmasına izin vermeyecek. Suudi Arabistan Kamu Diplomasisinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Raid Krimly, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan, gerilimi azaltma ve müzakere çabalarını destekleme tutumunu sürdürmektedir." ifadesini kullandı.
Al-Hadath'ın ismi açıklanmayan Suudi Arabistanlı bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan'ın, gerilimin azaltılmasını ve Pakistan'ın bölgedeki savaşın sona erdirilmesi için bir anlaşmaya varma çabalarını desteklediği belirtildi.
“HAVA SAHASI SALDIRI AMAÇLI KULLANILMAYACAK”
Riyad yönetiminin, hava sahasını saldırı amaçlı askeri operasyonları desteklemek için kullanılmasına izin vermeyeceği aktarıldı.
Haberde, "Şüpheli nedenlerle Suudi Arabistan'ın tutumunu yanlış temsil etmeye çalışan taraflar var." ifadesine yer verildi.
"SUUDİ ARABİSTAN, GERİLİMİ AZALTMA VE MÜZAKERE ÇABALARINI DESTEKLEME TUTUMUNU SÜRDÜRMEKTEDİR"
Suudi Arabistan Kamu Diplomasisinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Raid Krimly, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan, gerilimi azaltma ve müzakere çabalarını destekleme tutumunu sürdürmektedir." ifadesini kullandı.
Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin dünkü haberine işaret eden Krimly, Suudi Arabistanlı olduğu iddia edilen ve isimsiz kaynaklardan aktarılan haberlere karşı dikkat edilmesi çağrısında bulundu.
Gazetenin haberinde, ABD'nin, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini sağlamaya yönelik başlattığı "Özgürlük Projesi"nin ardından Suudi Arabistan ve Kuveyt'in Amerikan ordusuna getirdiği "üslerini ve hava sahalarını kullanmasına yönelik" kısıtlamaları kaldırdığı iddia edilmişti.
ABD İLE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA HÜRMÜZ BOĞAZI "ANLAŞMAZLIĞI"
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mayıs itibarıyla, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ve Orta Doğu'daki krizle ilgisi olmayan "tarafsız" ülkelere ait gemilerin boğazdan geçişine yardım etmeye başlayacaklarını açıklamış ve buna "Özgürlük Projesi" adını vermişti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da verdiği basın brifinginde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savunmuştu.
Trump, 6 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulmasına karar verdiklerini bildirmişti.
Amerikan NBC News'ün isimlerini vermek istemeyen iki ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Trump'ın sosyal medya hesabından duyurduğu operasyon, Körfez ülkelerinde sürpriz etkisi yaratmıştı.
Yetkililerin, Suudi Arabistan yönetiminin, ABD ordusunun Prens Sultan Hava Üssü'nden uçuş gerçekleştirmesine ve ülkenin hava sahasını kullanmasına izin vermeyeceğini Washington'a bildirdiği iddia edilmişti.
Trump ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında yapılan görüşmeden de sonuç çıkmadığını ileri süren yetkililer, bunun üzerine Trump'ın operasyonu geçici askıya aldığını iddia etmişti.
Öte yandan Beyaz Saray yetkilisi, bölgedeki müttefiklerin konu hakkında önceden haberdar edildiğini savunmuştu.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı, ülkenin yeni füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına hedef olduğunu ve hava savunma sistemlerinin saldırılara karşı devreye girdiğini açıkladı.
ABD ve İran arasında yaşanan son askeri gerginliğin yankıları sürerken, BAE’den bölgesel güvenlik endişelerini artıracak bir açıklama geldi. BAE Savunma Bakanlığı, ülkenin yeni füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına hedef olduğunu ve hava savunma sistemlerinin saldırılara karşı devreye girdiğini duyurdu. Ülke genelinde duyulan seslerin saldırıları engellemeye yönelik angajman operasyonlarının sonucu olduğu belirtilirken, saldırıların kim tarafından gerçekleştirildiği ya da herhangi bir hasara yol açıp açmadığına ilişkin detaylı bilgi verilmedi. Halka sakin olma ve güvenlik talimatlarına uyma çağrısı yapıldı.
Lübnan basını, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile muhtemel bir görüşmeyi ülkede "istikrar çabalarına zarar vereceği" düşüncesiyle reddettiğini yazdı.
Ed-Diyar gazetesinin resmi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD'de yapılan müzakere sürecine ilişkin bilgilere yer verildi.
Haberde, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn'ın, İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşme yapmak konusunda mesafeli tutumunu koruduğu ifade edildi.
Lübnan tarafının "Netanyahu ile yapılacak bir görüşmenin halihazırdaki istikrar çabalarına zarar vereceği" uyarısını ABD'li yetkililere ilettiği belirtilen haberde, Washington'ın da bu yaklaşımı olumlu karşıladığı aktarıldı.
Haberde, Beyrut'un Tel Aviv ile barış anlaşması imzalamayı hedeflemediği, temel amacının "sınır güvenliği ve toprak bütünlüğünü sağlamak" olduğu kaydedildi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ülkeye yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları nedeniyle hava savunma sistemlerinin devreye girerek müdahale ettiğini duyurdu.
BAE Savunma Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan paylaşımda, konuya ilişkin bilgi verildi.
Ülkede duyulan patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin müdahalesinden kaynaklandığı belirtilen açıklamada, "Hava savunma sistemlerimiz, füze ve İHA'lara karşı aktif bir şekilde müdahale etmektedir." ifadelerine yer verildi.
ABD Başkanı Donald Trump, "Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Umman Körfezi'ne doğru ilerlerken İran'ın herhangi bir tahrik olmadan saldırdığı" açıklanan donanma unsurlarına ilişkin, "Üç muhrip gemi de hasar görmedi ancak İranlı saldırganlara büyük zarar verildi." ifadesini kullandı.
Trump, sosyal medya hesabından, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Hürmüz Boğazı'ndaki savaş gemilerine saldırı düzenlendiğine yönelik duyurusuna ilişkin paylaşım yaptı.
ABD ordusuna ait üç muhrip geminin Hürmüz Boğazı'ndan "ateş altında çok başarılı şekilde geçtiğini" belirten Trump, şöyle devam etti:
"Üç muhrip gemi de hasar görmedi ancak İranlı saldırganlara büyük zarar verildi. Tamamen yok edildiler ve tümüyle imha edilmiş donanmalarının yerini almak için kullanılan çok sayıda küçük tekneyle birlikte denize gömüldüler."
Trump, ABD'ye ait muhrip gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısı olduğunu ancak bunların "kolayca düşürüldüğünü" iddia etti.
İran'ı "delilerin yönettiğini" savunan Trump, "Eğer nükleer silah kullanma şansları olsaydı hiç tereddüt etmeden kullanırlardı ama böyle bir fırsata asla erişemeyecekler. Tıpkı bugün onları tekrar alt ettiğimiz gibi, eğer anlaşmalarını hızlı şekilde imzalamazlarsa, gelecekte onları çok daha sert ve çok daha şiddetli şekilde alt edeceğiz." ifadelerine yer verdi.
Trump, bu üç muhrip geminin ve mürettebatın "deniz ablukasına yeniden katılacağını" kaydetti.
Fox News kanalı, üst düzey bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD ordusunun İran'ın Keşm Limanı ile Bender Abbas'a hava saldırıları düzenlediğini ancak bunun "ABD için ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini" iddia etmişti.
CENTCOM ise ABD ordusunun Keşm Limanı ve Bender Abbas'a yönelik hava saldırılarına ilişkin açıklamasında, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Umman Körfezi'ne doğru ilerleyen ABD donanma unsurlarına "herhangi bir tahrik olmadan" saldırılar düzenlediğini ve bu saldırılara "savunma amaçlı" karşılık verdiklerini öne sürmüştü.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin ateşkesi ihlal ederek İran’a ait gemileri ve bazı sivil bölgeleri hedef aldığını açıklayarak, "İran, her türlü saldırı ve ihlale hiçbir tereddüt göstermeden güçlü ve yıkıcı şekilde karşılık verecektir" dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin ateşkesi ihlal ederek İran’a ait gemileri ve bazı sivil bölgeleri hedef aldığını açıkladı. Zülfikari açıklamasında, "Saldırgan, ABD ordusu, ateşkesi ihlal ederek İran’ın kıyı sularında Cask bölgesinden Hürmüz Boğazı’na doğru hareket eden bir İran petrol tankerini ve Hürmüz Boğazı’na giriş yapan başka bir gemiyi BAE’nin Füceyre Limanı açıklarında hedef aldı. Aynı anda bazı bölge ülkelerinin iş birliğiyle Bender Hemir, Sirik kıyıları ve Keşm Adası’ndaki sivil bölgeler de hava saldırısına maruz kaldı" dedi.
İran Silahlı Kuvvetleri’nin de derhal karşılık verdiği belirten Zülfikari, "Hürmüz Boğazı’nın doğusu ile Çabahar Limanı’nın güneyindeki ABD askeri unsurlarına saldırı düzenlendi ve ciddi zarar verildi. Suçlu ve saldırgan ABD ile ona destek veren ülkeler şunu iyi bilmelidir ki İran, geçmişte olduğu gibi bugün de her türlü saldırı ve ihlale hiçbir tereddüt göstermeden güçlü ve yıkıcı şekilde karşılık verecektir" ifadelerini kullandı.
İran basını, Hürmüz Boğazı yakınlarında 3 ABD savaş gemisinin İran Deniz Kuvvetleri’nin saldırısının hedefi olduğunu duyurdu. Haberde, saldırının füze ve kamikaze İHA’larıyla gerçekleştirildiği belirtilirken, ABD’ye ait savaş gemilerinin Umman Denizi’ne doğru geri çekildiği aktarıldı.
İran basını, Hürmüz Boğazı çevresinde ABD savaş gemileri ile İran güçleri arasında yaşanan gerilime ilişkin detay paylaştı. Adı açıklanmayan bir kaynağa dayandırılan haberde, Hürmüz Boğazı yakınlarında bulunan 3 ABD savaş gemisinin İran Deniz Kuvvetleri’nin saldırısının hedefi olduğu bildirildi. Haberde, ABD’ye ait savaş gemilerinin Umman Denizi’ne doğru geri çekildiği aktarılırken, saldırının füze ve kamikaze İHA’larla gerçekleştirildiği ifade edildi.
Haberde ayrıca olayın boyutuna ilişkin resmi makamlarca henüz ayrıntılı açıklama yapılmadığı belirtilirken, bölgede gerilimin sürdüğü kaydedildi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ABD donanma unsurlarına "herhangi bir tahrik olmadan" saldırılar düzenlediğini ve bu saldırılara "savunma amaçlı" karşılık verdiklerini iddia etti.
CENTCOM, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ABD ordusunun İran'ın Keşm Limanı ve Bender Abbas'a yönelik hava saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.
Söz konusu hava saldırılarının "İran'ın herhangi bir tahrik olmadan yaptığı saldırılara karşı meşru müdafaa amaçlı" gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, "7 Mayıs'ta ABD donanmasına ait güdümlü füze destroyerleri Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Umman Körfezi'ne doğru ilerlerken, ABD güçleri İran'ın herhangi bir tahrik olmadan yaptığı saldırıları engelledi ve meşru müdafaa amaçlı saldırılarla karşılık verdi." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, İran’ın çok sayıda füze, insansız hava aracı ve küçük botlarla saldırılar düzenlediği iddia edilerek, ABD donanmasına ait hiçbir unsurun vurulmadığı vurgulandı.
ABD donanmasının söz konusu saldırıların kaynağı olduğu tespit edilen İran askeri tesislerini hedef aldığı ifade edilen açıklamada, hangi bölgelerin hedef alındığı ise paylaşılmadı.
Açıklamada, "gerginliğin tırmanmasının istenmediği ancak CENTCOM'un "ABD güçlerini korumaya" devam edeceği kaydedildi.
Fox News kanalı, üst düzey bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD ordusunun İran’ın Keşm Limanı ile Bender Abbas’a hava saldırıları düzenlediğini ancak bunun "ABD için ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini" iddia etmişti.
İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD ordusunun ateşkesi ihlal ederek bir İran petrol tankerine saldırdığını belirtti.
Tesnim Haber Ajansı, Zülfikari'nin konuya ilişkin açıklamasını yayımladı.
Açıklamada, "ABD ordusu ateşkesi ihlal ederek, İran kıyı sularında Cask bölgesinden Hürmüz Boğazı yönüne ilerleyen İran'a ait bir petrol tankerini hedef aldı." ifadesi yer aldı.
İranlı Sözcü, ayrıca yine ABD ordusunun, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Füceyre açıklarında Hürmüz Boğazı'na giriş yapan başka bir gemiye daha saldırı düzenlediğini kaydetti.
Açıklamada, ABD tarafından hedef alınan gemilerin zarar görüp görmediğine ilişkin bilgi verilmedi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ilk defa Mısır'a ait savaş uçaklarının ülkede konuşlandığını bildirdi.
BAE resmi haber ajansı WAM'da yer alan haberde, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin Abu Dabi'de bir araya geldiği belirtildi.
İki liderin, bölgesel gelişmeleri ve bunların hem bölge hem de uluslararası güvenlik ve istikrar üzerindeki etkilerini ele aldıkları aktarılan haberde, Bin Zayid ve Sisi'nin ayrıca Mısır savaş uçaklarının konuşlandığı BAE'deki birliği ziyaret ettikleri ifade edildi.
Söz konusu birliğin operasyonel yetenekleri geliştirme ve çeşitli zorluklara hazırlık çabalarının yerinde incelendiğine işaret edilen haberde, BAE'de konuşlandırılan savaş uçaklarıyla ilgili ayrıntı verilmedi.
Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Sisi, Abu Dabi ziyaretinde "mevcut bölgesel koşullar ışığında Mısır'ın BAE ile dayanışmasını" teyit etti.
Mısır'ın BAE'nin güvenliği ve istikrarına verdiği desteğini yineleyen Sisi, "İran'ın BAE egemenliğine yönelik saldırılarını reddettiklerini" belirtti.
Sisi, "Bu saldırılar, uluslararası hukukun ve BM Şartı'nın ilkelerinin açık bir ihlali ve bölgenin ve genel olarak dünyanın güvenliğini ve istikrarını tehdit eden tehlikeli bir tırmanıştır." ifadesini kullandı.
ABD medyası, ABD ordusunun İran’ın Keşm Limanı ile Bender Abbas’a hava saldırıları düzenlediğini ancak bunun "ABD için ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini" iddia etti.
Amerikan Fox News kanalı, üst düzey bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Amerikan ordusunun İran’a yönelik hava saldırıları düzenlediğini iddia etti.
Haberde, ABD’li yetkilinin Amerikan ordusunun İran’ın Keşm Limanı ile Bender Abbas’a hava saldırıları düzenlediği ancak bunun "savaşın yeniden başladığı" ya da "ateşkesin sona erdiği" anlamına gelmediği yönündeki açıklamasına yer verildi.
Söz konusu hava saldırılarına ilişkin Beyaz Saray veya Pentagon'dan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.